Şimdi geliyoruz ödüllü fıkramıza. Gerçi bu fıkranın Akif’i anma toplantısıyla ilgisi nedir denebilir ama öyle değil. Fıkranın anlatmak istediği şey, Akif’in anlattıkları arasında esasen mevcut.
29.01.2019 18.15
370 okunma
Bolu 50. Yıl İzzet Baysal Ortaokulu İçin (4) Üç Arkadaş
İsmail Aydın

                Şimdi geliyoruz ödüllü fıkramıza. Gerçi bu fıkranın Akif’i anma toplantısıyla ilgisi nedir denebilir ama öyle değil. Fıkranın anlatmak istediği şey, Akif’in anlattıkları arasında esasen mevcut.

                Sevgili gençler, sizlerle bir daha ya karşılaşırım ya karşılaşamam. Ama fıkranın anlatmak istediği, bütün hayatınız boyunca ve bütün işlerinizde size lazım olacak bir şey. Onun için bir araya gelmemizi fırsat belleyerek birlikte paylaşalım:

                Vaktiyle birbirlerini seven üç arkadaş varmış. Bunlar birbirlerini o kadar çok severlermiş ki, kalb kırmamak için şakalaşırken bile şakanın dozunu ayarlamasını bilirlermiş. Yani anlayacağınız şu şeddeli şakasından uzak dururlarmış. Temeli insan sevgisi üzerine oturan, ivazsız, karşılıksız, fedakârlık esasına dayalı olarak yürütülen bir arkadaşlıkmış bu! Başları sıkıştığında dağa yaslanırcasına teklifsiz birbirlerine yaslanırlarmış.

                Üç arkadaş ticaretle iştigal ederlermiş. Aralarındaki paylaşım adalet ölçülerine göre yapıldığından kazançları da bereketli imiş. İçlerinden herhangi biri aslan payını alıp, gerisini de siz paylaşın demeye tenezzül etmezmiş.

                İşler böylesine güzelce devam edip giderken, içlerinden birisi, görünürde hiçbir sebep olmaksızın “artık ayrılalım, ortaklığı bozalım” demiş. Bu söz üzerine bir hayli gerilmişler. Niçin ayrılacağız şeklinde aralarında uzun tartışmalar olmuş. Nihayet “işi tadında bırakalım” düşüncesi ağır basmış ve ağlaşarak ayrılmaya karar vermişler.

                Eh ayrılık bu! Herkes ortaklıktan payını ayrı ayrı alıp tam vedalaşacakken, bu defa da bir başkası, “Madem ayrılıyoruz, bari ileride birbirimizi görmek istediğimizde nasıl buluşuruz, nerede buluruz, adreslerimizi verelim” demiş. O zamanlar günümüzdeki kadar telefon yaygın değil, araç yok, navigasyon yok. Bu makul teklif üzerine ilk söz alan vermiş adresini:

                -Nerede bir yeşillik görürseniz ben ordayım, beni orada bulabilirsiniz.

                 İkinci olarak söz alan da vermiş adresini:

                -Nerede bir duman görürseniz ben de oradayım, beni de orada bulabilirsiniz.

                Söz sırası üçüncüye gelmiş ama o, adres veremeyeceğini söylemiş ve açıklama yapmış:

                -Arkadaşlar kusura bakmayın ben adres veremeyeceğim. Çünkü ben bir kere gittim mi bir daha geri gelmem.

                Ve bu şekilde ayrılmışlar. Peki, bu üç arkadaşın isimleri ne imiş, biliyor muyuz?

                Nerede bir yeşillik görürseniz ben oradayım diyenin adı su; nerede bir duman görürseniz ben oradayım diyenin adı ateş;  “Bir kere gittim mi bir daha geri gelmem” diyerek adres vermeyenin adı da namus imiş. Evet, ya namus işte böyle bir şeymiş. Bir gitti mi bir daha geri gelmezmiş. Bir adamın adı namussuza çıktımı  o adam bir daha namusla anılmazmış. Aman dikkat arkadaşlar.

                Namus doğruluğu, adil olmayı, dürüstlüğü, çalışkanlığı içeren geniş bir kavramdır. Yalancılığı, sahtekârlığı, üçkâğıtçılığı ve tembelliği mahkûm eden bir kavram. Bu bahsi muhtevasına uygun şu mısralarla bitirelim:

                Gerçi sade bir sözdür fakat hikmetlerin en mücmeli

                Bir halas imkânı hala var ahlakımız yükselmeli

                …..

                Hayâ sıyrılmış inmiş öyle yüzsüzlük ki her yerde

                Ne çirkin çehreler örtermiş meğer o incecik perde.

(Sohbetin 5. Bölümü Gelecek hafta yayınlanacaktır…)

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
İsmail Aydın
DİĞER YAZILARI

İSMAİL AYDIN KİMDİR?

İsmail Aydın, Hukukçu yazar. Anacığının anlatımına göre koç katımında doğmuş. Koç katımı, Yozgat’ta ekim ayının sonu ile kasım ayının başında olur. Dolayısıyla doğum günü belli değil ama Aydın, doğum günü olarak 29 Ekimi benimsiyor. Koç katımı, döl almak üzere erkek koyunun (Koç) dişi koyunlar arasına bırakılmasına denir.

Peki, hangi yılın koç katımı? O da belli değil. 1950 olabileceği gibi 1949’a da ihtimali var. Her nasılsa nüfusa 08.02.1953 D.lu olarak tescil edilmiş. Yaşı küçük diye ortaokula kabul edilmemiş, bu defa da mahkeme kararıyla, ay ve gün sabit kalmak üzere 1950 olarak tescil edilmiş. İsmail Aydın, doğum gününün bile doğru dürüst kayıt altına alınamayışını, okur-yazar olmayan tolumun  “hal-i pürmelâli” olarak niteliyor.

İsmail Aydın İlkokulu Sorgun’a bağlı Temrezli köyünde, ortaokul ve liseyi Yozgat’ta okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1977 yılında mezun oldu. Yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra Sorgun’da altı yıl avukatlık yaptı. Ekim 1986’da Diyarbakır / Bismil’de Noter oldu. Kastamonu/Tosya, Bolu ve Ankara’da çalıştı, 2015 Şubatında emekliye ayrıldı.

İsmail Aydın çilekeş Anadolu’nun yanık sesi olarak çıkıyor karşımıza. Türkiye’mizin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunuyor. Üzerine titrediği kesim Gençlik. Ağırlıklı olarak üzerinde durduğu sorun Eğitim.

İsmail Aydın, fakülte yıllarından itibaren yazı hayatının içinde oldu. İlk gençlik yıllarıyla beraber memleket meseleleriyle ilgilendi. Tartışmalı radyo ve televizyon programlarına katıldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı. Şubat 2013’ten beridir, internet ortamında yayın yapan Ana Haber Gazete’de yazmaya devam ediyor.

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nda 2013-2016 yılları arasında yayınlanan Kıssadan Hisseler Programı’nın yapım ve sunuculuğunu üstlendi. Türkiye Noterler Birliği’nin Meslekî Forum Sitesi’nde anılarını yazdı.

Ağustos / 2016’da “Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor?”, Kasım 2016’da “Yeniden Yükselişe Doğru”, Şubat 2017’de “Umut Ülke Türkiye”, Mayıs 2017’de “Bir Noterin Anıları”, Ağustos 2017’de “Kaybettiklerimiz”, Ocak 2018’de “Kıssadan Hisseler”, Mart 2018’de “Niçin Akif? Niçin Safahat?” isimli kitapları yayımlandı.

Yazı hayatını ve kitap çalışmalarını sürdüren İsmail Aydın evli ve dört çocuk babasıdır.

YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya