Kovit-19 ( koronavirüs) adıyla bir virüs, dünyanın üzerine fırtına hızıyla abandı. Şu an itibariyle 6 ayda 5 milyon insanın enfekte olmasına, 300.000’den fazla insanın da ölmesine neden oldu. Maalesef ülkemiz de bundan acı bir şekilde mûsab olmuş bulunuyor. Ölmüşlerimize rahmet, hastalarımıza şifalar diliyoruz.
16.05.2020 22.56
2 yorum
1.900 okunma
KORONA BİLMECESİ
Mustafa Yıldız

            Kovit-19 ( koronavirüs) adıyla bir virüs, dünyanın üzerine fırtına hızıyla abandı. Şu an itibariyle 6 ayda 5 milyon insanın enfekte olmasına, 300.000’den fazla insanın da ölmesine neden oldu. Maalesef ülkemiz de bundan acı bir şekilde mûsab olmuş bulunuyor. Ölmüşlerimize rahmet, hastalarımıza şifalar diliyoruz.

            Bu âfetin daha ne kadar süreceği, daha ne kadar insanı hastalandıracağı ve ne kadar insanı öldüreceği meçhul.

            Bu süreçte önemli bir insan grubu vücut direnci nedeniyle hastalığı atlatmış görünüyor.

            Dünya çapındaki bu virüs korkusu bütün insanlığı sarmış bulunuyor.

            Virüsün yaşam tarzına getirdiği değişiklik, hayal edilemez ölçüde büyük. Ekonomik kaynakları bloke eden, yeryüzünde insan ve araç hareketliliğini yüzde yüze yakın bir nispette kilitleyen;  savaşları, özgürlükleri durduran; uçak, gemi, füze gibi bütün savaş araç ve gereçlerini devre dışı bırakan bu felaket kapsadığı vüs’at bakımından muhtemelen dünyada ilk defa görüldü.

            SENARYOLAR

            Bunun üzerine üretilen senaryolar ise daha bir ilginç.

            İnsanoğlu, felaketleri önce ilmelyakin, sonra aynelyakin, sonra da hakkalyakin olarak görür. Yani önce muhtemel tehlikenin potansiyel varlığını bilgi ve tecrübesiyle sezer. Sonra onun gelmekte olduğunu görür.  Sonra canı yanınca feryada başlar. Bu son aşamaya gelmeden de eyvah demez.

            Hani önce dumanı görüp bunu bir yangın alameti sayan, sonra yangını gören ve sonra da ateş bacayı ve paçayı sarınca feryada başlayan birinin hali gibidir insanoğlunun hali.

            Bilinen şeyleri tekrar etmek, insanları gereksiz meşgul etmek olacağından olayın başka başka açılardan nasıl görüldüğüne bakalım:

  1. Bir kısım insanlar, bu yok edici virüsün doğal ortamlardan (belki de hayvanlardan) inanlara bulaştığını iddia etmektedirler. Dünyayı şaşkına çeviren bu virüsün yok edilmesi ve etkilerinin minimize edilmesi için aşı çalışmaları dâhil her türlü önlemin alınmasının başlıca çare olduğunu savunmaktadırlar. Sağlık alnında yapılan çalışmalar, bu anlamda ön palana geçmiş bulunmaktadır. Tıp dünyası bu nedenle dönemin kahramanları olmuşlardır.
  2. Bir kısım insanlara göre de bu virüs, biyolojik savaş amacıyla laboratuvar ortamında üretilerek insanlığı köleleştirmek, bütün hayatı insanlık zararına, kendilerinin yararına yeniden dizaynetmek amacıyla dünyanın başına bela edilmiştir.

Filhakika bunu yapan insan müsveddeleri, yırtıcı hayvanlardan daha aşağılık birer varlıktırlar. Bu kabil insanlar (!)  her zaman olagelmiştir. Ezelden takdir edilmiş bir imtihan olarak böyledir. Bu hilkat garibesi canavarlara karşı savunma reflekslerimizi kullanmaktan başka çare yoktur..

            Bu bakış tarzının haklılık payı ve önemi çok büyüktür. Zira Kur’an’da Bakara suresinin 204, 205,206. ayetlerinde bu kabil insan zalimlerinin çok çarpıcı bir örneği var. Lokal ve tikel bir örnek olsa da bütün insanlık için genel bir örnek olmasına mani değildir:

            “Nas (insanlar) içinden kimi de vardır ki dünya hayatı hakkında sözleri seni imrendirir. Bir de kalbindekine Allah’ı şahit tutar. Hâlbuki o, İslâm hasımlarının en yamanıdır.

            İş başına geçti mi (güç ve iktidar sahibi oldu mu) yeryüzünde içine kadar fesad vermek ve hars ü nesli (yaşam tarzını ve zürriyeti) helak etmek için say eder (çabalar). Allah da fesadı sevmez.

            Ona, Allah’dan kork, denildiği zaman da kendisini günah ile onur tutar (gururu kendisini günaha sürükler). Cehennem de onun hakkından gelir. Cidden ne fena yataktır( varacağı yerdir) o… “  ( Elmalılı meali, parantezler bana aittir)

            Ayetlerde belirtilen insan müsveddeleri,  güç ve imkân sahibi olup iş başına geçince yapacakları şey, yaşam tarzının altını üstüne getirmek, nesli (zürriyeti) ölüme veya yarı ölüme sevk etmekten başka bir şey değildir. Yapacakları sade budur.

            Kendilerine niçin bunu yapıyorsunuz, denildiğinde;

            “ Biz yeryüzüne medeniyet, özgürlük, demokrasi ve refah getiriyoruz. Bu görev bize Tanrı tarafından verilmiştir. Bu görevi yapmamıza engel olmaya çalışanları böcek gibi ezer, yurtlarını, yuvalarını tarumar ederiz” derler. Ve bunu yaptılar, yapıyorlar da.

            Tam da Batı Medeniyet(sizliğ)ini tanımlayan ayet mealleri. Yaptıklarının yanlış olduğunu asla kabul etmezler. Elbette onların varacağı yer, ancak cehennemdir.

  1. Bir kısım insanlarda şu kanaattedirler: İkinci maddede ayetlerle ifade edilen kişiler, dünyayı sömürmenin ve insanlığı köleleştirmenin bir yolu olarak onların bir kısmını öldürerek diğerlerini korku ile teslim almak amacında olduklarına zahibdirler. Ölümü gösterip sıtmaya razı etmek gibi.

            Bu yolla ayni zamanda ellerinde bulundurdukları ilaç sanayii ile milyarlarca insana ilaç satacaklar. Zira bunlarda merhametin zerresi yoktur. Onlar sırtlanlardan daha aşağı yaratıklardır.

  1. Bir kısım insanlar da şöyle düşünüyor: Bu virüs ve benzeri olaylar yıllar öncesinden hazırlanan plan ve projeler olup insanları imha ve ifna hareketleridir.

Buna ilişkin bir çok senaryolar doğru olmakla beraber komplo teorisi heveslilerinin dramatize ederek anlattıkları olaylardan da hâli değildir. Ortalıkta dolaşan videolar, belgeler, resimler bu anlatılanların delilleri.

  1. Bazılarının düşüncesi şöyle: Bu virüs ister insan eliyle üretilmiş olsun, ister tabii bir ortamdan gelsin sonuçta bir tehlike ile karşı karşıyayız.

Bu durumda da insanlarda üç tutum ve davranış gözleniyor:

            Birinci davranış tarzına örnek, virüse karşı korunma çabaları. Sağlık alanında alınan tedbir ve etkinlikler; maske, sosyal mesafe, izolasyon ve kısmen aşırı korunma refleksleri gibi pek çok şey buna örnektir.

            İkinci davranış tarzı;  kasıtlı olarak dünyanın başına sarılan bu felaketin sahiplerine karşı aşırı uyarma davranışları. Bu davranıştaki insanlar;

            “Virüs diye bir şey yok. Gördüğümüz ölümler normal ölümlerdir. Yerel yöneticiler, dünya çapında kurulan bu tuzağın payandalarıdır. Evde kalmak, içe kapanmak saçmalıktır. Çıkın dışarıya, oyuna gelmeyin. Herkes size büyük bir yalanı yutturuyor…”  Gibi öngörülerde bulunuyorlar. Üstelik bunların bir kısmı bu uyarıları din gayreti ile yapıyor.

            Bu davranış tarzının çağrıştırdığı bir örnek şöyle olabilir:

            Bir kişi, azgın ve öldürücü köpeğini size saldırtıyor. Siz de canhıraş bir şekilde kendinizi korumaya çalışıyorsunuz. İzleyen iki kişiden biri size diyor ki:           

            “ Kendini şöyle koru, böyle koru!”

            O birisi de şöyle diyor:

            “Boşuna çabalıyorsun! Sana köpeği saldırtana baksana! Sen onu görmedikçe köpeğe karşı yaptığın savunman neye yarar?           

            Dikkat edilirse her ikisi de uçlarda dolaşıyor. Oysa böyle bir durum, hem kendinizi köpekten korumak, hem de o hain düşmanınızı bilmek için tedbir almanızı salık verir.

            Üçüncü davranış tarzı: Bu tutum ve davranış tarzı az olmakla beraber belki bazı ilim ve insaf sahibi kimselerde göze çarpıyor. O da pek öne çıkmıyor, zayıf bir kabul olarak kalıyor. Bu davranış tarzında olanlar, olayların netleşen sonuçlarına göre tavır alıyorlar. Milyonlarca vak’a ve yüzbinlerce ölüme neden olan virüs, ister doğal ortam ürünü olsun, ister insanlık katilleri tarafında üretilmiş olsun buna karşı her şeyden önce canımızı korumak zorunda olduğumuzu gösterir. Canımız yoksa hangi dinden, hangi kulluktan bahsedebiliriz ki?

            İBRET

            Batı medeniyetinin yükselişinden bu yana I. ve II. Dünya savaşları ile birlikte irili ufaklı savaşlarda üç yüz milyona yakın insan öldü. Dünya mamuresi beldeler onlarca kez harap oldu. Mazlumların iniltisi arşı tuttu. Bunun katili, zalimi Batı medeniyetidir.

            Batı medeniyeti sanayide, teknolojide nasıl ileri gidebildi diye bir soruya ben âcizane şöyle bir misal veriyorum:

            Batı. materyalist ve egoist olduğundan emperyalisttir. Hayvani ruhu öne çıkan bu medeniyetin  insanları, hayvanlar gibi sürekli yemekten başka bir şey düşünmediklerinden 32 diş ve iki çene az geldi. Daha çok yiyebilmek hırsıyla ağızlarına birer makine takmak için teknolojiyi geliştirdiler. İleri gitmeleri bundandı.

            İbret şudur ki, bu emperyalist devletlerin başında İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, İspanya, Belçika, Hollanda ve tabii ki ABD geliyor. Şu anda felaketin en büyüğüonların başında.  Alllahu a’lem, yaptıkları zulümlerin karşılığını görüyorlar. Şu ana kadar onlar kadar perişan başka millet ve devlet yok gibi. Bu felaket muhtemelen onların sonunu getirecek.  Baksanıza freni patlamış ve nereye çarpacağı belli olmayan kamyon gibi Tramp, bunun faturasını Çin’e keseceğim diyor.

            Ama bela gelince yalnız zalimleri yakmaz. Onlarla beraber günahları nispetinde masum ve mazlumları da yakar. İlahi yasa budur ki “ondan korunun, sakının!” diyor.

            İşin edebiyatını yapmakla meşgul olanlar, düşman salvolarına karşı savunma mekanizmalarını geliştiren çalışmalara omuz verseler daha iyi olacak.

             Rabbim bu felaketi bizim ve bütün insanlığın başından kaldırsın niyazıyla Allah’a emanet olunuz.

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
2 yorum yapıldı
teşekkürler
elinize dilinize yüreğinize sağlık. amin amin Allah dualarımızı kabul eylesin.
Yorum Ekleyen: ibrahim kumaş     27.05.2020 17:22:12
Tebrikler
Hislerimize tercüman olmuş. Yüreğinize sağlık Ağabi.
Yorum Ekleyen: İsmet KARAHAN     17.05.2020 15:49:37
YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya