25.10.2018 08.59
162 okunma
Hele kendime bir yer edem...
Ersoy Baba

 

Merhaba değerli okuyucularım.

Değerlisiniz. Çünkü çok az görüşebiliyoruz. Hemen suçlu psikolojisi ile bozulup somurtmayın. Sizin bir suçunuz yok bu az görüşmelerde. Siz yayınlanan makalelere göz gezdirip arasında benim makalem olmadığını görünce mecburen diğerlerini okuyor ve kanaat ediyorsunuz. Suç benim. Az yazıyorum. Az yazınca kıymetli oluyor sanıyorum. Ondan az yazıyorum. Diğer yazarların makalelerini kitap olarak yayınlasalar Temel Britanica ciltleri gibi 20 tane tutar. Benimki öyle mi? Tüm makalelerimi toplasan Tarım kooperatifinin günlük bülteninin sayfaları kadar bile tutmaz. Okuması kolay. Taşıması kolay. Başlayalım bu makalemize…

Karısı aralarında anlaşmazlık olan kocasının kafasında tava parçalamış. Hastaneye gidip rapor alan koca polise ifade verip sonuç beklerken savcılık beklenenin aksine kocaya 1 ay evden uzaklaştırma cezası vermiş.

Karısının hışmından 1 ay boyunca korunması için gerekli ve doğru bir karar. Bir ay boyunca adamcağız karısından ve bilhassa tavadan uzakta olacak. Düşünün ki karısına 1 ay evden uzaklaştırma cezası verilse kadın nerede kalacak? Kadın sığınma evine gidemez, çünkü mağdur değil, suçlu. Anasının evi başka şehirde. Otelde kalması da bir kadın için abes bir durum oluşturur. Ayrıca eve gidemezse dışarda ne yiyip ne içecek? Çocuklara kim yemek yapacak? Bulaşığı çamaşırı kim yıkayacak? Hukuk bu kadar sorunun ailenin üzerine kâbus gibi çökmesindense mağdur kocayı evinden def ediyor. Sorunu çözüyor.

Aynı; İstanbul Ataşehir’de trafikte 4 saniye tartıştığı sürücüyü tutuklatıp 70 bin TL ceza verdiren savcının trafik çözümü gibi…

Kesinlikle çok az bir kesimi bu şekilde yaklaşımlarda bulunmaktadır, genelini tenzih ederim ancak o birkaç tane olarak görebileceğimiz hatta Allah korusun denk gelebileceğimiz Savcılar için trafikte önceden yollar kesilmeli. Herhangi birinin trafikte Savcı ile denk gelmesi söz konusu olursa tutuklanma ve hatta 5 yıllık maaşını ceza olarak ödeme riski olur. Yazıktır, günahtır.

Bu konuda farklı çözüm tekliflerim de var:

Savcı arabası hiç kimsede olmayan özel bir renkle boyansın ki, vatandaş aniden önüne fırlayan aracın Savcı arabası olduğunu bilip ona dokunmasın. Kırsın direksiyonu 3 kişiyi ezsin. Ama savcının aracına dokunmasın. Savcının aracına dokunmasının hatta biraz yakınlaşıp savcıyı korkutmasının bile cezası çok daha büyük çünkü.

Savcı aracının rengine gelince ne olmalı diye düşündüm. Bundan yıllar önce New York’ta pembe renk bir araba görmüştüm. Binlerce aracın içinde hemen belli oluyordu. Kimin sürdüğünden bahsetmeme gerek yok.  Ama evet pembe renk, hatta reflekteli özel bir kaplama olursa gece de ışıl ışıl parlar. Bütün sürücüler de ondan uzak durur. Tutuklanma ve büyük para cezası ödeme sıkıntısı yaşamazlar. Yalnız bu rengin Savcı için özel bir renk olduğunu herkes bilemezse bu sefer bazı sürücüler Pembe renk yüzünden özellikle sıkıştırabilir. Bu da çözümün riskli kısmı.

Bugün Savcılardan başlamışken devam edelim:

3 Mart 2018’de saat 03.00 sıralarında Samsun’da enteresan bir olay meydana gelmişti. 2016 yılındaki kararname ile Erzurum Cumhuriyet Savcı adaylığından Samsun Cumhuriyet Savcılığı görevine atanan Savcı Bey (adı bende saklı), Ondokuzmayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi 3'üncü sınıf öğrencisi olan nişanlısı ile tartışmış. Taştırmanın ardından çok kırılan genç kız, savcının telefonlarına cevap vermemiş. Gece boyu telefonlarına cevap alamayan Savcı sabaha karşı yanına polisleri de alıp Kız yurduna gidip nişanlısıyla görüşmek istediğini söylemiş. Yurt görevlileri bunun için uygun bir saat olmadığını ifade edince, kendisinin Cumhuriyet Savcısı olduğunu belirtip "Ben savcıyım, çağırın gelsin" diye bağırmış.

Görevliler, odasına gittikleri genç kıza, savcının görüşmek istediğini iletmişler. Genç kız ise "Ben böyle birini tanımıyorum" yanıtını verip, vurup kafayı geri yatmış.

Bu cevaba çok sinirlenen Savcı önce nişanlısının odasına gitmek istemiş, ardından da makaleme konu olup resimlerinin yayınlanmasından çekinip güvenlik kamerası kayıtlarını istemiş. Gürültüler üzerine yurttaki öğrenciler uyanmış. Ortalık ana baba günü….

Araya polis ve yurt görevlileri girince, Savcı nişanlısı ile görüşemeden yurttan ayrılmış.

Hani bir söz var: “Hele kendime bi yer edeyim. Gör bak sana neler edeyim”

Bu örnekler az. Ama gerçekten itici. Yukarda bu tür savcılar için araç rengi teklif etmiştim ya. O teklifi yazımın devamında genişletme ihtiyacı duydum. Bu ölçü fakiri benzer savcılar için özel takım elbise yaptırmalı ve giyme mecburiyeti koymalı. Ne renk mi? Tabi pembe.  Pembe renk takım giyen birini gördükleri zaman genç kızlarımız bırakın yakınlaşıp nişan yapmayı, yollarını değiştirirler. Böylece gelecekteki facialardan erkenden korunmuş olurlar. Allah korusun bu türler evlenip çoğalırlarsa insan ırkı için, hatta geniş anlamda canlılar için de bir risk.

Olaylar gerçek. Ancak espriler ve makale mizahi. Şimdi mizahtan anlamayan bir savcı da pembeleri çekip polislerle mekanımı basarlarsa sorun çıkar. İçeriye alıştık. Ancak bir de para cezası keserlerse işte o zaman işim zor.
Çünkü zırnık yok cepte…

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Ersoy Baba
DİĞER YAZILARI

Yazarın Özgeçmişi:
Kayıp kimliği yüzünden 2019 seçimlerine kadar oy kullanamamıştı. 2019 seçimlerinde oy kullanamadığı tüm seçimlerin oyunu bir seferde kullanınca İstanbul seçimleri mahkemelik oldu. Seçimin iptali söz konusu oldu. Oylarının bu kadar etkili olacağını bilseydi valla da kullanmazdı. 

Mahallesinde Baba Ersoy olarak tanınan Ersoy Baba Bolu Mengen doğumludur. Mengenlidir ama sadece yemeyi bilir, yemeği yapmayı bilmez. Ersoy Baba Lise tahsilinden sonra Ankara'ya yerleşti. Ankara Ticari İlimler Akademisinin her gün önünden geçmiş olmasına rağmen İstanbul'a taşınınca bu eğitim hayatına ara vermek zorunda kaldı. Ersoy baba bi ara sokak sokak, ev ev gazete dağıtıcılığı yaptı. Sonra birden kendini aynı gazetenin editör masasında buldu. Editör yemekten döndüğünde masadan kalkmak zorunda kaldı. Hırs yaptı ve rakip gazetede köşe yazarlığına kadar yükseldi. Şimdilerde emekli oldu. Gidip kahve köşelerinde oturacağına gazete köşelerinde milleti yazılarıyla meşgul ediyor....

YAZARLAR
...