11.09.2020 09:29
1.390 okunma
“senden doktor moktor olmaz”
Ersoy Baba

Üniversitenin Tıp Fakültesi 2. Sınıf öğrencileri ilk defa bir kadavra üzerinde eğitim göreceklerdi. Kadavralar genellikle yurt dışından satın alınıp getiriliyordu. Bazen de yurt içinde kimsesi olmayan cenazelerin biraz gayri resmi yollarla, iyi paralarla kaçak olarak satın alınması da yaşanıyordu.  Kadavralar özel sıvılarla çürümesi geciktiriliyordu. Öğrencilerin anatomi ve iç organları öğrenmesi bu kadavraları kesip biçerek sağlanıyordu. Gene de kötü koku ve ceset olayı birçok öğrencinin midesini kaldırıyor, kusturuyor ve korkutuyordu. Ama Hocaları öğrencilerinde böyle bir durum görünce “senden doktor moktor olmaz” diyerek damgalıyor ve kafada bir eksi çiziliyordu. Bu sebeple de öğrenciler ilk şokta her şeye rağmen bir şey olmamış gibi sabrediyorlar, sonraları da alışıyorlardı.

Böyle bir kadavra eğitimi dersinin başlangıcında öğrencilerden Hakan da diğer öğrenciler gibi bu dersi kazasız, kusmuksuz atlatmak istiyordu.  Hakan 2 yıl önce babasını kaybetmişti. Vefat değil, bildiğimiz kayıp. Bir daha da hiç izine rastlamamışlardı. Bulamamışlardı yani. Bugün ders görecekleri kadavra yerli idi. Kimsesiz birinin kaçak satın alımla temin edilmiş ve ilaçlanmış cesedi.

Dersin yapılacağı sınıfa girdiler. Sırayla kadavraya bakıp etrafında halka oluşturmaya başladılar. Hakan da sınıfa girdi. Kadavraya doğru yürüdü. Biraz kararmış cesede göz ucuyla baktı… Bu bir erkek kadavraydı. Biraz daha bakınca yüzü değişti. Şaşkın, heyecanlı ve dehşet  ifadeleri aynı anda yüzünde oluştu….

***

O ders bittiğinde artık herkes bir şeyleri aşmış birçok şey normal gelmeye başlamıştı. Olayı anlatırken kadavranın Hakan’ın babası olma ihtimali beyninizi doldurdu. Bunun farkındayım. Ancak alakası yoktu. Kadavra herhangi biri idi. Bilinçaltınızın nasıl yönlendirebileceği konusunda umarım bir fikriniz oluşmuştur.

Bu yazımızda konumuz Hakan değil. Konumuz Tıp, alternatif Tıp.

Tıp fakültesi son sınıfta okuyan intörn öğrencimizle ara sıra sıkı kapışıyoruz. Piyasada bitkisel ilaçlar yaptığını söyleyip kutu kutu, şişe şişe reklamlar yapan bitki uzmanlarına kızıyor ve her yeni doktor adayının verdiği tepkiyi vererek:

“Doktorların hastalara sunduğu ilaçlar yüzlerce testten ve denemelerden geçiyor, etkileri yan etkileri tespit edildikten sonra hastalara veriliyor. Bu ‘ALTERNATİF TIP’ ın hiçbir ciddiyeti yok. Kulaktan dolma bilgilerle para hırsıyla yapılan bir sözde tedavi”

Olabilir. Ancak Tıp ve Alternatif Tıp terimleri yanlış kullanılıyor. Modern Tıptan önce bu bitkilerle tedavi varmış. Sizin Tıp sonradan çıkmış. Yani aslında TIP onlar. Şimdi TIP dediklerimiz ise sonradan çıktığı için aslında ALTERNATİF TIP sayılır. Biraz ters kullanılıyor. Mesela Hacettepe Üniversitesi Alternatif Tıp Fakültesi olmalıydı fakültenin ismi. Yanlışsam yanlış deyin :)

Tıp fakültelerinde kıdem sırası hatırladığım kadarıyla şöyleydi: Rektör , Dekan, Prof, doçent Dr, Doçent, Doktor, Öğretim Üyesi, Hemşire, hastabakıcı, çöp kutusu, Pansuman artıkları, Tuvalet fırçası, kusmuk ve en aşağıda da İNTÖRN.

 Tıp Fakültesi Son sınıfta okuyan İntörn bir öğrencimiz daha var. Fikret. Fikret'in son sınıfta 3. Yılı. 3 yıldır intörn. Kendisine gıcık kapan Profesör kadın hoca ısrarla geçer not vermemiş. “Seni geçirmeyeceğim” deyip 2 yıl sözünü tutmuş. Profesör kadın 3. Yılın başında Fikret'le koridorda karşılaşınca “Gözün aydın. Bu sene mezun olabileceksin. Sırf senin için emekliliğimi geciktirmeye çalıştım. Ama olmadı. Ben emekli oluyor ve ayrılıyorum” demiş.

***

Makaleme başlarken ne niyetle başladım. Geldiğim yerde neredeyim. Aslında başlangıçta Avrupa’da yamyamlık konusunu yazacaktım. İnsan kanından nasıl “reçel” yaptıklarını, Gladyatör cesetlerini nasıl parçalayıp yenmek üzere satıldığını, satılırken parçanın önemine göre nasıl fiyatlandırıldığını bazı kısımlarının ne kadar uzun olduğunu (Bağırsaklarını kastediyorum) ve pahalı olduğunu anlatacaktım. Ancak nasip olmadı.

Şimdi ben bunları yazarak diğer yazarlara konu tiyosu da vermiş olduğumun farkındayım. Ama sorun değil. Kim yazarsa yazsın bu konu bitmez ve benim yazım mutlaka daha çok okunur. Yazılarımın fazla okunması muhtemelen yazımın kalitesinden değil. Okuyucularım “ ne saçmalamış bu adam yine” diye yazıyı tam anlayamadıklarından birkaç kere okuyorlar. Dolayısıyla da herkesin makalesi bir okunurken benimki 3-4 kat fazla okunuyor.

Bu arada Anahabergazete’nin değerli editörü Turan Kaya beyefendiye buradan geçmiş olsun diyorum. Bir sıkıntı yaşamış. Ameliyat geçirmiş. Allah şifalar versin. Bu zorlu ve sıkıntılı döneminde onu hiç yalnız bırakmadım. Sık sık arayıp:

-“Ya Turan benim bilgisayarda şöyle bi sorun oldu. Bunu nasıl düzeltirim?” diye soruyordum. İlk zamanlar yardımcı mı oluyor, yoksa bana saydırıyor muydu konuşmanın ve inlemelerin arasında tam anlayamıyordum. Ama son zamanlarda neler dediğini anlamaya başladım. Dolayısıyla artık arayamıyorum.

Kalın sağlıcakla.

 

 

 

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Ersoy Baba
DİĞER YAZILARI

Yazarın Özgeçmişi:
Kayıp kimliği yüzünden 2019 seçimlerine kadar oy kullanamamıştı. 2019 seçimlerinde oy kullanamadığı tüm seçimlerin oyunu bir seferde kullanınca İstanbul seçimleri mahkemelik oldu. Seçimin iptali söz konusu oldu. Oylarının bu kadar etkili olacağını bilseydi valla da kullanmazdı. 

Mahallesinde Baba Ersoy olarak tanınan Ersoy Baba Bolu Mengen doğumludur. Mengenlidir ama sadece yemeyi bilir, yemeği yapmayı bilmez. Ersoy Baba Lise tahsilinden sonra Ankara'ya yerleşti. Ankara Ticari İlimler Akademisinin her gün önünden geçmiş olmasına rağmen İstanbul'a taşınınca bu eğitim hayatına ara vermek zorunda kaldı. Ersoy baba bi ara sokak sokak, ev ev gazete dağıtıcılığı yaptı. Sonra birden kendini aynı gazetenin editör masasında buldu. Editör yemekten döndüğünde masadan kalkmak zorunda kaldı. Hırs yaptı ve rakip gazetede köşe yazarlığına kadar yükseldi. Şimdilerde emekli oldu. Gidip kahve köşelerinde oturacağına gazete köşelerinde milleti yazılarıyla meşgul ediyor....

...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahabergazete@gmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya