Değerli arkadaşlar! Haçlı ordusuna Avrupa’nın önde gelen kral, prens ve asilzadeleri kumanda ediyordu. Zaferi kazanacaklarına kesin gözüyle bakıyorlar, bilhassa Fransızlar bundan büyük şeref ve paye bekliyorlardı. O kadar ki, Müslüman Türk ordusunu bir an evvel mağlup etmek için adeta sabırsızlanıyorlardı. Takriben iki ordunun asker sayısı birbirine eşit ve yüzer bin kişi civarındaydı.
30.04.2019 12.56
603 okunma
Fransızların Şeref ve Paye Hırsı (8)
İsmail Aydın

Değerli arkadaşlar! Haçlı ordusuna Avrupa’nın önde gelen kral, prens ve asilzadeleri kumanda ediyordu. Zaferi kazanacaklarına kesin gözüyle bakıyorlar, bilhassa Fransızlar bundan büyük şeref ve paye bekliyorlardı. O kadar ki, Müslüman Türk ordusunu bir an evvel mağlup etmek için adeta sabırsızlanıyorlardı. Takriben iki ordunun asker sayısı birbirine eşit ve yüzer bin kişi civarındaydı.

Nihayet iki ordu Niğbolu kalesi yakınında karşılaştı. Muzafferiyet şerefini kazanmak isteyen Fransız süvarileri, ilk kademede bulunan Azap denilen hafif yaya kuvvetleri üzerine yüklendiler ve onları mağlup ve imhaya başlayıp teslim olanları bile katlettiler. Bundan sonra Azapların gerisindeki Yeniçeri kuvvetleri üzerine yüklendiler… Ancak Yeniçerilerin ok yağmuruna tutularak epey telefat verdiler. Şehzade Mustafa kumandasındaki kuvvetlerin taarruzuna uğradılarsa da, onu da bertaraf ederek ilerlediler.

Plan gereğince Osmanlı merkez kuvveti bir miktar geri alındı. Bu çekilmeden cesaretleri artan Fransızlar, daha sokularak Hilâl kıskacının içine girdiler. Osmanlı planına vakıf olan Sigismund tarafından ileri gitmemeleri ve kıskacın içine girmeyip beklemeleri hakkında verilen emirleri dinlemediler. Bu defa Osmanlıların üçüncü hattı da plan gereğince ikiye ayrıldı. Fransızların zaferi kazandıklarını zannettikleri bir anda bizzat pusudan Yıldırım Han’ın kumandasındaki kuvvetlerle karşılaşınca şaşırdılar. Dönüp kaçmak istedilerse de muvaffak olamadılar.

ARDINA BİLE BAKMADAN KAÇAN KRAL

Değerli arkadaşlar! Eflâk prensi Mirça, muharebenin gidiş şeklini görünce neticeyi kestirerek hemen memleketine dönmüştü. Macar Kralı Sigismund, ihtiyat kuvvetlerini bile muharebeye sokmuş ancak hiçbir başarı elde edememişti. Nihayet kat’i neticenin alınması zamanının geldiğini gören Yıldırım Bayezid, kendi ihtiyat kuvvetlerini derhal taarruza geçirmek suretiyle bütün Avrupalılardan müteşekkil Haçlı ordusunu müthiş bir paniğe uğrattı. Ordumuz, “ölürsek şehidiz, kalırsak gaziyiz” inancıyla savaşıyordu… Sigismund ardına bakmadan kaçarken, “Bugün Macaristan tarihinin en kara günüdür” diyordu… Böylece, 1396 Eylülünün yirmi sekizinci gününde İslâm ordusu, üç saat gibi kısa bir süre içinde parlak bir zafer daha kazanmış oluyordu. Mehter marşında dendiği gibi:

Dünya atının nalları altında ezildi
Kaç Haçlı sefer göğsüne çarpınca kesildi.

Daha sonraki dönemlerde gemiler denizden dağlara tırmanacaktır.
Bir gün gemiler dağlara tırmandı denizden
Kudret ve zafer bizlere miras dedemizden.

Değerli arkadaşlar! Malazgirt’ten beridir bu böyledir. Arada bir fetret dönemi yaşandı ve onun sonucu olarak bazı mağlubiyetler gördüysek de; işimizi akla ve ilme havale eder ve kendimizi tanırsak, düşmanımızı da yeniden tanır hale gelirsek, şüphe etmiyoruz ki, bundan sonra da böyle olacaktır, yani zafer yürüyüşümüz devam edecektir. Bu kanuniyetlere uyduğumuz sürece daima muzaffer olacağımızdan asla şüphe etmiyoruz.  Yeter ki Türk milleti iyi yönetilsin. Yeter ki biz, bize vücut veren ruh ve idealleri yeniden hatırlayalım ve onlardan asla uzak kalmayalım. Onlara dün dedelerimizin sahip çıktığı gibi bizler de sahip çıkarsak memleketimiz yükselir, ileri gider ve kalkınır ve tabii buna bağlı olarak herkesin işi ve aşı olur ve içinde huzurla oturacağı bir damı mutlaka olur. (Gelecek hafta, Yıldırım’ın Huzurunda Bir Şovalye)

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
İsmail Aydın
DİĞER YAZILARI

İSMAİL AYDIN KİMDİR?

İsmail Aydın, Hukukçu yazar. Anacığının anlatımına göre koç katımında doğmuş. Koç katımı, Yozgat’ta ekim ayının sonu ile kasım ayının başında olur. Dolayısıyla doğum günü belli değil ama Aydın, doğum günü olarak 29 Ekimi benimsiyor. Koç katımı, döl almak üzere erkek koyunun (Koç) dişi koyunlar arasına bırakılmasına denir.

Peki, hangi yılın koç katımı? O da belli değil. 1950 olabileceği gibi 1949’a da ihtimali var. Her nasılsa nüfusa 08.02.1953 D.lu olarak tescil edilmiş. Yaşı küçük diye ortaokula kabul edilmemiş, bu defa da mahkeme kararıyla, ay ve gün sabit kalmak üzere 1950 olarak tescil edilmiş. İsmail Aydın, doğum gününün bile doğru dürüst kayıt altına alınamayışını, okur-yazar olmayan tolumun  “hal-i pürmelâli” olarak niteliyor.

İsmail Aydın İlkokulu Sorgun’a bağlı Temrezli köyünde, ortaokul ve liseyi Yozgat’ta okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1977 yılında mezun oldu. Yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra Sorgun’da altı yıl avukatlık yaptı. Ekim 1986’da Diyarbakır / Bismil’de Noter oldu. Kastamonu/Tosya, Bolu ve Ankara’da çalıştı, 2015 Şubatında emekliye ayrıldı.

İsmail Aydın çilekeş Anadolu’nun yanık sesi olarak çıkıyor karşımıza. Türkiye’mizin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunuyor. Üzerine titrediği kesim Gençlik. Ağırlıklı olarak üzerinde durduğu sorun Eğitim.

İsmail Aydın, fakülte yıllarından itibaren yazı hayatının içinde oldu. İlk gençlik yıllarıyla beraber memleket meseleleriyle ilgilendi. Tartışmalı radyo ve televizyon programlarına katıldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı. Şubat 2013’ten beridir, internet ortamında yayın yapan Ana Haber Gazete’de yazmaya devam ediyor.

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nda 2013-2016 yılları arasında yayınlanan Kıssadan Hisseler Programı’nın yapım ve sunuculuğunu üstlendi. Türkiye Noterler Birliği’nin Meslekî Forum Sitesi’nde anılarını yazdı.

Ağustos / 2016’da “Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor?”, Kasım 2016’da “Yeniden Yükselişe Doğru”, Şubat 2017’de “Umut Ülke Türkiye”, Mayıs 2017’de “Bir Noterin Anıları”, Ağustos 2017’de “Kaybettiklerimiz”, Ocak 2018’de “Kıssadan Hisseler”, Mart 2018’de “Niçin Akif? Niçin Safahat?” isimli kitapları yayımlandı.

Yazı hayatını ve kitap çalışmalarını sürdüren İsmail Aydın evli ve dört çocuk babasıdır.

YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya