15 Temmuz ŞEHİTLERİMİZE rahmet dileyerek devam edelim.
15.07.2020 11.47
2.598 okunma
YABANCI DİL SEVDAMIZ
Cemil Kılıçarslan

Yabancı dil öğrenememe maceramıza

15 Temmuz ŞEHİTLERİMİZE rahmet dileyerek devam edelim.

Çünkü 15 Temmuza gelişimizde yabancı dil sevdamızın da payı olduğu hatırdan çıkarılmamalıdır.

Zira okullarda öğretilemeyen ders ve yabancı dil eğitimini  paralel yapılar istismara başlamış oldular.

Yabancı dil öğrenememe maceramızda,1980 ihtilalini yapanlar en büyük darbeyi eğitimde yaptılar. Ülkenin zeki çocuklarını belli yerlerde toplayıp vatan hainlerinin devşirme bahçesi yapma planını uygulamaya koydular.

Ayrıca her okul ve kurumun sınavlarında soru çalma mekanizması işlemeye başladı. Böylece 15 Temmuzların alt yapısı o tarihlerde  hazırlandı. 

Sömürge eğitiminin bir parçası  olan "Yabancı Dille Eğitim" sahneye kondu.

HAZIRLIK SINIFLARI

Anadolu ve Fen Liselerinin Hazırlık sınıfları vardı. İlkokulu bitirenler sınava girerlerdi.

Fen Liseleri için halen devam eden LGS gibi, ortaokuldan sonra sınav olurdu.

Ülkenin en çalışkan öğrencileri alınırdı.

Bu öğrencileri Türkiye'nin hangi okuluna göndersen normal bir çalışmayla bile üniversite kazanacak, zeka seviyesindeydiler.

Anadolu liselerinde hazırlık sınıfı ilkokuldan;  Fen Liselerinde ise orta okuldan sonra bir yıldı. Hazırlıkta, bütün dersler, haftada 2 saatlik Türkçe dersi hariç, yabancı dille yapılırdı. Ortaokulda matematik ve fen bilgisi dersleri de İngilizceydi. Üstelik bu branşların öğretmenleri İngiltere'de bir yıllık yüksek dil eğitimi gördüklerinden 6 saat fazla ek ders ücreti alırlardı.

Orta okulda sadece Türkçe ve sosyal bilgiler dersleri Türkçe olarak yapılırdı.

Okullarımız, neredeyse beden eğitimi dersini de İngilizce yapacaktı.

BİLGİSAYAR ve DİL LABORATUVARLARI

2000 öncesinde anlı  şanlı devlet törenleri ile, dil ve bilgisayar laboratuvarları açılırdı. Bu törenlere cumhurbaşkanları bile katılırdı.

Dövizin yasak ve kıt olduğu yıllarda İngilizce eğitim materyalleri, İngilizce ders kitapları, orta okul fen ve matematik kitapları İngiltere’den gelirdi.

Milli Eğitim Bakanlığı bu okullara özel olarak, bilgisayar laboratuvarları kurardı. O zaman PW formatında 286 -daha sonra 386-disketli bilgisayarlar vardı.

Aslında o günün dil ve bilgisayar laboratuvarlarını günümüz teknolojisi ile bir ilkokul öğrencisi bile kendi evinde kurabilir.

Öğretmenlerin büyük çoğunluğu bilgisayar kullanım kurslarına  katılırlardı. Özellikle okul idarecileri belgelerini camlı masalarına görülecek şekilde yerleştirirlerdi. Bazı müdürler özel çerçeve yaptırıp odalarının en mutena yerine asarlardı.

Anadolu Liselerinin koridorları, sınıf levhaları, okul duvar gazeteleri... sabah "günaydın", öğle "tünaydın" her şey İngilizceydi.

SÖMÜRGE EĞİTİMİ Mİ ?

Fen Lisesi ve Anadolu  Lise kısmında Türk çocuklarına fen bilgisi , matematik, fizik, kimya, biyoloji dersleri Türk öğretmenlerince İngilizce müfredata göre öğretilmeye çalışılırdı. Uygulamada ise (öğretmenlerin İngilizceleri yeterli olmadığından) Türkçe ders anlatılır, İngilizce sınav yapılırdı.

Yine aynı tarihlerde yeni yeni yayına başlayan özel TV ve devlet televizyonlarında;

"Türkçe bilim dili değildir, İngilizce'den başka bir dille eğitim yapılamaz" tartışmaları yapılıyor, karşı çıkanlar da bir şekilde susturuluyordu.

Sanki Fransızların işgalindeki Cezayir okullarındayız, ya da Rusya'nın işgalindeki Türk ellerindeyiz... Veya özelikle de İngiliz topluluğuna bağlı bir dominyonuz...

Sanki 2. Dünya Savaşında Amerika ile imzalanan Fulbright anlaşmasının gizli maddeleri hala yürüyor ve biz hala "Küçük Amerika"yız.

1994 de Anadolu Lisesinde göreve başladığımda Öğretmenler odasında öğretmen arkadaşlarla tanışıyoruz. Hazırlık sınıflarının İngilizce'sini okutan bir bayan öğretmene; "Ayhan'ın amcası,"diye tanıtıldım. Yeğenim Ayhan meşhurmuş meğerse, İngilizceyi öğrenememekte(!). Bütünleme sınavları öncesi düzenlenen paralı yaz kursunda  bayan öğretmenin  evine su çekmeseymiş, neredeyse sınıfta kalıyormuş.

Eğer, 2. yılda 5 alamazsa okuldan atılacakmış.

O kadar tembelmiş (!)...

Ki, Ayhan şimdi Türkiye'nin sayılı avukatlarından, zaman zaman Türk hukuku üzerine TV programlarına katılır.

Üstelik doktorasını da tamamladı.

1995'li yıllardı. Bir Orta Anadolu vilayetinin bir petrol istasyonunda pompacılık yapan bir delikanlı cinayet işlemişti. O delikanlı  bir Anadolu Lisesinin hazırlık sınıfında İngilizce'den iki yıl üst üste kaldığı için, okuldan atılmıştı.

Bir bidon su getirmiş olsaymış belki de kaderi değişirdi.

Ama bu okulların adı "Anadolu Lisesi" idi.

Ben olsam, Fransızca öğrenenler için "Sorbonne", Almanca için "Goethe", İngilizce için de "Oxford" liseleri koyardım bu okulların adını.

Gerçi ülkemizde Almanca ve Fransızca rağbeti de bitti. Bugün Amerika İngilizcesi  revaçta, kim bilir belki yarın Rusça ve Çince mecburi dersimiz olur.

Dünyanın en genç profesör ünvanlı, Amerika üniversitelerinde uzun yıllar çalışmış, rahmetli Oktay Sinanoğlu, Anadolu Liselerine "sömürge okulları" diyordu.

Hele bir de Yabancı Dil Ağırlıklı -süper- Liseler vardı. Oralarda da harika dil öğreniyordu (!) çocuklarımız...

Bugün süperler de yok artık.

YABANCI EĞİTMENLER

Son günlerin moda reklamı, yabancı eğitmenlerden dil öğrenme sevdası anaokulundan başlıyor. Yurt Dışından gelen, ama meslekleri hakkında; Hüseyin Rahmi'nin "Mürebbiye romanındaki Anjel"in  Paris'teki mesleği kadar bile bilgimiz yok zaten. İlerde telafisi zor, çalışmaların hazırlığı yapılıyor. Bunlardan biri de İngilizcenin "yabancı eğitmenler" kanalıyla öğrenme reklamı... Ülkesinde öğretmenlik kariyeri, pedagojisi bulunan, ya da ülkesinde çalışma imkanı olan kaç  öğretmen Türkiye'de, başka bir görevi -amacı yoksa- 800 dolara çalışır sizce ?

Geçenlerde bir Orta Anadolu şehrindeydim. Yabancı ülkelerin dil okulları servisleri şehrin sokaklarını turluyordu.

Bizim öğrenciliğimizde de yabancı öğretmen modası vardı. Velilerimiz çocuklarını, özellikle Doğu vilayetlerine giden"Barış Gönüllüsü " öğretmenlere vermeye (yabancı dil dersi aldırmaya ) can atardı.

Ama onlar gittikten sonra aynı mahallenin çocukları, aynı okulun öğrencileri birbirlerini boğazlamaya başlardı.

“Barış Gönüllüleri”nin, 1980 öncesi neler yaptığını ve ülkemizi kan gölüne nasıl çevirdiklerini hepimiz biliyoruz.

Aynı Barış Gönüllüleri'nin ile ajanlarının bu defa "dünyaya Türkçe öğretiyoruz" gibi dil ve din maskesiyle, 15 Temmuz 2016'da Türk Milletinin başına nasıl bela oldukları da asla unutulmamalıdır.

Gelecek 30-40 yılda yeni bir felaketle ya da yeni FETÖ'lerle karşılaşmamak için yabancı dil eğitimi ve Türk Milli Eğitimi bir daha gözden geçirilmelidir.

Devletin kontrol ve denetimi dışında hiç bir eğitim oluşumuna izin verilmemelidir.

Paralel eğitim, paralel devletin bataklığıdır.

SORUN VAR

Dil eğitiminde bir sorun var, mayınlı tarla gibi...

Sorun şu; bunca emeğe, bunca zamana, bunca masrafa rağmen neden yabancı dil öğrenemiyoruz ?

Ya da öğretemiyoruz ?

Z NESLİNE DİKKAT

Aklı başında hiç kimse yabancı bir dili konuşmaya, yazmaya, öğrenmeye karşı çıkamaz.

Almanya'da okuyan iki  Hülya da bizim evlatlarımız, bizim kızlarımız. Onlar nasıl anadilleri Türkçeyi, eğitim dilleri Almancayı, yabancı dilleri İngilizceyi, eski dil olarak Latinceyi öğrenebiliyorsa; buradaki çocuklarımıza da oyalamadan dil öğretelim, oyalamaya ne gerek var ?

En son duyduğum ise; yeni eğitim sisteminde 5. ve 9. Sınıfları  yabancı dil hazırlık sınıflarına dönüştürme çalışmasının olduğu yönünde... Ne diyelim; "hayırlı, uğurlu olsun."

Belki bizim nesil, hiç bir şey öğretilemeyen, 10 yılın hesabını kimseye sorma cesaretinde değildi.

Ama şimdiki çocuklar bize benzemez, yeni nesil bunlar, (BUNLARA

Z NESLİ DİYORLAR) felaket bir hesap sorarlar...

Cemil KILIÇARSLAN

15 Temmuz 2020

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya