Her varlık gibi insan da eşsizdir. İnsanın diğer canlılara kıyasla eylemlerini kendi bilincine göre yapma yeteneği vardır. Ancak baş belası olup kendi türüne en büyük zararı veren yine insandır. İçindeki kötülüğü, öfkeyi ve nefreti doğa ve insanların üstüne saçar. Başkalarını kandırıp sömürür. Verilen zararın giderilmesi mümkün değildir. Virüs salgını da işte insanın, bilinçli ya da bilinçsiz, diğer tüm insanlığa yaptığı telafisi olmayan kötülüklerin en önemlisidir.
05.11.2020 01:37
1 yorum
1.189 okunma
İnsanlığa Verilen Zarar
Ali Akça

Her varlık gibi insan da eşsizdir. İnsanın diğer canlılara kıyasla eylemlerini kendi bilincine göre yapma yeteneği vardır. Ancak baş belası olup kendi türüne en büyük zararı veren yine insandır. İçindeki kötülüğü, öfkeyi ve nefreti doğa ve insanların üstüne saçar. Başkalarını kandırıp sömürür. Verilen zararın giderilmesi mümkün değildir. Virüs salgını da işte insanın, bilinçli ya da bilinçsiz, diğer tüm insanlığa yaptığı telafisi olmayan kötülüklerin en önemlisidir.

İster iki köylü taş ve sopa ile bir birine girsin, isterse nükleer füzelerle ülkeler savaşsın, hepsi de kendi çapında insani yıkım oluşturur. Komşunun komşuya azgınlaşıp sıkıntı vermesi bile insanın yaptığı bir zulmüdür. Dünya varlığı herkese yetiyorken, neden doyumsuz insanlar doğanın ortasında durmadan birbiriyle kapışırlar? Servet yığma hırsıyla doğaya zarar vermek kime ne kazandırır? İnsan ürettiği her kötülüğü dünyaya yaymış olsa eline ne geçer? Aksine insan eğer iyilik yapsa, içindeki sevgiyi baskılamasa, hak yemese; diğer insanlara zarar vermese, melekler toprağa daha sık aralıklarla dokunmaz mı? 

Yaşadığımız garip çağa ne demeli? Modern tıp tüm çabalarını ölümü geciktirmeye odaklamışken, bir bahane oluşturup sonunda kazanan hep ölüm olmuyor mu? Yürek aklın koynuna giriyor. Tüm dünyayı saran bir laboratuvar kaçağı virüs öyle bir hal alıyor ki, ikinci dalgasının kol gezdiği en iyi yönetilen ülkelerde bile bununla başa çıkılamıyor. Sağlık sistemi ve ekonomiler bunu kaldıramıyor. Geriye sadece “Bırak gidecekler gitsin” düşüncesi ile kişinin kendini koruma seçeneği kalıyor.

Mevlana der ki: “Dikene su vermek zulümdür.” Çünkü dikeni giderek azdırır. Dünya tatminsiz insanların elinde yolunu kaybetmektedir. Yöneticilerin gerçekleri kenara itip, hep kazanma uğruna algılarla insanları istedikleri yöne çekme çabaları sonunda boşa çıkmaktadır. Çünkü herkes aynı gemidedir. Örneğin dünyanın başına bela olan bu virüs, çok yanlış uygulamalar sonucunda artık kontrolden çıkmış ve başıboş dolaşmaktadır. Kımıldayan bir ölüm korkusu her yerde ve herkesi kıskaç altına almış durumdadır. Kontrolsüz gücü yönetmek hiç kolay değildir.

Hızla ilerleyen çağımızda sadece ölüm dışında her şeye her zaman çare bulunuyor. Aslında karmaşık bir yol haritasına gerek yok. İnsanlar sade, basit, mutlu ve huzurlu bir hayat yaşamak istiyor. Ancak içinde kötülük, kıskançlık, hırs ve kin taşıyan diğer insanlar buna engel oluyor. Doyumsuz ve hazımsız insanlar, mutlu yaşam arzulayanlara binbir engel ve barikat kurmak istiyor. Güçlüler, güçsüz kişilere ve doğaya zarar veriyor. Yapılan eziyetin etkileri hafif ya da derin bir iz bırakıyor. Depremi düşünün, derme çatma beton binalara izin verenler, göz yumanlar kendi türü diğer insanlara, çocuklara çıkar uğruna acımasızca zarar veriyorlar.

Çağdaş uygarlığın ve teknoloji dünyasının hızla ilerlemesi sonucunda her şeyin kolaylaştığı; sevginin olgun bir incir gibi patlayıp yeryüzüne balını dökmesinin beklendiği dönemde; bir virüsün milyonlarca insanı yok edişi görülüyor. Demek ki, dünya ne uzamış, ne de kısalmış; sadece dengesiz,  adaletsiz ve hastalıklı yapısını geliştiriyor. Stephen Hawking’in sözünü ettiği gibi belki de “İnsan uygarlığının sonu” na geldik. Acaba gezegenimiz artık işlevini mi tamamladı? Bunun için mi Elon Musk Mars’a gitmeyi bir saplantı haline getirdi? Dünya artık insanlığı yoruyor. Korona farkındalığı tam olarak oluşamadı. Üstüne üstlük aşı bekleyen iyimserlere, kötü ruhlu insanların durmadan başka başka virüsler icat edeceği ve dünyanın artık eskisi gibi olmayacağı pompalanıp duruyor. Bir yanda yürüme güçlüğü çeken ve bunama kıskacına girmiş yöneticilerin dünyayı yönetirken açtığı savaşlarla insanlığa verilen zarar var. Diğer yanda insan eliyle doğal afetlere davet çıkarma hırsı var.

Tüm bunlara karşın hiç olmazsa kendilerini iyiliğe adamış büyülü insanlar var. Düşleriyle, düşünceleriyle, eylemleriyle, yaşamlarıyla, yardımlarıyla hayatı daha yaşanır kılan; ülkelerini çok renkli, çok sesli, sevinç ve coşkulu bir serüvene dönüştüren değerli yöneticiler mevcut. Yaratıcılığını daha güzel, daha doğru, daha aydınlık, daha insanca bir dünya oluşturmanın hizmetine vermiş olanlar, insanı “insan” yapan değerleri yüceltiyorlar. İyi insanların yüzü suyu hürmetine dünya henüz ayakta durabiliyor.

Yeni neslin bambaşka değerleri ve beklentileri var. İçinde kötülük taşıyan eski nesil ile hiçbir benzer ortak yönleri yok. Bugünü zihinlerinde kötü, mutsuz anılarla kodlamak istemiyorlar, ellerinin altındaki anı yaşamak ve mutluluğa sakin ve sadeleşmiş bir hayat yolunda yürüyerek ulaşmak istiyorlar. İyiliğin sevdiklerinden değil, sevmediklerinden geleceğini biliyorlar. Geleceğin endişesine ve kendilerini yönetmeye çalışan yorgun insanlara gülüp geçiyorlar.

Dünyadaki olaylar bir yenisinin sadece başlangıcı gibi görülüyor. Aslında insanın başka bir insana, onun ruhuna ve bedenine zarar verme hakkı yok. İnsan ruhunu temizleyip havalandırıp diğer insana sadece saygı gösterebilir. Kişiler güzel bir hayatın inşası için hayata katkı sunmalıdır. Daha insanca bir dünya ve gelecek güzel günleri yaşamak herkesin hakkıdır. Hayatın amacı insanın insana zarar vermesi değil, birbirini sevmesidir. Hayat anlamını sevmekle kazanır ve sadece sevmeyi bilen mutlu olur.

Dostlukla…

Ali AKÇA

 

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
1 yorum yapıldı
Teşekkürler
Ali'ciğim, çok değerli hemşehrim, sadece bu değil diğer yazılarını da ilgiyle okudum. Güncel konuları, sade bir dille analiz ederek bilgilendirmen takdire değer.
Bu makalende, insanın asli görevini dille getirmen, temelini sevginin oluşturduğu bu değeri hatırlatman, anlayanlar için elbette ki önemli bir kazanım olacaktır. Umarım bu kazanım, kıvılcım, ateş olur tüm insanlığı sarar ve yaşamımızı renklendirir.
Sevgi ve saygılarımla.
Yorum Ekleyen: Tayyar Suslu     8.11.2020 19:05:38
Ali Akça
DİĞER YAZILARI

Ali AKÇA, Uludağ İşletme Fakültesi'nden 1982 yılında mezun oldu. Fransa'nın Montpellier kentinde, Paul Valéry Universitési'nde 1982-84 yılları arasında dil eğitimi için bulundu ve muhtelif araştırmalar yaptı. 1984-1986 yıllarında yedek subay olarak askerliğini tamamladı. Fransa'nın Rouen Universitési'nde 1992-94 yıllarında İşletme Yüksek Lisansını tamamladı. Halen, bir kamu kuruluşunda görevini sürdürmektedir. Şiir ve deneme yazıları yazmaktadır.

 

...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahabergazete@gmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya