Hıristiyan Avrupa, 1071’de Malazgirt’te yapamadığını bu defa Niğbolu’da yapmak istiyordu. Türkleri tarihten silmek ve İslâm’ı yok etmek.
17.04.2019 12.56
914 okunma
Haçlı İttifakına Kimler Katılıyor? (7)
İsmail Aydın

HAÇLI İTTİFAKINA KİMLER KATILIYOR? (7)

İsmail Aydın

Hıristiyan Avrupa, 1071’de Malazgirt’te yapamadığını bu defa Niğbolu’da yapmak istiyordu. Türkleri tarihten silmek ve İslâm’ı yok etmek.

Bizans İmparatoru Manuel ile Macar Kralı Sigismund’un ve tabii Papalığın teşvikleriyle,  Fransa, İngiltere, İskoçya, Almanya, Polonya, Bohemya, Avusturya, Macaristan, İtalya, İsviçre, Belçika ve diğer Avrupa memleketlerinden, Venediklilerden ve Rodos Şövalyelerinden mürekkep 100.000 kişilik korkunç ve acayip bir Haçlı ordusu toplanmıştı.

Kral Sigismund ordusuna ve bilhassa Avrupa’nın meşhur şövalyelerine çok güveniyor : “Bayezid ister gelsin ister gelmesin, biz gelecek yaz Ermenistan Krallığından (Anadolu’dan) geçip Suriye’ye girecek, Yafa ve Beyrut kapılarını Araplardan alacağız ve Kudüs şehri ile bütün mukaddes yerleri fethetmeye gideceğiz” diyordu. Şövalyeler de: “Gökyüzü yere düşse mızraklarımız üstünde onu tutarız” sözünü ağızlarından düşürmüyorlardı.

O sırada Osmanlı tahtında Yıldırım Bayezid oturuyor ve İstanbul’un fethi ile meşgul bulunuyordu. Yıldırım, yüz bin kişilik Haçlı ordusunun, Balkanlar’ın kilidi konumundaki Niğbolu üzerine gelmekte olduğunu haber alınca, meşgul olduğu İstanbul muhasarasını kaldırarak ordusunun başına geçer ve adına yakışır bir sür’atle Tuna boylarına doğru yürür. “Sakarya Türküsü” şairi Necip Fazıl’ın, “Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna” diyerek hasretle andığı Tuna. Bayezid, “İstanbul’un fethi başka zamana kaldı ama Peygamber Efendimizin mübarek hadisinde buyrulduğu gibi mutlaka fet’holunacaktır” diyor, ümidini yitirmiyordu. Hz. Muhammed (s.a.v.) “Konstantiniyye elbet Feth olunacaktır. Onu Feth eden Kumandan ne güzel Kumandan, Feth eden Asker ne güzel Askerdir” buyurmuşlardı.

HAÇLILAR HER FIRSATTA KATLİAM YAPMIŞTIR

Nihayet bütün Haçlı kuvvetleri Niğbolu önünde birleştiler. Bu arada Haçlılar, ellerine geçirdikleri Müslümanları kılıçtan geçiriyorlar; Tuna boyunca Sırbistan içlerine dağıldıkları sırada da oradaki silahsız Hıristiyanları, yani kendi dindaşlarını katlediyor ve geçtikleri yerleri yağma ediyorlardı.

Niğbolu önlerine Osmanlı ordusu iki hafta içinde geliverdi. Bu sırada Haçlı ordusu, beraberinde getirdiği şarap ve kadınlarla süfli bir zevk ve sefahat içinde yüzüyordu. Onlar eğlenedursunlar!

NİĞBOLU KALESİ NE DURUMDAYDI?

Değerli arkadaşlar! Peki, bu sırada Niğbolu kalesi ne durumdaydı. Kaleyi Doğan Bey adında bir kahraman müdafaa ediyordu. Yıldırım kaleden ve Doğan Beyden haber alamamış, kendisi yetişmeden kalenin düşmesinden endişe ediyordu. Osmanlı ordusu Niğbolu’ya on kilometre kadar yaklaşmıştı ki, bu altı saatlik bir mesafe demekti. Gazi Evrenos Bey düşmandan esirler almıştı. Esirlerin ifadesine göre çok kalabalık bir Haçlı ordusu Niğbolu kalesini kuşatmıştı. Bu sırada acaba kale kumandanı Doğan Bey ne düşünüyordu? Erzakı, cephanesi ne durumdaydı? Ordu yetişinceye kadar direnebilecek miydi?

Değerli arkadaşlar! Savaş öncesi  Niğbolu kalesi önlerine gelen Yıldırım’ın zihnini meşgul eden sorular bunlardı. Burada çok ayrıntısına girmeden kısaca ifade edelim, Yıldırım bu soruların cevabını bizzat kendisi buluyor. Hiç kimseye haber vermeden atına atladığı gibi düşman kuvvetlerinin arasından geçerek kaleye ulaşıyor; Doğan Beyle görüşüyor,  “Açta kalsak dayanacağız” diyen kumandanına moral vererek aynı sür’atle geri dönüyordu. Haçlı ordusunca Yıldırım’ın Doğan Beyle yaptığı görüşme fark edilmiş, hatta yakalamak üzere arkasına bir müfreze takılmış ancak yetişememişti.

(Gelecek hafta, Fransızların Şeref ve Paye Hırsı)

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
İsmail Aydın
DİĞER YAZILARI

İSMAİL AYDIN KİMDİR?

İsmail Aydın, Hukukçu yazar. Anacığının anlatımına göre koç katımında doğmuş. Koç katımı, Yozgat’ta ekim ayının sonu ile kasım ayının başında olur. Dolayısıyla doğum günü belli değil ama Aydın, doğum günü olarak 29 Ekimi benimsiyor. Koç katımı, döl almak üzere erkek koyunun (Koç) dişi koyunlar arasına bırakılmasına denir.

Peki, hangi yılın koç katımı? O da belli değil. 1950 olabileceği gibi 1949’a da ihtimali var. Her nasılsa nüfusa 08.02.1953 D.lu olarak tescil edilmiş. Yaşı küçük diye ortaokula kabul edilmemiş, bu defa da mahkeme kararıyla, ay ve gün sabit kalmak üzere 1950 olarak tescil edilmiş. İsmail Aydın, doğum gününün bile doğru dürüst kayıt altına alınamayışını, okur-yazar olmayan tolumun  “hal-i pürmelâli” olarak niteliyor.

İsmail Aydın İlkokulu Sorgun’a bağlı Temrezli köyünde, ortaokul ve liseyi Yozgat’ta okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1977 yılında mezun oldu. Yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra Sorgun’da altı yıl avukatlık yaptı. Ekim 1986’da Diyarbakır / Bismil’de Noter oldu. Kastamonu/Tosya, Bolu ve Ankara’da çalıştı, 2015 Şubatında emekliye ayrıldı.

İsmail Aydın çilekeş Anadolu’nun yanık sesi olarak çıkıyor karşımıza. Türkiye’mizin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunuyor. Üzerine titrediği kesim Gençlik. Ağırlıklı olarak üzerinde durduğu sorun Eğitim.

İsmail Aydın, fakülte yıllarından itibaren yazı hayatının içinde oldu. İlk gençlik yıllarıyla beraber memleket meseleleriyle ilgilendi. Tartışmalı radyo ve televizyon programlarına katıldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı. Şubat 2013’ten beridir, internet ortamında yayın yapan Ana Haber Gazete’de yazmaya devam ediyor.

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nda 2013-2016 yılları arasında yayınlanan Kıssadan Hisseler Programı’nın yapım ve sunuculuğunu üstlendi. Türkiye Noterler Birliği’nin Meslekî Forum Sitesi’nde anılarını yazdı.

Ağustos / 2016’da “Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor?”, Kasım 2016’da “Yeniden Yükselişe Doğru”, Şubat 2017’de “Umut Ülke Türkiye”, Mayıs 2017’de “Bir Noterin Anıları”, Ağustos 2017’de “Kaybettiklerimiz”, Ocak 2018’de “Kıssadan Hisseler”, Mart 2018’de “Niçin Akif? Niçin Safahat?” isimli kitapları yayımlandı.

Yazı hayatını ve kitap çalışmalarını sürdüren İsmail Aydın evli ve dört çocuk babasıdır.

YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya