Cumhuriyet Dönemi Türkçüleri çok hızlıydı. Hz. Muhammed’in Türk olduğunu ispata çalışanlar oldu. İsmail Hakkı Baltacıoğlu, buradan hareketle Hz. İbrahim’in de Türk olduğunu iddia etti. Peygamberlerin Türk olduğu ile yetinmeyen Akagündüz, 1934 yılında Ulus Gazetesi’ndeki makalesinde; “ Ulular ulusu, ulu Türklerin en ulusu Kemal Atatürk’ü Türk ata yarattı. Ama yoktan yaratmadı, kendinden yarattı, özünden yarattı. Türk atanın varolduğu ilksiz çağlardan beri Atatürk vardı.”dedi.( syf 63)
12.06.2020 05:10
2.150 okunma
“ Tanrı Dağı’ndan Hıra Dağı’na..” (2)
Av. Sabri Turhan

 

Cumhuriyet Dönemi Türkçüleri çok hızlıydı. Hz. Muhammed’in Türk olduğunu ispata çalışanlar oldu. İsmail Hakkı Baltacıoğlu, buradan hareketle Hz. İbrahim’in de Türk olduğunu iddia etti. Peygamberlerin Türk olduğu ile yetinmeyen Akagündüz, 1934 yılında Ulus Gazetesi’ndeki makalesinde; “ Ulular ulusu, ulu Türklerin en ulusu Kemal Atatürk’ü Türk ata yarattı. Ama yoktan yaratmadı, kendinden yarattı, özünden yarattı. Türk atanın varolduğu ilksiz çağlardan beri Atatürk vardı.”dedi.( syf 63)

Siyasi iktidar o yıllar Türkçülük akımının  etkisinde ise de, yöneticiler, bir kendini bulma hareketi içindeydiler. Değişerek devam etmek veya devam ederek değişmek gibi… Bunun için eskiye ait her şey değiştirildi. Eskiyi hatırlatıyor diye Türk sanat müziği bile yasaklandı. Bir türk sanat müziği makamı olan “sultani-yegah” makamından sultan çıkartılarak “cumhuri-yegah” yapıldı. Bununla ilgili kayıtlar Üsküdar Musiki cemiyetinde mevcuttur. Bu arada güneş-dil teorisi ortaya atıldı.

Bu dönemde Türkçülük hareketinde evrilmeler ve yeni maceralar oldu. Nihal Atsız ve Peyami Safa öne çıktı. Ziya Gökalp’ten bayrağı Nihal Atsız devraldı. Bu dönemin ünlü Türkçüleri arasında; M. Fuat Köprülü, Zeki Velidi Togan, Abdulkadir İnan, Nihat Sami Banarlı, Orhan Şaik Gökyay, Fevziye Abdullah Tansel, Abdülbaki Gölpınarlı, Adnan Çetin Ötüken, Sadettin Nüzhet Durgun, M.Ragıp Kösemihal, Şerafettin Yaltkaya ve Reha Oğuz Türkkan vardır. Bu dönemde bir de Sabahattin Ali vardır ki, O’nunla Nihal Atsız’ın kavgası ve mahkeme önündeki hesaplaşmaları Türkçülük hareketinde çok önemli bir safhaya sebep oluşturur. Bu, Sabahattin Ali’nin bir makalesi üzerine olmuş bir olaydır.

Sabahattin Ali’nin Ulus Gazetesi’ndeki makalesinde (sonradan İçimizdeki Şeytan isminde kitap oldu.) Nihal Atsız, Zeki Velidi Togan, Necip Fazıl ve Peyami Safa gibi namlı yazarlara “ satılmış, ayyaş, ırz düşmanı, yazdıkları beş para etmez” diye hakaretler ediliyordu. Bu yazı üzerine karşılıklı yazışmalar ve tartışmalar oldu. Atsız’ın Sabahattin Ali’ye aynı ölçüde verdiği cevap, Sabahattin Ali tarafından mahkemeye taşındı.

Sabahattin Ali- Atsız davaları bir miting havasında geçiyordu. Duruşmaların birinden sonra, Dil-Tarih-Coğrafya Fakültesi öğrencisi Osman Yüksel, Sabahattin Ali’ye tokat attı. İş, çığrından çıktı. O genç okuldan atıldı.

                        Nazım Hikmet, Namık Kemal’e Hakaret Etti

İsterseniz, buradan devam etmek üzere, önce 1930’lara hafif bir dönüş yapalım. Bir eksikliği giderelim. O yıllarda hızlı Türkçüler Nihal Atsız ve Peyami Safa’nın; hem Nazım Hikmet ile hem de Sabahattin Ali ile araları iyiydi. Ayvazoğlu, özellikle fikirler ayrı olsa da Nazım, onları kendine, onlar da Nazım’ı kendilerine çekmeye çalışıyordu, diyor.

Fikirler ayrı olsa da dostluk sürerken, Nazım Hikmet, Namık Kemal aleyhine içinde “sahte aslan yeleli” ifadesi de geçen hakaretamiz bir şiir yazdı. Şiir aslında, Peyami Safa’ya hitaben yazılıyordu. Ama hakaret Namık Kemal’e kadar uzanıyordu. Nihal Atsız,” Namık Kemal aslan yeleli değil, aslanın kendisidir.” Dedi. Peyami Safa,  Nazım’a ateş püskürdü. Şiirlerinin palavradan ibaret olduğunu ve üslubunun da Rus şair Mayalovski’den aşırma olduğunu söyledi. Keza Nazım Hikmet’in Atatürk aleyhine yazdığı bir “Burjuva Kemal” şiiri de vardır.

Tanrı Dağı Kadar Türk, Hıra Dağı Kadar Müslümanız

Bir önceki paragrafa dönersek, Osman Yüksel okuldan atılınca davaya daha bir heyecanla sarıldı. Serdengeçti Dergisi’ni çıkardı. Derginin kapağı ve başyazısında; “Tanrı Dağı kadar Türk, Hıra Dağı kadar müslümanız.” diyordu.  Bu slogan “ Kuru kuru Türkçülük mü olur?” diyenleri rahatlattı.

O zamana kadar yani 1944’lerde  Türkçülük, ırkçılığa kadar evrilmişti. Osman Yüksel; hem Türküz hem Müslümanız derken, yeni bir çığır açıldı. Türkçülükte maneviyata dönüş yolları bulundu.

Fikirler evrildi. Peyami Safa, ömür boyu II. Abdülhamid’I sevmedi. Bir başka Türkçü Nihal Atsız ise II. Abdülhamid’de “Kızıl Sultan”  diyenlere karşı “Gök Sultan” sloganını geliştirdi. Bir taraftan Peyami Safa, Abdullah Cevdet’e sahip çıkarken, Nihal Atsız, Abdullah Cevdet için; “Milliyet ve din mefhumlarını yıkmaya çalışan ve Türk kanı taşımayan adam” tabirini kullandı. İki Türkçü birbirleriyle ters düştü.

Bu arada Reha Oğuz Türkkan ile Nurettin Topçu, Anadoluculuk tezi üzerinde durdular. Milliyet vatan ile birlikte anılmalıdır dediler.

Artık, Türkçülük evriliyor, maneviyata önem verilmesi ağır basıyordu. Kuru kuru türkçülük olmaz görüşü, güçlendi. Osman Yüksel’in Serdengeçti’de yazdıkları bir milat oldu.

Bu arada Cumhuriyet döneminin ilk Türkçülerinden Hamdullah Suphi Tanrıöver 13 yıl Avrupa ülkelerindeki büyükelçiliklerden sonra yurda döndü. Hamdullah Bey yurda, bazı görüşlerinden dönerek de döndü. Yazar Ayvazoğlu, Türkçülüğe maneviyatçılığı da ekleyenlere “ Hıra Dağı’na yaklaştı” diyor. İşte Hamdullah Suphi ve Peyami Safa da zamanla Hıra Dağı’na yakın duranlardan oldular.

Bir süre sonra “ Hem Türküz Hem Müslümanız görüşü, Türkçülük yerine milliyetçilik tabirini ikame etti. Çok yoğun şekilde Türkçü olanlar “Milliyetçi”liği bu ülkeyi sevmenin bir senedi olarak gördüler.

Tıpkı “ Kuru kuru Türkçülük mü olur” itirazı gibi, “Kuru kuru milliyetçilik mi olur” itirazı da bir süre sonra yanına “muhafazakar” tabirini de aldı : Milliyetçi- Mufazakar… En sonunda Türkçülük mukaddesatçılık ile buluştu. Yani, Tanrı Dağı Hıra Dağı’na yanaştı.

                                                        Hangisi Daha Kucaklayıcı ?

Değerli  okurlarım!.. Bu konu iki makeleye sığmaz. Okuduğum kitap da zaten 285 sayfa. Biz bu yaşa geldik. Başında ve içinde “Milliyetçi” kelimesi olan dernekler kurduk. Oralarda dava anlattık. Yıllarca da gazete ve dergilerde yazılar yazdık. Türklüğümüz ile gurur duyuyoruz. Ecdadımız 1000 yıl insanlığa hizmet etti. Bu bizim için şereftir.

Ama bu kadar zaman sonra şimdi ben, “ Milliyetçi” kelimesinin pek kucaklayıcı olmadığı kanısındayım. Vatan şairi Namık Kemal gibi düşünüyorum. Vatan ve vatanseverlik daha kucaklayıcıdır diyorum. Milliyetçilik kabul edenleri kucaklar. Üstelik mikro milliyetçilik ırkçılığı çağrıştırır. Oysa vatan herkesi bağrına basar. Vatanseverlik bu ülkenin yücelmesini istemenin en önemli ögesidir.

Bu evrilmeye siz ne dersiniz?

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahabergazete@gmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya