Medeniyet sözcüğü (dar anlamda) Arapça Medine (Şehir) kökünden gelip şehirli olmak anlamına gelir. Geniş anlamda ise; toplumun gelişmişlik durumunu ifade eder.
01.09.2020 11:09
1.619 okunma
GERÇEK MEDENİYET VE BATI MEDENİYETİ
Mehmet Aktan

  Medeniyet sözcüğü (dar anlamda) Arapça Medine (Şehir) kökünden gelip şehirli olmak anlamına gelir. Geniş anlamda ise; toplumun gelişmişlik durumunu ifade eder.

            Medeniyet kavramını iki başlık altında incelemek gerekir. Birinci ayırımda toplumun moral-manevi değerleri açısından yapılacak olan değerlendirme, ki bu manevi medeniyet başlığı altında yapılacak inceleme, ikinci ayırım ise maddi değerler açısından yapılacak inceleme.

            Ne var ki, çağımızda bilhassa batıda medeniyet sadece maddi medeniyet olarak kabul edilip, sadece bu açıdan inceleme ve değerlendirme yapılmaktadır. Ne yazık ki Ülkemiz entelektüelleri de medeniyeti, Batı’ nın etkisiyle sadece maddi medeniyet olarak görüp, bu yönüyle değerlendirme eğilimindedir.

Bu yazıda değerli okuyucu, manevi medeniyet kavramıyla tahmin ediyorum ilk defa tanışmış olacaktır.

Oysa medeniyetin asıl ölçüsü gerçekte manevi medeniyet değerleridir.

Bu gerçeğin kolayca anlaşılabilmesi için bir-iki soru sormak istiyorum.

İnsanlık, Asr-ı Saadet toplumu döneminde mi daha medeni olmuştur, yoksa teknoloji yönünden uzaya çıkıldığı 20. ve 21. Yüzyılda mı?

Kula değil Yaratan’ a kulluk edildiği, istişarenin gözden uzak tutulmadığı, ırkçılığın reddedildiği, insan hak ve hürriyetlerine en azami saygının gösterildiği, “Leküm diniküm veliyedin” Ayetiyle gerçek laikliğin tartışmasız uygulandığı, ilmin, adaletin, hakkaniyetin, sabrın, şükrün, kanaatin, hoşgörünün, affın, şefkat ve merhametin, empatinin, çalışmanın, sorumluluk duygusunun, azmin, temizliğin baş tacı edildiği, vatan sevgisinin ve kul hakkına saygının zirvede olduğu velhasıl insanoğlunun birlikte yaşaması için gerekli olan her kuralın toplum hayatında yer etmiş olduğu bir toplum düzeni mi daha medenidir, yoksa;

Parayı, teknolojiyi, makam ve mevkiiyi, özetle maddi gücü, hiçbir ahlaki sınır tanımayan cinselliği, neredeyse putlaştırma derecesinde gaye edinmiş, egoist ve menfaatperest batı medeniyeti mi?

Özetlemek gerekirse Batı; medeniyeti sadece ve sadece maddi medeniyet olarak görüyor. Yani; pozitif bilimlerde ileri gitmek, teknolojide gelişmek, bilhassa da savaş araç ve gereçlerinde en önde olmak, ekonomide ve refahta büyümek, bu alanlarda geri kalmış toplumları acımasızca ve alabildiğine sömürmek vs…

Batı’ nın medeniyet ölçüsü, önceki paragrafta zikredilmiş olan hususlardır. Yani maddi medeniyet konularıdır. Batı’ nın gündeminde manevi medeniyet diye bir konu yoktur. Batı’ nın medeniyete bu bakışı, maalesef bize de önemli ölçüde sirayet etmiştir. Bu nedenle manevi medeniyet sözcüğüyle ilk defa tanışıyoruz.

Aslında tarih boyunca maddi medeniyetle manevi medeniyet amansız bir mücadele içinde olmuştur. Bir tarafta, mağdur ve mazlumların hamisi, Hak’ kın savunucuları olan manevi medeniyet mensupları, diğer tarafta ise Hak tanımaz, zalim, sömürücü, Hak’ kı güçte gören gözü dönmüş maddi medeniyet mensupları!

Bu iki farklı medeniyet türü, birbirinin alternatifi değildir. Her ikisi de insanoğlu için birbirini tamamlayan ve insanın insanca yaşamasını sağlayan değerlerdir. Bu iki farklı medeniyet değerinden manevi medeniyeti temel, maddi medeniyeti de üst yapı olarak kabul edip, birbirini tamamlayan unsurlar olarak gören yegâne inanç, mensubu bulunduğumuz Yüce İslam Dinidir.

İslam dini mensuplarının, medeniyeti sırf maddi medeniyet olarak kabul edenlerden daha çok ekonomiye, teknolojiye, savunma sanayiine önem vermeleri ve hasmı alt edecek güce ulaşmaları gerekiyor. Ama, türlü sebeplerle bu zamana kadar genelde bu böyle olmamış. Özellikle son iki asırda ecdadımızın, maddi medeniyet konusuna gerekli önemi vermemiş olması nedeniyle, maddi medeniyetin zulmüne, tasallutuna maruz kalmış olduğuna şahit oluyoruz.

Doğu Akdeniz gerginliği konusuyla ilgili olarak; iki elin on parmağının sayısını geçmeyecek kadar kardeş ve dost devletlerin dışındaki batı devletlerinin hep bir ağızdan koro ile Türkiye’ nin aleyhinde, Yunanistan’ ın yanında yer almalarının tek bir izahı vardır.

Sözünü ettiğimiz bu devletler güya dünyanın en medeni, en güçlü, sözü geçen, dünya milletlerine örnek lider ülkeleri...!  AB çatısı altında toplanan bu ülkeler, sözde dünyada adalet ve hakkaniyeti ölçü kabul etmiş ülkeler.

Doğu Akdeniz gerginliği konusunda hepsi, haksız, hadsiz ve şımarık Yunan yanında kenetleniverdiler. Zaten şimdiye kadar, B.M. in, Nato’ nun, AB. nin Türkiye lehine herhangi bir tavrına şahit olduk mu ? İsrail’ in Filistin’ e karşı işlediği insanlık suçları ve zulüm karşısında hep susan ya da İsrail yanında saf tutan da yukarıda saydığım milletlerarası örgütler değil midir?

Bizim Batı’ nın adalet ve hakkaniyet karşısındaki bu tavırları anlayamayışımızın, hazmedemeyişimizin nedeni, Batı’ nın medeniyete yüklediği anlam ile bizim medeniyete yüklediğimiz anlam arasındaki muazzam farktır.

Biz ne yazık ki medeniyetten, batının ekonomik ve teknolojik gelişmesini anlayıp onların seviyesine ulaşma derdinde olduk. Halbuki onların medeniyeti hak üzerine değil güç temeli üzerine inşa edilmiş maddi medeniyet. Biz beyhude kavaktan nar bekliyoruz. Osmanlı’ nın yıkılışı, Sevr’ in bize dayatılması da hep Batı’ nın güç temelli medeniyet anlayışından kaynaklanmıştır.

Şundan emin olmalıyız, Batı gücün zebunudur. Biz ise hak ve adaletin hâmisi…!

Yahudi-Hristiyan ittifakından müteşekkil Batı, Osmanlı’ yı yıkmak için hep birlikte bir asır boyunca birlik olup üzerimize çullanmışlar ancak Aziz ve şerefli Milletimizi vatanımızda tam boğmak üzereyken, hiç ummadıkları bir şahlanış karşısında Ege’ ye kadar kaçabilmişler, nihayet akıbetleri denize dökülmek olmuştur.

Bu sonuç; Hak’ kın batıla, adaletin zulme, manevi medeniyetin maddi medeniyete galibiyetidir. Bu tarih boyunca hep böyle olmuştur, bundan böyle de böyle olmaya devam edecektir, İnşaallah!

Tarih ve istikbal, İnşallah onlara hak temelli medeniyeti öğrettiğimiz dönemler olacaktır.

Maddi medeniyette ileri olanların, manevi medeniyete intisap etmedikçe tarihe zalim olarak geçeceklerini çok geç olmadan fark edip, manevi medeniyeti tanıyıp, intisap etmeleri,

Manevi medeniyet mensuplarının da, maddi medeniyette muasır seviyeyi aşmadan zulmü alt edemeyeceklerini, insanlığın refahını sağlayamayacaklarını anlamaları ve gereğini yerine getirmeleri gerekiyor.

Umudum odur ki; insanoğlu, manevi medeniyet temel esas olmak üzere, maddi medeniyete de hak ettiği değeri vererek dünyadaki savaş, iç savaş gibi beşerî felaketlerin sonunu getirir. Çırpınmakta olduğu; maddeyi tanrılaştırma, zulüm, sefalet, adaletsizlik ve çile bataklıklarından kurtulur.

Hayırlı haftalar diliyorum.

Av. Mehmet AKTAN

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahabergazete@gmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya