Ramazan ayının girmesiyle birlikte iftar ziyafetleri, iftar davetleri artardı. Dostlarımızı, yakınlarımızı iftara davet eder, biz de onların davetine gider, birlikte iftar ederdik. Bu güzel âdet, hem insanların birbirlerine yaklaşmalarını sağlar, hem de yardımlaşma ve cömertlik duygularını canlandırırdı.
06.05.2020 14.35
1 yorum
2.362 okunma
RAMAZAN AYI YARDIMLAŞMA AYIDIR
Ahmet Sargın

Ramazan ayının girmesiyle birlikte iftar ziyafetleri, iftar davetleri artardı. Dostlarımızı, yakınlarımızı iftara davet eder, biz de onların davetine gider, birlikte iftar ederdik. Bu güzel âdet, hem insanların birbirlerine yaklaşmalarını sağlar, hem de yardımlaşma ve cömertlik duygularını canlandırırdı.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: “Amellerin en faziletlisi, bir müminin aybını örtmek, karnını doyurmak ve bir ihtiyacını karşılamak suretiyle onu sevindirmektir.” Allah-ü Teâlâ, yemek yediren cömertle meleklerine övünür. Misafir, sofrada bulunduğu müddetçe, melekler, ev sahibine dua eder.

 “Kim bir Müslüman kardeşine iftar vakti yemek yedirirse, onun sevabı kadar da kendisine sevap yazılır. Yemek yedirdiği kimselerin sevabından da hiçbir şey eksilmez.” (Tirmizî)

İftar vermek çok sevaptır. Yolda giderken bir oruçluya bir hurma veya bir zeytin verilse de iftar verme sevabına kavuşulur. Peygamber efendimiz, (Bir kimse, bu ayda bir oruçluya iftar verirse günahları affolur. O oruçlunun sevabı kadar ona sevab verilir) buyurunca, Eshab-ı kiramdan bazıları, bir oruçluyu iftar ettirecek kadar zengin olmadıklarını söylediler. Onlara cevaben (Bir hurmayla iftar verene de, yalnız suyla oruç açtırana da, biraz süt ikram edene de bu sevab verilir) buyurdu.

Hadis-i şeriflerde oruçluya yemek yedirmeyi teşvik ederken, başka bir hadisten öğrendiğimize göre Peygamberimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem bir yudum su, bir içim süt veya bir tek hurma ile de olsa iftar verilebileceğini ifade ediyor.

“İftar sofrasını hazırlamaya imkânım yok” diyerek dost ve akraba ziyaretlerini, Ramazan içinde iftar verip manevî mükâfatını elde etmeyi ihmal etmediğimiz zaman, çok şeyler kazandığımız gibi, güzel bir sünneti de işlemiş oluruz. 

Yine bir Hadis-i şerifte  buyuruldu ki: Amellerin en faziletlisi, bir müminin ayıbını örtmek, karnını doyurmak ve bir ihtiyacını karşılamak suretiyle onu sevindirmektir. Cennette öyle güzel köşkler vardır ki, bunlar, tatlı konuşan, yemek yediren ve herkes uyurken namaz kılanlar içindir. 

Orucun birçok faydaları vardır. Önemli faydalarından birisi de zenginlerin fakirleri hatırlamasını, fakirlerin ihtiyaçları ile ilgilenmesini sağlamaktır. Oruç zengine açlığı, dolayısıyla devamlı aç olanları hatırlatır. Zenginler Peygamber Efendimizin "Komşusu aç iken kendisi tok olarak sabahlayan bizden değildir." sözünü ramazan da daha çok hatırlar ve düşünürler. 

İnsanın güzel sesinden güzel konuşmasına, güzel ders anlatmasına varıncaya kadar hepsi Allah’ın nimetleri, Allah’ın kendisine nafaka olarak verdiği, infak ettiği şeyleri bunları da insanın vermesini Allah-ü Teâla istiyor. Yani, Allah’ın verdiği imkânları siz kendinize hapsetmeyin, başkalarıyla paylaşın, sesiniz güzelse güzel Kur’an okuyorsanız insanlar sizden istifade etsin. İyi konuşuyorsanız dinlesinler, ahlakınız güzelse örnek olun, rehberlik edin. Eviniz genişse çağırın misafir edin onları, orada çocuklar gelsinler oynasınlar. 

Yüce Allah’ın bu kesin emirlerine kulak asmayan, zekatını vermeyen, kimseye yardımcı olmayanlara Yüce Allah’ın hitabını dinleyelim:

“Allah’ın lütfu kereminden, kendilerine verilenlerden cimrilik edenler Allah’ın nimetini, Allah’ın muhtaç kullarından cimrilikle esirgeyenler, sanmasınlar ki bunlar için hayırlıdır. Onlar için asla hayırlı değildir. Kıyamet gününde zekatı verilmeyen mallar korkunç bir yılan olup sahibinin boynuna dolanacak ve sahibine ben senin dünyada zekatını vermediğin malınım, diyecektir. (Ali İmran 180, Tevbe 75-76 )

Allah’ın sevgili Resulü Hz. Muhammed SAV. sosyal barışın toplumsal yardımlaşmanın, cemiyet huzurunun anahtarı olan şu ölmez sözleri buyuruyor: “Elinfak minel iktar” Yani, fukara da olsanız varsa infak ediniz. Almaya değil, daima vermeye, bölüşmeye ve paylaşmaya alışınız, veren el alan elden üstündür.”

Hayır ve hasenat ayı olan mübarek Ramazan ayında, zengin, fakir herkes yardımlaşmalı, özellikle üzerimizde bir kuruşluk zekat borcu kalmamalıdır. Çünkü zekat kul borcudur. Unutmayalım ki, malımız da, canımız da bize emanettir. Emanetlerden sorulacağız. Ölenler bizim için mi ölüyorlar? Hayır. Bizlere de sıra gelecek. Er-geç Allah’a döneceğiz. Eliboş gitmeyelim. Ramazan büyük bir fırsattır. Hakkı ile değerlendirelim.

Bu Ramazan da Koronavirüs nedeniyle iftar sofraları düzenleyemiyoruz ama, elimizde yine güzel bir imkan var: Ramazan paketleri hazırlayıp dağıtımını sağlayabiliriz. Kendimiz dağıtamasak da Vefa Gruplarından dağıtım için yardım isteyebiliriz. Hayır kurumlarına, hayır derneklerine bağış yaparak fakir ve fukaraya yardımlarımızı ulaştırabiliriz. Fakir ve fukaraya iftar etmeleri için nakti yardımlarda bulunabiliriz. Hem biz sevinmiş, hem de onları sevindirmiş oluruz. Unutmayınız Ramazan yardım ve infak ayıdır!...Hayırlı Ramazanlar!..

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
1 yorum yapıldı
Tatlı dil
Ramazanda en güzel öğütler. Kaleminize kelâmınıza ömrünüze bereket Üstad
Yorum Ekleyen: Mustafa Yıldız     6.05.2020 16:11:30
YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya