Tarihte kırılma anları vardır. Bu anlar milletlerin ve coğrafyaların kaderini belirler. Bu anlardan biri şüphesiz 'Altınordu Devleti'nin yıkılması yerine hanlıkların, beyliklerin ortaya çıkmasıdır..
03.09.2020 01:27
1.447 okunma
Ermenistan Azerbaycan çatışması bir vekalet savaşıdır
Abdurrahman Zeynal

Tarihte kırılma anları vardır. Bu anlar milletlerin ve coğrafyaların kaderini belirler. Bu anlardan biri şüphesiz 'Altınordu Devleti'nin yıkılması yerine hanlıkların, beyliklerin ortaya çıkmasıdır..

16. yüzyıl başlarına kadar Kenezlikler şeklinde varlığını sürdüren Slavlar Altınordu Devletinin yıkılması ile toparlanışa geçmiş, 'Kazan' ve çevresini istila etmiş, özellikle 1699 Karlofça anlaşmasından sonra güçlenerek Kırım Hanlığı üzerinde baskı oluşturup Türkistan'a doğru yayılmayı sürdürmüşlerdir. Doğuda Kazan, Başkurdistan, Çuvaşistan'ı işgal edip genişlerken Azak Kalesini ardından Kırımı işgal etmiş, gözlerini Kafkaslara dikmişti.

Kuzey Kafkaslar tarihî Türk yurduydu. Başkurtlar, Nogaylar, Kabartaylar, Balkarlar, Avarlar, Çeçen, Çerkezler bu coğrafyanın hakimî ve sakiniydiler. Ancak geçen zaman içinde Osmanlı Cihan Devleti zayıflarken Çarlık Rusya güçlenmişti.

Güney Kafkaslarda Kıpçak, Oğuz boyları, Azerbaycan Türkleri, İnguşlar, Osetler ve Gürcüler bulunuyordu. Osmanlı devleti 1560'lardan sonra Erzurum'u Beylerbeyi merkezi biri ilan etmiş, Türk-İran ilişkileri bu merkezden yürütülmüştü. Özdemiroğlu Osman Paşa, Ferhat Paşa ve diğerleri 1600'lere kadar yürüttükleri fetih hareketiyle Dağıstan'a kadar bölgeyi feth etmiş, Derbent'i ele geçirerek üstünlüklerini pekiştirmişlerdi.

Ancak İran bölgedeki varlığını sürdürmek için sınır boylarında savaşlar çıkarıyor işgal edebildiği yerleri tekrar geri alıyordu. Bu yıllarda 'Karabağ Sünni' inancın merkezi olup ilim büyük ölçüde inkişaf etmişti. Ancak Sefaviler Karabağ'daki Şeyhler Sülalesini[1] göçe zorlayınca  aile Erzurum'a gelip yerleşti.

Doğuda bu gelişmeler olurken IV. Murat ünlü Revan seferine çıktığında  Sürmeli Çukuru ve Revan'da "Revan Hanlığı" hüküm sürüyordu. 1635 yılında Osmanlı Ordusu 'Revan'ı yeniden topraklarına katarak geri dönmüş, ancak devam eden çarpışmalardan sonra Tarihî Türk Revan Hanlığı Nadir Şahın egemenliğine geçmişti.

Osmanlı -Rus Savaşı İhtilafların Temelini Oluşturuyor

Ruslar 1826 yılında Yeniçeri Ocağının kaldırılmasını fırsat bilerek 1828 yılında Osmanlıya savaş açmış, kısa sürede Batum, Artvin, Kars'ı alarak Erzurum'u işgal etmişlerdi. Bu işgal aslında bugünkü Kafkas problemi, Türk-Ermeni, Azerbaycan-Ermeni ilişkilerinin temelini oluşturmuştu.

Ruslar bölgeyi uzun zaman kontrol edemeyeceklerini anladıklarından Stratejik olarak Kafkasların Güneyinde Ermenilerden oluşmuş Hıristiyan bir devleti kurarak kendilerinin güney kanadını güvenceye almak istediler. Savaş devam ederken Rus Komutan Paskeyeviç Revan(Erivan)'ı dağın tepesinden seyretmiş notlarına; Revan'ı; "Camileri, hanları, hamamları ile tam bir Türk şehri" olarak tanımlamıştı.

Ruslar 1829 yılında Erzurum havalisinden binlerce Ermeni aileyi kandırarak, daha güzel hayat vaat edip Revan hanlığının başkenti Reva'na ve yöresine götürmeye başlamışlardı. Öte yandan İran'da Nadir Şah öldürülmüş, yönetim boşluğu oluşmuş, bölgedeki hanlıklar tek başlarına kalmış, böylece Ruslara yem olmuşlardı. İran ile Rusya arasında 1820 yılında gerçekleşen Türkmençay Anlaşmasının 15. maddesine göre İran'dan bölgeye Ermeni göçünü sağlamış böylece Sürmeli Çukurunda hiç Ermeni nüfusu yokken Rusların çalışmalarıyla dengeler değişmeye başlamıştı.

Nadir Şahın Öldürülmesi, İran -Rus İlişkileri

Çar orduları Nadir Şah’ın öldürülmesinden sonra Azerbaycan’da ortaya çıkan Hanlıklar Dönemi’nde, hanlıkların kendi aralarında siyasî birlik oluşturamadığından faydalanarak birer birer Rusya’ya teslim olmalarını sağlamışlardı. İran, bölgedeki hâkimiyetini kaybetmemek için Rusya ile yaptığı savaşlarda yenilince, Dağıstan, Azerbaycan ve Kuzey Kafkasya'yı işgal ederek İran ile önce "Gülistan Antlaşması" (1813), ardından "Türkmençay Antlaşmasını" (1828) imzalamıştır. İran, Türkmençay Antlaşmasıyla Revan ve Nahçıvan’ın da Rusya’nın hâkimiyetine girmesini kabul etmiş, bu fiili durum Osmanlı Devleti’ne de Edirne Antlaşmasıyla (1829) onaylatılmıştır. Türkmençay Antlaşması sonuçları itibariyle bugün de güncelliğini korumaktadır. Yapılan bu antlaşmayla, Azerbaycan Türkleri ikiye bölünmüş, halen devam eden Kuzey Azerbaycan- Güney Azerbaycan problemi ortaya çıkmıştı[2]. Bir diğer önemli sorun, Rusya’nın, antlaşmaya koydurduğu 15. maddeye dayanarak, Revan başta olmak üzere bölgeye, İran ve Osmanlı Devleti’nde kendi topraklarında yaşayan Ermenileri göç ettirmesidir. Antlaşma öncesinde bölgede çoğunlukta bulunan Türkler planlı olarak yapılan bu göçler neticesinde nüfus olarak azınlığa düşmüş ve böylece bugünkü Ermenistan Devleti’nin temelleri atılmıştı.

1850 yılında Nahçıvan ve Revan Hanlıkları lağvedilerek Nahçıvan, Gümrü, Yeni Beyazıt, Şerur, Dereleyez kazaları ve Ordubad nahiyesi de dahil olmak üzere Erivan Valiliği teşkil olunmuştur. Ermeni ahalinin istedikleri takdirde Rusya’ya göçebilecekleri ve bunlara müsait şartların yaratılacağı ifade edilmişti. Bu maddede açıkça belirtilmese de Güney Azerbaycan’dan, özellikle de Marağa ve Urmiye’den alınan Ermeni ailelerin Kuzey Azerbaycan topraklarına yerleştirilmesine imkân sağlanmıştır.

İran-Rus savaşları 1820 yılında tekrar başlamış, kısa sürede Ruslar Tebriz ve Urumiyeyi işgal ederek Azerbaycan Türklüğü için acı yıllar başlamıştı. 1820 yılında yapılan Türkmen Çay Anlaşması aslında bugünün kaderini bile belirlemişti.

Öyleki Kırım Savaşı sonrasında Bir Buçuk milyon Çerkez, Çeçen, Adıgey, Nogay ve diğer Türk Boyları ata, dede yurtlarını terk ederek Osmanlı devletine sığındı.

93 Harbi ve Sonuçları

1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı başlayınca Ermeniler Ruslardan yana tavır alarak Osmanlının aleyhine dönmüş, savaş sonucunda imzalanan Ayestefenos anlaşmasının 16, Berlin anlaşmasının 61 maddesi ilk kez tarihte uluslar arası bir anlaşmanın maddesi olarak anılmasını sağlamıştı.

Türkmençay ve Berlin anlaşmalarıyla bugünkü Ermenistan topraklarında Rusların himayesinde Ermeniler nüfuslarını artıma cihetine giderken 1914 yılının Haziran ayında Erzurum'da 'Taşnakların' yaptığı kongrede çıkacak bir savaşta bütün silah ve teçhizatlarıyla birlikte Rus tarafına geçip Osmanlıya karşı savaşmayı karar altına almışlardı.

Birinci Dünya Savaşı başlayınca Rus orduları Allahu ekber Dağlarında, Sarıkamış'ta Osmanlı Ordusunu bozguna uğratmış, Erzincan'a kadar bölgeyi işgal etmişlerdi. İşgali fırsat bilen Ermeniler Türkleri önce yurtlarından çıkarmak, öldürmek ve toplu katliam yaparak demografik yapıyı değiştirme cihetine gittiler. Ruslarda bunu gizlice teşvik etmiş, katliamlara göz yummuştu.

22 Şubat 1918 yılında Kâzım Karabekir Paşa Komutasındaki kolordu Erzincan, Tercan, Aşkale, Ilıca yolunu takip ederek 12 Mart 1918 yılında bölgeyi işgalden kurtarmıştı. Bu bir aylık sürede yörede 50.000 Müslüman Türk şehit edilmişti.

Türk Ordusunun önünden kaçan Ermeni çeteleri ve kanlı olaylara karışmış, Revan ve çevresindeki köylere gelerek yerleşmiş, böylece Türk nüfusu azınlığa düşmüştü. 1914 yılına kadar nüfusunun büyük bir kısmı Türk olan bölge  Ermenileşmişti. Böylece 1820 yılında atılan temeller tam yüz yıl sonra Ermeni devletinin kurulmasına sebep olmuştu. Gümrü ve Moskova anlaşmaları Türkiye ile Rusya arasındaki sınırın çizilmesini sağlamıştı.

 Sovyet orduları 1920'de Ermenistan'ı işgal ederek bölgeye komünizmi yerleştirmişti. Ancak İkinci Dünya Savaşı sonucunda özellikle Ahıska Türkleri bir gece vagonlara doldurarak  sürgüne gönderilmiş, boşalan arazilere Gürcüler ve Ermeniler yerleştirilmişti. Böylece Rusların 200 yıllık hayali gerçekleşmiş, Türkiye-SSCB sınırında artık Türk varlığı sona ermiş, bölge Hıristiyan nüfusla doldurulmuştu.

1944 yılında Ruslar yeni bir oyun oynamış Ahıska bölgesindeki Türkleri vagonlara doldurup Sibirya'ya sürmüş ve yüzbinlerce Türk'ün ölümüne sebep olmuşlardı. Ahıska Türklerinden boşalan yerlere Gürcü ve Ermenileri doldurarak tarihi isteklerinin gerçekleşmesine bir adım daha atmışlardı.

1988 Olayları patlayınca Rusların yani KGB'nin desteğini alan Ermeniler yeniden Türklere yönelik sindirme, öldürme ve göç ettirme politikasına baş vurmuş, bunun sonucunda Erivan ve yöresindeki son Türklerde Bakü'ye göç etmek zorunda kalmıştı.

1990 sonrası Azerbaycan Bağımsızlığını ilan etti. Böylece yeniden Rus oyunu ortaya çıktı. 1920'lerden sonra Nahcivan'ı Azerbaycan'dan ayıran bölgede tarihi Zengezur bölgesini Ruslar Ermenilere vererek bölgedeki Türkleri yurtlarından çıkarıp Ermeni nüfusu yerleştirmişse aynısını 1993 yılında Rusların askeri ve siyasi desteğini arkasına alan Ermeniler Laçin Koridorundan geçerek Karabağ'ı işgal ettiler. Burada tam bir soykırım yapan Ermenileri Batı ve Rusya sonuna kadar desteklemiş oldu.

Aradan uzun zaman geçmeden Ermeni kuvvetleri yeniden savaşı başlatarak Fuzuli, Kubatlı, Kelbecer,  gibi bölgeleri işgal etmiş, halende işgali sürdürmektedir.

Sonuç olarak Kafkaslarda son iki yüzyıl içinde Türk varlığı göçe zorlanarak, öldürülerek, sürülerek, bölge Türklerden temizlenmeye çalışılmış, Rusya'nın ve İran'ın bölgeye yönelik Türk varlığını azaltma, etkisizleştirme politikaları ne yazık ki günümüze kadar gelmiştir.Bunun ana sebebi;

Kafkasların stratejik önemi  ve vazgeçilmezliği, Bakü ve Orta Asya petrollerinin Karadeniz'e, Akdeniz'e ulaştırılabilecek; Hazar Enerji Koridoru bu işin tuzu biberi olmuş, Ruslar bu koridordan son derece rahatsız olmuşlardır. Dolayısıyla Ruslar Ortadoğu'da Irak, Suriye, Yemen, Libya'da nasıl vekalet savaşı yürütüyorsa Kafkaslarda Türkiye'ye karşı Ermenileri kullanarak vekalet savaşını sürdürmektedir. Azerbaycan-Ermeni savaşını da  bu gözle görmek gerekir.

Devletimize düşen görev vekâlet savaşlarından nasıl kazançlı çıkılacağının plan, proje ve stratejisini oluşturup işi Türkiye ve Azerbaycan lehine çevirmek olmalıdır.

Kaynakça:

Enver Konukçu, Selçukludan Cumhuriyete Erzurum Ankara, 1992.

Kemal Beydilli, 1828-1829 Osmanlı Rus Savaşı'nda Doğu Anadolu'dan Rusya'ya Göçürülen Ermeniler, Ankara 1998.

Kamuran Gürün, Ermeni Dosyası,Ankara 1983.

Aleksandır Puşkin, Erzurum Yolculuğu.

Ali Sinan Bilgili, İran, Azerbaycan Ermenistan ve Gürcistan'da Osmanlı Vakıfları, Ankara 2011.

Yılmaz Öztuna, Türkiye Tarihi, Hayat Yayınları, 8,9,10,11, 12. Ciltler. İstanbul, 1975. 

İbrahim Ethem Atnur, Osmanlı Yönetiminden Sovyet Yönetimine Kadar Nahçıvan (1918-1921), Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 2001.

Erol Kürkçüoğlu, Nahcivan Tarihi,  Erzurum 2007.

 Mehmet Arif, Başımıza Gelenler, Akçağ Yayınları, Ankara 2016.



[1] Şeyhülislam Feyzullah Efendi bu ailenin bir ferdiydi.

[2] İbrahim Ethem Atnur, Osmanlı Yönetiminden Sovyet Yönetimine Kadar Nahçıvan (1918-1921), Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 2001, s. 5.

 

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahabergazete@gmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya