Her ne kadar milletlerarası ilişkiler deniyorsa da, söz konusu olan gerçekte milletlerarası ilişkiler değildir. Zira, milletlerin “Devlet” adıyla adlandırılmış teşkilatları vardır ve ilişkiler işte bu devlet teşkilatları arasında gerçekleşir.
02.10.2020 01:33
879 okunma
MİLLETLERARASI
DOSTLUK, MÜTTEFİKLİK VE DÜŞMANLIK
Mehmet Aktan

                Bu yazımızda milletlerarası ilişkiler üzerinde durmak istiyoruz.

Her ne kadar milletlerarası ilişkiler deniyorsa da, söz konusu olan gerçekte milletlerarası ilişkiler değildir. Zira, milletlerin “Devlet” adıyla adlandırılmış teşkilatları vardır ve ilişkiler işte bu devlet teşkilatları arasında gerçekleşir.

                Devletler kimi zaman milletlerinin arzu, istek ve iradeleri doğrultusunda teşekkül etmiş olur ve dolayısıyla da, milletlerarası ilişkileri de milletlerinin arzu, istek ve iradeleri doğrultusunda tecelli eder. Bu hal Devlet-Millet bütünleşmesi durumunun bir sonucudur.

                Kimi zaman da; devlet milletin arzu, istek ve iradeleri doğrultusunda teşekkül ve teessüs etmediği gibi, sonuç olarak milletlerarası ilişkiler bu doğrultuda olmaz.

                Yakın tarihteki Mısır örneği bunun çok çarpıcı bir örneğidir. İhvan-ı Müslim’in (Müslüman Kardeşler) teşkilatının uzun yıllar öncesinden başlayan mücadelesi nihayet rahmetli Mursi ile meyvesini vermiş ve Mursî, yapılın demokratik seçimlerle Devlet Başkanı seçilmiştir. Bu sonuç, Mısır için Devlet-Millet kucaklaşması olmuştur.

                Ne yazık ki, 7 ay gibi kısa bir zaman sonra darbeci komutan Sisi, silahlı darbeyle binlerce kişinin kanını dökerek Mursi’ yi iktidardan uzaklaştırarak iş başına gelmiştir. Bu hal ise; sonuçta Devlet-Millet zıtlaşmasıdır. Elbette Mısır’ ın dış politikasında da sonuçları derhal ortaya çıktı. Mursi zamanında Türkiye’ yle olan ilişkiler tam tersine döndü ve halen de o şekilde devam ediyor.

                Şimdi Türkiye’ de Mısır’ ın adı geçtiğinde halk olarak olumsuz bir tavır takınıyoruz.

                Ne var ki, Mısır halkının, İhvan-ı Müslim’ in teşkilatının lideri durumundaki Mursi’ yi iktidara getiren halk olduğunu unutuyoruz.

                Osmanlı İmparatorluğu’ nun yıkılış dönemlerinden bu yana İngiliz politikasının “Sarı Şeyh Lawrens” gibileri marifetiyle Türk’ ü Arab’ a, Arab’  ı Türk’ e düşman ettiğini unutmadık. Aynı politika halen de Suud İdaresi marifetiyle, bu düşmanlığı devam ettirdiğinin farkındayız.

                Bu çarpıcı örnekler tüm dünya ölçeğinde ve tarafı biz olmadığımız milletler arasında da çoğaltılabilir. Elbette buna gerek yok. Çünkü gerçekten, her ne kadar yüzeysel bir bakışta (Sinsi düşman politikaları nedeniyle) düşman olarak algıladığımız milletlerin, aslında bizim din kardeşimiz, yahut soydaşımız olduğunu, ya da en azından düşmanımız olmadığını biraz derince bir tahlil sonucu fark edebiliyoruz.

                Değerli okuyucu;

                Başka toplumlarla ilgili değerlendirme ve yargılarda bulunurken; Resulullah (S.A.S) Efendimizin “Arab’ ın Acem’ e, Acem’ in Arab’ a üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takva iledir” Hadis-i Şerifini gözden ırak tutmamalıyız. Bu düsturu tamamlayıcı olarak da; Her insanın kendi ailesini, sülalesini, soyunu ve milletini diğerlerinden daha çok seveceği, emek ve mesaisini elbette öncelikli olarak kendi ailesinin, sülalesinin, soyunun ve milletinin iyiliği, yararı, sıhhat ve selameti için sarf etmesi gerektiğini özetle milliyetçiliği de gözden ırak tutmayacağız.

                Milletlerarası birlik, dostluk, ittifak ve düşmanlık belirlemelerine yukarıda arz etmeye çalıştığımız düsturlar ışık tutmalıdır.

                Öbür türlü; Halklarını temsil etmeyen devlet politikaları, hain ve sinsi düşman politikaları yönünde milletlerarası nitelendirmeler yaparak milletlerarası politikalarımızı belirlememiz elbette ki son derecede yanlış olacaktır.

                Bu konuyla ilgili olarak; Türkiye’ nin, Müslüman Türkî Cumhuriyetleriyle oluşturduğu “Türk Konseyi” son derecede isabetli bir stratejidir.

                Yine İslam Ülkeleri arasında teessüs ettirilmiş olan; “İslam İşbirliği Teşkilatı” vb. kuruluşlar da oldukça sevindiricidir.

                Ayrıca, şimdiye kadar teşkilat bünyesindeki hiçbir mazlum milletin hiçbir derdine derman olmayan, sadece 5 güçlü devletin ve esasta İsrail’ in zulmüne alet olan sözde B.M. ve bağlı teşkilatlara alternatif olarak kurulması elzem olan, Türkiye’ nin başını çektiği “Yeni Birleşmiş Milletlerin” kurulması yönündeki gayretler hızlandırılmalıdır.

                A.B.D. nin Kudüs’ ü İsrail’ in başkenti olarak kabul etmesi üzerine, B.M.

Türkiye’ nin çağrısıyla toplandı. Adı sanı duyulmamış 8 ülke dışında, 128 ülke A.B.D. yi kınayan  bir karar aldı.

                Bu, Adil, güç değil hak ölçüsüne dayalı, aktif, zalime dur diyecek, mazluma hami olacak Yeni B.M. in ilk nüvesidir. Türkiye bu çekirdek üzerine, Yeni Birleşmiş Milletler’ in kuruluşu çalışmalarına hız vermeli ve tamamlamalıdır.

                Hayırlı haftalar diliyorum.

Mehmet AKTAN

               

               

 

 

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahabergazete@gmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya