Aziz okuyucu! Bu çalışmanın en zor yazdığım bölümlerinden birisi bu antlaşmadır. Esasında bu bir antlaşma değildi. Osmanlı toprakları üzerindeki Rus ihtiraslarının kabulü demekti. Balkanlarda Rus nüfuzu yerleşiyor ve kökleşme istidadı gösteriyordu. Esasen, Rus siyasetinin Paris antlaşmasından (1856) sonraki amacı, çeşitli yol ve yöntemlerle ve çeşitli araç ve bahanelerle “ya otonomi ya anatomi” esası üzerine istinat ettirilmişti.
22.11.2020 05:48
1.455 okunma
AYASTEFANOS (YEŞİLKÖY) ANTLAŞMASI
İsmail Aydın

                Aziz okuyucu! Bu çalışmanın en zor yazdığım bölümlerinden birisi bu antlaşmadır. Esasında bu bir antlaşma değildi. Osmanlı toprakları üzerindeki Rus ihtiraslarının kabulü demekti. Balkanlarda Rus nüfuzu yerleşiyor ve kökleşme istidadı gösteriyordu. Esasen, Rus siyasetinin Paris antlaşmasından (1856) sonraki amacı, çeşitli yol ve yöntemlerle ve çeşitli araç ve bahanelerle “ya otonomi ya anatomi” esası üzerine istinat ettirilmişti.

                “Ayastefanos’ta bulunan Grandük, Çara gönderdiği telgrafta, uzakta Ayasofya minarelerinin görülmekte olduğunu ve kendisini de durduracak herhangi bir kuvvet bulunmadığını yazarak İstanbul’a girmek için müsaade istiyordu. Bu istek birkaç defa tekit edildiği halde Çar tereddütlü ve endişeli kaldı; istenilen müsaadeyi vermedi. Grandük de bir olupbittiyle İstanbul’a girmek sorumluluğunu üzerine almaktan çekindi.” (Georg Washbrun, Fifty years in Constantinople, Sayfa 131’den naklen; Karal, a.g.e.  Cilt VIII, Sayfa 61-62)

                Barış esasları, mütareke (ateşkes) şartları ile birlikte Kızanlık’ta görüşülmüş ve Edirne’de, bu esasların kabulüne bağlı olarak imzalanmıştı.  Rus Başkomutanlığı, barış antlaşmasının tanzim ve imza yeri olarak Ayastefanos’u seçmişti. Ayastefanos İstanbul’un kapısı demekti. Rusya bu yerde bu antlaşmayı imzalatmakla hem Balkan Slavlarına hem de Avrupalı devletlere, kudret ve kuvvetinin bir örneğini göstermek istiyordu.

                Rus isteklerinden ikisi hariç diğerleri kabul edilerek 29 maddeden oluşan Ayastafanos antlaşması 3 Mart 1878’de imzalandı. Kabul edilmiyen istekler, savaş tazminatı olarak istenen altı zırhlı ile bu antlaşmaya, Avrupa devletleri tarafından itiraz vaki olduğu takdirde, Osmanlı hükümetinin Rusya ile birlikte bu antlaşmanın müdafaası için çalışması idi.

                               OSMANLI VATANINDAN KOPARILAN TOPRAKLAR

                Osmanlı devleti, küçük bir Beylik halinde Söğüt’te kurulmuş, kendisini tehdit eden Haçlı saldırıları sonucu Balkanlarda İmparatorluk halini almıştı. Osmanlı’yı Balkanlara taşıyan sebep, bizzat Avrupalıların yönettiği Haçlı saldırıları idi. Balkanlara istilâ niyetiyle değil vatan yapmak niyetiyle yerleşmişti. Yüzyıllardır şehidlerini, atalarını o topraklara defnetmişti. Şehid bir Padişahın kabri Kosova’da idi, bir diğerinin iç organları Zigetvar’da idi.

                Şimdi ise, vatan toprakları “anatomi” yoluyla ve adeta kasap bıçağı operasyonuyla koparılıyordu.

                Ayastefanos antlaşmayla Romanya, Sırbistan, Karadağ Osmanlıdan koparılmıştır. Bulgaristan prensliği adıyla kurulan yeni prenslikle Avrupa’daki Osmanlı toprakları ikiye ayrılmıştır. Bulgaristan’da Osmanlı askeri bulundurulmıyacaktır. Bunun yerine asayişi sağlamak üzere altı piyade fırkası ile iki süvari fırkasından ibaret Rus kuvveti bulunacaktır. Bosna-Hersek için İstanbul konferansında Avrupalı devletlerce kabul edilmiş olan teklifler, Rusya ile Avusturya arasında kararlaştırılacak yeni tedbirle beraber kabul edilip tatbik edilecektir.

                Kars, Ardahan, Batum, Bayezit  (Karaköse), Dobriçe Ruslara bırakılmıştır. Hatur ve civarı İran’a bırakılmıştır. Girit, Tesalya ve Arnavutluk’ta yapılacak ıslahatlar (otonomi) için Rusya ile istişare edilecektir. Anadolu’nun doğusunda Ermenilerin meskûn olduğu yerlerde ıslahat yapılacaktır.

                Rusya açısından bakıldığında, bu antlaşma Slavcılık politikasının büyük zaferi olarak görünmektedir. Osmanlı devleti açısından ise, toprak kayıplarından başka içişlerine de tam bir müdahale demekti.

(Gelecek hafta, Avrupalı Devletler Ayastefanos antlaşmasının Tadilini İstiyor)

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
İsmail Aydın
DİĞER YAZILARI

İSMAİL AYDIN KİMDİR?

İsmail Aydın, Hukukçu yazar. Anacığının anlatımına göre koç katımında doğmuş. Koç katımı, Yozgat’ta ekim ayının sonu ile kasım ayının başında olur. Dolayısıyla doğum günü belli değil ama Aydın, doğum günü olarak 29 Ekimi benimsiyor. Koç katımı, döl almak üzere erkek koyunun (Koç) dişi koyunlar arasına bırakılmasına denir.

Peki, hangi yılın koç katımı? O da belli değil. 1950 olabileceği gibi 1949’a da ihtimali var. Her nasılsa nüfusa 08.02.1953 D.lu olarak tescil edilmiş. Yaşı küçük diye ortaokula kabul edilmemiş, bu defa da mahkeme kararıyla, ay ve gün sabit kalmak üzere 1950 olarak tescil edilmiş. İsmail Aydın, doğum gününün bile doğru dürüst kayıt altına alınamayışını, okur-yazar olmayan tolumun  “hal-i pürmelâli” olarak niteliyor.

İsmail Aydın İlkokulu Sorgun’a bağlı Temrezli köyünde, ortaokul ve liseyi Yozgat’ta okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1977 yılında mezun oldu. Yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra Sorgun’da altı yıl avukatlık yaptı. Ekim 1986’da Diyarbakır / Bismil’de Noter oldu. Kastamonu/Tosya, Bolu ve Ankara’da çalıştı, 2015 Şubatında emekliye ayrıldı.

İsmail Aydın çilekeş Anadolu’nun yanık sesi olarak çıkıyor karşımıza. Türkiye’mizin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunuyor. Üzerine titrediği kesim Gençlik. Ağırlıklı olarak üzerinde durduğu sorun Eğitim.

İsmail Aydın, fakülte yıllarından itibaren yazı hayatının içinde oldu. İlk gençlik yıllarıyla beraber memleket meseleleriyle ilgilendi. Tartışmalı radyo ve televizyon programlarına katıldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı. Şubat 2013’ten beridir, internet ortamında yayın yapan Ana Haber Gazete’de yazmaya devam ediyor.

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nda 2013-2016 yılları arasında yayınlanan Kıssadan Hisseler Programı’nın yapım ve sunuculuğunu üstlendi. Türkiye Noterler Birliği’nin Meslekî Forum Sitesi’nde anılarını yazdı.

Ağustos / 2016’da “Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor?”, Kasım 2016’da “Yeniden Yükselişe Doğru”, Şubat 2017’de “Umut Ülke Türkiye”, Mayıs 2017’de “Bir Noterin Anıları”, Ağustos 2017’de “Kaybettiklerimiz”, Ocak 2018’de “Kıssadan Hisseler”, Mart 2018’de “Niçin Akif? Niçin Safahat?” isimli kitapları yayımlandı.

Yazı hayatını ve kitap çalışmalarını sürdüren İsmail Aydın evli ve dört çocuk babasıdır.

...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahabergazete@gmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya