Kırım harbi sonunda Rusya, Paris anlaşmasını 1856’da imzalamış ancak Osmanlı İmparatorluğu’nu tasfiye etmek emelinden vazgeçmiş değildi.
06.10.2020 08:46
1.069 okunma
RUSYA OSMANLIYI TASFİYE SİYASETİNDEN VAZGEÇMİYOR
İsmail Aydın

                Kırım harbi sonunda Rusya, Paris anlaşmasını 1856’da imzalamış ancak Osmanlı İmparatorluğu’nu tasfiye etmek emelinden vazgeçmiş değildi. Bu andlaşmayı imzalamış olan devletler, Osmanlı İmparatorluğunun toprak bütünlüğüne riayet etmeği taahhüt etmişlerdi. Bu taahhüt, Rusya’yı yukarıda andığımız birinci ve ikinci yolda gitmekten alıkoyuyor fakat savaştan yenik çıktığı halde, Paris andlaşmasının dokuzuncu maddesinde yer alan Hıristiyan tebaanın korunması maddesinden bilistifade Ortodoksların avukatlığını tekrar üzerine alıyordu.  Zaman geçiyor ancak Rusya, Osmanlı İmparatorluğunu tasfiye etmek hedefinden vazgeçmiyordu. Değişen tek şey, bu hedefe ulaşmak için her fırsatın değerlendirilmesi ve her seferinde değişik araç ve yöntemlerin kullanılmasıydı. Ortodoks tebaayı kollamak adı altında onlara yeni hak ve imtiyazlar sağlamak, mümkün olmazsa Panislavizm siyasetini sahneye koyarak isyanlar çıkarmak gibi yollar bu hedefe varmak için atılmış adımlardır. Bu hedefinde ısrar etmesi Fransız ve İngiliz menfaatlerini tehdit ediyor, bu iki devletle ihtilaflar yaşıyordu.

                               OSMANLI-SIRP SAVAŞI VE RUS MÜDAHALESİ

                Söz konusu İngiliz-Rus ihtilaflarından biri de, Sırbistan’ın hezimetiyle sonuçlanan savaş sonunda  (1876) yaşanmıştı. Bosna-Hersek isyanı ve Bulgaristan olayları, Avrupalı devletlerin Osmanlı hükümeti nezdinde âsiler lehinde teşebbüste bulunmalarına sebep olmuştu. Bu isyan ve âsiler lehine müdahaleler, Sırpları ve Karadağlıları Osmanlı Devletinden ayrılmak, hiç olmazsa muhtariyet imtiyazlarını genişletmek hususunda ümitlendiriyordu. Rusya, zaten faal bir Slavcılık propagandası yapıyordu. Çernayef adında bir Rus generali Sırp ordusunun başına getirilmişti. Sırplar, Bosna-Hersek’te asayişin Sırp ordusu tarafından temin edilmesini istiyerek savaş hareketlerine girişti. (1 Temmuz 1876) Bir gün sonra da Karadağ, Sırbistan’ın yanında yer aldığını İstanbul’a bildirdi. Böylece, Osmanlı Devleti ile Sırbistan ve Karadağ arasında savaş başlamış oldu.

                Sırp umumî efkârı, birkaç hafta içinde ordularının İstanbul kapılarına kadar dayanacağına muhakkak nazariyle bakıyor, basında ise başkentin Belgrad’dan Sofya veya Selanik’e nakledilmesi yazılıp çiziliyordu.

                               GENE GİZLİ ANDLAŞMA

                Rusya ve Avusturya, harp ilanından bir hafta sonra (8 Temmuz 1876), Reichstad’da toplanarak, savaşın neticesine göre müdahalede bulunmayı kararlaştırırlar. Andlaşmaya göre, Osmanlı devleti galip gelirse, bu iki devlet müdahale edecek ve eski statünün korunmasını isteyecekler.

                Osmanlı devleti yenilirse şöyle bir plan tatbik edilecekti:

                “Osmanlı devletinin mağlubiyeti halinde bir bölüşme bahis mevzuu olacaktı: Sırbistan, Karadağ ve Avusturya, Bosna - Hersek’i paylaşacaklar, Rusya, Besarabya’yı ve Anadolu’nun doğu kuzeyinde Batum bölgesini alacaktır. Osmanlı devletinin felâketini neticelendirecek şekilde mağlup olması durumunda ise Balkanlarda üç yeni devlet kurulacak: Arnavutluk, Bulgaristan ve Rumeli, ayrıca Yunanistan da Tesalya ve Epir’i alacaktır. İstanbul ise serbest şehir haline getirilecektir.” (Karal, a.g.e. Cilt VIII, Sayfa 18)

                               ZAFERİN ANAHTARI: İYİ KOMUTA-İYİ YÖNETİM

                Hesap bu idi ama tutmadı. Askerin cesaretinde şüphe yoktu. Müşir Derviş Paşa’nın komutasındaki Mehmet Ali Paşa, Cemil Paşa, Mustafa Celâleddin Paşa, Fuat Paşa gibi seçkin komutanlar; Vidin bölgesinde Osman Nuri Paşa, Niş bölgesinde Süleyman Paşa ve Hafız Paşa komutasındaki kuvvetler, çeşitli noktalardan başlatılan kuşatma teşebbüslerini bertaraf ederek, Çernoyef kuvvetlerini ve diğer Sırp saldırılarını püskürtüp Sırp topraklarına itmeye muvaffak oldular. Serdarı Ekrem Abdülkerim Paşa’ya, süratle Belgrad üzerine yürümesi ve Sırpları barışa zorlaması hususunda emir verildi.

                Savaş bu şekilde Osmanlı Devleti’nin zaferleriyle devam ederken, Sırp Beyi Milan, Rus Çarı’na bir telgraf çekerek “Sırbistan’ı kurtarmak için Allah’tan sonra size güveniyorum” diyerek Rusya’nın müdahalesini istedi.

                               ZAFER YÜRÜYÜŞÜMÜZE KARŞI HEP AYNI ŞEYİ YAPIYORLAR

                Rus Çarı zaten Sırpların mağlubiyeti ile Balkanlar’da, Rus nüfuzunun da silineceğini görmüş ve gerekli teşebbüslerde bulunmıya karar vermişti. İstanbul’daki Rus elçisi İgnatieff, Osmanlı hükümetine 48 saatlik bir ültimatom vererek mütareke yapılmasını istedi, aksi takdirde bütün elçilik memurları ile birlikte İstanbul’u terk edeceğini bildirdi.

                 Rusya’da umumî efkâr Osmanlı devleti aleyhinde tehdit edici bir karakter kazanmıştı. İngiltere hükümeti de, hem iç kamuoyunu yatıştırmak, hem de Bakanlarda diplomatik üstünlüğü Ruslara kaptırmamak için Osmanlı hükümetine mütareke yapmasını tavsiye itti. İngiliz Harciye Nazırı Lord Derby, Londra’daki Osmanlı Elçisi Musorus Paşa’ya, İskanbul’daki İngiliz elçisi de Babâli’ye “Osmanlı devletinin zaman kaybetmeksizin muharebeyi durdurmasını, aksi takdirde Rusya’nın Slavcılığı sebebiyle mütareke temini için kuvvete başvurması mümkündür” diyorlardı. Diğer devletler de İngiltere’yi mütareke teklifinde desteklediler.

                               RUS ÜLTİMATOMU KABUL EDİLİYOR

                Rus ültimatomu şartlar gereği kabul edilerek mütareke yapıldı. (2 Kasım 1876) Böylece Rusya Sırbistan’ın ezilmesine engel oldu. Rusya bu hareketiyle, Balkan ihtilâfının çözülmesinde de inisiyatifi İngiltere’nin elinden almış ve Osmanlı hükümeti karşısında başlıca muhatap durumuna gelmişti. İngiltere bu durumu kabullenemezdi.

                 Osmanlı devleti, barış için Sırp Beyi’nin İstanbul’a gelip özür dilemesi, 1867’de muhafazası Sırp Beyi’ne verilmiş olan dört kalenin geri gerilmesi, Sırp kuvvetleri mevcudunun azaltılması gibi isteklerde bulundu ise de, İngiltere bu şartları kabule şayan görmedi.

                Bu arada, dış müdahaleleri önlemek adına meşrutiyetin ilanına karar verildi.

                 Rusya, Osmanlı devletini paylaşma tekliflerini yeniledi. Kendisi Bulgaristan’ı, Avusturya Bosna ve Hersek’i işgal edecekti. İngiltere, bunun Paris Andlaşması hükümlerine aykırı olacağını ileri sürerek Rus teklifini reddetti. Bunun üzerine Rusya, faaliyetlerini mütareke konusunda toplamıştı.

                               İSTANBUL (HALİÇ) KONFERANSI

                Savaşta yenilen sanki Sırplar değildi de Osmanlı devletiydi. Avrupalı devletler, Türk zaferlerini yok sayan bir tavır içine girdiler.  İstanbul konferansında (23 Aralık 1876), kuracakları karma komisyon ile Osmanlı devletinin idare yetkisini elinden alacak teklifler getirdiler. Karadağ ve Sırbistan ile andlaşma yapılacak ve onlara toprak verilecekti.

                 Sadrazam Mithat Paşa, konferans teklifleri hakkında karar vermek üzere bir meclis topladı. Toplantıya katılan üyeler, Ermeni ve Rum cemaati temsilcileri (*) dâhil, tekliflerin reddi hakkındaki hislerini ve fikirlerini son derecede heyecanlı ifadelerle belirttiler. Teklifler reddedildi. (15 Ocak 1876) Bunun üzerine Rusya yeni harp hazırlıklarına başladı. Bu arada Sırbistan ile harpten önceki mevcut durum esasları dairesinde 1 Mart 1877’de barış andlaşması imzalandı. (Gelecek hafta, Balkanlarda Yeni Rus-İngiliz İhtilâfı)

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
İsmail Aydın
DİĞER YAZILARI

İSMAİL AYDIN KİMDİR?

İsmail Aydın, Hukukçu yazar. Anacığının anlatımına göre koç katımında doğmuş. Koç katımı, Yozgat’ta ekim ayının sonu ile kasım ayının başında olur. Dolayısıyla doğum günü belli değil ama Aydın, doğum günü olarak 29 Ekimi benimsiyor. Koç katımı, döl almak üzere erkek koyunun (Koç) dişi koyunlar arasına bırakılmasına denir.

Peki, hangi yılın koç katımı? O da belli değil. 1950 olabileceği gibi 1949’a da ihtimali var. Her nasılsa nüfusa 08.02.1953 D.lu olarak tescil edilmiş. Yaşı küçük diye ortaokula kabul edilmemiş, bu defa da mahkeme kararıyla, ay ve gün sabit kalmak üzere 1950 olarak tescil edilmiş. İsmail Aydın, doğum gününün bile doğru dürüst kayıt altına alınamayışını, okur-yazar olmayan tolumun  “hal-i pürmelâli” olarak niteliyor.

İsmail Aydın İlkokulu Sorgun’a bağlı Temrezli köyünde, ortaokul ve liseyi Yozgat’ta okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1977 yılında mezun oldu. Yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra Sorgun’da altı yıl avukatlık yaptı. Ekim 1986’da Diyarbakır / Bismil’de Noter oldu. Kastamonu/Tosya, Bolu ve Ankara’da çalıştı, 2015 Şubatında emekliye ayrıldı.

İsmail Aydın çilekeş Anadolu’nun yanık sesi olarak çıkıyor karşımıza. Türkiye’mizin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunuyor. Üzerine titrediği kesim Gençlik. Ağırlıklı olarak üzerinde durduğu sorun Eğitim.

İsmail Aydın, fakülte yıllarından itibaren yazı hayatının içinde oldu. İlk gençlik yıllarıyla beraber memleket meseleleriyle ilgilendi. Tartışmalı radyo ve televizyon programlarına katıldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı. Şubat 2013’ten beridir, internet ortamında yayın yapan Ana Haber Gazete’de yazmaya devam ediyor.

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nda 2013-2016 yılları arasında yayınlanan Kıssadan Hisseler Programı’nın yapım ve sunuculuğunu üstlendi. Türkiye Noterler Birliği’nin Meslekî Forum Sitesi’nde anılarını yazdı.

Ağustos / 2016’da “Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor?”, Kasım 2016’da “Yeniden Yükselişe Doğru”, Şubat 2017’de “Umut Ülke Türkiye”, Mayıs 2017’de “Bir Noterin Anıları”, Ağustos 2017’de “Kaybettiklerimiz”, Ocak 2018’de “Kıssadan Hisseler”, Mart 2018’de “Niçin Akif? Niçin Safahat?” isimli kitapları yayımlandı.

Yazı hayatını ve kitap çalışmalarını sürdüren İsmail Aydın evli ve dört çocuk babasıdır.

...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahabergazete@gmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya