Bilgi çağı dünyasında sanki bir şeyler ters gidiyor. Bakış açısı, yaşamın anlamı, geleceğe umut, yönetim sistemi gibi birçok alanda baş döndürücü değişimler yaşanıyor. Bu değişimlerden en önemlisi “güvensizlik ve yalnızlaşma” olarak karşımıza çıkıyor. Düşmana korku salma ön plana geçmiş, dosta güven vermek sadece sözde kalıyor. Gücü olan kuralı koyduğu için, dünyanın adalet ve hukuk güvenliğinden uzaklaştığını görmek insanı üzüyor. Korona salgını, dünya savaşı çığırtkanlıkları derken dünya güvenini kaybetmiş görünüyor.
09.09.2020 06:24
3 yorum
1.436 okunma
Güven Arayan Dünya
Ali Akça

 “Güvenmek iyidir, kontrol etmek ondan daha iyidir.”

William Blake

 

Bilgi çağı dünyasında sanki bir şeyler ters gidiyor. Bakış açısı, yaşamın anlamı, geleceğe umut, yönetim sistemi gibi birçok alanda baş döndürücü değişimler yaşanıyor. Bu değişimlerden en önemlisi “güvensizlik ve yalnızlaşma” olarak karşımıza çıkıyor. Düşmana korku salma ön plana geçmiş, dosta güven vermek sadece sözde kalıyor. Gücü olan kuralı koyduğu için, dünyanın adalet ve hukuk güvenliğinden uzaklaştığını görmek insanı üzüyor. Korona salgını, dünya savaşı çığırtkanlıkları derken dünya güvenini kaybetmiş görünüyor.

Güven, diğer kişilerin veya kurumların karşısında kırılgan/savunmasız kalma duruşudur. Yani insanların niyetinin iyi olduğunu ve kimseye bir kötülük yapmayacaklarına inanıp savunmasız kalma halidir. Güven ile iman, sadakat, sırdaşlık, itibar ve inanç arasında sıkı bağlar vardır. Güven veren insanlar olduğu gibi, daha güvenli ve güvensiz ülkeler vardır.

Dünyadaki tüm korkuların ve endişelerin asıl kaynağı güven eksikliğidir. Kişi, toplum ve ülkelerarası bütün sorunların, sıkıntıların ve anlaşmazlıkların temelini onlara karşı yaşanmış güven sarsılması oluşturur. Günümüz yaşam yolculuğunda ilişkilere, durulan mekâna, birlikte olunan insana, iş hayatına, yöneticilere karşı güven sanki her geçen gün erimektedir. Devlet-millet, hasta-doktor, banka-müşteri, karı-koca, hangi alanda olursa olsun güven tesisi önemlidir. Güven eksikliği nedeniyle paydaşlarını hayal kırıklığına uğratanlar maddi zarar ve uzun yıllar üstesinden gelemeyecekleri itibar kaybına uğramaktadır. Eğer bir kişi ve kuruma karşı güven bunalımı varsa oralarda tedavi edilecek bir hastalık oluşmuş demektir.

Güvensizlik iş ilişkisi, arkadaşlık ve hatta aşk ilişkisine kadar insan ilişkilerinin varlığını zedeler. Bütün ilişkilerinin temeli olan güven olmadan gelecek için plan ve projeler yapılamaz. Diğer taraftan güvenmek çoğu durumda risklidir. Çünkü itimat edilen kişi/kurumun beklentileri karşılayamaması ya da emanete hıyanet etmesi riskini beraberinde getirir. Güven duygusu bir kere sarsıldı mı yeniden oluşumu uzun süre alır, onarılması çok zordur.

Zamanımızda dünya öyle bir hal aldı ki; niteliksiz ve çılgın guvernörlerin görev aldığı kurumlara ve onların verdiği görüşlere hiç güven kalmadı. Görüşmelerde, tartışmalarda karşılıklı saygı ve güven yok. Egosu şişkin liderlerin baskıcı, zorlayıcı, kompleksli, sıra dışı ve ben merkezli yaptırıma sahip fikirleri rahatsız edici olup güven ve itibar kaybettiriyor.

Kendine, başkasına, hayata ve spiritüel bir güce olmak üzere, başlıca dört yönde güven geliştirmek gerektiğini vurgulayan Richo böylece hem sağlıklı ilişkiler kurmanın kolaylaşacağını hem de duygusal olarak rahat ve korkudan, endişeden uzak bir hayat kurulabileceğini anlatıyor. Eşler arasında güven ve dürüstlük önemlidir. Güvensizlik önce incinme, sonra kopuş ve ayrılık oluşturur. Eşler yeniden daha sağlam yapılandırmaya yönelik birbirine çağrılar yapsalar bile, iş işten geçtiği için ilerleme kaydedilmez. 

İnsan önce vatan sevgisiyle kendini ötekileştirmeden, ülke parasına, kurumlar ve kamuoyuna açıklanan görüşlerine, sağlık ve emeklilik sistemine, eğitime itimat edebilmeli, ülkesinde yaşamak istemelidir. Francis Fukuyama; “Dünya Değerler Araştırması’na göre Türkiye’nin, aile dışındaki kişilerin birbirine güven duyma düzeyi açısından 55 ülke arasında en sonlarda olduğunu vurguluyor. Oysa yöneticilerin en büyük sermayesi inandırıcılık ve güvendir. Atatürk’ün ünlü “Türk, öğün, çalış, güven” sözünü hatırlayalım. Buradaki “öğün” sözcüğü “aklını kullan” anlamına gelmektedir. Gerçek lider halkına ve yöneticilerine güvenendir.

Güven düzeyi duruk/istikrarlı değil, yükselip düşüşe geçebiliyor. Amerika’da zenginlik artarken zamanla eşitsizlik şiddetlenmiş güvenin serbest düşüşüne neden olmuştur. Artan eşitsizlik nedeniyle birçok ülkede her geçen gün daha fazla insan kendisini dışlanmış hissedip korkuyor, hiçbir şeye güvenemiyor. Harvard Business Review’de yayımlanan bir makalede; güven kaybının ciddi ekonomik sonuçlar doğurduğundan söz ediliyor. Ekonomik sistemin güven temeli üzerine inşa edilmesi dışsal maliyeti; üretimde güven ise iş yürütme maliyetini azaltmaktadır. Yaşanan ekonomik krizlerin en önemli nedenlerinden biri güven eksikliğidir. Tutarsız politikalar, gün aşırı değişen kurallar, belirsizlikler güveni alt-üst ediyor.

Yaşamlarını birleştiren eşler birbirine güvenerek evliliğe adım atar. Çocuk anne ve babasına güvenir. Kişi ailesine, topluma güvenir. Güvenmek riskli ancak günlük yaşantımızda alıştırılmış umut yolu olarak görülür. Buna karşın sosyal erdemleri zayıflayan, sadece yöneticileri refah içinde yaşayan ülkelerin vatandaşları arasında güven hızla eriyebilir. Gerçeklerin yerini insanı algılarla kandırma, yalanlarla inandırma, sezdirmeden güveni kötüye kullanma dönemi yaşanmaktadır. Dünyada bu dönemde kaybettiği güvenini aramaktadır.

“Güven terk ettiği bedene asla geri dönmez” derler. Çünkü hayatın etik, eğitim, ekonomi gibi birçok alanında, insan güvenini kötüye kullanmak, onu kandırmak isteyen iri egolular pusuda beklerler. Kandırılan insan deneyim kazanır, başına geleni geride bırakıp hayata devam eder. Şemsi Tebriz’inin “Güvendiğiniz dağlara karlar yağdığında, en güzel çare dağ ile karı baş başa bırakmaktır. Gün gelip karlar eridiğinde, dağ yolunuzu gözleyince en güzel cevap, başka bir dağdan selam yollamaktır.” sözü güven konusunda çok anlamlıdır. İnsan gireceği her ilişkide “Güvenli mi, inanılır mı, itibarlı mı?” sorularına yanıt aramak zorunda kalmamalıdır.

Güvensizliğin alıp başını gittiği dünyada huzurdan söz edilemez. Güven duygusu zedelenen kişi ve toplumlar dünyaya katkı sunamazlar. Sevdiklerinin verdiği yaralar kalıcı olsa bile, insan büyülü ve cazibeli görünen güvensizlikten ziyade güven içinde mutlu bir yaşam sürdürmek ister. Zira güven güçlü ve göz ardı edilemeyecek bir ihtiyaçtır.

Dostlukla…

Ali Akça

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
3 yorum yapıldı
Güven önyargı ve zaman ilişkisi
Bastan güven duygusuna sahip olmamak belki bir koruma yöntemi olarak karşımıza çıkıyor ama uzun vadede mutsuzlulugu berberinde getiriyor. Ilk kez iletişime başladığımız insanlarla geçmiş tecrübeleri karıştırmadan önyargısız olmak ve zaman içerisindeki gözlemlerle kurulan iletişimin yönünü belirlemek en doğrusu olacaktır.
Yorum Ekleyen: S. Nur Kitapci     13.09.2020 12:00:48
Kutlarım
Kandırılan insan deneyim kazanır, başına geleni geride bırakıp hayata devam eder. Şemsi Tebriz’inin “Güvendiğiniz dağlara karlar yağdığında, en güzel çare dağ ile karı baş başa bırakmaktır. Gün gelip karlar eridiğinde, dağ yolunuzu gözleyince en güzel cevap, başka bir dağdan selam yollamaktır.” sözü güven konusunda çok anlamlıdır. İnsan gireceği her ilişkide “Güvenli mi, inanılır mı, itibarlı mı?” sorularına yanıt aramak zorunda kalmamalıdır.
Yorum Ekleyen: Mustafa Yıldız     10.09.2020 20:22:29
Güven arayan dünya
Çok doğru bir konuya değinmişsiniz. Tebrik ederim. Şu an yaşadığımız olaylar ve olayların merkezinde bulunan şahısları düşünürsek, yalanlarla güven duygusu birarada düşünülemez. Maalesef kime neye güvenilecek? İnsan ümitsizliğe düşüyor.
Yorum Ekleyen: Gülfer     10.09.2020 13:46:58
Ali Akça
DİĞER YAZILARI

Ali AKÇA, Uludağ İşletme Fakültesi'nden 1982 yılında mezun oldu. Fransa'nın Montpellier kentinde, Paul Valéry Universitési'nde 1982-84 yılları arasında dil eğitimi için bulundu ve muhtelif araştırmalar yaptı. 1984-1986 yıllarında yedek subay olarak askerliğini tamamladı. 1986 yılında Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı’nda göreve başladı.  Fransa'nın Rouen Universitési'nde 1992-94 yıllarında İşletme Yüksek Lisansını tamamladı. 2002-2006 yılları arasında T.C. Kuveyt Büyükelçiliği’nde Ekonomi Müşavirliği görevinde bulundu. Halen, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nda görevini sürdürmektedir.

 

...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahabergazete@gmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya