Salgının yayılım şiddetini artırdığı bir durumda ülkeleri yönetmek oldukça güçleşiyor. Liderler ve üst yönetimler ülke kültürlerine göre farklı tutum, davranış ve icraat sergiliyor. ABD, AB ülkeleri, İngiltere ve Rusya; insan sağlığı ve ekonomiyi olumsuz etkileyen Covit-19 virüsü karşısında ilk başta çaresiz kalmış görünüyor.
21.04.2020 01:42
4.972 okunma
Salgın Günlerinde Yönetim
Ali Akça

“Sakin bir denizde, herkes kaptan kesilir.”

John Ray

 

Salgının yayılım şiddetini artırdığı bir durumda ülkeleri yönetmek oldukça güçleşiyor. Liderler ve üst yönetimler ülke kültürlerine göre farklı tutum, davranış ve icraat sergiliyor. ABD, AB ülkeleri, İngiltere ve Rusya; insan sağlığı ve ekonomiyi olumsuz etkileyen Covit-19 virüsü karşısında ilk başta çaresiz kalmış görünüyor. 

Avrupa ülkeleri içinde Türkiye kendisine geç gelen virüse karşı şimdilik duruma hâkim gibi. Son günlerdeki vaka, ölüm ve iyileşme sayısı giderek artsa bile, Türkiye’nin durumu ve direnci süper güçlerden daha iyi görünmektedir. Salgın sonrası değişimler ülkemize de çok geniş ufuklar açacak, bu değişimde ülke yönetimlerinin nasıl şekilleneceği görülecektir.

Dünya yöneticilerinin kiminin karizmatik, kimilerinin ise sıkıcı olduğu düşünülebilir. Ancak lider ve yöneticiler asla yanlış ve kötü yönettiklerini kabullenmezler. Zaten böyle bir lüksleri de yoktur. Hatta yönetimin temelini oluşturan etkinlik ve verimlilik konusunda başarılı olduklarını bile ileri sürerler. ABD’de yeni yönetiminin yeni bakış açısıyla, salgına karşı daha rahat bir tavır takındığı ve önlemlerde geç kaldığı bilinmektedir.

Yönetimde; planlama, örgütlenme; yönlendirme ve koordinasyon önemlidir. Boy, kavim, kabile, feodal yönetimler zamanında olsaydık başarılı sayacağımız “el yordamı” yöntemi geçerli olabilirdi. İlave olarak, uzun deneyimler sonucunda oluşturulan ve önemli olanın işe başlamak olduğunu vurgulayan “kervan yolda düzülür” mantığı en güçlü sistem kabul edilebilirdi. Yahut “siz nasıl iseniz; idarecinizde öyle olur” hadisindeki bakış açısı dikkate alınabilirdi. Ancak şimdi çok ileride ve bilgi çağındayız.

Günümüzde “etkinlik ve verimlilik” yahut “el yordamı” ve “kervan yolda düzülür” yönetim tarzını hala uygulayan ülke liderleri mevcuttur. Ancak, bugünkü değişimin ve dönüşümün normal sınırları içinde getirdiği devlet, kurum ve uluslararası işletmeler arasındaki acımasız rekabete yeni tür yönetim çılgınlıkları da eklenince bu devasa rekabet şartlarına ayak uydurmak zorlaştı. Diğer taraftan, ülkelerde, kurumlarda ve iş dünyasında devrim niteliğinde yönetim anlayışı büyük değişim geçirdi. Akıl almaz biçimde teknoloji ve bilgi devrimi devam ederken birden bire ortaya çıktığı söylenen virüs her şeyi alt-üst ediverdi.

Bu kez hiçbir yöneticinin işi kolay değil, görünmeyen bir düşmanla mücadele ediliyor. Bu salgın tüm bilinenleri sil baştan oluşturacak gibidir. Başarılı yöneticiler alınan kararların sorumluluklarını da üstlenirler. Her dönem oluşan fırsatlara odaklanırlar. İyi yönetici önce savaşı kazanıp sonra savaşa gidendir. Hırslı, enerjik, keskin polemikçi liderler yönetemediklerini anlayıp mütevazı bir halde kenara çekilmeyi içlerine sindiremezler.                                                                                            

ABD-Çin rekabeti ve yıpratıcı ticaret savaşlarının başlaması dünya piyasalarını her alanda dayanılmaz bir hale sokmuştur. Bu çılgın rekabet sürecinde aniden çıkan (laboratuvarda üretildiği iddia edilen) bu virüs salgını tüm ezberleri bozuverdi. Zaten ekonomik çıkar için “İnsanlık” adına türlü saldırılar düzenlenip sinsi hesaplarla masum insanlar ve doğa katlediliyordu. Küreselleşme ve bölgesel topluluklar kurma yoluyla oluşturulan güç odaklarının dünya yönetiminde nasıl çıkarcı tavır aldıkları son dönemde daha açık biçimde görüldü. Endüstriye bulanmış dünya doğaya yeniden kavuşmanın imkânını iyice ortadan kaldırmıştı.

Şimdi dünyanın dilinde “Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak!” sözü dolaşıyor. Bu noktaya nasıl gelindiği unutuluyor. Sanki bir virüsü ile siyasal ve ekonomik faaliyetlerin yürütülmesi başta olmak üzere her şey bir anda değişiverdi. Uluslararası ürün, hizmet, sermaye işgücünün serbestçe dolaştığı sınırsız bir zamandan; insanların bu sınırlara kapalı olduğu dar bir yaşama geçmiş olduk. Mevcut sistemler sorgulanmaya başladı. Oysa dünya hiçbir zaman eskisi gibi olmadı, her gün çılgınlığa bir adım daha yaklaşıyor.

Ülkeler arasında üstünlük sağlama, ayakta kalabilme savaşı vardı. Toplumlar bütün kurum ve kuruluşları ile bu üstünlük yarışı içinde öne geçmeyi hedefliyorlardı. Türkiye ülke olarak, kamu ve özel sektörüyle daha güçlü olmak, diğer ülkelerle rekabet etmek, vatandaşını ve gelecek kuşakları daha kaliteli bir yaşam düzeyine hazırlamak için varlığının değerinin bilincinde ve ona değerler katarak geleneksel yönetim anlayışını değiştirdiği yıllar içerisindedir.

Bir virüsle ülkelerin sağlık sistemlerinden tutun, devletlere, ulus-üstü yapılara, aracı kurumlara kadar tüm yapıların böyle bir afette üye ülkelere yardım edip edemeyecekleri test edildi. Devletten devlete ilişki ve yardımların önemi ve önceliği görüldü. Biyolojik savaş, dijital savaş, biyo-terör gibi kavramlar yeniden gündelik hayatımızda canlandı. Ülke yöneticilerinin salgın krizi karşısında nasıl bir tutum takındıkları, yönetim kapasiteleri tek tek test edilmiş oldu. En önemlisi, insanlık sağlık sisteminin önemini fark edip test etti. Bilim insanları, sağlık donanım ve personelinin hayati önemi; sağlık ekibinin verdiği kahramanca hizmeti anlaşıldı.

Hayat birçokları için çok zorlaştı. Kısa süreli afallamadan sonra ülkeler birbirine yardım ve daha çok iyilik yapma yolunu seçti. İyiliğin bulaşıcı özelliği dünyada yeniden test edildi. AB ülkeleri, özellikle de İtalya, İspanya, Fransa’nın geçmiş siyasi şaşalı miraslarından fazla bir etki kalmadığı test edilmiş oldu. Ülkelerin üretimde dışa bağımlığı aza indirmek, kendi kendine yetmek için olağanüstü bir çaba içine girmeleri gerektiği ortaya çıktı. Stratejik ürünlerin sıkı denetimi gündeme geldi.                    

Bu gelişmeler çerçevesinde, Türkiye Doğu, Batı ve kendi jeopolitik haritasında olağanüstü bir güç inşasına devam etmeyi sürdürecektir. Bunu yapacak güç, siyasi birikim, toplumsal bilinç, teknoloji, güvenlik perspektifi vardır. Ancak yenidünya düzeni şekillenirken öncelikle içeride ve çevresinde birlik ve bütünlüğü oluşturabilmesi kaçınılmazdır.

Dünya zaten hiç yerinde durmadı. Derin kaygı, kuşku, endişe ve korku dolu süreç yerine şimdi yine umut ve mücadele ve güven dönemi başlayacaktır. Gün boyunca hiç durmadan düşünen, çalışan, capcanlı beyin taşıyan dünya yöneticilerinin halkına güven vermesi son derece önemlidir. Umut varsa insan her şeyi sonunda başaracak, gelecek hep daha güzel olacaktır.

Dostlukla…
Ali Akça

 

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Ali Akça
DİĞER YAZILARI

Ali AKÇA, Uludağ İşletme Fakültesi'nden 1982 yılında mezun oldu. Fransa'nın Montpellier kentinde, Paul Valéry Universitési'nde 1982-84 yılları arasında dil eğitimi için bulundu ve muhtelif araştırmalar yaptı. 1984-1986 yıllarında yedek subay olarak askerliğini tamamladı. 1986 yılında Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı’nda göreve başladı.  Fransa'nın Rouen Universitési'nde 1992-94 yıllarında İşletme Yüksek Lisansını tamamladı. 2002-2006 yılları arasında T.C. Kuveyt Büyükelçiliği’nde Ekonomi Müşavirliği görevinde bulundu. Halen, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nda görevini sürdürmektedir.

 

...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahabergazete@gmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya