Ayaspaşa… Gümüşsuyu’nun can yoldaşı; hep iç içedirler, adeta yapışık ikizler gibi… Biri konuşulduğunda diğerinin akla gelmesi ondandır. Taksim’den Dolmabahçe’ye doğru inen yokuş (şimdiki adıyla İnönü Caddesi) ve çevresindeki yerleşim alanı ilginç bir şekilde bu iki isimle birden anılır. Haydar Ergülen “Azıcık Cihangir” isimli kitabında Ayaspaşa’yı Beyoğlu’nun eteklerine yapışmış beş kardeşten biri olarak görür. Diğerleri Cihangir, Galata, Tophane ve Tarlabaşı’dır. Kışın denizden esen rüzgarı keskin ve soğuğu şiddetli bu semtin adının meşhur “ayaz”ından geldiği sanılır.
04.09.2020 10:39
1.315 okunma
Sadrazamlar semti Ayaspaşa
Rıfat Yörük

 

Ayaspaşa… Gümüşsuyu’nun can yoldaşı; hep iç içedirler, adeta yapışık ikizler gibi… Biri konuşulduğunda diğerinin akla gelmesi ondandır. Taksim’den Dolmabahçe’ye doğru inen yokuş (şimdiki adıyla İnönü Caddesi) ve çevresindeki yerleşim alanı ilginç bir şekilde bu iki isimle birden anılır. Haydar Ergülen “Azıcık Cihangir” isimli kitabında Ayaspaşa’yı Beyoğlu’nun eteklerine yapışmış beş kardeşten biri olarak görür. Diğerleri Cihangir, Galata, Tophane ve Tarlabaşı’dır. Kışın denizden esen rüzgarı keskin ve soğuğu şiddetli bu semtin adının meşhur “ayaz”ından geldiği sanılır.

“Taksim Meydanı’ndan Gümüşsuyu’na doğru inerken hep bir rüzgar eser. Bu rüzgar mevsimine göre kimi kez ipek gibi yumuşacıktır, kimi kez sert ve dondurucu. Yaz aylarında insana hoş gelir, kış aylarındaysa öyle bir çarpar ki, insan neye uğradığını şaşırır. Özellikle yağmurlu havalarda esmeyedursun, çer çöp havada uçuşur, etekler havalanır, şemsiyeler tersine döner, saçlar darmadağın olur. Ayaspaşa’nın rüzgarı bir anda serseme çevirir insanı. Galata ve Cihangir sırtlarından sonra doğuda Dolmabahçe, güneydoğuda Kabataş’a doğru inen dik yamaçlar üstündeki bu yörenin adının Ayaspaşa olmasının nedeninin hep bu rüzgar olduğunu sanırdım. Oysa ‘ayaz’ adı sadece bir rastlantı, bir tür sözcük benzerliğiymiş” (Zehra İpşiroğlu,Ayaspaşa Yıllarım)

Selim İleri de, çoğumuz gibi bu semtin adının meşhur ayazından geldiğini sananlardan… “İstanbul Seni Unutmadım” adlı eserinde bu yanılgısını bir çocuk masumiyetiyle anlatır:

“Taksim’den Dolmabahçe’ye inen yola kıvrılıp sonra Kabataş’a da inecekmişçesine bu kez sağa kıvrılınca hep rüzgârlarla, mevsim ne olursa olsun, hep ayazlarla karşılaşacağımı sanırdım. Çünkü buralara Ayazpaşa deniyordu. Belki kimse demiyordu da, ben, Ayaspaşa’yı Ayazpaşa diye işitiyor, dinliyordum…Semt, adını, Kanunî’nin sadrazamlarından Ayas Paşa’dan almış meğerse. 1539’un büyük veba salgınında vebadan ölen Ayas Paşa’nın burada, sık koruluk içinde havuzlu bir konağı varmış. Dört bir yan ağaçlıkmış.”

Avlonyalı Ayas Mehmet Paşa

Evet, semt adını Kanuni ya da nam-ı diğer Muhteşem Süleyman’ın sadrazamlarından Ayas Mehmet Paşa’dan alır. İslam Ansiklopedisi, Paşa’nın tartışmalı doğum ve ölüm tarihlerini 1482-1539 olarak verir. Akdeniz’in “Türk Gölü” haline gelmeye başladığı yıllarda bugünkü Arnavutluk’un İtalya yakınlarındaki kıyı kenti Avlonya’da doğar, Paşa. Bazı kayıtlardan babasının İslamiyet’i kabul ederek Mehmet adını aldığı anlaşılmaktadır.  Devşirme olarak saraya alınır ve Enderun'da eğitim görür. Yetenekli ve başarılıdır; yeniçeri ağası olarak saraydan çıkar. Yavuz Sultan Selim ile birlikte 1514 yılında Çaldıran Savaşı’na katılır. Kastamonu sancakbeyi, Anadolu, Şam ve ardından Rumeli beylerbeyi olur. Ardından üçüncü vezir, daha sonra ikinci vezir tayin edilir. Pargalı İbrahim Paşa'nın katli üzerine 1536'da veziriazamlığa (sadrazamlığa) getirilir.

Kanuni başarılarından dolayı kendisine geniş araziler ihsan eder. Taksim’den Dolmabahçe’ye doğru inen yamaçlar, özel mülkleri olur Paşa’nın. Bu cennette bir köşk yaptırır kendine ve orada yaşar yıllarca, ta ki 1539 yılında veba hastalığından (taun) ölene değin… Mimar Sinan’ın İstanbul’daki ilk eseri sayılan güzel türbesi ise Eyüp’tedir.

Gömüş suyunun bereketi

Ayaspaşa’nın adının nereden geldiğine değindik; peki ya ikiz kardeşi Gümüşsuyu? Haldun Hürel kısaca şöyle anlatıyor:

“Sözcüğün aslı ‘gömüş suyu’dur. Bu da bir tür ‘su haznesi’ demektir. 18. yüzyılda, 1730’larda 1. Mahmut’un yaptırdığı Taksim’deki su maksemi, İstanbul’un çok dışında kalan ormanlardan bu semte kadar su gelmesini sağlayan önemli bir su yolunun bitiş noktasıydı. Bu su sistemiyle ilgili olarak, eskiden buradaki Askeri Hastane’nin bir duvarında bulunan çeşmedeki şu yazı da Gümüşsuyu’nun aslında “gömüş” olduğu konusunda bir kanıt sayılabilir: ‘Eyledim tebşir atsana Ziya tarihini, oldu cari gömüş suyundan iç ab-ı hayat!’ ”

Necdet Sakaoğlu da, “İstanbul Sularına Şehrengiz” başlıklı yazısında Gümüşsuyu’ndaki gümüş sözcüğünün ‘gömüş’ten geldiğini söylüyor. Dolmabahçe’den Taksim’e çıkan yol üzerinde bulunan İdris Ağa çeşmesi gibi, Gümüşsuyu Askeri Hastanesi’nin duvarındaki şimdi kaldırılmış olan çeşme de tepedeki “gömüş”ten yani büyük su haznesinden besleniyordu.

“Gömüş” deyimi zamanla “gümüş”e dönüşmüş, semtin adı da Gümüşsuyu olmuş anlayacağınız...

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya