Sevinci, hüznü; acısı, tatlısı; kolay ve zorluğuyla şu hayatı yaşayıp gidiyoruz. Yaşamak anlamını bulmadığında bir angaryadır. İnsan bir gülün kokusuna, bir kuşun sesine, kuşların kanatlarıyla oynaşan rüzgâra hayrandır. Kandillerin zayıfladıkça kararan titrek ışıklarını hissederek yaşamak bir gönül hoşluğudur. Bazen içsel duygularımız harekete geçer, birazcık kendimize kapanırız. Sonra gökten ummadığımız bir yıldız burukluğumuzu siler. Hüznün göbek bağını kendi kendimize keseriz. Varlığa, yokluğa gönülden üzülmemeyi öğreniriz.
03.05.2019 12.56
630 okunma
Baki Kalan Hoş Bir Hüzündür
Ali Akça

Baki Kalan Hoş Bir Hüzündür


Hüzün dalgası çarptıysa bir insanın yüreğine;
ya Mevla’sını özlemiştir ya da Mevla’sı onu.
Mevlana

Sevinci, hüznü; acısı, tatlısı; kolay ve zorluğuyla şu hayatı yaşayıp gidiyoruz. Yaşamak anlamını bulmadığında bir angaryadır. İnsan bir gülün kokusuna, bir kuşun sesine, kuşların kanatlarıyla oynaşan rüzgâra hayrandır. Kandillerin zayıfladıkça kararan titrek ışıklarını hissederek yaşamak bir gönül hoşluğudur. Bazen içsel duygularımız harekete geçer, birazcık kendimize kapanırız. Sonra gökten ummadığımız bir yıldız burukluğumuzu siler. Hüznün göbek bağını kendi kendimize keseriz. Varlığa, yokluğa gönülden üzülmemeyi öğreniriz.

Hüzün insanın gönlünde bir gökkuşağı hoşluğu, bir yürek ışıldaması oluşturur. Amansız çöllerin ortasında doğan bir umut kadar tatlı bir duygudur. Geçmiş ömrümüze hayatın bir noktasından bakınca yüzümüze garip bir duygu yağar. Büyülüdür, güzeldir, incedir; acı, keder ve üzüntü gibi değildir. Geride bıraktığımız, gök kubbede baki kalan aslında sadece tatlı bir hüzündür. Sonbaharda dökülen yapraklar, esen bir rüzgâr, uçan kuşlar, yalnızlığımızın sevimli hüzünleridir.

En yoğun biçimiyle hüznü yaşamış ve yaşatmış şehirler vardır. Bunlar insana her gelişinde kendini yeniden hatırlatır. Şehirler sevdiğimiz ve üzüldüğümüz şeylerden ibarettir. Bazen gün batımını izlerken geçiciliğimizi düşünür, içimizi bir hüzün kaplayıverir. Gündelik hüsranlar hüzünlendirse de bizi, hüzün de mutluluk gibi gerçek duygularımızdandır.

Bosna Hersek, tarihi güzellikleri yanında yaşadığı hüzünle ve insana yaşattığı huzurla öne çıkar. Varşova, yüzde seksen beşini kaybetmiş, hüzünler içinde küllerinden yeniden doğmuş, renkliliği ve ihtişamıyla büyüleyici bir şehirdir. İnsan bazı şehirlerin hüzün konuşmasını fark eder. Prag gri kasvetli bulutlar altında alabildiğine tarih kokan bir şehirdir. Kimi şehirlerin hüznü bile içinde pervasızca yükselen binalara, gökdelenlere yenik düşmüştür.

Kudüs minarelerinde hüznün hiç eksik olmadığı yaşlı, yorgun ve bitkin bir şehirdir. Bir duvar civarında üç dinin; hüzün, huzur ve mutluluğun yaşandığı görülür. Ağlama Duvarı'nın olduğu avluya çıkınca insanı acı ile tatlısı karışık bir hüzün sarar. Ağlamak hüzünle anlaşmak ve kucaklaşmaktır. Cuma günü mescide girer girmez bir atmosferle birlikte buruklukla karşılaşılır. Özellikle Filistinli çocuklar, Kudüs ve etrafından Mescidi Aksa’ya gelen Müslümanlarla insan selinden geçilmez. Pırıl pırıl canlı yüzlerde bir hüzün bayramı havası oluşur. İnsan bağırıp haykırmak ister: “Ey hüzünlü Şarkın sembol şehri Kudüs, bir gün sen de özgür olacaksın!” diye.

Nasıl ki bir şeylerin tadını almamız için acıyı bilmemiz gerekiyorsa; karşılaştığımız zorluklar, kayıplar ihanetler, kalp kırıklıkları hayal kırıklıkları da geçmişimizin, kimliklerimizin birer parçası oluyor. Hüzün kokan bir şehrin sabahına ezan sesiyle, kuş sesiyle, hüzünle uyanırız. Kimi şehirler bazılarımızın anılarını biriktirmiştir, buralardan kaçıp kurtulmak isteriz.

Derin duygularla hüznü yaşamış şairler vardır. Baudelaire Kötülük Çiçekleri ve Paris Sıkıntısı şiir kitaplarında derlediği şiirlerinde hüznü işlemiştir. “Şiirin ilkesi, insanın üstün bir güzelliği özlemesidir. Bu ilke bir coşkunlukla, bir ruh taşkınlığında kendini gösterir. Bu coşkunluk, aklın yoğurduğu gerçeğin dışındadır.” Paul Eluard “Şiir yaşamın içindedir” diyor. Şiirin fikirlerle değil kelimelerle yazıldığını vurgulayan, sembolizm akımının öncüsü Mallarmé,İmbat” adlı şiirinde hüzünden bahsediyor.

Devirdim sayfaları! Gönlümde yine hüzün var.
Kaçmak! Oralara kaçmak! Nasıl da mutlu kuşlar.

Hüzün bu, acımasız umutlarla aldanıyor,
Sallanan mendillere yine inanıp kanıyor!

Hilmi Yavuz
Hüzün ki en çok yakışandır bize
Belki de en çok anladığımız

Ahmet muhip Dıranas

Şimdilerde bir bağ bozumu hüznü var içimde,
Üzümlerim gazap üzümü
Şaraplarımsa gözyaşları... 

Turgut Uyar
Ne kadar hüzün geçmişse dünyadan
Ne kadar acı geçmişse yaşayacağız

Ahmet Telli
Her sayfası kederle kararan
bir hüzün defterine döner günler
Üstelik günlüğü yoktur hüznün
elleri titreyen yaşlı bir kadındır hüzün
hepsi o kadar

Attila İlhan
hayat zamanda iz bırakmaz
bir boşluğa düşersin bir boşluktan
birikip yeniden sıçramak için
elde var hüzün

Hüzün
Bir hüzün işçisiyim, zamanı süzüyorum,
Gözlerin pınarından, damla damla ustaca.
Bir kandil alevinde, ben hüznü üzüyorum,
Yokluğunla inan ki; girer gönlüm kıskaca.

Ali AKÇA

Yağmur suları gibi bedenimizi kaplayan, ancak çökmeden çabuk dağılan hüzün en iyisidir. Bir an gelir hayata hüznün derin hali melankolik pencereden bakarız. Depresyona kucak açan bu çaresiz, sessiz kaldığımız anlarda bir damla gözyaşımız zamana sıkışıp akar. Şairler hüzün kokan şiirleriyle bunu dizelerinde çok iyi anlatmışlardır.

Tatlı hüzünlerin gönlümüze dolduğu yıllar çabuk tükenir. İnsan bu dünyada nurlar içinde uzayıp kaybolan bir yolun hüzünlü bir yolcusudur. Bir boşluktan diğerine savrulurken acılardan ve hüzünlerden kaçıp sığınacak dost ve mekân arar. Her sabah 'merhaba hüzün', 'merhaba yalnızlık' diyerek hayata yeni umuda tutunarak, buruk sevinçle yeniden başlarız.

Zamanı birlikte sevenler, aynı yolu birlikte tutanlar gider; geriye sanki birbirini kollayanlar, farkında olmadan sevgiyi boşluğa yollayanlar, “sensiz asla olmaz” diye zamanı el ele uyutanlar kalır. 

Uzun bir ömrün sonunda, bize hayattan geriye kalan, sadece kısa zaman sonra unutulmaya yüz tutan hoş bir hüzün olacaktır.

Ali AKÇA

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Ali Akça
DİĞER YAZILARI

Ali AKÇA, Uludağ İşletme Fakültesi'nden 1982 yılında mezun oldu. Fransa'nın Montpellier kentinde, Paul Valéry Universitési'nde 1982-84 yılları arasında dil eğitimi için bulundu ve muhtelif araştırmalar yaptı. 1984-1986 yıllarında yedek subay olarak askerliğini tamamladı. 1986 yılında Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı’nda göreve başladı.  Fransa'nın Rouen Universitési'nde 1992-94 yıllarında İşletme Yüksek Lisansını tamamladı. 2002-2006 yılları arasında T.C. Kuveyt Büyükelçiliği’nde Ekonomi Müşavirliği görevinde bulundu. Halen, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nda görevini sürdürmektedir.

 

YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya