Köylü olmak, hayatın içinde, güneş altında, tarlada, çayırda hasat zamanı orakla buğdayları biçmek, şafakla uyanıp, yatsı ezanlarıyla uykuya yatmaktır.
11.05.2020 01:01
1.016 okunma
TEMMUZ SICAĞINDA ORUÇ TUTUP SUYUN LEZZETİNİ HİSSETMEK
Abdurrahman Zeynal

Köylü olmak, hayatın içinde, güneş altında, tarlada, çayırda hasat zamanı orakla buğdayları biçmek, şafakla uyanıp, yatsı ezanlarıyla uykuya yatmaktır.

Kışın köy odalarında oturup büyüklerin askerlik anılarını dinlemek, halk hikayelerinden "Aşık Garip ile Şahsenem", "Kerem ile Aslı", "Ferhat ile Şirin" dinlemek.......! Edepli, hayalı yani töreli olmaktı.

Zordur köylü olmak. Kışı başka, baharı ayrı, yazın alın teri dökmekti. Hele birde Ramazan Temmuz, Ağustos aylarına denk gelirse diyecek yoktu...

Temmuz sıcağında köylü olup burçak tarlasında oruç tutmak var ya....! Anlatılacak gibi değil.... Hele birde delikanlılığın tam ortasında oruç tutuyorsanız..... Neden mi?

1970'li yıllar... Geceler kısa, gündüzler oldukça uzundu. Tüp gazın, gaz ocağının yok olduğu günler.. Analarımız sahurda kalkıp tezek sobasını yakar, çayı demler, aile ferlerini uykudan uyandırır, yorgun ve uykusuz sarhoş gibi kalkıp el ve yüzlerini yıkayan aile ferleri sahur yemeğini yer, kendilerini yataklarına atardı.....!

Sabah ezanları okunmadan uykunun en tatlı yerinde uyandırılır, acele "haydi tarlaya... haydi tarlaya"....

Şafak sökerken uzak ve yakın tarlalara gidilir, çalışmaya başlarken güneş ufuktan ışıklarını yeni göndermeye başlardı.

Buğday, arpa ve çavdar tarlaları bizleri bekler, mercimek elle, buğday ve arpalar orak veya tırpanla biçilir, pırnat; peşine dört pırnat bir bağ olacak şekilde ayarlanır yirmi dört bağa bir part şeklinde bir yapı oluşturulurdu.

Sabah serininde ekinler rahat biçilir, güneş yükseldikçe alnımızdan terler akar, öğleye doğru dizlerimizin bağı çözülür, dudaklarımız kurur, dilimiz damağımıza yapışırdı.

Artık derdimiz, hayalimiz su idi. Halüsinasyon görüyor, denizde yüzüyor, çeşmeden kana kana su içiyorduk. En soğuk gözeden "küze" ile su getiriyor, iftarda alabildiğince içiyor içiyoruz. Tüm hayaller su üzerine kuruluyordu.

Zaman ilerlemiş öğleden sonraya gelinmişti. Artık dil dönmüyor, kol kalkmıyor, ayaklar bedeni çekmiyordu. Anlaşılan paydos zamanıydı. Daphan ovasında işi paydos edenler yollara düşüyor, mecalleri kalmamış bir şekilde evlerine gidiyorlardı.

Yol güzergâhı üzerinde gözeler vardı. Gözeler Anadolu'nun dağ yamaçlarından,  dere vadilerinden çıkan kaynak sularıydı. Temiz, berrak lezzetli sulardı. Abu hayattı. Yorulan insanlar bazen bu göze başlarında oturup, yerden fışkıran suların fokurdamasını seyreder, içleri geçerdi. Bu enstantanede uykuya dalıp gözleri kapanır, farkında olmadan hayaller içinde dünyanın en tatlı uykusuna dalardı.

Oruç tutup tarla dönüşü yürürken dudaklarım çatlamış, ellerim kurumuş olarak çoğu zaman bu gözelerin başında oturmuş, suyun fokurdamasını seyretmiş, hayallere dalmıştım. Canım su içmek istiyor. Allah'tan başka gören yok düşünceleri arasında  "Oruç, göze ve su" bir noktada birleşmiş oluyordu.....

Aman Allah'ım ne irade.... Altın gibi su gözün önünde, beynim su ile hayal kuruyor ama iradem bu suyu içemezsin diyordu. Sen oruçsun. Sen oruçsun. Sabret. Akşam ezanları okunmadan bu berrak suyu içemezsin....!

Şeytan olanca gücüyle nefsime, heva ve hevesime kötü şeyler fısıldıyor, bir yudum su iç. Bak dudakların kurumuş, dilin damağına yapışmış, miden ve barsakların susuz kalmış,  iç iç, iç diye telkin ediyordu....

Bak dağın yamacında derenin en kuytu yerindesin... Seni kimse görmüyor... İçsen, rahatlasan zaten seni kim görüyor diye beni kandırmaya çalışıyordu.!

İradem: Aman ha....! Sen oruçsun, içme derken, nefsim bir yudum su iç bir şey olmaz diye telkinde bulunuyordu.

Evet  Temmuzun sıcağında iradem gelip geliyor suyu içmeden  o muhteşem manzarayı seyredip yola koyuluyordum.

Akşam ezanlarıyla birlikte eve giriyor anamın hazırladığı sofrada Allah ne vermişse  besmele çekip ailecek yiyip Allah'a şükredip sofradan kalkıyorduk.

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahabergazete@gmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya