Bilindiği gibi Osmanlı İmparatorluğu çok uluslu bir devletti. Hakim yönetim Türklerde olsa da ülkede, sayısız etnik unsur vardı. Bunların içinde umumiyetle memnun ekalliyetler varken, gayri memnunlar veya gayri memnunluğa tahrik edilmiş unsurlar da mevcuttur. Tabi dış etkilerle Osmanlı’yı zayıflatmaya yönelik hareketler de gözleniyordu.
05.06.2020 08:55
1.388 okunma
“Tanrı Dağı’ndan Hıra Dağı’na..”
Av. Sabri Turhan

 

Bilindiği gibi Osmanlı İmparatorluğu çok uluslu bir devletti. Hakim yönetim Türklerde olsa da ülkede, sayısız etnik unsur vardı. Bunların içinde umumiyetle memnun ekalliyetler varken, gayri memnunlar veya gayri memnunluğa tahrik edilmiş unsurlar da mevcuttur. Tabi dış etkilerle Osmanlı’yı zayıflatmaya yönelik  hareketler de gözleniyordu.

Kötülük bazen bir küçük kıvılcımla başlar. Veya önceden var olan planlar lazım olur diye bir kenara konur, sonra o fitne ateşi üfleye üfleye büyütülür. Osmanlı’dan önce uydurulmuş sözler bile zamanla bir kavganın özü olur.

Abbasiler devrinde Türkler’i sevmeyen gruplar; “Türk baban olsa dahi öldür.” Diye bir hadis uydururlar. Buna karşı bazı Türk boyları da Türkler’i öven hadisler olduğunu söylerler.

Zamanla Türk aleyhtarlığı büyür. Bu arada yeni bir sözcük daha uydurulur. : “Etrak-ı bi idrak.” Yani idraksiz Türk, aptal Türk..” Bu söz Türk düşmanları tarafından o kadar çok tekrarlanır ki, bizim Türkler bile bu kelimeyi kullanmaya başlarlar. Şimdi İstanbul’da yaşayan bazı arkadaş gruplarımızdaki dostlar bana; “.. daha 40-50 yıl önce memleketimizdeki evlerimizin önünde oynarken biraz yaramazlık yapsak, ninelerimiz bizi Pis Türk diye azarlardı.” Dediler. Çankırı ve Kayseri civarında yaşlı kadınların kendini bilmezliği, işi bu dereceye getirmiş..

Osmanlı’da “Etrak-ı bi idrak” söylemi ve bunun etkisi kendini, 19. Yy’ın 2. Yarısından sonra gösterdi. Türklüğü hakir görenlere karşı önce edebiyatçılar, şairler, sonra siyasiler ve devlet adamları ayağa kalktı. Türklüğe hakarete sert cevaplar verdiler. İşte zamanla bu harekete Türkçülük dendi.

Türkçülüğün Gelişimi

Elimde, yazının başlığını taşıyan bir kitap var. Yani Tanrı Dağı’ndan Hıra Dağı’na kitabı.. Yazarı Edebiyat ve düşünce dünyamızın saygın isimlerinden Beşir Ayvazoğlu.. Kitap, Türkçülüğün doğuşunu, zamanla evrilmesini, Türkçülüğe ilaveleri, Türkçülerin mücadelelerini bazen düştükleri tezatları, fikirlerinin temasını kendi aralarındaki kavgaları çok güzel anlatıyor. Son devir fikir hareketleri içinde olanların bazısı bizim kuşak tarafından da bilindiğinden, kitap, daha da ilgi çekici.. Bazı kahramanlar tanıdık yani.

İlk Türkçüler, Türk’ün üstünlüğünü savunmak yerine; dilde sadeleşmeyi savundu. Ama 1897 yılında Mehmet Emin Yurdakul, Türk- Yunan harbi arefesinde, “ Cenke Giderken” diye bir şiir yazdı. Şiir çok büyük bir etki meydana getirdi. Şiirin bir yerinde; “ Ben bir Türk’üm dinim cinsim uludur.” diyordu.

İşte bu şiir, Türklüğü hakir görenlere karşı bir manifesto gibiydi. Daha sonraki şairlerin edebiyatçıların ve siyasilerin söylemleri, bunun devamı sayılır. Gazi Paşa’nın “ Ne mutlu Türk’üm diyene” sözü ile başvekil Şükrü Saraçoğlu’nun; “ Türk’üz, Türkçüyüz ve Türk kalacağız” Sözü de Türkler’i hor görenlere karşı bir cevaptır.

Namık Kemal, Enver Paşa ve diğerleri

Türkçülerin zaman içerisinde evrildiğini çeliştiğini ve kendi aralarında bile kavga ettiğini belirtmiştik. Bazen bunlar arasında nüans farkları olmuştur. Mesela vatan şairi Namık Kemal, önceleri sadece dilde sadeleşme yanlısıdır. Ayrıca Namık Kemal, kavram olarak Türkçülük felsefesinin dışındadır. O, vatan mefhumu üzerinde yoğunlaşır. Namık Kemal’e göre vatan, anadır. Vatan o yıllarda tehlikededir. Vatan, “Baht-ı kara mader” dir. Namık Kemal’in derdi baht-ı kara mader’ ini kurtarmaktı. Şiirinde “ Yok mudur kurtaracak baht-ı kara maderini “ der. Şairimiz “Vatan yahut Silistre” de bir şehri  kurtarmanın, vatanın tümünü kurtarmak kadar kutsal olduğunu anlatır.

Türkçülük o hale gelir ki bir dönem tüm yöneticiler, yazarlar hep Türkçü’dür. Mesela İttihatçıların hemen hepsi Türkçü’dür. Enver Paşa, Talat Paşa, Cemal Paşa birer Türkçü’dür. Hele Enver Paşa’nın Türkçülüğü; Turancılığı ve ittihadı İslamcılığı da içine alır. İleride Türkçülük evrilirken, maneviyat ve dini değerler bu işin neresindedir diye konuya temas edilecek, Türkçülüğün maneviyatla teması da işlenecektir.

Evet, Enver Paşa diyorduk.. Enver Paşa sadece Türkçü değildi. Aynı zamanda Turancı idi. Hem de Türk dünyası ile birlikte İslam dünyasının da kurtarılmasını istiyordu. Enver Paşa için, “Turan’a giderken viran oldu” denilen Sarıkamış’ta hayattan umudunu kestiği bir anda yazdığı vasiyetinin sonunda; “ Yaşasın milletim, yaşasın dinim, yaşasın padişahım.” Diye yazar.

Yine Enver Paşa, ülkeyi terk edip bir süre Avrupa’da dolaştıktan sonra karargah kurduğu Pamir Dağları’nın eteğindeki Ab-ı Hayat köyünden, İstanbul’daki eşine, oğlunun doğumu dolayısıyla yazdığı  mektupta; “Benim oğlum, benim yapamadığımı yapacak, tüm Türk dünyasını ve 400 milyonluk İslam Dünyası’nı kurtaracaktır.” Der. Bu, Enver Paşa’nın Türkçülüğünün ufuklarıdır.

Enver Paşa’dan bahsetmişken, “Enver Paşa” diye üç cilt kitap yazan Şevket Süreyya Aydemir de Türkçü’dür.

Türkçülük hareketleri, cumhuriyet kurulduktan sonra da evrilerek devam etti.

Cumhuriyet Dönemi Türkçüleri

Bu dönemin en etkin ilk Türkçüleri, “Türkçülüğün esaslarını” yazan Ziya Gökalp, ilk Milli eğitim bakanımız Hamdullah Suphi Tanrıöver ve her şeye muhalif Dr. Rıza Nur’dur.

Ziya Gökalp, daha 1922’de ezanın Türkçe okunmasını istedi. Hamdullah Suphi yeni kurulan Türk Ocağı’nın başkanıydı. Dr. Rıza Nur da katı Türkçü idi. Rıza Nur konuşurken arada Fransızca kelimeler kullanırdı. Arap’tan ve Arapça’ dan gelen her şeye karşıydı. “ Niçin arada Fransızca kelime kullanıyorsun?” dediklerinde; “o kelimenin yerindeki kelime Arapça olduğu için” derdi. Rıza Nur o dönem Tanrıdag ( “ğ” değil “g” ile) isminde bir dergi çıkardı. Ayrıca Dr. Rıza Nur’un 12 ciltlik “ Türk tarihi” kitabı da vardır. Rıza Nur İslam’ın Orta Asya’ya yayılmasına “ Arap emperyalizmi” der. Diğer yandan Rıza Nur, Lozan görüşmelerinde Türkiye’nin murahhas azasıdır.

Yazar, Ayvazoğlu “ Ziya Gökalp, ittihatçı olduğu için yeni yönetim onu aralarına almadı. Derken bir yerde de “ Tek parti ideolojisinin kaynaklarından birisi Türkçülüğün esaslarıdır diyor. Bence burada yazar çelişiyor. Aralarına almadıkları adamın kitabı niçin ideolojini kaynağı olsun? ( Devamı var)

Gelecek yazıda: Nazım Hikmet, Namık Kemal’e hakaret eden bir şiir yazdı, Nihal Atsız- Sabahattin Ali davası sonrası gelişmeler.. Hep Tanrı Dağı’mı olacak, Hıra Dağı’na yaklaşan yok mu?

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahabergazete@gmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya