Doğrusu, 55-60 senedir tanıdığım, değer verdiğim, önemsediğim, her konuşmasını ve programlarını yaparken, yazısını yazarken konuyu araştırıp inceleyerek yapan, hiçbir meseleye şamploncu, slogancı, klişe ve klasik kavramlar üzerinden sathi değerlendirmelerle yaklaşım göstermeyen, sosyal, kültürel, tarihi, psikolojik, sosyolojik derinlikte bilimsel, bütüncül ve objektif analizlerle yaklaşan, öneriler sunan bir yazar kimliğiyle bilirim. Ancak bu köşe yazısında tamamen çalakalem, yüzeysel bir üslupla yaklaşımını doğrusu garipsedim, kabullenemedim.
06.08.2020 09:27
8 yorum
2.434 okunma
AÇIK MEKTUP - Sayın Taha Akyol
Hayrullah Başer

Sayın Taha Akyol

Karar Gazetesinin 02.08.2020 Tarihli nüshasında “İstanbul Sözleşmesi ve Ak Parti’nin Yumuşak Karnı” başlıklı İstanbul sözleşmesi ve 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine ilişkin yazınızı okudum.

Doğrusu, 55-60 senedir tanıdığım, değer verdiğim, önemsediğim, her konuşmasını ve programlarını yaparken, yazısını yazarken konuyu araştırıp inceleyerek yapan, hiçbir meseleye şamploncu, slogancı, klişe ve klasik kavramlar üzerinden sathi değerlendirmelerle yaklaşım göstermeyen, sosyal, kültürel, tarihi, psikolojik, sosyolojik derinlikte bilimsel, bütüncül ve objektif analizlerle yaklaşan, öneriler sunan bir yazar kimliğiyle bilirim.  Ancak bu köşe yazısında tamamen çalakalem, yüzeysel bir üslupla yaklaşımını doğrusu garipsedim, kabullenemedim.

Bu ülkenin yazarı, düşünce adamı, ilim adamı, siyasetçisi, bürokratı, aydını olarak İstanbul sözleşmesi ve 6284 sayılı kanunun leh ve aleyhinde olanlar,  yazıları ve konuşmalarında kavgacı ve birbirini tahkir eden üslup yerine; konunun doğru tespit ve yanlışlarının düzeltmesi noktasında iz’ an ve aklıselimle objektif bir duruş sergilenemez mi?

Siz de biliyorsunuz ki, İstanbul Sözleşmesi ve Aileyi korumaya dair kanunda eleştiriye konu, problemli iki temel husus vardır.

Birincisi, Cinsiyet eşitliği ve Toplumsal cinsiyet kavramına yaklaşım. Cinsiyette fıtri ve biyolojik  (kadın- erkek) şeklinde bir bakış.

Diğer taraftan toplumsal cinsiyet diye nitelenen toplumların örfü, gelenek ve dini anlayışlarına göre belirlendiğine inanılan bir anlayış.

Sözleşmeyle toplumlarca aykırı cinsel ilişki olarak görülen Lezbiyen Gay vb. (LGBT) li bireylere sosyal, kültürel, ahlaki ve yasal statü eşitlik tanıma durumudur. Yazınızda siz sözleşme ve kanunun bu kısmına dokunmuyorsunuz. Toplumun hassasiyetini önemsemediğiniz gibi sanki tepkileri klişeleşmiş kavramlarla hafife ( Gelenek, örf, dini değerleri kültürel miras diyerek) alıyorsunuz. Evliliği iki bireyin cinsel haz birlikteliği olarak gören ve erkek erkeğe cinsel birlikteliği meşrulaştıran bu anlayışı nasıl izah ederiz? İnsanın var olduğundan beri sağlıklı hayat, neslin devamı, toplumsal değerlerin oluşması, insanın yaratılışından bu güne dek biyolojik olarak var olan kadın erkek arası fıtri ilişkiyi reddeden bir anlayışı görmüyor ve yazınızda gündem bile yapmıyorsunuz. Sözleşmedeki bu anlayış 6284 kanuna da aynen yansıdığı halde yazınızda hiç değerlendirmiyorsunuz.

İkinci husus ise aileyi koruma ve kadına şiddeti önleme konusu;

Aileyi koruma ve kadına şiddetin önlenmesi ismi bile medeni her insanın, Müslüman her kişinin kesinlikle karşı duramayacağı bir bakıştır. Ancak sözleşme ve kanunda aile ve kadına şiddet kavramının tanımı çok muğlaktır. Sözleşmedeki yanlışlıkları da kimsenin karşı duramayacağı kadına şiddet tepsisiyle sunularak perdeleniyor. Mesele ev içi şiddet olarak ele alınıyor, aile değil. Başlık doğru, ancak muhteva başka.

Diğer yandan şiddetin önlenmesi için yetki verilen kurumlar, beyana dayanan, delil istemeden verilen tedbir kararları ve uygulamaları bir hukuk felaketi. Uygulamaların denetiminin GREVİO diye bir uluslararası kuruma verilmesi ayrı bir garabet ve vesayet değil midir?

Evden uzaklaştırma, uzlaşmayı önleme ve benzeri uygulamalar aileyi koruma değil, ailenin bir daha bir araya gelmeyeceği sonuçlar doğurmaktadır. Geçmiş istatistiki rakamlara bakmayın, alan araştırmaları yaptırın görürsünüz. Henüz uygulamanın da kuluçka dönemi yaşadığını unutmayınız. İtirazlar da bu noktalarda biliyorsunuz.

Sayın Akyol,

İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı Aileyi Koruma ve Kadına Şiddeti Önleme Kanununa bu bütünlük ve objektif bir görüşle yaklaşmalıydınız. İstanbul sözleşmesine üye Avrupa ülkelerinin büyük bir kısmının sözleşmeyi imzalamama, onamama, uygulamama gerekçesini inceleseydiniz buna göre yorumlayıcı bir yazı size daha çok yakışırdı. Bildiğiniz halde kaale almadıysanız bu daha kötü.

Kadına şiddeti önlemeye toplumumuzun geçmiş yanlışları, kadına kötü tavırları, amiyane tabirlerle yaklaşmak kadar, Türk Milletinin kültürel, tarihi, dini manevi temel ölçülerini örnekleyebilirdiniz. Geleneklerin yanlışı ve fertlerin cahilliği nedeniyle gelişen şiddet olayları üzerinden toplumun değerlerini şiddete sebepmiş gibi göstermeniz anlaşılır değil.

Sizin ırk, din, cinsiyet ve benzeri farlılıkları gözetmeden eşit vatandaş olarak yaşama önerinize amenna, ancak toplumun ahlaki, sosyal, hukuki, bilimsel ve biyolojik değerlerine aykırılıkları teşvik eden her tavra hayır demeli değil mi?

Her konuda olması gerektiği gibi kadını önce insan vasfıyla görerek, kadın, erkek, çocuk, ebeveyn hatta ve her canlıya şiddeti önlemenin kendi dini, kültürel, manevi, sosyal, ahlaki değerleriyle ve eğitim hayatımızda yapmamız gereken düzenleme ve uygulamalarla bunu nasıl sağlarız konuşmamız gerekmez mi?

Kadına şiddetin aile içi şiddetle beraber ekonomik, magazin, medya reklam ve fuhuş aracı olarak nasıl sömürüldüğü ve uğradığı şiddetin de üzerinde durularak, birilerinin siyasi, ideolojik ve sosyal rant uğruna yaptıkları bu kavgaya katılmamış olurdunuz. Asıl çözümün bu çerçevede yapılacak olan proje, plan düzenlemeler ve uygulamalarda olacağıdır. İşin bugünkü boyutlara gelmesi ve bu üslupla tartışılması çözümün değil sen ben kavgasına ve çözümsüzlüğe götürür.

Önerimiz; Siz ve sizin gibi toplumda değer bulan düşünen konuşan, yazan ve programlar yapan, ilim adamlar, ilahiyatçılar, siyaset erbabı ve benzeri kişiler, işi kavga ve çekişme üslubundan çıkararak suhuletle aklıselimle İstanbul Sözleşmesi 6284 sayılı kanunu müspet ve menfi yönlerini objektif ve bilimsel şekilde değerlendirerek sorunun çözümüne katkı sunmaktır.

Aileyi koruma ve aile içi kadına şiddeti önleme kanunun da toplumun ihtiyaçlarını insani, ilmi, manevi toplumsal değerlerimiz de nazara alarak, kadına şiddeti sadece aile iç değil hayatın her alanında (sosyal, psikolojik, ekonomik, medyatik ve fuhuş hayatındaki istismarını, şiddeti önleyici düzenlemeler yapmalıyız). Hatta sadece kadına değil tüm insan ve canlılar üzerindeki şiddeti, önleyici, aile birliğini koruyacak düzenlemeler yapmalı, bunun için kurumlar oluşturulmalı, milli bir seferberlik başlatmalıyız diye düşünüyorum. Bu iş için sizler gibi değerli yazarları göreve davet ediyorum

Bu konuyla ilgili vakfımızın yaptığı “Ülkemizde Ailenin Durumu ve Aile politikaları” na ilişkin RAPORU (İstanbul Sözleşmesi, 6284 sayılı Kanunu da, sosyal güvenlik ve benzeri konuları da ele ele alan) Siyasilere, ilgili Bakanlıklara, Bürokrasi ve Sivil Toplum Kuruluşlarına, Medyada birçok yazara (Şahsınıza da gönderdiğimizi ancak elinize ulaşmamış olduğu anlaşılıyor) gönderdik. Bu Raporun tam metnini ilginizi çekeceği umuduyla tekrar gönderiyorum. 05.08.2020

Saygılarımla.

Av. Hayrullah BAŞER
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Yönetim Kuru Başkanı

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
8 yorum yapıldı
12
Teşekkürler
Vurmadan kırmadan hakaret etmeden içtenlikle kaleme alınan bu güzel yazı için teşekkürler.
Yorum Ekleyen: Kemal Ünsal     12.08.2020 14:40:47
yorum ve teşekkür
AEKB Vakfı adına, Sayın Genel Başkanımızın gazeteci Sayın Taha Akyol'un bir yazısına yapmış olduğu bu değerlendirme yazısı,'gökte ararken yerde bulduk', misali imdadımıza yetişti. Kendilerine ve çalışma arkadaşlarına teşekkür ederim. Hayretim şu ki sekiz yıl önce Türkiye siyaset alanında kendini göstermiş olan ve Milli varlığımız için önem arz yazılara konu bu malum sözleşme, sanki Türkiye'de yeni yasalaşmış ve uygulanmaya başlamış gibi ele alınmaktadır.
Hayrullah abeyimizin bu uyarı yol gösterici değerlendirmesini, hiç kimse, birileri adına onun muhalifilerini taşlaması olarak görme hevesine girmesin.Bu bizim için doğru da değildir.
Kendisini ve istişare gurubunu tekrar kutluyorum, hedeflerinde bir medeniyetin yeniden ihyası, davası olanlardan böylesine hayır ve hikmet dolu bir yazıdan başkasını da beklemezdim.
Selamım olsun Kayseri'den bütün dostlara.
Abdulbaki Bilgin
Yorum Ekleyen: abdulbaki bilgin     11.08.2020 16:38:08
İtiraz
Değerli Başkanım. açok güzel bir açıklama ile, gündemdeki konulara açıklık getirmişsiniz. Teşekkürler.Anadolu Vakfının bu konu ile alakalı çalışma ve gayreti takdire şayan. İtirazım; Malüm gazetecinin döğrudan muhatap alınmasıdır.
Yorum Ekleyen: hasan mutluoğlu     10.08.2020 10:13:15
EFRADINI CAMİ - AĞYARINI MANİ
Bir hukukçu gözüyle İSTAMBUL SÖZLEŞMESİ'nin "gözden kaçan ve özellikle KAÇIRILAN" yanlarını ortaya çıkaran, "efradını cami, ağyarını mani" mükemmel bir değerlendirme olmuş.
Sayın Taha AKYOL'a cevap sadedinde, KARA YOLA sapan herkese yol gösterecek AYDINLIKTA çok kapsamlı yapılmış.
Sayın Başkanımız Av. H. BAŞER'i tebrik ediyorum. Allah razi olsun.
Yorum Ekleyen: Kemal CENGİZ     9.08.2020 22:36:26
SORUMLULUK DUYGUSU
Sorumluluk duygusu her insanı yaptığı her faaliyette hizaya getiren bir değerdir.Sorumluluk duygusundaki noksanlık yapılan işin şirazeden çıkmasıyla sonuçlanabilir.
Sevgili abim Hayrullah Bey'in açık mektubuna konu olan yazı böyle bir duruma örnek gibi gözüküyor..
İstanbul sözleşmesi "İLAHİ HUKUK-BEŞERİ HUKUK" başlıklı yazımda temas ettiğim gibi küçücük aklımızla İlahi Hukuku beğenmeyerek idam cezasını kaldırmamız sonucu çığırından çıkan (kadın, çocuk vs.) cinayetlerin önüne geçmek için Batı' nın gündeme getirdiği, bu arada fıtrata aykırı insan ilişkilerini de araya sokuşturarak meşrulaştırmaya çalıştığı bir metin..
Cinayetleri bu gibi sözleşmeler değil İlahi Hukuk' un bir cüz' ü olan KISAS önler. Çünkü "kısasta hayat vardır".
Sevgili Hayrullah Abiciğim; uyarı mektubunuzdan dolayı tebrik ve teşekkür ediyorum. Mü' minler birbirini yıkayan eller gibidir. Gereğini yapmışsınız. Allah razı olsun.
Yorum Ekleyen: MEHMET AKTAN     9.08.2020 06:26:24
12
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahabergazete@gmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya