Özellikle başımız sıkıştığında behemehâl Allah’ı hatırlayıp yana yakıla dua ve niyazda bulunmaya ihtiyaç duyuyoruz; fakat duanın gerçek mahiyeti ve dinî tecrübedeki yeri konusunda çok farklı şeyler söylendiğini de biliyoruz.
20.04.2020 01:51
4.506 okunma
Dua nedir, ne değildir?
Mustafa Öztürk
Özellikle başımız sıkıştığında behemehâl Allah’ı hatırlayıp yana yakıla dua ve niyazda bulunmaya ihtiyaç duyuyoruz; fakat duanın gerçek mahiyeti ve dinî tecrübedeki yeri konusunda çok farklı şeyler söylendiğini de biliyoruz.

Hatta duanın anlamlı ve faydalı bir şey olup olmadığı hususunda ilginç şeyler işitiyoruz. Klasik İslami kaynakları karıştırdığımızda, dua konusunun asırlar öncesinde de aynı minvalde tartışıldığını görebiliyoruz. Mesela, Fahreddîn er-Râzî’nin aktardığı bilgilere göre bazı kimseler duanın anlamsız ve faydasız olduğu iddiasında bulunmuşlardır. Buna göre dua yoluyla talep edilen şeyin vuku bulacağı Allah nezdinde biliniyorsa bunun için duaya gerek yoktur; çünkü nasıl olsa o şey vuku bulacaktır. Yok, eğer vuku bulmayacağı Allah tarafından biliniyorsa bunun için dua etmek yine faydasızdır; çünkü o şeyin vukuu imkânsızdır. Meydana geleceği Allah tarafından ezelde takdir edilen şeyin vukuunu önlemek mümkün olmadığı gibi ilahi planda takdir edilmeyen şeyin vukuunu sağlamak da mümkün değildir. Kısacası, dua ezeli takdiri değiştiren bir şey değildir. Ayrıca bütün her şey Allah nezdinde malum olduğuna göre dua yoluyla ihtiyaçlarımızı bir bakıma O’na hatırlatmak kulluğa yakışmaz. Keza dua insanın kendi muradını Allah’ın muradına tercih etmek anlamına geldiğinden, edebe de aykırıdır.

Bilindik kaza-kader anlayışı çerçevesinde formüle edildiği anlaşılan bu görüş ilk bakışta makul karşılanabilir; fakat bize göre pek sağlıklı ve tutarlı değildir. Öncelikle dua insanın acz ve ihtiyaç içinde oluş halini Allah’a arz etmesidir. Muhammed İkbal’in ifadesiyle, dua, kâinatın dehşet verici sessizliği içinde insanoğlunun kendisine bir cevap bulmak için hissettiği derin hasret ve iştiyakın ifadesidir. Bu sebeple, duanın Allah tarafından bilinmeyen bir şeyi O’na hatırlatmak ya da kendi muradımızı Allah’ın muradına tercih etmek gibi bir anlam taşımadığını belirtmek gerekir. Öte yandan, Allah kaza ve kadere mahkûm değildir. Nasıl ki geleneksel inanç ve anlayışa göre kaderin olaylara önceliği varsa Allah’ın da kaza ve kadere önceliği vardır. Ayrıca şunu bilmek gerekir ki Allah’ın insan ve tarihle ilişkisi keyfi ve gelişigüzel değil, ilkeli/prensipli şekilde kurulur ve bu prensipli ilişki Kur’an’da da aynı manada geçen “sünnetullah” kavramında ifadesini bulur. Buna göre insanın duayla Allah’a yönelmesi ve talep ettiği şeylerin bu sayede gerçekleşmesi de “sünnetullah” diye tabir edilen ezeli-ilahi prensiplerin tahtında bulunur. Başka bir ifadeyle, Allah, insan ve toplumla ilişkisini değişmez prensiplerle (sünnetullah) belirlediğine göre duanın yeri ve işlevi de bu kapsamda yer alır. Bu durumda, “Dua ezeli takdiri değiştirir mi değiştirmez mi?” gibi bir meseleyi tartışmak anlamsızlaşır. 

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya