Gad Franko,1881 yılında Milas’ta doğmuş,Rodos Türk Koleji’nde eğitim görmüş, ailesinin daha sonra İzmir’e göçmesiyle burada yaşamaya başlamış ,İzmir Sultanisi’nde Fransızca öğretmenliği yapmış, bu arada hukuk fakültesini bitirdikten sonra İstanbul’a yerleşmiş bir avukattır.
17.04.2019 12.50
1 yorum
1.873 okunma
Milaslı Yahudi avukat..
Av. Sabri Turhan

Gad Franko,1881 yılında  Milas’ta doğmuş,Rodos Türk Koleji’nde eğitim görmüş, ailesinin daha sonra İzmir’e göçmesiyle burada yaşamaya başlamış ,İzmir  Sultanisi’nde Fransızca öğretmenliği yapmış, bu arada hukuk fakültesini  bitirdikten sonra İstanbul’a yerleşmiş bir avukattır.

Gad Franko, ilimiz Muğla’nın bir ilçesinden olması sebebiyle hemşehrimiz, sonradan hukuk fakültesini bitirmesi ve avukatlık yapması sebebiyle de meslektaşımızdır.Milas ise, Muğla’nın şimdi iki büyük ilçesinden biridir. Bildiğim kadarıyla Milas ilçe merkezi, Muğla il merkezinden büyüktür.

Fransızca öğretmenliği yaparken Gad Franko, okulda sevilen bir öğretmendi. Öğrencileri O’na ilgi duyardı. Franko,bu topraklara bağlı bir insandı.İspanya’da gelişen Yahudi  katliamı  karşısında Osmanlı himayesini sürekli anlatırdı. Talebeleri arasında Ödemişli Saraç Ahmet’ in oğlu ve geleceğin Başbakanı Şükrü Saraçoğlu da vardı.

Ben burada Gad Franko’nun hayatını  anlatacak değilim. Anlatmak istediğim,l942 yılında Şükrü Saraçoğlu  Başbakanken  çıkan Varlık Vergisi sebebiyle Franko’nun tavrını,Cumhuriyet  döneminin en

kötü uygulaması olan o vergi  karşısında; bu ülkeyi  seven birisinin halini, yetkililerin  insanların acizliği karşısındaki tavırlarına bir temas asıl maksadım.

Malumlarıdır ki, Varlık Vergisi; ülkede yaşayan azınlıklardan alınan bir vergidir. Yani ülkenin vatandaşı saydığımız Yahudi , Rum ve Ermeni vatandaşlarımızdan  alınan  vergidir bu.. Vergi o kadar ağırdır ki, bunu ödemek her babayiğidin  harcı değildir. İnsanlar, bütün mal varlıklarını  satsa, gene bu vergiyi ödeyememektedir. Bir kısım vergi tahsilatı yapılsa bile  azınlık vatandaşlarımız gene de  kalan vergi yüzünden evlerinden  ve yaşadığı şehirden  çıkarılıp Erzurum-Aşkale’ye taş kırmaya, yol yapmaya ve kar  küremeye sürülmektedirler. Hani bazı filmlerde insanlar, rakip grup tarafından toplama kamplarına götürülür, oralarda  sefil bir hayata itilirler ya,  işte öyle bir şey.. Tren vagonlarına  doldurulan  Varlık Vergisi mahkumları, aç ve sefil bir vaziyette Aşkale’ye getirilirler. Kop Dağı eteğinde kendilerine bir yer gösterilir. “Bu kayaları  kıracaksınız. Şuraya  da bir yol yapacaksınız. Şu taşları da karşıki araziye, şurayı buraya  taşıyacaksınız” denir. Bu, felaket bir şeydir, sanki inadına bir uyugulama.

Buraya 62 yaşında gitmeye ve  taş kırmaya mecbur bırakılanlardan birisi de; o kanunu çıkaran ve en  sert şekilde uygulayan Başbakanın  eski Fransızca Hocası Gad Franko’dur. Gad Franko meslekten elde ettiği gelirlerle aldığı bir çok evini satmış, kendine ait bir işhanının satışı için taahhüt almış, ama  paraya tahvil edemediği için vergiyi ödeyememiş duruma düştüğünden, kalan vergiyi de ödeyememiş olmanın cezası olarak kara tren vagonuna bindirilerek Aşkale’yi götürülür.

Başbakan Saraçoğlu, o gün meclis kürsüsünden; ”Biz Türk’üz, Türkçüyüz ve daima da Türkçü kalacağız” der, ve “halkın sırtından rahat rahat geçinenleri en sert şekilde  cezalandıracağım” der.

Burada bir yorum yapmak gerekir mi bilmem.. ”Biz Türk’üz, Türkçüyüz”  derken Türk olmayanlardan (ama Türk vatandaş sayılsa da) bir hesap sorma, onları yıldırma, başka ülkelere göç ettirme gayreti çıkar mı bilmem? Daha sonraki yıllarda  olanlar, toplumumuzun  rengi olan azınlıkların  başka ülkelere göç etmiş olması böyle bir yorumu hatıra getirebilir mi bilmem..

Gad Franko’nun, azınlıklara,  özellikle Yahudi vatandaşlarımıza çok ağır gelen bu vergiler ve vergiyi ödeyemeyenlerin  maruz kaldığı ağır şartlar karşısında söylediği  şudur: ”devletin bizde kalan alacağı bu mudur? Devletimiz  kurtulacaksa kıralım taşları.. Kürüyelim karları, kurtulacaksa devletimiz. Bir devlet vatandaşından  her şeyini isteyebilir. Hatta canını bile. Ama olmayan şeyi isteyemez. Lütfen sözümü Başbakana duyurunuz” Bu sözler, Aşkale taş ocaklarında taş kıranların haberini vermekle görevli gazeteciye  söylenmiştir.

İsterseniz yazının burasında bir nokta koyalım. Bu konu ile ilintili başka bir konuya bakalım..

Bu konu yani Gad Franko ve diğer Varlık Vergisi mahkûmlarının halini anlatan bir çok yazı, makale ve kitap vardır.

Direkt Gad Franko, o devirdeki azınlıklar ve Varlık Vergisi’ni anlatmamakla birlikte; bu konulara da  değinen ama asıl maksadı Şükrü Saraçoğlu’nu  anlatan bir kitap, gazeteci Gürkan Hacır’e aittir. “Efe Başvekil .Şükrü Saraçoğlu Romanı” kitabı.

Kitapta Başvekil Saraçoğlu’nun tavizsiz ve katı bir tutumla çıkarılan Varlık Vergisi Kanununu nasıl uyguladığı anlatılıyor. Kitabı okuyanlar; “Başvekil, mağdurları arasında hocası da olsa kanunları uygulamış” diyor. Ayrıca Şükrü Saraçoğlu’nun neden “Efe Başvekil ”olduğu da anlatılıyor.

Efendim eski başvekil Şükrü Saraçoğlu’nun gençlik yılları Milli Mücadele dönemini rastlar. O dönemde Sevr ve Mondros Anlaşmaları ile ordularımız  terhis edilmiş, ülke dört bir yandan düşman tarafından  sarılmış, “Türk’ün baht-ı kara maderi” kendini kurtaracak yiğit evlatlar beklemekte idi. İşte böyle bir ortamda Ege’de Efeler, dağlarda kendini göstermeye başladı.

O zamanın delikanlılarından  Saraç Ahmet’in oğlu Şükrü de  Demirce Mehmet Efe’ye “Kızan” oldu. (Efelerin yanına yeni girenlere, yoldaşlarına, personeline  ve askerlerine  Kızan denir) Eski başvekil  Şükrü Saraçoğlu’na  “Efe Başvekil denmesinin   sebebinin de bundan kaynaklanır. Demirci Mehmet Efe’ye Kızan’lık yapmasından..

Ama bizde bir Efe Başvekil  daha vardır: Adnan Menderes.. Adnan Bey de Mili Mücadele yıllarında  kendi köyü olan Çakırbeyli’de  ahaliyi teşkilatlamış, etrafına toplanan yiğit Ege  delikanlıları ile “Ay Yıldız” çetesini kurmuştur. Ay Yıldız kurulmadan önce, Yörük Ali Efe’yi ve Kızanlarını aylarca köyünde sakladığı ve O’nu iaşe ettiği kitaplarda yazmaktadır.

Şimdi isterseniz  başa dönelim.

Varlık Vergisi, ülkenin rengi olan azınlıkları sindirmeye (sanki göçe zorlamaya) yönelik bir hal almıştır.  O zamandan bu zamana baktığımızda, ülkedeki Yahudi, Rum ve Ermeni vatandaşlarımızın sayısında  büyük bir azalma olmuştur. Devletin yanlış uygulamaları, haksız tahrikler karşısında bir şey yapamama ve diğer vatandaşlar ile azınlıkların  eşit sayılması kuralının kâğıt üzerinde  kalması bunun en büyük amili olmuştur. Sonuncusu ise  istemeden yapılan  göçlerin tuzu biberi olmuştur.

Bir 6-7 Eylül Olaylarını  düşünün. Halk galeyana gelmiş, nerede Yahudi, Rum ve Ermeni varsa onların evleri  ve işyerleri yağma edilmiş, devlet buna çare bulamamıştır. 6-7 Eylül Olayları, ”vatandaşların eşit olduğu” söylemini yok etmiştir.

Oysa bizim rengimiz olan azınlıklar içinde bu ülkeyi candan sevenlerin olduğu unutulmuştur. Türk saat müziğinin en müstesna icracıları, güfte yazarları  ve bestecileri içinde  Ermeni vatandaşlarımız vardır. Sarkis Efendi, Nihavent  makamının zirvesidir.

Bir Lefter’i düşünün.. Yunanistan-Türkiye  Mili maçında Atina’da golümüzü Lefter atmıştır. Yunanlılar  Türkiye’ye geldiğinde attığımız 3 gölün birini gene Lefter atmıştır. Ve Lefter, Türk futbolunun yıldızıdır, lakabı Ordinaryustur. Şu anda bir ordinasyus daha  var mıdır? Türk futbolu bir Lefter daha yetiştirmiş midir? İstanbulspor’da bir Yorgo Kasapoğlu vardı. Kapasapoğlu, Türkiye’nin en iyi penaltıcısı idi. Galata Kulübünün tüm futbolcuları bir zamanlar  Rum idi. Biz Burdur Ortaokulunda okurken Galata kulübü bir maç için oraya gelmişti. Hepsi Rum olan futbolcuların isimleri şehir standından takma Türk isimleri ile  anons edildi. Tepkilerden  korkulduğu için.. Olay böyle aklımda kalmış. Ama bu böyle olmamalı idi..

Biz azınlıkların bir renk olduğunu fark edemedik.. Lefter’in  golden ve galibiyetten  sonra göndere Türk bayrağı çekilirken, kendisi ile birlikte tüm Türk Milletine de İstiklal Marşı  söylettiğinin ne anlama geldiğini düşünemedik.

Efem !.. Dağlar bulutlu.

Varlık Vergisi  yanlış oldu.

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
1 yorum yapıldı
Varlık Vergisi
Maalesef bu konuda hiç bilgim olmamış.Teşekkür ederim. Aydın lı biri olarak size selam eder , efe başbakanlara rahmetle anıyorum. öğreneceğimiz çok şey var.
Yorum Ekleyen: Şuayip YEGEN     25.4.2019 10:12:23
YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya