Şevket Süreyya Aydemir, ”bu kitapta ben kendi hayatımı anlattım” dese de; Suyu Arayan Adam,genel Türk aydınının bir dönem nasıl bir fikri savrulma ve hayal peşinde olduğunu anlatır.
26.08.2020 08:19
1.646 okunma
“Suyu Arayan Adam”
Av. Sabri Turhan

Şevket Süreyya Aydemir, ”bu kitapta ben  kendi hayatımı anlattım” dese de; Suyu Arayan Adam,genel Türk aydınının  bir dönem nasıl bir fikri savrulma ve hayal peşinde olduğunu anlatır. 

Çocukluğu,1900’lü yılların başındaki harplerin ve ihtilallerin meydana getirdiği etki altında mahalle arkadaşları ile Bulgar ve Rum çetelerine karşı hayali “çetecilik” ve “isyancılık” oyunları oynayarak  geçen yazar, ileriki yıllarda hayalciliği ve ütopyayı fikri bazda olmayacak hedeflere kadar yöneltir. 

Fakir bir göçmen ailenin  oğlu olan Şevket  Süreyya’yı babası, öğretmen okuluna verir. Ve öğretmen olur. Değişik yerlerde  ilkokul öğretmenliği yapar. l.Cihan Harbi çıktığında, daha önce Sarıkamış’ta şehit olan ağabeyinin görev yaptığı aynı taburda yedek subay olarak olar çalışır. Ve Ruslara karşı savaşır. 

Kitapta muazzam bir anlatım vardır. Tasfirler, betimlemeler, gördüklerini özetlemeler fevkaladedir. Edebiyat açısından anlatım güzeldir. Daha önce  kitaplarını da okuduğum için ben, buna  zaten aşınayım. Mesela,bir yerden bir yere giderken fakirliğin ve cehaletin diz boyu olduğu Anadolu’nun halini anlatırken,kendi iyi halinizden  bile utanacağınızı anlatır yazar.. Yazar, fakir Anadolu insanını  Şöyle anlatır: “Yerde bir toprak sedirin üstüne  çöktüğümüz zaman, bu insanlar size yanık bir toprak kap içinde ekşi ayranlarını sunarlarken, nazik görünmek isterler. Çocuklar, kadınlar, erkekler etrafınızı alırlar.Onlara baktığınız zaman henüz yeni olan elbiselerinizden, henüz parçalanmamış ayakkabılarınızdan hatta, yüzünüzün taze, sıhhatli  renginden utanırsınız” 

Şevket Süreyya,1.Cihan Harbi bitince Rusya’ya okumaya gider. Üniversiteye.. Ama Rusya eski Rusya değildir. Orada Ekim Devrimi, yani Bolşevik İhtilali olmuş, Rusya’yı Komünist Partisi yönetmektedir. 

Yazar, Rusya’ya gitmeden önce, o yıllarda çoğu Türk aydını ve yöneticisi gibi Turancılığa ve Türkçülüğe heves sarmıştır. Bütün Türk dünyasının birleşeceği bir dünya kurulacaktır.. Ama l.Cihan harbinde yenik düştüğümüz için Turancılığın ve Türkçülüğün önderleri olan  İttihatçılar; Cemal Paşa ,Enver Paşa ve Talat Paşa ülkeden kaçmışlar başka ülkelere sığınmışlardır. 

Şevket Süreyya ,Enver Paşa kitabından   tanıdığımız kadarıyla ve bu kitabından da edindiğimiz intiba ile Enver Paşa’ya hayrandır. Zaten Rusya’da okurken, orada bulunan İttihatçıların  önderlerinden Dr.Nazım ile görüşür. Yanında Nazım Hikmet ve Vala Nureddin de vardır. Dr.Nazım’dan hiç etkilenmez Şevket Süreyya.Enver Paşa ile de iki defa görüşür yazar. Birisi, Moskova’da, diğeri Bakü’deki Şark Milletleri  Kongresi’nde. Enver Paşa, Rusya’da iken bitkindir. Durgundur. 

Şevket Süreyya’nın  kitabında yazılı intibaya  göre Turancılığa  karşı hevesi azılmıştır. Enver Paşa 1922 yılında 41 yaşında iken  Pamir Dağları’nın  eteğindeki Abı Hayat Köyünde  ölünce ,Şevket Süreyya’nın  Turancılık hayalleri de bitmiştir. 

Şevket Süreyya, Rusya’da iken komünizme ilgi duyan  arkadaşları ile   Komünist Partisi’nin  bütün faaliyetlerine  katılır. 

Okul bitip 1924’te ülkeye döndüğünde, hedefi, ormanlar içinde bir köyde ilkokul  öğretmenliği yapmaktır. Maarif Vekaletine gittiğinde, bir köy öğretmeni olarak değil, bakanlığın üst düzeyinde  daire başkan yardımcısı olarak bulur kendini.. 

Yazar, Rusya’da  Komünist Partisi’nin faaliyetlerine  katıldı ya, Ankara’da da bu tür faaliyetlerine devam eder. Aynı hızla o fikirlerin  propagandasını yapar. Daha sonra Kadro Dergisi’ni çıkarır. Orada yazılar yazar. Bir taraftan da devrimlerin  ateşli  savunucusu olduğunu söyler. 

Bu arada Şevket Süreyya’ya etki eden bir hususu  gene kendisi anlatır. Osmanlının son zamanları  ile Cumhuriyetin  ilk yıllarının yazarı  Müfide Ferit Tek , “Aydemir” isimli bir roman yazar. Burada roman kahramanı Aldemir isimli bir gençtir. Şevket Süreyya’yı bu kitap etkiler. Kitaptaki Aydemir figürü yani.  

O tarihten itibaren kendine ad olarak “Aydemir” ismini de takar. “Adın ne” dediklerinde Aydemir,der. Yıllar sonra soyadı kanunu çıktığında , Aydemir’i soyadı  olarak alır.Bu da Şevket Süreyya’yı psikolojik olarak etkileyen  bir husustur.

Komünizm propagandası yapmaktan iki kere tutuklanan  Şevket Süreyya,birisinde 10 yıla mahkum olur. Hapishanelerde yatar. Yalnız Şevket Süreyya’nın  en büyük özelliği  çok kitap okuması yapacakları ile ilgili olarak raporlar  ve teklifler hazırlamasıdır. Bu yönü ile büyük takdir toplar. 

Şevket Süreyya,”Suyu Arayan Adam” diyor ya, bu aslında mecazdır. Şevket Süreyya suyu aramamıştır, kendini aramıştır, kendi öz benliğini bulmaya çalışıyordur. 

Şevket Süreyya ,suyu yani kendini Afyon Cezaevi’nde  bulur. Orada , Anadolu’nun değişik yerlerinden herhangi bir köyden gelmiş, bir sebepten mapus damına düşmüş, ama ülkenin mefahirine,ülküsüne, ideallerine bağlı insanları görür. Hapistedir ama, bu ülkeye bağlıdır o insan.. Boynu büküktür ama, kindar değildir. Eli-kolu  bağlıdır  ama gene de bu topraklara ait olmayı, bu toplumun değerlerini savunmak gerektiğini söylemektedir. Hem mazlum, hem memnun insanlar..Diğer mahkumlar Şevket Süreyya’yı çok etkilerler. Kitabın 340.sayfasında Afyon Cezaevi  anılarını anlatır: ”..milli kurtuluş hareketlerini  dünya ihtilalinin bir peyki sayan komünist partisine değil, inkılapçı, disiplinli, teşkilatlı milliyetçi bir cumhuriyet partisine düşer. Afyon Ceza Evi’nde  adım adım ve parça parça beliren bu fikri, sentezlerin ilk sezişlerini, gerçi İstanbul’da ve daha tevkif ve mahkum edilmeden önce de az çok görmüş ve yazmıştım. Afyon cezaevinde tedarik ettiğim malzemeler, bende bu fikirlerin gelişmesine sebep oldu” 

Şevket Süreyya, l950 yılında biraz da istemeyerek biraz zoraki şekilde  Maarif Vekaletindeki işinden  emekli edilir. Kah üzgün, kah kırgın vaziyette, o zamanlar bir köy olan Mamak’taki mütevazi evine gider. Akşam olmuştur.O zaman orada, elektrik de yoktur. Evin kapısını açar, el yordamı ile gaz lambasını  ve kibriti  bulur. Lambayı yakar. Yan taraftaki tahta sandalyeye oturur. 

Bir film şeridi gibi bütün hayatı gözlerinin önünden geçer. O devirde kendini etkileyen Pamukkaleli Yunan Filozof Etipekos hayalen karşısına geçer oturur. 

Etipekos, gözlerini Şevket Süreyya’ya çevirir .Gözlerinin içine bakar :”Kendin ol oğlum” der. Şevket Süreyya  kitabın  400.sayfasında bunu şöyle anlatır: “İnsanlar kendilerine ya çok pahalı, ya da çok ucuz kıymet biçerler. Sen, sadece bir değerlendirme hatası  içindesin. Hayatında daima, başarabileceğini değil, başarmak istediğini  düşündün. Olabileceğini değil, olmasını istediğini aradın….. Kendine dön oğlum. Kendine inan ve yalnız kendinde olanı ara..” 

Yazar, suyu bulmuştur…

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahabergazete@gmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya