Cumhurbaşkanımız Sayın Tayyip Erdoğan, 19 Ekim 20202 günü İstanbul’da kurulu İbni Haldun Üniversitesi’nde, gelecek için çok önemli vizyonlar ortaya koyan bir konuşma yaptı. Erdoğan, "Hükümet olmakla muktedir olmak, muktedir olmakla iktidar olmak arasındaki farkı iyi biliyorsunuz. Gerçek iktidarın fikri iktidar olduğunu iyi biliyoruz. Samimi bir muhasebeyle geçtiğimiz 18 yılda her alanda, tarihi eserlere ve hizmetlere imza attığımızı ama eğitim ve öğretimde, kültürde arzu ettiğimiz ilerlemeyi sağlayamadığımızı düşünüyorum.” dedi.
21.10.2020 11:19
1.028 okunma
ERDOĞAN: FİKRİMİZ İKTİDAR OLMADI
İlhan Akkurt

Cumhurbaşkanımız Sayın Tayyip Erdoğan, 19 Ekim 2020 günü İstanbul’da kurulu İbni Haldun Üniversitesi’nde, gelecek için çok önemli vizyonlar ortaya koyan bir konuşma yaptı. Erdoğan, "Hükümet olmakla muktedir olmak, muktedir olmakla iktidar olmak arasındaki farkı iyi biliyorsunuz. Gerçek iktidarın fikri iktidar olduğunu iyi biliyoruz. Samimi bir muhasebeyle geçtiğimiz 18 yılda her alanda, tarihi eserlere ve hizmetlere imza attığımızı ama eğitim ve öğretimde, kültürde arzu ettiğimiz ilerlemeyi sağlayamadığımızı düşünüyorum.” dedi.

Böylece 18 yıllık iktidarlarında elle tutulur bir eğitim politikası üretemediklerini itiraf etmiş oldu. Bu itiraf hemen aklıma bizzat yaşadığı şu olayı getirdi. Hasan Hüseyin Çeliğin milli eğitim bakanı olduğu dönemde, bir mekanda birlikte olmuştuk. Kendisiyle milli eğitim konularını görüşüyorduk. Fikirlerimi belirtmeden önce özellikle dikkat çekmek için konuşmaya şöyle başladım. “Yıllardır bir milli eğitim bakanı ile görüşebilsem ve şunları söyleyebilsem derdim.”     Bakan “Buyur öyleyse ne diyeceksen de bakayım.” Ben de “Efendim biz okullarda çocuklarımıza fizik, kimya, matematik gibi maddi bilimleri öğretiyoruz. Ancak bunlar bir bilgisayara da insandan daha iyi yüklenebiliyor. Oysa biz insanız ve bize öncelikle insan olmanın gerekleri öğretilmeli” dedim. Heyecanla ne cevap vereceğini beklerken dedi ki, “Biz tek tip insan yetiştirilmesine karşıyız.” Tabi şok oldum dondum kaldım. Ben ne diyorum, o ne diyordu. Şimdi bakıyorum da Cumhurbaşkanımız geldiğimiz durumu ne güzel özetliyor.

“Batı dünyası, tıptan sosyolojiye kadar pek çok alanda ilhamını bizim köklerimizden almıştır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu önemli tespitleri yapıyor: “Buna karşılık biz, kendi köklerimizi tamamen unutarak veya dışlayarak, onun türevlerini esas kabul etmek suretiyle, iki asırdır kendimize yol ve yön bulmaya çalışıyoruz. Bir başka ifadeyle fikri bir buhranın içinde çırpınıyoruz. Hâlbuki siyasi bağımsızlığın da ekonomik bağımsızlığın da temelinde fikri bağımsızlık yatar. Osmanlı’dan cumhuriyete ülkemizin bu süreçte yaşadığı tartışmaların merkezinde hep geleceğimizi nerede arayacağımız sorusu yatmıştır. Rönesans’ın ardından, fikri ve teknolojik olarak atak yapan batı dünyasının, hak ve adalet tanımadan hızla yükselen baskın gücü, bu sorunun sağlıklı bir şekilde tartışılmasına imkân vermemiştir. Sonuçta, ülke ve millet olarak kendimizi, kontrolsüz bir batılılaşma fırtınasının içinde bulduk. ‘Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür nesiller yetiştirmek’ için çıkılan yolun, en sığından, en bayağısından, en çarpığından bir batı taklitçiliğine dönüşmüş olması, Cumhuriyetimizin en büyük kaybıdır.

Maalesef, yeni kurulan cumhuriyet, Merhum M. Akif’in dediği gibi tek dişi kalmış emperyalist Batı Medeniyetine karşı, tek alternatif olan kendi medeniyetimizi yeniden ihya etmek yerine, Batı taklitçiliğini tercih etmiştir. Bu durum ülkede çok büyük travmalara sebep olmuştu. Bağımsızlık mücadelesi neden verilir? Vatanını, dinini, kimliğini, kültürünü korumak için değil mi? Yukarıdaki konuşmada, bu gelinen durum ne güzel vurgulanmış. Bakınız devamında daha ne önemli vurgular yapılmaktadır.

“Dünyadaki hakim fikri anlayışın ve fiili düzenin sadece ardından giderek kendimize çok daha iyi bir medeniyet inşa edemeyeceğimize inanıyorum. Tek vazgeçilmezimiz inancımızın naslarıdır. Onun dışındaki her şeyi yeniden yorumlamak, üretmek mümkündür. Ne insanlığın milletimizin ve inancımızın binlerce yıllık birikimine sırtımızı döneceğiz, ne de modern dünya imkanlarını reddedeceğiz. Esasen insanoğlu kimi zaman iyi yönde, kimi zaman kötü yönde kendisini yenileyen bir varlıktır. Biz her alanda olduğu gibi fikri alanda da üretici olma peşindeyiz, Türkiye kuru kuruya batıcılık saplantısı yanında, pek çok sapkın ideoloji ve akımın zehrine de maruz kalmış bir ülkedir. Fikri iktidarımızı kökü ve ruhu itibariyle bize ait olmayan bir medeniyete kaptırmamızın nedeni, bu sapkın akımların önlerinin bilinçli şekilde açılmasıdır. Amorf bir nesil yetiştirme gayreti ülkemize oldukça pahalıya mal olmuştur. Yapmamız gereken kendi medeniyet birimimize uygun nesiller yetiştirmektir”

“Okullarımızda milyonlarca öğrencimiz eğitim-öğretim görüyor, ama çoğu alanda hepimizi mutmain edecek düzeyde yetişmiş insan gücüne sahip değiliz. Genç bir nüfusa sahibiz, ama medeniyet tasavvurumuzu layıkıyla hayata geçiremiyoruz. Medyamız, en modern altyapıya sahip, ama bizim sesimizi ve nefesimizi yansıtmıyor. İlimde, sanatta, kültürde hep benzer sıkıntılarla karşı karşıyayız. En haklı olduğumuz konularda bile dünyaya kendimizi anlatamıyoruz. İşte bunun için de fikri iktidarımızı hâlâ tesis edemediğimiz kanaatindeyim. Hiç kimsenin bu fikri iktidar arayışından rahatsız olmaması gerekiyor. Bu arayışın sona ermesi, bir ülkenin ve toplumun felaketi demektir. Tam tersine bu arayışa herkesin destek vermesini, katkı sağlamasını bekliyoruz.  Fikri iktidarı siyasi kadrolar değil, ilim, sanat ve hikmet insanları inşa eder. Siyasi kadrolar ancak onlara ihtiyaçları olan zemini sağlar. Dolayısıyla, bu konudaki sorumluluğun bir kısmı bize aitse, önemli bir kısmı da ilim ve fikir adamlarımıza aittir.”

Gelinen son durumla gençliğimiz, kuru kuruya bir batıcılık saplantısı içinde bir çok sapkın ideoloji ve kültürün içinde, köklerimizden kopuşumuz hızla devam etmektedir. Maalesef iktidarın geçirdiği 18 yıl içinde bu yozlaşmaya karşı ciddi bir çözüm ve çıkış arayışına gidilmediği açıkça itiraf edilmektedir. Gençlik üzerinde yapılan istatistikler bunu açıkça göstermektedir. Yani 18 yıl öncesinden daha dürüst, namuslu, dindar ve geleneklerine bağlı ve bilimde okullarımız daha ileri bir seviyeye gelinmemiştir. Ancak bu gidişin sonu medeniyet ve insanlık tarihinde baş rol oynamış bir milletin, tarih sahnesinden silinmeye doğru olduğu şüphesiz. Devletin başının bu yaraya neşter vurarak çözüm üretme çabası bizlere heyecan vermiştir. İnşallah aşağıdaki satırlarda verilen mesaja sahip çıkılır ve elle tutulur bir faaliyet içine girilir.

"Türkiye'nin 2053 vizyonunun ana fikrini bu vizyon oluşturmalıdır. Ülkemizin geçmişten bugüne eğitim öğretim sistemi çocuklarımıza sadece maddi bilgi yükleme üzerine kuruludur. Her okul seviyesinde öğretime ağırlık verilirken eğitim kısmı ihmal edilmiştir. Özellikle medyanın etkisiyle geleneksel eğitim öğretimin gücü azalırken yerine daha iyisi konulamamıştır. Evlatlarımızın zihinleri batının popüler kültür ve sapkın hezeyanlarla doldurulmuştur. Önümüzdeki dönemde önceliğimiz aileden başlayarak çocuklarımızı hakkıyla yetiştirmek şarttır. Bu değişim sıradan müfredat tadilatından ziyade topyekun eğitim-öğretim reformu gerektirir. Tek ihtiyacımız olan değerlerini iyi bilen, kültürüne, tarihine sahip çıkan insanlar yetiştirmektir. Diğer hususlar için endişe etmeye gerek yoktur. Onlara sahip olabilmeleri için yeterli eğitim-öğretim hayatı vardır. Ortaokul dönemini çocuklarımızın zihni ve fiziki kabiliyetlerini keşfetmeye onları geleceğe doğru alanlarda hazırlamaya yönelik anlayışla şekillendirmeliyiz."

İnşallah bir çok konuda olduğu gibi bu konuda da bu sözler unutulmaz. Hepimiz bu konunun takipçisi ve bu yozlaşmadan kurtulmak için üzerimize düşeni yapma gayreti içinde olmalıyız. İktidardan beklediğimiz ilk içraat İstanbul Sözleşmesini ıslah etmektir.

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahabergazete@gmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya