Köylerde her evde köpek bulunurdu. Köy yerinde köpek; evi, bahçeyi ve diğer şeyleri koruyan bir bekçi gibidir. Yaz gecelerinde dışarıya bağlanmış malların arasında, kışın ahırların önünde, evin etrafında dolanıp duran köpekler, bir karaltı görseler veya bir tıkırtı duysalar hemen havlarlar ve tehlikeyi ev sahibine haber verirlerdi.
29.06.2020 12:50
2.427 okunma
“Köpeğe oşt de..! ”
Av. Sabri Turhan

Köylerde her evde köpek bulunurdu. Köy yerinde köpek; evi, bahçeyi ve diğer şeyleri koruyan bir bekçi gibidir. Yaz gecelerinde dışarıya bağlanmış malların arasında, kışın ahırların önünde, evin etrafında dolanıp duran köpekler, bir karaltı görseler veya bir tıkırtı duysalar hemen havlarlar ve tehlikeyi ev sahibine haber verirlerdi.

Çok defa köpeklerin ısrarlı havlamaları  karşısında tehlike var zannederek gece yarısı uyanıp, havlamadan yana baktığımızda; bir sahipsiz köpeğin eve yaklaşması sebebiyle böyle bir havlamanın olduğunu da görmüşüzdür. Yani boşa uyanma.. Bu da bekçi köpeğin hakimiyet alanını kıskanmasıdır.

Köpek ekmek yediği kapıya ihanet etmez. Ev sahibini ve onun malını canı gibi korur. Köpeği köy yerinde beslemek o kadar da zor değildir. Yediğiniz yemeklerin artığını biraz sulandırarak kırık bir saksıya yani yalağa dökseniz, köpek onu iştahla yer. Buna yal denir. Yalak da içine yal dökmekten gelir. Köpeğin yediği ekmeğe tepit denir. Tepit unun kepeğinden yapılır. Yani en değersiz yerinden.. Köpek her şeyi yer. Katı insan pisliğini bile.. Böyle ucuz şeylerle beslenen köpek sahibini ve onun mallarını el üstünde tutar.

Köpekler köyde umumiyetle gündüzleri tasmasından bağlanır. Köpek gece salınır. İnsanlar uyurken etrafı dolaşsın, nerede tehlike var görsün diye..

Gündüz eve misafir gelse, az uzaktan, belki ağaçların arasından; “Hasaan! Köpeğe oşt de! Ben geliyorum.” Der. Gündüz aslında köpek bağlıdır. Oşt denecek bir hal yoktur. Oşt demesek bile köpeğin geleni ısıracak hali yoktur. Çünkü köpek bağlıdır. Ama bu, bir deyim haline gelmiştir. “Köpeğe oşt de” demek; “ Ben geliyorum”, veya “geleyim mi” demektir. Bu da bir gelenektir. Misafir ansızın evin önünde belirmesin, gelirken haber etsin diye..

Şehirde bu durum olmaz, şimdilerde şehirlerin sokaklarında da ucuna tasma bağlanmış zincirlerle köpek gezdirenlere rastlıyoruz. Bu da bir köpek sevgisidir. Ama bunda köpeğin bekçilik görevleri yoktur. Bu bir hobidir.

Şehirlerde sokak sokak dolaşan sahipsiz köpekler vardır. Yüzlerce ve binlerce.. Kim bir parça ekmek verse onu velinimet sayar köpekler. Bazen bir meczubun etrafında 10 tane köpek dolaştığını görürsünüz. Bu, meczuba birisi yarım ekmek vermiş, O da yarım ekmeğin bir lokması hariç hepsini başı boş köpeklere dağıtmış da ondandır. Yoksa kendisi yardıma muhtaç dede, gayrıya nasıl himmet ede..

Şehirdeki başıboş köpekler şehrin veya sokağın sakinleri gibidirler. Onlar bizim tanıdıklarımızdır.

Zaman zaman sokaklardaki sahipsiz köpekler sorun olmuştur. Bazı belediyeler uzaktan atılan şırıngalarla zehirlemiştir. Veya toplayıp imha etmiştir. Şimdilerde bunun bir katliam olduğu tezi kuvvetlenmiş, Hayvan Hakları Kanunu çıkmış, köpekler rahat etmiştir.

Batılı yazarlar köpeklerin en sevildiği ülkenin Türkiye olduğunu yazmıştır. Öyle olmasa sokaklardaki sahipsiz köpekler nasıl yaşar?

Buna rağmen köpeklere karşı canavarca duygular zamanla nüksetmiştir. 1910 yılında İttihat ve Terakki işbaşındayken İstanbul’da 80.000 sokak köpeği toplandı. Fransa ile anlaşma yapıldı. Fransızlar 80.000 köpek alacaktı. Bu kadar köpek Tophane’de kafeslerde günlerce bekletildi. Fransa alımı geciktirdi. Yöneticiler bu sefer, 80.000 köpeği İstanbul’un insansız adalarından Sivri adaya ( Hayırsız ada) göndermeye karar verdiler. Bu arada Fransa köpek alımından vazgeçti.

80.000 köpek hayırsız adada aç-susuz kaldı. Onları oraya götürenler köpeklere yiyeceği de kesti. Köpeklerin açlıktan ulumaları adaya 11 km uzaklıktaki Fenerbahçe Burnundan ve o anda oralardan geçen gemilerden duyuldu. İnsanın içi parçalanıyordu. Bazı hayırseverler adaya kendi imkanlarıyla adaya yiyecek götürdüyse de bu, yetmedi.

80.000 köpek, daha sonra açlıktan birbirlerini yemeye başladılar. Leşlerin kokusu ulumaların duyulduğu yerlerden de hissediliyordu.

İnsanların nefreti had safhaya geldi. Halk ondan sonra başımıza gelen felaketlerin bu canavarca davranıştan kaynaklandığını söyledi. Birinci Cihan Harbinde yenildik. Birçok cepheyi kaybettik. 1922’de İstanbul işgal edildi. Halk bütün bunların böyle bir vicdansızlıktan kaynaklandığına inandı. Sivri adaya onun için Hayırsız ada ismi konuldu.

Aslında buna benzer bir durum II. Mahmut devrinde de oldu. Binlerce köpek sokaktan toplandı. Kafesler içinde gene aynı adaya ( Hayırsız ada) götürülmeye çalışıldı. Yolda fırtına çıktı. Gemiler yol alamadı. O zaman da halk köpeklerin sürülmesine karşı çıkmıştı. Fırtınadan gemiler ilerlemeyince geri dönüldü. Köpekler gene sokağa salındı. Halk; “ Allah razı olmadı. Fırtınayı bahane etti, hak yerini buldu.” Dedi.

Köpek sevgisi konusunda İslam peygamberinde bir hatıra vardır. 10.000 kişilik bir asker ile Medine’den Mekke’ye ve Mekke’nin fethi için yolda giderken peygamberimiz bir kayanın dibinde doğurmakta olan bir köpek görür. Durmasa asker, köpeği ezebilecektir. Bir işaretle, elini kaldırarak 10.000 askeri durdurur. En öndeki peygamber yanındakilerle köpeğin doğurduğunu seyreder. Malum köpekler tek doğum yapmaz. Anında 6,7,8,9 tane yavru( enik) doğururlar. Peygamber dokuz eniğin de doğumunu seyrettikten sonra gerekli tedbirleri alarak askerin köpeği ve eniklerini ezmesini önleyerek yoluna devam eder.

Böyle bir peygambere inandığını söyleyen köpek katliamcılarına ancak yuh denir.

Köpekler de diğer hayvanlar gibi canlıdır. Her canlının yaşama hakkı vardır. İnsancasına yaşamak gibi olmasa da köpeklerin  köpekçesine yaşama hakkı vardır.

İnsanlar bunu yeni yeni anlayacak..

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahabergazete@gmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya