Ünlü romancımız Yaşar Kemal, askerliğini 1945-46 yılları arasında Kayseri Talas’ta yapmış ve ilk hikayesi olan “Pis Hikaye”yi burada yazmıştı. 1946’da yayımlanan ilk hikaye kitabı da bu adı taşıyordu.
09.09.2020 06:24
1.365 okunma
Yaşar Kemal’in Kayseri Günleri
Rıfat Yörük

            Ünlü romancımız Yaşar Kemal, askerliğini 1945-46 yılları arasında Kayseri Talas’ta yapmış ve ilk hikayesi olan “Pis Hikaye”yi burada yazmıştı. 1946’da yayımlanan ilk hikaye kitabı da bu adı taşıyordu. Yazarken beslendiği bütün temel eserleri ve klasikleri, Molu Ailesinin Tablakaya’daki yazlık evlerinde bulunan kütüphanede okumuş, bu sayede edebiyat bilinci gelişmiş, nasıl yazması gerektiğini anlamıştı. Daha da önemlisi, ruhsal problemleri olan Kemal, havası güzel Talas’ta şifa bulmuştu. İnce Memed’in bazı bölümlerini de, Kayserili Molu ailesinin yaşantısından yola çıkarak yazdığı şeklinde bilgiler var.

            Döner Kümbet sevdalısı

            Tarihe çok meraklı olan Kemal, aynı zamanda bir “Döner Kümbet” sevdalısıydı. Kayseri’ye her yolu düştüğünde mutlaka burayı ziyaret ederdi.

            Rahmetli gazeteci Mahmut Sabah, onun Döner Kümbet’le ilk karşılaşmasını şöyle anlatır;

            “Döner Kümbet taş yığma eski evlerin arasındaydı. Bakımsızdı. Çoğu zaman çer çöp içinde yüzer, kimse umursamazdı. Kümbeti kuşatan eski evlerin Talas Caddesi’ne açılan boşluğunda, tarihi yapı birden karşısına çıkınca, çocuklar gibi sevindi. Kalakaldı olduğu yerde, seyretti bir süre Selçuklu şaheseri o yapıyı. Sonra, iki yandan merdivenle çıkılan kapıya yürüdü, basamakları çıktı hızla. Kollarını yana açtı. Kucakladı, öptü silindirik taş yapıyı, koklarcasına…

Gençtim, meslekte yeni sayılırdım. Sarılıp duvarı, taşı öpmesi, garip gelmişti bana. Merakımı gidermek için, ‘Niye öptünüz?’ diye sordum. İlginçti cevabı:

“O benim taşım… Anadolumun taşı. Sevdiğim için öpüyor, saydığım için kucaklıyorum…”

Molu’nun anlattıkları

            Yaşar Kemal’in Talas günleriyle ilgili en kapsamlı bilgi, Prof. Dr. Mehmet Şahin’in hazırladığı Dr. Sait Molu’nun biyografisinde yer alıyor. Dergah Yayınları arasında çıkan “Toprak Ağalığından Sanayiciliğe/Osmanlı’dan Cumhuriyete Kayserili Molu Ailesinin Hikayesi” başlıklı eserin 99 ve 100. sayfalarında “Talas’ta Yaşar Kemal’le Tanışmamız” başlıklı bölümde çok ilginç bilgilere yer veriliyor;

            “Muhtemelen 1945 yılıydı. Hukuk Fakültesi öğrencisi olarak yaz tatili için Kayseri’ye gittiğimde, Talas Amerikan Koleji’nin kortunda tenis oynarken, bir duvarın üstünden bizi seyreden, zayıf, üstü başı dökülen, bir gözü görmeyen ve adı Kemal Sadık Gökçeli olan bir askerle tanıştım. Edebiyata meraklı olduğumu öğrenince kısa sürede aramızda samimiyet oluştu. Her tenis oynayışımızdan sonra Talas’ın Tablakaya Mahallesi’ndeki evimize kadar birlikte yürümeye ve edebi sohbetler yapmaya başladık.

            Yaşar Kemal ile tanışmamızdan birkaç yıl evvel, babam Talas’ta kalan birkaç ermeni marangozdan birine kristal camlı çok güzel bir kütüphane yaptırdı. Bu kütüphane birkaç yıl içinde benim ve kardeşim Faruk’un aldığı kitaplarla çok zenginleşti. Neredeyse bütün doğu- batı klasikleri ve edebi şöhretlerin eserleri mevcuttu. Amerikan Kolejinden bizim eve yürüyüşlerimizin sonunda kütüphanemizden kitap seçip götürürdü. Böylece sık sık evimize gelmeye başladı. Sonbaharda biz Talas’tan ayrılınca evin anahtarını ona bıraktık. Beslendiği bütün temel eserleri ve MEB’in bastığı bütün klasikleri bizim kütüphaneden okudu.

            Yaşar kemal bütün bunları birkaç yıl önce bir televizyon programında anlattı. Fransız gazeteci Alain Bosquet’in kendisiyle yaptığı söyleşi de ‘Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor’ ismiyle kitaplaşmıştı. Bu kitabın 114 ve 11. sayfalarında Talas günlerini şöyle anlatıyor;

            “Albay Dr. Yusuf Balkan beni Kayseri’nin yakınındaki güzel bir kasaba olan Talas’a gönderdi. Söylemeye gerek yok ben sadece ilkokul mezunu olduğum için rütbem erdi. Talas’ta Faruk ve Sait Molu isimli üniversitede okuyan iki ilerici gençle tanıştım. Bunlar kayserinin köklü ailelerinden birisindendiler. Bu iki kardeşin Talas’ta yazlık olarak kullandıkları güzel büyük bir elma bahçesi içinde evleri vardı. Ben burada bir cennet bulmuştum ve hastaydım. Sinir bozukluğum burada geçmeye başlamıştı.

            Delikanlıların kitaplıklarında aşağı yukarı Türkçe’ye çevrilmiş bütün klasikler vardı. Evin anahtarını bana verdiler. O iki yıl içinde çevrilmiş bütün Dostoyevskileri, Çehovları, Tolstoyları, Türk klasiklerini, Binbir Gece Masallarını, Doğu Klasiklerini okudum. Gittikçe edebiyat bilincim gelişiyordu. Ne yapmam gerektiğini anlamaya başlıyordum.”

            Aynı kitabın 100. sayfasında da şunları yazıyor;

            “Benim yazma isteğim ne fiziki gereksinme, ne delilikti. Bu işe bilinçle hazırlanıyordum. Hazır olduğumu anladığım gün de işe koyuldum. ‘Pis Hikaye’yi 1946’da yazdım. O sırada Orta Anadolu’da bir kasabada askerliğimi yapıyordum, vaktim boldu.”

            Sayfa 99’da belirtildiğine göre de bu “Pis Hikaye” Yaşar Kemal’in ilk hikayesiymiş ve hala en iyi hikayeleri arasında sayıyormuş.

            Kayseri'de Bir Yaşar Kemal

            Meslektaşımız Selma Kara da, m.bianet.org sitesinde yayımlanan “Kayseri'de Bir Yaşar Kemal” başlıklı araştırma yazısında değerli bilgiler vermekte;

            “Yaşar Kemal, 1944-1945 yılları arasında, Kayseri’de askerlik yaptı. Kayserili İşadamı Faruk Molu’nun Yukarı Talas’taki evinde bulunan kütüphanesini kullandı. Gazeteci Mustafa Gümüşkaynak ile sıkı bir dostluk kurdu. Gazeteci Mahmut Sabah ile sevdalısı olduğu Döner Kümbet’i ziyaret etti.

"Böyle bir adamla nasıl bir araya geliyorsun?"

1928 doğumlu, Kayserili işadamı Faruk Molu, Yaşar Kemal’in, edebiyat aşkına edindiği dostlardan biri. “Yaşar Kemal ile edebiyat dolu güzel bir yaz geçirdik” diyen Faruk Molu, 1967 yılında kapatılan Talas Amerikan Hastanesi’nin bahçesinde tenis oynarken tanışır Yaşar Kemal ile. Molu, tanışmalarını şöyle anlatıyor:

“Yaşar Kemal, Talas’ta Yukarı Mahalle’de Kolej’in eski hastanesinde * askerliğini yapıyordu, ben de oraya tenis oynamaya falan giderdim. Üzerinde çok pejmürde bir asker kıyafeti vardı; bir gözü de akmışı... Hatta bu görünüşünden dolayı bana, ‘Böyle bir adamla sen nasıl bir araya geliyorsun?’ dediler. Ama adam baktım derya gibi… O zamanlar ünlü değildi ve şiire çok önem veriyordu, ben o bahçede insanlık dolu bir insanla karşılaştım, hiçbir negatif yönü yoktu, hep gülen bir adamdı, hayatımda karşılaştığım en olumlu insanlardan biriydi.”

Kütüphanede askerlik

Faruk Molu, çevresinden gördüğü, “Böyle bir adamla nasıl konuşuyorsun” şeklindeki tepkilere rağmen, Yaşar Kemal’in edebiyat bilgisine hayran kalmış, hatta Yukarı Talas’taki evinde bulunan kütüphanenin anahtarını kendisine vermiş. Molu, o kütüphanedeki ‘edebiyat dolu günleri’ şöyle aktarır:

“Talas’ta bir kütüphanemiz vardı, orada buluşur, birlikte okumalar yapardık. Okuduklarımız üzerine tartışırdık; çok güzel edebiyat dolu günler geçirdik. Sonra ben ona anahtarı verdim, askerlik süresi boyunca oraya geldi, gitti. Kitap alır, analiz ederdi.”

Faruk Molu, Yaşar Kemal ile Kayseri yıllarından sonra, kendisi Teşvikiye’de yaşadığı dönemde görüşür. Bir gün kapı çalar ve Yaşar Kemal kapıdan içeri girer…

Molu, görüşmelerini şöyle özetler:

“İstanbul’da Teşvikiye’de bir apartmanda oturuyorduk, bir gün kapı çalındı, baktım Yaşar Kemal. Yanlış anımsamıyorsam 1948-49 yılları arasındaydı. O zaman, bir havagazı şirketinde sayaç okuyordu. O zaman bana, ‘Benim elimden tutuyorlar’ diye anlatmıştı, sanırım karısı Tilda’nın çevresinin ona katkısı olmuştu. Sonra da hiç yüz yüze görüşemedik. İyi bir gazeteci ve yazar oldu ama bizim nazarımızda çok değerli ve iyi yürekli bir insandı. Daha sonra ağabeyim Sait Molu’nun cenazesine (29 Temmuz 2014) çelenk gönderdi, ben de kendisine bir teşekkür mektubu yolladım. Yalnız, ağabeyimin yaşadığı zamanlarda, Bodrum’da karşılaşmışlar. Ağabeyimin bana anlattığına göre, Yaşar Kemal, bizi ve ailemizi bütün detayları ile anlatmış ve İnce Memed’in bazı bölümlerini ailemizin yaşantısından yola çıkarak yazmış.”

"Kayseri’de kim komünist?"

Yaşar Kemal’in askerlik yıllarında edindiği bir diğer dostu da, o yıllarda Cumhuriyet gazetesinin Kayseri muhabirliğini yapan ve yerel Ülker gazetesinde çalışan Gazeteci Mustafa Gümüşkaynak’tır. Şu anda hayatta olmayan Gümüşkaynak’ın büyük oğlu Fatih Gümüşkaynak, Yaşar Kemal ile babasının tanışmalarını şöyle anlatır:

“Yaşar Kemal askerliğini Kayseri’de yaparken, ‘Kayseri’de kim komünist?’ diye sorunca, babamın ismini vermişler. Halbuki ne komünisti… Kayseri’de bir avukat vardı, o bana babamın bu yolda ilerlemesinin nedeninin Yaşar Kemal’le dostluğu olduğunu söylemişti.”

Fatih Gümüşkaynak, Yaşar Kemal’in el yazısı ile babasına gönderdiği mektubu hala saklar. O mektupta şu ifadelere yer vermişti Yaşar Kemal:

“Sevgilim Mustafam, seni ne kadar özlediğimi bilemezsin. Ben iyiyim, daha çalışıyorum, yazıyorum. Gözlerinden öperim, hane halkına selam.

Yaşar Kemal 17.3.1987 – İstanbul”

"Öpülmez mi, bu benim taşım…"

1956’ya gelindiğinde ise, bu kez Mustafa Gümüşkaynak ile aynı gazetede (Yeni Kayseri Gazetesi) çalışan gazeteci Mahmut Sabah, Yaşar Kemal ile tanışma şerefine nail olacaktır. O yıllarda Cumhuriyet gazetesinde röportaj yazıları yazan Yaşar Kemal, Doğu Anadolu’dan bir röportaj çalışmasından dönerken, Mustafa Gümüşkaynak’ı ziyaret etmek üzere Kayseri’ye gelir. Gazetenin kapısından içeri girer ve 17 yaşındaki henüz gazeteciliğe başlamış olan Mahmut Sabah ile karşılaşır.

Mahmut Sabah, ilk karşılaşmalarına dair şunları söyler:

“1956 yazı… Bir sabah Yeni Kayseri’nin kapısından Yaşar Kemal girdi içeri. Yalnızdım büroda. ‘Merhaba Delikanlı’ dedi. Mustafa Gümüşkaynak’ı sordu. Karşılayıp elini sıktım. Oturması için yer gösterdim. Cumhuriyet’teki röportajlarından tanıyordum onu. Gümüşkaynak Cumhuriyet’in Kayseri muhabiri idi. Trenden inmiş o sabah. Röportaj için Güneydoğu’ya gidiyormuş. Kayseri’den geçerken mola verip, hem şehri görmek hem de Gümüşkaynak’ı ziyaret etmek istemiş…

‘Mustafa Abi izinli, tatil için Samsun’a gitti.’ dedim. ’Talihsizlik…’ diye söylendi. Sohbet ettik bir süre. ‘Beni Döner Kümbet’e götürür müsün?’ diye sordu. ‘Tabii, hayhay…’ diyerek taksi çağırmak istedim, karşı çıktı. Cumhuriyet Meydanı’na yürüdük birlikte. “Kümbet uzak, yormayalım sizi, bari paytonla gidelim.” diyecek oldum yürümekte ısrar etti. Saat Kulesi’nin önünden Talas Caddesi’ne yöneldik.

İri cüsseli, uzun boyluydu. Yazlık ayakkabı, keten pantolon, kısa kolu gömlek vardı üstünde. Güler yüzlüydü. Gürül gürüldü sesi… “Döner Kümbet’in yerini biliyorum. Askerliğimi Kayseri’de yaptım. Niyetim hem genç bir meslektaşımla yürüyerek sohbet etmek, hem de yol yorgunluğumu üzerimden atmaktı.” dedi.

Döner Kümbet taş yığma eski evlerin arasındaydı. Bakımsızdı. Çoğu zaman çer çöp içinde yüzer, kimse umursamazdı. Kümbeti kuşatan eski evlerin Talas Caddesi’ne açılan boşluğunda, tarihi yapı birden karşısına çıkınca, çocuklar gibi sevindi. Kalakaldı olduğu yerde, seyretti bir süre Selçuklu şaheseri o yapıyı. Sonra, iki yandan merdivenle çıkılan kapıya yürüdü, basamakları çıktı hızla. Kollarını yana açtı. Kucakladı, öptü silindirik taş yapıyı, koklarcasına…

Gençtim, meslekte yeni sayılırdım. Sarılıp duvarı, taşı öpmesi, garip gelmişti bana. Merakımı gidermek için, “Niye öptünüz?” diye sordum. İlginçti cevabı:

“O benim taşım… Anadolumun taşı. Sevdiğim için öpüyor, saydığım için kucaklıyorum…”

Evet… Mehmet Türker’in deyişi ile sapına kadar ‘Kürt, sapına kadar ‘Türk’tü, Yaşar Kemal… Bilmem, başka söz gerek var mı?”

"Bizim Mustafa, ince çocuktur…"

Nitekim, Yaşar Kemal, 1957 yılında basımı yapılan ‘Peri Bacaları’ kitabında hem Mustafa Gümüşkaynak’tan hem de Döner Kümbet sevgisinden şöyle söz eder:

“Bizim Mustafa Gümüşkaynak var Kayseri’de, ince çocuktur. Kayseri’ye her gelişimde Mustafa beni ilkin Döner Kümbet’e götürür. Ben Kayseri’de ilkin Döner Kümbet’i görmek isterim. Bunda da öyle oldu, Döner Kümbet’i görüp de büyülenmemek imkansız. Mustafa doğma büyüme Kayserili olduğu halde, binlerce kere Döner’i görüp tattığı halde, o da her görüşünde büyülenir. Mustafa bana her gidişimde Döner’in efsanesini de anlatır. Bilir ki isterim. Yahut da hoşuna gider efsaneyi anlatmak…”

 

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahabergazete@gmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya