Gazi Osman Paşa, Vid suyu kenarında bir evde yarası sarılırken, Osmanlı Devleti’nin tayin ettiği Romen Prensi tarafından teslim alınmak istendi. Paşa, Prense teslim olmak istemedi. Rus generali Ganetski tarafından esir alındı. Az sonra Rus Başkumandanı Grandük Nikola, askerî tören yaptırarak, askerlik ve esirlik kaidelerine aykırı olmasına rağmen, Osman Paşa’nın kılıcını iade etti: “Şu anda yeryüzünde bu kılıcı şerefle taşımaya hakkı olan tek insan sizsiniz” demekten kendini alamadı.
15.11.2020 12:11
2.005 okunma
OSMAN PAŞA’YA KILICI İADE EDİLİYOR
İsmail Aydın

                 Gazi Osman Paşa, Vid suyu kenarında bir evde yarası sarılırken, Osmanlı Devleti’nin tayin ettiği Romen Prensi tarafından teslim alınmak istendi. Paşa, Prense teslim olmak istemedi. Rus generali Ganetski tarafından esir alındı. Az sonra Rus Başkumandanı Grandük Nikola, askerî tören yaptırarak, askerlik ve esirlik kaidelerine aykırı olmasına rağmen, Osman Paşa’nın kılıcını iade etti: “Şu anda yeryüzünde bu kılıcı şerefle taşımaya hakkı olan tek insan sizsiniz” demekten kendini alamadı.

                 Kısa bir süre sonra Rus Çarının bulunduğu karargâha getirilen Osman Paşa, Çar tarafından da tebrik edildi. Trenle Rusya’ya götürüldü. Ülke içinde istediği yerlere gidebileceği bildirildi. Osman Paşa, bazı Türk illerini gezdi. Her gittiği şehirde devlet reislerine yapılan merasimle karşılanıp uğurlandı.

                Gazi Osman Paşa, bir müddet sonra Sultan Abdülhamid’in teşebbüsleri neticesinde Rusya’dan İstanbul’a döndü.

                               PİLEVNE’NİN DÜŞMESİ SAVAŞIN SEYRİNİ DEĞİŞTİRİYOR

                Netice: Pilevne’nin sukutundan sonra savaş yeni bir safhaya girmiş, Rusya’nın yanında yer alan Romanya’dan başka Karadağ harbe devam ettiği gibi Sırbistan da harbe girmiştir. Ruslar işgal ettikleri yerlerde Bulgarları da silahlandırarak harbe iştirak ettirdiler. Hatta Yunanistan’ın bile harp hazırlıklarına giriştiği görüldü. Böylece Rusya, Balkan devletlerini müttefik edinerek ve devamlı zaferler kazanarak Edirne ve İstanbul üzerine yürümek istidat ve kudretini kazandı.

                Doğuda Gazi Muhtar Paşa’nın ve diğer komutanların Kars ve dolaylarında elde ettiği başarılar sonucu değiştirmeye yetmedi. Ne yazık ki  bu cephede fazla direnmeden bozulan  ve “ artık iş bitti, teslim olmaktan başka çare kalmadı, bari devlete birkaç bin çiftçi kazandıralım” diyerek teslim olan asker de vardı. Ruslar, Osmanlı ordusunu düzensiz bir halde Erzurum üzerine attılar.

                               KAHRAMAN ERZURUM HALKI VE NİNE HATUN

                 Erzurum’a çekilen Osmanlı kuvvetleri, iltihak eden takviye kuvvetleriyle yeniden düzenlendi, şehri savunmıya hazırlandı. Ruslar 9 Kasım gecesi, Aziziye tabyasına hücum ederek zaptettiler. Fakat Erzurum’un kahraman evlatları, şehrin müdafaasına bizzat kıyam etmiş bulunuyordu. Destansı kahraman Türk kadını Nine Hatun işte bu sırada ortaya çıktı. Kahraman Erzurumlular, Nine Hatun’un teşvikleri ve askerî kuvvetlerin de yardımıyla Aziziye tabyasından Rusları atmıya muvaffak oldular. Fakat düşman üzerine ciddî bir takip hareketine girişilemedi.

                 Esasen Osmanlı devleti bu arada mütareke arayışında idi. Ordu komutanlarına, Rus komutanlarıyla temasa geçilerek mütareke şartlarını konuşmaları emri verildi. Fakat Rus komutanlar, mütareke yapmak için talimata henüz sahip bulunmadıklarını söyliyerek saldırılarını arttırıyorlardı. Osmanlı Hariciyesi, mütareke için Avrupalı devletler nezdinde teşebbüslerde bulunuyor ancak cevap dahi alamıyordu.

                               ABDÜLHAMİD MÜTAREKE İSTİYOR  

                Bu gelişmeler üzerine Sultan Abdülhamid, doğrudan doğruya Çar’a bir telgraf çekerek mütareke istedi. Kibirli Çar, Başkomutan Grandük Nikola’ya müracaat edilmesini tavsiye etti. Rus Başkomutan mütareke (ateşkes) için barış şartlarının önceden görüşülüp kabul edilmesini şart koşarak Osmanlı murahhaslarını bu kayıtla Kızanlık’a davet etti. Rus komutan, hükümeti tarafından tesbit edilmiş olan şartların münakaşasız kabul edilmesini istedi. Bu şartlar, Osmanlıyı bütün Balkanlardan siliyordu. Mütareke için müzakereler devam ederken Ruslar 20 Ocakta Edirne’ye girdiler. Rus Başkomutanı, murahhas paşaları peşine takarak onlara bu şehirde mütarekeyi imzalattı. (31 Ocak 1878)

                Mütarekenin bir maddesine göre Ruslar Çatalca’ya kadar ilerlediler. İstanbul kapılarına dayanmış bulunuyorlardı. Rusya, adeta galibiyetinin meyvelerini tek başına toplamakta ve Avrupa muvazenesini kendi menfaatine yeni bir kalıba dökmekteydi.

                               İNGİLTERE OLAYA MÜDAHİL OLUYOR

                İşte bu durum, İngilizlerle Rusları bir kere daha karşı karşıya getirmiştir. İngilizler, Boğazların ve İstanbul’un Rusya’nın eline geçmesi veya himaye ve baskısına girmek üzere olduğunu görmekle galeyana geldi. İngiliz İmparatorluğu’nun menfaatlerini korumak için hükümetin enerjik bir surette harekete geçmesi gerekiyordu. Osmanlı İmparatorluğu’nun toprak bütünlüğüne taraftar olan Başvekil ile Rus taraftarı bulunan dışişleri bakanı arasındaki ihtilaf yumuşadı. İngiliz hükümeti, değişik bir gerekçeyle ama bilinen menfaatleri uğruna, sözde çok sayıdaki göçmenin ve İngiliz tebaasının korunması iddiasıyla Akdeniz filosunu İstanbul’a göndermeye karar verdi. Vaktinden önce toplanan parlamento, hükümetin istediği askerî tedbir ve masraflar için 600.000 İngiliz lirası tahsisatı kabul etti. İngiltere bu suretle Rusya’nın kurbanını tek başına yemesine rıza göstermek niyetinde olmadığını ifade etmiş oluyordu.       

                Avusturya hükümeti, Edirne mütarekesi hükümlerinin, Avrupalı devletlerarasında imzalanmış olan andlaşmaları ihlal ettiğini ileri sürerek protesto etti. Fransa ve İtalya da, Rusya’nın “Şark Meselesi’ni tek taraflı olarak halletmesinden memnun görünmediler.            

                               BİSMARK ALMANYASI NE YAPIYORDU?

                Bu sıralarda Bismark Almanyası ne yapıyordu? Bismark Ruslar kadar durumdan memnundu. Onun büyük davası,  Fransa’nın, Avusturya ve Rusya ile anlaşarak, kendisine karşı bir intikam harbi politikası tutturmasına engel olmaktı. Bu politika, söz konusu devletlerin Almanya aleyhine andlaşmalarına meydan vermemek ve bilakis onları Almanya’yı alakadar etmeyen konularda ihtilaflara düşürmek esasına dayanıyordu. Bir bakıma istediği olmuştu. Almanya’nın şark meselesinde açık bir menfaati yoktu. Menfaati olan devletler de birbirlerine girmişti. Bu durumda Bismark, kendi deyimiyle “namuslu bir hakem rolü” oynıyabilecekti. (Karal, a.g.e. Cilt III, Sayfa 60-61)

                Bu rolü Bismark, İngiltere ve diğer Avrupa devletlerinin müdahaleleri üzerine Ayastefanos andlaşması şartlarının tadili sırasında, Osmanlı delegelerine küstahlıklar yaparak ve kendi lehine dengeler kurarak Berlin kongresinde oynıyacaktır. (Gelecek hafta, Ayastefanos -Yeşilköy- Andlaşması)

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
İsmail Aydın
DİĞER YAZILARI

İSMAİL AYDIN KİMDİR?

İsmail Aydın, Hukukçu yazar. Anacığının anlatımına göre koç katımında doğmuş. Koç katımı, Yozgat’ta ekim ayının sonu ile kasım ayının başında olur. Dolayısıyla doğum günü belli değil ama Aydın, doğum günü olarak 29 Ekimi benimsiyor. Koç katımı, döl almak üzere erkek koyunun (Koç) dişi koyunlar arasına bırakılmasına denir.

Peki, hangi yılın koç katımı? O da belli değil. 1950 olabileceği gibi 1949’a da ihtimali var. Her nasılsa nüfusa 08.02.1953 D.lu olarak tescil edilmiş. Yaşı küçük diye ortaokula kabul edilmemiş, bu defa da mahkeme kararıyla, ay ve gün sabit kalmak üzere 1950 olarak tescil edilmiş. İsmail Aydın, doğum gününün bile doğru dürüst kayıt altına alınamayışını, okur-yazar olmayan tolumun  “hal-i pürmelâli” olarak niteliyor.

İsmail Aydın İlkokulu Sorgun’a bağlı Temrezli köyünde, ortaokul ve liseyi Yozgat’ta okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1977 yılında mezun oldu. Yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra Sorgun’da altı yıl avukatlık yaptı. Ekim 1986’da Diyarbakır / Bismil’de Noter oldu. Kastamonu/Tosya, Bolu ve Ankara’da çalıştı, 2015 Şubatında emekliye ayrıldı.

İsmail Aydın çilekeş Anadolu’nun yanık sesi olarak çıkıyor karşımıza. Türkiye’mizin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunuyor. Üzerine titrediği kesim Gençlik. Ağırlıklı olarak üzerinde durduğu sorun Eğitim.

İsmail Aydın, fakülte yıllarından itibaren yazı hayatının içinde oldu. İlk gençlik yıllarıyla beraber memleket meseleleriyle ilgilendi. Tartışmalı radyo ve televizyon programlarına katıldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı. Şubat 2013’ten beridir, internet ortamında yayın yapan Ana Haber Gazete’de yazmaya devam ediyor.

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nda 2013-2016 yılları arasında yayınlanan Kıssadan Hisseler Programı’nın yapım ve sunuculuğunu üstlendi. Türkiye Noterler Birliği’nin Meslekî Forum Sitesi’nde anılarını yazdı.

Ağustos / 2016’da “Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor?”, Kasım 2016’da “Yeniden Yükselişe Doğru”, Şubat 2017’de “Umut Ülke Türkiye”, Mayıs 2017’de “Bir Noterin Anıları”, Ağustos 2017’de “Kaybettiklerimiz”, Ocak 2018’de “Kıssadan Hisseler”, Mart 2018’de “Niçin Akif? Niçin Safahat?” isimli kitapları yayımlandı.

Yazı hayatını ve kitap çalışmalarını sürdüren İsmail Aydın evli ve dört çocuk babasıdır.

...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahabergazete@gmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya