Küfrün tek millet olduğu tartışmasız. Kendi aralarındaki meselelerde parçalanmış olsalar da, Müslümanlara karşı tek millet oldukları tarih boyunca tespit ve tescil edilmiş durumda. Buna kimse itiraz edemez. Esasen muharref (Tahrif edilmiş, değiştirilmiş) Tevrat ile muharref İncil, “Kitab-ı Mukaddes” adıyla birleştirilmiş, böylece iki farklı din hiç olmazsa inanç (İtikat) alanında bir araya getirilmiştir.
20.10.2020 09:38
888 okunma
KÜFÜR TEK MİLLET!
YA İSLAM KAÇ PARÇA?
Mehmet Aktan

            Küfrün tek millet olduğu tartışmasız. Kendi aralarındaki meselelerde parçalanmış olsalar da, Müslümanlara karşı tek millet oldukları tarih boyunca tespit ve tescil edilmiş durumda. Buna kimse itiraz edemez. Esasen muharref (Tahrif edilmiş, değiştirilmiş) Tevrat ile muharref İncil, “Kitab-ı Mukaddes” adıyla birleştirilmiş, böylece iki farklı din hiç olmazsa inanç (İtikat) alanında bir araya getirilmiştir.

            Peki ya Müslümanlar da küfre karşı tek millet olabiliyorlar mı? Bir de buna bakalım.

            Değerli okuyucu;

            İslam inancının bilgi vasıtaları “Beş duyu, akıl ve (İlahi bilgi, Kitap) Nakil’ dir.) Hayat ve kâinatı izah ederken bu üç bilgi vasıtasına başvurulur.

            Sonuçta da; Edille-i Şer-iye adı verilen Kitap, Sünnet, İcma ve Kıyas’ tan müteşekkil  dört bilgi kaynağı ile hayat ve kâinattaki varoluş ve hadiseler izah etmeye çalışılır. Yüce Din’ imizin bu konuda insanoğluna lütfettiği kaynak ve vasıtalar bunlardır.

            Özetle; Müslümanlar Nakli (Kitab’ ı), beş duyu ve aklın yardımıyla hayat ve kâinatı anlama, kavrama ve izah etme durumundadır. Bir başka deyişle, Yüce Kitabımız; insana hitap ederken, aklını ve beş duyusunu kullanmasını istemektedir.

            Şu hâlde; Kitabımız, akıl ve beş duyuyla tam bir uyum içindedir. Elbette, aklın ve beş duyunun kavrayamayacağı durumlar da söz konusudur. Can, ruh, mekân ve zaman itibariyle sonsuzluk, atomun (mikro sistemin), hücrenin, dokunun, organın, organizmanın varoluşu, yapısı, idamesi; Yine makro sistemin (uzaydaki varlıkların ve sistemlerin varlığı, sevk ve idaresi gibi konular aklın ve beş duyunun kapasite ve kalitesini aştığından bu gibi konularda Yüce Yaratan insanoğlunu Peygamberlerine indirdiği kitaplarla bilgilendirmektedir. Bu bilgiler, Cenabı Allah’ ın (C.C.) insanoğluna lütfudur. Beş duyu ve aklının şaşıp kaldığı konularda insanoğluna gösterdiği doğru yol ve ışıktır.

            Bu konular aklın ve beş duyunun kavrayamayacağı, havsalanın almayacağı konulardır. Ama bu, akla beş duyuya aykırılık anlamına gelmez. Tam tersine, nasıl beş duyunun algılayamayacağı konularda akıl imdada yetişiyorsa, aklın algılayamayacağı konularda da Yaratan imdada yetişmekte, insanoğlunun karanlığını aydınlatmakta ve yol göstermektedir. Böylece insanı hayat ve kâinatın izahı konusundaki müşkül ve çaresizliğinden kurtarmaktadır. Çok şükür!

            Cansızlar alemi, canlılar dünyasını kavrayamaz, bitkiler alemi, hayvanlar alemini kavrayamaz, hayvanlar alemi beşerî alemi anlayamaz. Aynı şekilde, insanlar alemi de İlahî alemi kavrayamaz. Şu kadar ki; Allah’ ın yardımıyla, İlahî alemin ilmi, iradesi ve kudreti Mutlak bir Allah tarafından yaratılıp, sevk ve idare edildiğini öğrenir ve iman eder. Böylece itikadî kaostan, belirsizlikten, şaşkınlıktan kurtulur, huzura kavuşur.

            Yüce Dinimiz, akide (Temel inanç) konusunda olduğu gibi; aile, insan ve toplum ilişkileri, sosyal ve ekonomik hayat, hülasa tüm beşerî konularda da fıtrata ve insan ihtiyaçlarına uygun çözümler getirmiş olması hasebiyle beşerî huzurun kaynağı olmuştur.

            Değerli okuyucu:

            Müslümanlar gerçekte böyle berrak, böyle tartışmasız, insan ve toplumun her derdine deva olan, her ihtiyacına cevap veren bir Din’ in müntesibiyken, neden kafirler gibi tek millet olamıyorlar?

            Gerek itikadî ve gerekse amelî konularda neden onlarca birbirine düşman parçalara bölünmüşüz?

            Hiçbir sonuç sebepsiz değildir. Elbette, Müslüman’ ların böyle onlarca parçalara bölünmüş olmaları da sebepsiz değildir.  

            Resulallah (S.A.S.) Efendimizin vefatı üzerine, O’ nun yerine Emir seçilmesi ya da cenazenin defnine öncelik verilmesinin daha doğru olacağı konusunda sahabe arasında tamamen iyi niyetlerle ortaya çıkan görüş farklılığı, sonraki dönemlerde bu iki farklı görüş sahiplerinin amelî konularda birbirine düşman olmasıyla sonuçlandığı gibi, bu farklılık itikadî konulara sıçramış ve Müslümanlar arasındaki derin ayrılık ve düşmanlıkların kaynağı olmuştur.

            Ancak bu, zannedildiği gibi kendiliğinden olmamıştır.

            Abdullah İbn-i Sebe isimli (Annesi, Yemen’ li siyahi bir Yahudi olan) birisinin, İslam inancını bozmaya yönelik bir takım sapık fikirler yaymaya çalıştığı, bu faaliyetleri kapsamında (Sebeiyye Fırkası) adıyla bir teşkilat kurduğu rivayet edilmektedir. Her ne kadar bu şahsın, hüviyeti, faaliyetleri hakkında çelişkili rivayetler var ise de İslam inancına sapık fikirler sokmaya, Müslümanlar arasına tefrika sokmaya çalışan bir kişi ve bu kişiye bağlı bir hizbin bulunduğu tartışmasızdır.

            Hz. Ali (R.A.) Efendimiz’ le Hz. Ayişe (R.A.) Validemiz arasına sokulmuş olan nifak sebebiyle bu iki Sahabe taraftarları harbin eşiğine gelmişler, ancak araya giren sahabenin büyükleri tarafları sulha razı etmişlerdi.

            Bunun üzerine yukarıda bahsi geçen Sebeiyye Fırkası mensupları tarafların sulh olmaları halinde, kendilerinin öldürüleceğinden korkup, gece yarısı her iki tarafa da adamlarını göndererek; “Aslında karşı tarafın sulh olmadığını, sadece öyle gözüktüğünü, baskın yapmak için hazırlık yaptığını, hazırlıklı olmazlarsa katledileceklerini, isterlerse istihbaratçılarını gönderip karşı tarafın baskın için hazırlık yapmakta olduğunu tespit edebilecekleri söylemişler; bu söz üzerine karşı tarafın gerçekten hazırlık yapmakta olduğunu fark eden her iki tarafın karşılıklı birbirlerine saldırmalarına birbirlerini kırmalarına sebep olmuşlardır.

            Bu olay İslam tarihinde Hz. Ayişe Validemizin bindiği devenin etrafında cereyan ettiği için “Cemel (deve) Vak’ ası” olarak bilinir. Cemel Vak’ ası’ ndan sonra Müslümanlar arasındaki tefrika tam bir düşmanlık haline gelmiş, günümüze kadar da sonraki dönemlerdeki diğer sapık inanç ve düşmanca eylemlerle artıp, çeşitlenerek, derinleşerek süregelmiştir.    

            Bugün İran, Müslümanlara karşı Ermenilere lojistik destek sağlıyor!

            Hz. Ali’ siz Alevilik (Aliyi sevenler) sıcak gündem konusu.

            DEAŞ diye sapık bir inanç Müslüman’ lığın ta kendisi gibi lanse ediliyor.

            Kaderiye, Cebriye, Mu’ tezile gibi birçok sapık inanç adı konmamış halde varlığını sürdürüyor.

            Akidedeki (İnançtaki) bu sapmalar, amelde de kendini gösteriyor.

            Teveccühün insana değil, Allah’ a olması gerekirken, şeyh odaklı ve başka tarikatları kabul etmeyen birçok tarikat mevcudiyetini sürdürüyor.

            Müslümanlarla ilgili çizmeye çalıştığım bu tablo, elbette sadece Sebeiyye Fırkası’ nın marifeti değil. “Tefsirde İsrailiyyat” bahsinde de işaret edildiği gibi, Yahudi her dönemde Yüce Dinimizi bozmaya, Müslümanlar arasında tefrikalar çıkarmaya çalışmış ve maalesef bunda da önemli ölçüde başarılı olmuştur.

            Ancak burada düşman Yahudi değil, Siyonist düşüncedir. Bizim Dinimiz ırkçılığı reddeder. Siyonist olmayan Yahudi olabileceği gibi, Yahudi olmayan Siyonist de vardır. A.B.D. deki son seçim kampanyasında bunun çarpıcı bir örneğine şahit olduk.

Gerçekten Müslüman olmuş samimi Yahudiler de olmuştur. Ancak bunun çok istisnai bir durum olduğunu da belirtmeliyim.

            Değerli okuyucu;

            Müslümanların böyle hizip hizip parçalanmış olmasının sebeplerini acizane arz etmeye çalıştım. Sonraki yazımızda İnşaallah, bu bölünmüşlüğün birlik ve beraberliğe dönüşmesi için neler yapılmalı, yapılacak bir şey var mıdır ? konusu üzerinde durmak istiyorum nasipse.

            Hayırlı günler dileğiyle, sıhhat ve selametle kalınız.

 

Av. Mehmet AKTAN

           

           

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahabergazete@gmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya