Timur ile Yıldırım Bayezıt arasındaki kavga, karşılıklı mektuplarla ve bu mektuplarda birbirlerine hakaretlerle büyüdü. Sanki Timur, mektuplarında daha baskın, daha hakaretamiz cümleler kullanıyor, Yıldırım’ı “zavallı” gibi göstermeye, savaştan önce O’nu pusturmaya çalışıyordu.
12.10.2020 05:39
1.102 okunma
Ankara Savaşı’nın müsebbibi İbn-i Haldun mu?
Av. Sabri Turhan

Timur ile Yıldırım  Bayezıt  arasındaki  kavga, karşılıklı mektuplarla ve bu mektuplarda birbirlerine hakaretlerle  büyüdü. Sanki Timur, mektuplarında daha baskın, daha hakaretamiz cümleler kullanıyor, Yıldırım’ı  “zavallı” gibi göstermeye, savaştan önce O’nu pusturmaya  çalışıyordu. 

Timur, mektuplarında sadece Yıldırım’a  hücum etmiyor, Osmanlıdan yana olan  devletlere ve devlet başkanlarına da hakaretler yağdırıyordu. O dönemde Osmanlıyı çok Anadolu Beyliklerinden Kayseri eski kadısı   Burhaneddin ile dışarıda  Memluklüler destekliyordu. Malumlarıdır ki, Kadı Burhaneddin  Eratna Beyliği iç karışıklığı sırasında yönetime el koymuş ve bölgede  kendi hakimiyetini  kurmuştu. 

Kadı Burhaneddin Oğuz’un Salur Boyundandı . Alaaddin Eratna ise   Oğuz değildi.Uygur Türkü idi. Eratnalıların yazışma dili de Uygurca idi. Memluklüler ise  Çerkezdi. 

Timur Yıldırım’a  yazdığı mektuplarda; “Sen o Kayseri Kadıcığına güvenme. Sen hele o Çerkez oğlana da güvenme” diyor, muhatabını   küçük görüyordu. 

Timur, Anadolu’ya ilk geldiğinde Sivas’ı muhasara etti. Asıl gayesi, Yıldırım’ın  üzerine yürümeden önce Osmanlı’nın ittifak etiği güçleri yok etmekti.  Sivas, Timur’a 18 gün direndi.18 gün sonra şehrin yöneticileri; “yağma ve katliam yapılmaması şartı” ile şehri teslim edeceklerini söylediler. Timur yağma ve katliam yapmayacağına dair söz vermesine rağmen, şehirde müthiş bir katliam ve yağma yaptırdı. 

Timur aslında müslüman  olmasına rağmen Drakula’dan daha zalim bir hükümdardı. Sivas’a gelmeden önce (muhtemelen İran’da) bir şehri Timur  kuşattı. Şehir halkı çok büyük mukavemet gösterdi.Timur, çileden çıktı. Tahmin edilen günlerden çok sonra şehir alındığında Timur  komutanlarına; “Bu şehri  tamamen yıkın. Evlerin ve yapıların enkazlarını şu ilerideki dağın dibine yığın. Şehrin yerine çift sürün kabarmış toprağına da arpa ekin” dedi. Ve öyle yaptılar. Şehir arpa tarlası oldu. Timur böyle büyük kin güden bir hükümdardı. 

İşte o Timur, Sivas’tan sonra Yıldırım  üzerine yürümedi. Güneye indi. Elbistan, Malatya ve Besni’yi aldı Ondan sonra 1400 yılında Memluklülerin  elinde bulunan Şam’ı aldı.Timur, Şam’da kendine göre bazı düzenlemeler, yağmalar ve icraatlar yaptı. Artık Timur ordularının Şam’dan sonra Mısır’a Memluklüler  üzerine  Kahire’ye gideceği belli idi. 

Memluk Sultanı da  durumu  bildiği için  şimdiki Filistin’de mevzi aldı. Tahkimata başladı. Kahire’den oraya kadar  gelmiş, ülkesini en iyi buradan savunacağını  tahmin  etmişti. Ancak Timur aylardır Şam’- dan çıkmıyordu. 

Memluk Sultanı, işte tam burada yazı başlığına adına verdiren, ”bir ömre çağları sığdıran, büyük bilgin sosyolog, filozof, sultanların akıl hocası” İbn-i Haldun’u bir heyet ile Timur’a gönderdi. 

İbni Haldun daha Timur’un sarayına varmadan, Kahire’de  bir darbe girişimi oldu. Memluk  Sultanı, Timur  ile görüşmekten vaz geçti. Karargahı ile birlikte Mısır’a  döndü. İbni Haldun’a da haber vererek “görüşmeye gitmeye gerek yok” dedi. 

Ama İbni Haldun, Timur ile görüşmeyi kafaya  koymuştu. Geri çağrılmasına rağmen, Şam’a ulaşarak, Timur  ile görüşmek istediğini  Timur’un  komutanlarına bildirdi. Tabi, İbni Haldun o zamanlar çok ünlü birisi idi. Timur görüşmeyi kabul etti. İbni Haldun ve yanındakiler  Timur’un huzuruna çıktılar. 

İbni Haldun, huzurda, Timur’un gururunu okşayacak bir hitapta bulundu:”Ey Hükümdar!,Allah yardımcın olsun. Tam 43 yıldır sizinle görüşmek istiyordum. Bunun iki sebebi  vardır.Birincisi sen alemin sultanı, dünyanın  padişahısın. Hz Adem’den beri senin gibi bir hükümdar yeryüzüne gelmemiştir.2.görüşme sebebim de müneccimler büyük bir hükümdarın  yakında çıkacağını Mağripte  bana söylemişlerdi” dedi ve yanında  getirdiği hediyeleri  de Timur’a uzattı. Timur hediyeyi aldı. 

Tabi bu arada diğer konuşmalar  ve ikili temaslar da oldu.Timur’un  üzerinde  İbni Haldun’un büyük bir alim olduğu intibaı  hemem uyandı. Zatan ismi duyulmuş bir kişi idi. Konuşmanın sonunda  Timur’un İbni Haldun’u görüşlerinden istifade etmek için  Semerkant’a götürmek  istediği, İbni Haldun’un bundan değişik bahanelerle kurtulduğu  kaydedilmektedir. 

Şimdi burada bir duralım. 

Ben,İbni Haldun ile ilgili   bir çok kitap okudum. Ayrıca bir çok da makale. Mukaddimeyi de iki cilt olarak okudum. Malum, Mukaddime, İber Tarihi adlı 12 ciltlik  eserinin  ön sözüdür. Ancak 12 cilt kitap değil, iki ciltlik  ön söz daha etkilidir. Çünkü, Mukaddime’de O‘nun sosyal olaylara bakışı ,olayların  gelişmesinde iklimlerin  etkisi, göçebe hayatı ile şehir hayatının  insan asabiyesindeki rolü gibi konular uzun uzun anlatılır. Sosyolojinin  kurucusu aslında İbni Haldun’dur. Durkheim’ den yıllar önce..İbni Haldun aynı zamanda iklimlerin suçların oluşmasındaki  rolünü de en iyi anlatan alimdir. Yani O, modern kriminolojinin  de kurucusudur. Diğer yandan Freud’dan  çok önceleri, gene evrim ile ilgili görüşleri de vardır. Büyük alim olduğunda  şüphe yoktur.Yukarıda  da yazdığım  gibi “bir ömre çağları sığdırmıştır”. Endülüs’ün  son zamanlarında  Endülüs  Sultanlarına ,Mağripteki Sultanlara danışmanlık yapmış, son olarak da Memluk Sultanına danışman olmuştur.  

Ancak İbni Haldun’un Timur ile görüşmesinde  O’na söyledikleri   yağcılık kokan cümlelerdir.Bunu  Mısır’a döndükten sonra Mağrip Sultanına  yazdığı  mektupta açıkça  itiraf etmektedir.İbni Haldun söz konusu mektubunda;”Timur, hükümdarların  büyüklerinden ve firavunlarındandır. Bazıları O’nu bilgi üstünlüğü ,bazıları Ehli Beytin  üstünlüğü  görüşünde olması sebebiyle  Rafiziliğe ,bazıları da sihre nispet ettiğinden üstünlüğünden  bahseder. Ama O’nda bunların  hiç birisi yoktur. Sadece çok zeki ve akıllı, fazla araştıran,  bilmediği ve bildiği hususlarda  inatçılık yapan birisidir”der. 

İbni Haldun’un  Timur’un  huzurunda yağcılık kokan bir  konuşma yaptığı buradan anlaşılmaktadır.Zira 

O konuşma ile mektubun muhtevası tam çelişkidir. 

Şimdi O’nun hakkında daha başka  bir şey söylemek isterim. 

İbni Hadun  hakkında ve Mukaddime hakkında onlarca yazı yazılmış  tercüme yapılmıştır. Bunlardan birisi  de Prof. Süleyman Uludağ’ın   eseridir. Geçen hafta Süleyman  Uludağ’ın  eserine  bir göz attım. 

Hoca, eserin 1.cildinin  48.sayfasında ,Timur ile Haldun’un  görüşmesi sırasında  ve ikili görüşmelerin birisinde, İbni Haldun’un Timur’u Mısır’a  sefer yapmaktan  vaz geçirdiği, Anadolu’nun daha verimli ve bereketli olduğu, bunun için Osmanlı üzerine  yürümesi gerektiği konusunda  O’nu ikna ettiğinden bahsediyor. Hoca bunu “bazı kaynakların  belirttiğine göre  “diye izah ediyor. Eğer öyle ise Ankara Savaşı’ndaki mağlubiyetimizin ve ondan  sonraki 14 yıllık Fetret Devri’nin  vebali İbni Haldun’a aittir. Hoca,bu “bazı kaynakları” açıklamalıdır. 

NOT: Türkiye’de  İbni Haldun  konusunda en büyük otoritelerden birisi  Prof.Süleyman Uludağ’dır 

          Timur konusundaki otorite ise Prof. Bekir Karlığa’dır. 

 

 

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahabergazete@gmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya