CHP’liler düne kadar “Din-devlet” ilişkisi diye kendilerine göre bir “sorun” icat etmişlerdi. Aslında Laikliğin objesi Din-Devlet değil, Katolik inanışında, egemen bir devlet olan “Kilise Devleti / Vatikan” ile “siyasi devlet” arasındaki paylaşım, çatışmama işbölümünü ifade ediyordu.
30.04.2019 12.51
483 okunma
Sermaye, STK, siyaset
Abdurrahman Dilipak

CHP’liler düne kadar “Din-devlet” ilişkisi diye kendilerine göre bir “sorun” icat etmişlerdi. Aslında Laikliğin objesi Din-Devlet değil, Katolik inanışında, egemen bir devlet olan “Kilise Devleti / Vatikan” ile “siyasi devlet” arasındaki paylaşım, çatışmama işbölümünü ifade ediyordu. Biri yercil egemenliği, ötekisi Tanrısal egemenliği temsil ediyor. Bu ilişki ruh ile beden arasındaki ilişkiye benzetiliyordu. CHP ruh ile beden, akılla vicdan arasındaki çatışma üzerine bir ütopya üretmişti. Bunun adını da “çağdaşlık” koymuştu.

Biz cumhuriyetin başından beri bu işi çözemedik. Laiklik adına, Kemalizm’i dinleştirdiler. “Türk’ün dini Kemalizm” olacaktı. Bir Amentü bile yazdılar. Meddahları “Anıtkabir Kâbe’miz” diye şiirler yazıyorlardı. “Kâbe Arabın olsun, Çankaya bize yeter” diyordu bazıları da! Türbeleri kapattılar ama yerine Anıtkabir yaptılar.

Sadece devletin dinle/dindarla ilişkisi sorunlu değil. Devletin STK ile de, medya ile de başı dertte. Hatta siyasi örgütlerle de başı dertte. Fırsatını buldukça demokrasiye balans ayarı çektiler. Şartlarını oluşturunca da darbe yaptılar. Her darbeden sonra partiler, meclis bile kapatıldı ama kapatılmayan tek kurum Mason locaları oldu ve ilk kurulan ara rejim hükümetlerinde hep Masonik CHP’liler bakan oldular.

Farkettiniz mi, FETÖ İslam’la Yahudilik, Hristiyanlıkla Müslümanlığı melezleştirmeye çalışıyordu. “Dinlerarası diyalog” böyle bir projeydi. Bugün sağ, sol, liberal uzlaşması bunun başka bir versiyonu. Melezleştirme politikası kılık değiştirerek devam ediyor. Artık sağ sağ değil, sol da sol. Liberal da liberal değil. “Cinsiyetsiz toplum” tam gaz devam ediyor. “Ne sağcı, ne solcu, futbolcu” bir kalabalık geliyor.

CHP’den sağlıksız bir eğitim, sağlıksız bir parti ve siyaset, sağlıksız bir yasa, sağlıksız bir yargı, sağlıksız bir ordu, sağlıksız bir STK ve sağlıksız bir medya devraldı Türkiye. Zaten “tek parti” vardı. Kötü bir örnek. Seçim desen açık oy gizli tasnif, adayları tek adam belirliyor. Yasa desen, gerekçesiz olarak meclise getirilip, müzakeresiz bir şekilde oy birliği ile kabul ediliyor yasalar icabında. Büyük bir kısmı ise zaten tercüme. Yargı desen, aynı şekilde savcısız, hakimsiz, temyizi olmayan, kanuna göre karar veren değil, verdiği karar kanun sayılan istiklal mahkemelerinin gölgesi altında hukuk devleti değil, kanun devleti bile değilsiniz. Ordu deseniz, darbeci, rejimin bekçisi, her şeye hakim.

STK, güya “Non Government Organisation”, ama siyasetin arka bahçesi. Halkevleri, Türkocağı, Hilâl-i Ahmer Cemiyeti, Tayyare Cemiyeti, 3. Himaye-i Etfal, Millî İktisat ve Tasarruf Cemiyeti, İdman Cemiyetleri İttifakı, Maarif Cemiyeti gibi cemiyetler dışında kalan bütün dernekler CHP çatısı altında toplandı. Hatta Mason Locaları “Aynı gayeye hizmet edecek iki ayrı cemiyete gerek yoktu”. Onun için Mason locasını kapattı ve Mason locasının meşrik-ı azamı’nı kendine danışman yaptı. Oysa Osmanlıdan devralınan dini, mezhebi, etnik, ideolojik, politik, mesleki, Şimendiferciler Cemiyeti; Üsküdar Musiki Cemiyeti; Etibba Muhadenet Cemiyeti; İmarât ve Hayrat Cemiyeti; Fıkaraperver Cemiyeti; Şark Musiki Cemiyeti; Amele Teali Cemiyeti; Himaye-i Etfal Cemiyeti; Mühendis Mektebi Talebe Cemiyeti gibi yüzlerce dernek vardı.

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
...
...