“Siyasal sistem” dışından gelen İLK BAŞKAN olarak uluslararası ticaret savaşlarının nasıl yapıldığını ticari bir zeka olarak çok iyi bildiğinden dolayıdır ki TİCARİ tehditlerin ASKERİ işgallerden çok daha ucuza mal olduğunu diplomatik tavırlarının ötesinde ticari tavırları ile ortaya koymaktadır.
21.01.2019 12.04
191 okunma
Ticaret Savaşı
Şazeli Çügen

                ABD başkanı TRAMP ne yapmak istiyor

“Siyasal sistem” dışından gelen İLK BAŞKAN olarak uluslararası ticaret savaşlarının nasıl yapıldığını ticari bir zeka olarak çok iyi bildiğinden dolayıdır ki TİCARİ tehditlerin ASKERİ işgallerden çok daha ucuza mal olduğunu diplomatik tavırlarının ötesinde ticari tavırları ile ortaya koymaktadır.

GÜNÜMÜZ savaşlarının

Ticaret ve sömürü mantığı ile yapılmakta olduğu devletler içinde oluşan sivil askeri ve istihbarat çetelerinin ve de devletler dışındaki silah baronları olan LOBİLERİN bölgesel İŞGALLERİ simetrik ve asimetrik savaşları KAR elde etmek için dünyanın tüm coğrafyalarında “özel ordularca-paralı askerlerle çok vahşice nasıl sürdürdükleri AÇIK ve NET hale gelmiştir.

Başkan Tramp generallerine şöyle söylüyor:

“size çok para verdim ABD çok para harcadı ancak sizler uzun zaman sahada savaş yaptığınız halde bir türlü başarılı olamadınız” diyerek aslında uzun süren İŞGALLERİN ve de bölgesel savaşların ülkelerin orduları adına hakimiyet kurmak olmadığını asıl amacın gayri meşru çetelerin ve de LOBİLERİN silah ticareti yaparak KAR elde ettiklerini İMA etmektedir.

Başkan Tramp “büyük ve güçlü Amerika” yapacağım derken tüm ülkelere TİCARİ bir mantıkla meydan okuyarak ticari ambargolarla ülkeleri tehdit etmeye devam etmektedir.

AB ile NATO kapsamında “savunma bütçelerini” artırma ısrarını da ÇİNLE sürdürdüğü ticaret savaşlarını da Avrupa ürünü olan “wolkvagen” e karşı uyguladığı cezaları da ve de MEKSİKA sınırına “duvar” örmek için senatodan BÜTÇE ye fon konulması ısrarını da tüm siyasi eylemlerini TİCARİ bir mantık üzerinden sürdürmektedir.

Bu maksatla “Çevre ve nükleer silah anlaşmalarından” çıkmakta “Ünesko” dan ayrılmakta “uluslararası ticaret anlaşmalarını” tek taraflı olarak çıkardığı kararnamelerle feshetmekte ve de ÜLKE altyapı yatırımlarını yenileyerek yerli ve milli sınai üretim unsurlarını canlı tutarak büyük ABD kurma hedefini şimdilik söylem halinde tutmaktadır.

TRAMP

ABD nin üstlendiği uluslararası jandarmalık görevini bırakıp dünyadaki yüklenmiş olduğu tüm kambur ve bagajlarından kurtularak uluslararası tüm ilişkilerini TİCARET mantığı üzerinden yürütmek istemekte ancak her ÜLKEDE olan askeri ve bürokratik DERİN yapılar başta olmak üzere etkin ve güçlü LOBİLER böylesi bir siyasi faaliyetlere fazla sıcak bakmadıklarından izin vermemekte ve engel teşkil etmektedirler.

SURİYE ve AFGANİSTAN üzerinden sürdürdüğü bu söylemlerini askeri birliklerine artık “EVE DÖNME VAKTİ GELMİŞTİR” diyerek özetlemekte ancak askeri sivil ve istihbarat odakları ile diyasforatik lobiler bu seslenişe fazlaca itibar etmemektedirler.

                ABD başkanı TRAMP ticari sahadan gelen ilk sivil başkan olarak sivil askeri ve istihbarat lobilerinin etkisini kırmak için bir dizi atraksiyon yapmakta ve nispeten de başarılı olabilmektedir.

                Kısaca gerçek EMPERYALİZM

Gizli ve açık tüm yöntemleri ile “süper DEVLETLER” içine çöreklenerek küresel çapta oluşturdukları “bilgi teknoloji sermaye ve iletişim GÜÇLERİNİ” asla yitirmek istememekte ve de KANLI ve KİRLİ karlarından da asla vazgeçmek istememektedirler.

                Anlaşılan o ki

Birinci cihan harbinden bu yana “KÜRESEL emperyalist sermaye nin” eli kanlı katilleri dünya çapında sinsice kurdukları kirli ve kanlı hakimiyetlerini ısrarla sürdürmeyi devam ettirmek istemektedirler.

                Bizler ŞAVAŞ denilince hemen aklımıza SİLAHLI eğitilmiş disiplinize eğitilmiş ORDULARIN kara hava ve de deniz silahlı birliklerinin savaş araç ve gereçleri ile alan HÂKİMİYETİ kurmak için yaptıkları savunma saldırı ya da işgal mücadeleleri aklımıza gelir.

                Ancak günümüz savaşları

DEVLETLERİN ve de LOBİLERİN sadece eğitilmiş nizami ve özel paralı silahlı birlikleri ya da milis güçleri ile yapılmamakta kelimenin tam anlamı ile ticaret savaşları olarak ŞİRKETLER aracılığı ile yapılmaktadır.

                Bu ŞİRKETLER Kİ

Ulusların devletlerin ve de lobilerin uluslararası REKABETİ hayatın tüm alanlarında ALIŞVERİŞ maskesi ve yöntemleri ile TİCARET savaşları şeklinde yapmaktadırlar.

Konuya açıklık getirmek için bazı ÜLKELERİN ve de LOBİLERİN savaş örneklikleri üzerinden analizimizi devam ittirelim.

ABD RUSYA ÇİN FRANSA İNGİLTERE gibi

 İkinci dünya savaşı nın galibi olan ve de BM güvenlik konseyinin beş daimi üyesinin küresel çapta silah ürettiklerini ordularını donattıklarını ve de uluslararası piyasada silah sattıklarını ya da silah ambargoları uyguladıklarını cümle alem bilmektedir.

Ancak ALMANYA ve JAPONYA gibi ikinci dünya harbinden bu yana ORDU kurma yasağı kapsamında olan ülkeler başta olmak üzere kuzey Avrupa’nın küçük İSKANDİNAV ülkeleri gibi ülkeler de silahlı birlik oluşturma eğitme disiplinize etme gibi nizami savaş kıtaları kurarak silahlı kuvvetler oluşturma yöntemini kullanmamaktadırlar.

Bu ülkeler SANAYİLERİNİ öylesine entegre bir mantıkla inşa ederek hem ülke içinde hem de küresel çapta karada havada ve de denizde kullanılabilecek nükleer ve uzay teknolojileri dahil en sofistike silah araç ve gereçlerini üretebilme kabiliyetlerini gösterebilmekte ve ticaret mantığı ile hareket ederek en karlı yöntemlerle silah TİCARETLERİNİ de yaparak güvenliklerini de sürdürmektedirler.

Örneğin biz TÜRKİYE olarak “LEOPAR” tanklarını ağır silahlarını ya da “keskin nişancı” silahlarını ve de tüm silah yedek parçalarını ve de mühimmatlarını münhasıran Almanya İngiltere ve Fransa gibi ülkelerden “nükleer teknolojiyi” de Rusya ve Japonya gibi ülkelerden almaktayız.

1979 İRAN devriminden sonra sekiz yıl süren İran Irak savaşında AB ülkeleri bir orkestra gibi Irak a silah satarken diğer taraf olan İran na da ABD silahlarını örtülü olarak İsrail firmalarının sattığını kayıtlarla tescilli olarak bilmekteyiz.

TÜRKİYE olarak yaklaşık kırk senedir PKK terör örgütü ile yaptığımız gayri nizami savaşa baktığımızda bir taşeron örgüt olan PKK terör örgütü başta AB ülkeleri olmak üzere İsrail RUS ve ABD silahlarını serbest pazarda silah baronları aracılığı ile domates patates alır gibi çok rahatlıkla temin ettiklerini de görebilmekteyiz.

Dememiz odur ki

Dünyayı görünüşte DEVLETLER yönetmekte YASALAR düzenlemekte ve KADROLAR idare etmektedir. Ancak gerçek anlamda dünyayı ŞİRKETLER ve TİCARET aracılığı ile LOBİLER yönetmekte yasalar onların çıkarlarını düzenlemekte ve kadrolar onların çıkarlarını gözetmektedirler.

İşte ÖZELLEŞTİRME programları işte bağımlı ekonomiler işte İLAÇ GIDA TOHUP TOPRAK ve İLETİŞİM üzerindeki hakim tekeller işte SİLAH baronlarının küresel silah ticaretleri işte bölgesel İŞGALLER sürüp giden SAVAŞLAR hemen hepsi bu gerçek EMPERYALİSTLERİN gizli sinsi kirli ve kanlı HAKİMİYETLERİNDEN ileri gelmektedir.

Netice olarak ÜLKEMİZ özelinde söylememiz gerekir se

Bir ÜLKENİN toplam gücü

NUFUS artışına BEŞERİ sermayesinin kalitesine ENERJİ üretim ve tüketimi ile birlikte ÇELİK üretim ve tüketim kapasitesine bağlıdır. Bunlara ilaveten daha sofistike ifade edersek BİLGİ TEKNOLOJİ SERMAYE ve İLETİŞİM birikimi yanında ÜLKE insanının toplam TASARRUF ve ÜRETİM kapasitesi olarak ÜLKEMİZİN toplam gücünü özetlemek mümkündür.

Bu ana kriterler açısından

ÜLKEMİZ ekonomisi ticareti siyaseti ve de savunma gücüne baktığımızda TURNUSAL kağıdı fonksiyonu ifa ettiğini çok fazla hamasi söyleme ve cilalamaya bakmadan biyometrik fotoğrafı açık ve net olarak söylememiz mümkündür.

Üç tarafı denizlerle çevrili olan ÜLKEMİZ

430 bin km kare olan MAVİ vatan kara sularımız ilave olmak üzere 1.211 bin km kare olan dört mevsim VATAN topraklarımız üzerinde yaşayan 82 milyonluk devasa bir nüfus potansiyelimiz ile dünyadaki küresel ticaret savaşlarının gizli ve açık senaryolarını da dikkate alarak çok daha YERLİ ve MİLLİ kalkınma modelleri üzerinden ÜLKEMİZİ savunmak geliştirmek ve kalkındırmak ve böylesi bir yöntemle bölgesi ile yapılması zorunlu olan doğal ENTEGRASYONU gerçekleştirmekte mümkün gözükmektedir.

Not: Mart ayı başında yapılacak deniz gücü tatbikatı 430 artı 32 kayalıklar dahil = 462 bin km. kare olan mavi vatan sularında yapılacaktır.

Vesselam

Şazeli Çügen

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya