Evlerimizde kapalı kaldığımız şu mübarek Ramazan günlerinde düşünme ve hissetme mekanizmaları daha iyi çalışıyor.
06.05.2020 14.36
2.472 okunma
NAMAZ BİR AŞKDIR
Mustafa Yıldız

Evlerimizde kapalı kaldığımız şu mübarek Ramazan günlerinde düşünme ve hissetme mekanizmaları daha iyi çalışıyor.

Âlemlerin Efendisi, boşuna Hira uzletini tercih etmemiş. En yüce ve en derin hikmetlere orada ulaşmış.

Evet, namaz bir aşkdır,  dedim.

Önce aşkı anlamaya çalışalım.

Çocukluk veya delikanlılık çağında aşk yaşamayan var mıdır, bilemem. Hemen herkes karşı cinsten birine açık veya gizli âşık olmuştur. Bunu yaşayanlar, onun nasıl bir tutku ve yürek yangını olduğunu bilirler.

Bizde beşerî aşkların en güzel örneği, Mecnun'un Leylâ'ya olan aşkıdır.

Leylâ için çölleri ayaklarının altında tüketen Mecnun, ona kavuştuğunda, onun herhangi bir kızdan çok farklı biri olmayıp kara kuru bir kız olduğunu görür ve " Benim hayalimdeki Leylâ daha güzeldi" diyerek bırakıp gider; araya araya gerçek aşkı olan Mevlâ'sını bulmuş, derler.

Evet gerçek budur. Maşuk, yani sevgili, ne kadar sevgilidir? 

Beşerî aşk, serap gibidir. Kavuşunca biter. Mecnun'un, Leylâ'yı görünce bittiğini gördüğü geçici ve kalıcı olmayan aşk gibi.

Peki, gönüldeki aşk biter mi? Hayır. O, öyle bir sevdadır ki güneşe can atan pervanelerin, güneşe kodlanmış ebedî aşkı gibidir. Çünkü aşk, bitmiş gibi olsa da bitmemiştir.

Âşık, maşukunun yanında her saniye o buluşmanın bitmesinin korkusunu, gönül titreyişi içinde yaşar.İster ki o buluşma hiç bitmesin. En çok sevdiğinden ayrı düşmenin nasıl yürek erittiğini bilir. Fakat ayrılmamaya imkân var mı? İnsan fâni, dünya hayatı fâni. Geçip gider de hoş ve boş bir hayal olur.

O halde bitmeyen bir aşk lazım.

En çok sevilmesi gereken, ALLAH'dır. Zira bizi o yaratmış; el, ayak, göz, kulak, yürek, mal mülk, hayat, sağlık...Saymakla bitmeyecek nimetler veren sahibimiz O'dur. O'ndan çok sevilmeye lâyık hiç bir varlık yoktur. Gerçek aşk da O'nu sevmek ve O'nun huzurunda olduğunu derinden hissetmektir.

Âşık, maşukunun yanında gönül titreşimlerine gark olduğu gibi kul da namazında, rükuunda, secdesinde sonsuz bir aşkla Yaradanının aşkını hissetmelidir. Ondan ayrı düşmenin, acı bir firak olacağını düşünerek ruhunu namaza yapıştırmalıdır. Böyle kılınan bir namazın Miraç makamı olduğunu hissetmeli ve ondan ayrılmanın hüzün verici olduğunu düşünerek  o neşvenin içinde kalmayı, ömrünün en müstesnâ anları bellemelidir. Namazın her saniyesini, her nefesini, sevgiliden ayrılmak istemeyen bir âşık edasıyla değerlendirmelidir. Böylesi bir namaz, hayatın bütün mutluluk yollarının ve selâmetin kapı anahtarlarını mümine hediye edebilir.

Ömür, akıp giden bir ırmak.  Beş vakit namaz, günde beş kez susuzluğumuzu gidermek için ondan aldığımız beş tas su mesabesindedir. Susuz kalmak, insanı öldürdüğü gibi namazsız kalmak da ruhu öldürür. O nedenle yeryüzünde ölü gezen sağlar çoktur. Aşk ile namaz kılan yüce ruh sahipleri ise azdır.

Bütün bunları bir mantık ve hissediş içinde söylememe rağmen böyle namaz kıldığımı  söyleyemem.

Rabbimden niyazım, bizi, namazı aşk ile kılan kullarından eylemesidir. 

Hayırlı Ramazanlar dileğiyle selam ve duada kalın.

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya