Teknoloji değişiminin ürettiği hız sayesinde yeni sektörler bugün inanılmaz biçimde gelişiyor. Ancak, dünyanın bu akıl almaz hızla ilerleyişinde sanki bir başıbozukluk ve başına buyrukluk gözlemliyorum.
19.04.2019 12.56
820 okunma
Tecrübe İlimden Üstündür
Ali Akça

Teknoloji değişiminin ürettiği hız sayesinde yeni sektörler bugün inanılmaz biçimde gelişiyor. Ancak, dünyanın bu akıl almaz hızla ilerleyişinde sanki bir başıbozukluk ve başına buyrukluk gözlemliyorum. O yüzden tedirgin, huzursuz ve zihin bulanıklığı içindeyim. Dünya ve insanlık değerleri iyilikten çok maddi kârın olduğu yere akıyor. Adaletin demokrasiden de daha ileri bir değer olduğu unutuluyor. Kıldan ince, kılıçtan keskin “liyakat” kavramı umursanmıyor.

Aynı hızlı ilerleme ülkemiz için de geçerli. Öyle ki; son çeyrek asırda hayata dokunan ne varsa hemen hemen hepsi ışık hızıyla değişti. Yönetim ve üretim şeklinden tutun, eğitim sistemi, kurumların yapısı, hukuk sistemi, aile ve çalışma hayatı hepsi bir çırpıda değişiverdi. Sanki gökten bir el tüm geçmiş tecrübeyi silmek istedi. Bu değişimle; yılların birikimi, değerleri, deneyimi, gelenekleri, kurum kültürleri tek tek göz ardı edilip bir değirmende öğütüldü. Belki de hedeflenen buydu, kim bilir?     

Üzülerek vurgulamalıyım ki, bu ani değişimler ne iyi bir kılavuz, ne de danışmanlar eşliğinde gerçekleşti. Böyle olmayınca ortaya kibir çıktı; yol gösterici yokluğunda korkular baş gösterdi. Bu yersiz korkuların etkisiyle tecrübesiz yöneticiler kendilerine olağanüstü güçler oluşturmaya başladı. Bu güç ile geçici olarak baskılar uygulanıp, korku iklimi yaratıldı. Bu durum toplumun üretimden eğitime ve sanata tüm dengelerini bozdu. Ancak, korkuyu oluşturanların, bir gün iklim değiştiğinde, havanın tersine dönüp sağanak olarak yağmasıyla tüm kazanımlarını kaybetmesi aşikâr görünmektedir.

Tecrübenin sırrı yanlış kararlar alınsa bile, deneyimler sonucunda doğru kararlar alma aşamasına ulaşmaktır. Büyükleri sayıp, küçükleri sevmek hayatın temel düsturu ve belkemiğidir. Gençlerin gerekli bilgi, deneyim, beceri, tutum ve davranışları kazanabilmeleri eğitim ile sağlanabilir. Sonra gelişip kırklı yaşlarda tecrübeli olurlar. Tecrübeli insan temsil eder, idari kararlar verir, kurum hizmetlerin yürütülmesini sağlar, sorumluluk taşır. Yol göstermede önemli kılavuz olur. Danışılan insanlar, o neslin olgun tecrübe sahibi kişileridir.

Eskiden kanaat önderlerinin engin tecrübelerine ve olağanüstü sezgilerine dayanılarak istişare yapılır, görüş alınırdı. Tecrübeli, birikimli insana hürmet edilirdi. Zira çok şey yaşamak ve yaşanılanlarla edinilen tecrübe en büyük hazine olarak bilinirdi. Önce kendi adına, sonra bağlı olduğu toplum adına, daha sonra da bütün insanlık adına sınırlarımızı bildiren önder, rehber, lider kılavuzlarımız vardı. Bunlar yaşamsal önem taşırdı. Şimdi internet yalan yanlış her bilgiyi içeriyor. Bu bilgilerin tahlilini yapmak, doğrusunu yanlışından ayırmak kullanıcının basiretine ve tecrübesine kalıyor. Ancak, atalarımızın “Kılavuzu karga olanın burnu çamurdan çıkmaz” sözünü yabana atmamak gereklidir.

Önemli kararlar tecrübeli akılların süzgecinden geçerek uygulamaya geçirilmelidir. Getirdiği nimetlere övgüler dizilen ve hızla değişen bu teknolojik çağda, artık “tecrübenin” önemine değer verilmemesi çok acıdır. Hatta sözde bilgiç nesiller tarafından “Tecrübe dediğin ne ki? Ona ne lüzum var, internette her şeyi bulmak mümkün” diyerek küçümsenir olması birikim ve üretimin en büyük engeli olmuştur. Gençler sanal ortamlarda dolaşmakla, gerçek bilgiye ulaştıklarını sanmaktadırlar. Maalesef tecrübe eksikliğinin, hayatı anlama ve tanımadaki derin ilminin farkında ve şuurunda bile değiller.

İşletme, kurum ve kuruluşlarda yöneticilerde tecrübeli olmak bir yana; atanacağı yöneticilik makamını henüz hak etmeyen çalışanlar, liyakat sahibi yanı başında dururken, önce tedviren, sonra çalışma yılı yaklaştıkça vekâleten ve yıllar sonra ise adamına göre asaleten atanmaktadır. Bulunduğu yöneticilik makamını henüz tecrübe ve sezgi bakımından hak etmeyen gençler önemli makamları deneyimsiz yürütmektedir.  Sonra, “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” deyip idareyi maslahat yaparak daha koca makamlara göz dikmektedir. Üstelik kamu kurumlarında bunlardan etkili ve verimli bir yönetim konusunda önemli roller bekleniyor. Bu makamlar öncelikle birer eğitmen olarak kariyer basamaklarına yeni başlayanlar için yol gösterici, kılavuz görevlerini üstlenirler, onları üst görevler için hazırlarlar. Gerekli eğitim aşamalarından geçiş için yeterli donanımları sağlarlar. Sonra, önceki nesillerden teslim aldıkları sorumlulukla devletin “devlet adamlığı” görevini icra etmek üzere “devlet temsili” görevini ifa ederler. Kamu kaynaklarının kullanımında şeffaf ve hesap verilebilir olmak gibi kaygılarla hareket ederler.   

Teknoloji aynı zamanda, enerji dolu gençlerimizin duygularını doyumsuzluk bilincine itmektedir. Gençler bizim geleceğimiz, onlara elbette son derece değer verip güveniyoruz. En büyük başarılar onların olacak, kuşaktan kuşağa bayrağı zirveye onlar taşıyacaktır. Orta düzey yöneticilikte pişip tecrübelenen gençlerimiz zamanı geldiğinde yetenekleri ölçüsünde ülke yönetiminin üst basamaklarına tırmanacaklardır. Ünlü İslam bilgini İbn-i Sina’ya göre; tecrübe ilimden üstündür.

Hayatın bu hızlı değişimine ayak uydurduğunu sandığımız gençlik her şeye hemen ulaşmak isteyen bir ruh ikliminde yetişiyor. Mahatma Gandi’nin her şeyi hemen ve adil olmayan biçimde isteyenler için şöyle güzel bir sözü var: “Dünyanın kaynakları insanları beslemeye yeter, ama açgözlülüğünü karşılamaya yetmez!” Yaşanan eşitsizlik güvensizliğe, rekabete, kızgınlığa ve öfkeye neden oluyor. Artan eşitsizlik nedeniyle her geçen gün insanlar dışlanmış hissediyor, korkup öfke duyuyor.

Dünyada, tecrübeli bir neslin hızla öğütülerek önemli kurumların yönetiminin el yordamıyla gençlere bırakılmasının zamansız olduğunu düşünüyorum. Başımıza gelenler için başkasını suçlamaya devam ettiğimiz sürece iyileşmek için bir şeyler yapacak enerjimiz kalmaz. Bunun anlamı diğerinin suçunu görmezden gelmek değil, kendi sorumluluğumuzu gözden kaçırmamaktır. Zira mağduriyet üzerine kurulacak bir yaşamda büyüyebilmek mümkün değildir. Toplum olarak her alanda geriye gider oluşumuzun sorumluları vardır. 

Çelik çomak oynamayan, aceleci ve yeteneğine güvenen, hızla iş hayatına girip adapte olan, hemen yönetici olmak isteyen, 1990 yılı sonrası doğumlu Z kuşağı bizim alışık olduğumuz bütün kalıpların dışında büyüyorlar. Yaşamın anlamını daha fazla şeye sahip olarak bulan bu nesil mutlu da değil. Peki, fark yaratıyorlar mı, henüz hayır.  Mevlana diyor ki: “Her şey vaktini bekler”. Değişim, dönüşüm ve yenilik yapalım derken korkarım biz tecrübeli nesli vaktinden önce kıyıma uğrattık. Unutulmamalıdır ki, bir binanın inşa süreci emek, zaman, sabır ister. Buna karşın yılların anısını taşıyan binanın kolonlarının yıkımı bir çocuğun bir düğmeye basmasıyla saniyeler içinde gerçekleşir. 

Tecrübe daha çok kamu kurumlarında gereksizce tüketiliyor. Kuşaklar arasından tecrübelileri göz ardı etmek bir boşluk oluşturdu. Bir yandan nüfusu artırmanın çaresi aranırken diğer yandan tecrübeli insan kıyımı doğru bir uygulama olmasa gerek. Tecrübe kaybının telafisi yoktur. Haksız yere görevinden alınan yahut küstürülen insanın işine, ailesine, şehrine, ülkesine hiçbir faydası dokunamaz.

Ali AKÇA

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Ali Akça
DİĞER YAZILARI

Ali AKÇA, Uludağ İşletme Fakültesi'nden 1982 yılında mezun oldu. Fransa'nın Montpellier kentinde, Paul Valéry Universitési'nde 1982-84 yılları arasında dil eğitimi için bulundu ve muhtelif araştırmalar yaptı. 1984-1986 yıllarında yedek subay olarak askerliğini tamamladı. 1986 yılında Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı’nda göreve başladı.  Fransa'nın Rouen Universitési'nde 1992-94 yıllarında İşletme Yüksek Lisansını tamamladı. 2002-2006 yılları arasında T.C. Kuveyt Büyükelçiliği’nde Ekonomi Müşavirliği görevinde bulundu. Halen, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nda görevini sürdürmektedir.

 

YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya