“AF” kavramı her ne kadar hukuki, manevi ve kültürel bir kavram olsa da, hayatımızda daha çok bir hukuk kurumu olarak bilinmekte ve uygulanmaktadır. Bugün de geliş sebebi, M.H.P. tarafından 24.09.2018 tarihinde T.B.M.M ‘ne verilen af teklifi nedeniyle gündeme girmiştir.
15.10.2018 15.18
270 okunma
Af Kanunu Üzerine Düşünceler
Yorum Analiz

“AF” kavramı her ne kadar hukuki, manevi ve kültürel bir kavram olsa da, hayatımızda daha çok bir hukuk kurumu olarak bilinmekte ve uygulanmaktadır. Bugün de geliş sebebi, M.H.P. tarafından 24.09.2018 tarihinde T.B.M.M ‘ne verilen af teklifi nedeniyle gündeme girmiştir.

Bizim mevzuatımızda Af konusu Anayasamızın 87. ve 104. maddelerinde düzenlenmiş anayasal bir kurumdur.

Anayasamızın 87. Madde sinde; “Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun kararı ile genel af ilânına karar vermek.” 104. Maddesinde ise, “Sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebi.” İle Cumhurbaşkanı’nca  Af edilebileceği şeklinde düzenlenmiştir.

Batı Avrupa ülkelerinde durum;

Genel af(amnesty) çıkarma yetkisi parlamentolara tanınmış bir yetkidir. Bu yetki genel olarak cezalarda indirim, infaz rejimlerinde değişiklik yapma şeklinde değil cezalandırmaya neden olan kanun maddesinin(tipik fiilin) ortadan kaldırılması veya bazen de tipik fiil için öngörülen ceza miktarının indirilmesi şeklinde yapılmaktadır.

Bizim “genel af” uygulamamız ise genel olarak suç teşkil eden tipik fiili ceza kanunundan çıkarmaktan ziyade, infaz kanununda değişiklik yapılarak verilen sonuç cezalarda 5 yıl/10 yıl gibi indirimler yapılarak ve belli tarih milatları oluşturmak suretiyle ceza almış veya alması muhtemel sanık veya mahkumları cezaevinden salıvermek şeklinde uygulanagelmiştir.

Araştırmalara göre, Ülkemizde Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kuruluşundan bu güne ortalama her  6,5 yılda bir Af Kanunu çıkarılmıştır.

Af kanunlarının çıkarılış gerekçelerine bakıldığında ise, genel olarak, toplumsal barışın sağlanması, mahkumları topluma kazandırılması amaçlanmıştır. Birçok af kanununda devlet aleyhine, Atatürk aleyhine ve Orman Kanunu’ndan kaynaklı cürümler genel olarak kapsam dışında tutulmuştur.

Türkiye’de en çok tartışılan af kanunlarının başında ise 1974 affı ve “Rahşan affı” olarak bilinen, asıl adı Şartla Salıverme ve Erteleme Yasaları gelmektedir. Bu konuda resmi bir tespit olmasa da, Af kanunundan  istifade eden hükümlülerin 4/5 nin tekrar suç işleyerek cezaevlerine geri döndüğü söylenmektedir. Bu durumsa  Af Kanunlarının çıkarılma amacına hizmet etmediğini göstermektedir. 

Diğer taraftan 21.5.2002 tarihinde 4758 sayılı kanunla çıkarılan Af’ın 4616 sayılı kanunda değişiklik yapılarak Af’ın kapsamı genişletilmiş, ardından Anayasa Mahkemesi verdiği kararla kanunun 1. maddesine istisna getiren maddeleri “anayasanın eşitlik ilkesine” aykırı gerekçesiyle iptal etmiştir. Böylece yasanın kapsamı genişlemiş ve 20 bin mahkumun salıverilmesi öngörülmüşken 46 bin kişi bu yasadan istifade ederek tahliye edilmiştir.  

Ama, esefle söylemek gerekirse siyaset kurumunun yapması gereken işi, bir denetim kurulu olan Yargı Organı gerçekleştirmiştir.

Gündemdeki Af Kanunu Tasarısı

MHP nin 24.09.2018 tarihli Kanun teklifi; Bazı suçlarla ilgili Ceza Sürelerinden Şartlı İndirim ile Tutuklu ve Hükümlülerin Salıverilmesine Dair Kanun Teklifidir.

Tasarıdır; “Bu kanunun amacı, 19 Mayıs 2018 tarihi dahil olmak üzere, bu tarihten önce işlenen, Kanunda ayrık tutulanlar hariç, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 765 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Özel Kanunlardaki suçlar yönünden tabi oldukları infaz hükümlerine göre çekilmesi gereken toplam ceza sürelerinden şartlı indirim yapılması  ve bunun sonucu olarak infazı gereken cezası kalmayan hükümlü ve tutukluların salıverilmesidir.” denilmiştir.

“Kanun kapsamındaki suçlardan dolayı hükümlü veya tutuklu olanların; kesinleşmiş hükümlerde, hükmolunan cezaların toplamından, tabi oldukları infaz hükümlerine göre çekilmesi gereken cezadan bir defaya mahsus olmak üzere beş yıl indirilir. İndirim yapıldıktan sonra infazı gereken ceza kalmaması durumunda hükümlü salıverilir.” Şeklinde belirtilmiştir.

İstisnalar; bu kanunda getirilmek istenen ceza indiriminden yararlanması kapsam dışında tutulan suçlar ise teklifin 3 maddesinde sayılmıştır. Genel olarak soykırım, insanlığa karşı suçlar, kasten öldürme, işkence, cinsel saldırı, çocuk istismarı, devlete karşı suçlar, Atatürk aleyhine suçlar ve Orman Kanunu kapsamında işlenen suçlar kapsam dışında tutulmuştur. (Ayrıca milat olarak 19 Mayıs 2018 tarihi kabul edilmekte olup) 19 Mayıs 2018 den önce suç işlemiş bulunanların cezalarında 5 yıl şartlı indirim uygulanacaktır. Teklifin gerekçesine bakıldığında, af teklifi yasalaşırsa 162 bin 989 hükümlü bu yasadan istifade edeceği belirtilmektedir.

Değerlendirme

Teklifte kullanılan kelimeler ve kavramların yerindeliği ve çelişkili ifadeler üzerinde durulmaksızın adı ne konursa konulsun bu teklif bir af teklifidir.

İsminin “Af Kanunu” teklifi olmamasının sebebi Anayasanın af kanunu için aramış bulunduğu 3/5 lik yani 360 üyelik kabul oyunun tedarik edilemeyeceğine ilişkin kaygıdır. Mevcut hali ile infaz yasası değişikliği adıyla meclise geldiğinde 151 oyla kabul edilebilecektir. Yasaya dolanmak anlamına geldiği gibi, “Af” gibi çok önemli toplumsal, siyasal ve hukuki neticeler doğuracak bir uygulamada “toplumsal mutabakat” ilkesinden uzaklaşılacağı endişemizdir.

Anayasa mahkemesinin kapsamı genişletme ihtimali tartışılmalıdır. Rahşan Affı olarak toplumda isimlendirilmiş 4616 s.kanunun istisna getiren hükümleri Anayasanın eşitlik ilkesi gereğince Mahkeme tarafından iptal edilmişti. Aynı durumun yeniden ortaya çıkacağı ve mahkemenin yasalaştığı takdirde teklifin istisna getirdiği kişiler bakımından kanunu genişleteceği yani istisna hükümlerini ortadan kaldıracağına dair eleştiri, beklenti veya söylemler bulunmaktadır. Bir yasanın Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edileceğinin ihtimaliyle çıkarılması; işin sosyal ve siyasal sorumluluğunu mahkeme üzerine atmak, mahkemeyi siyasete müdahil olmaya zorlamak demektir.

“Bazı Suçlarla İlgili …” diye başlayan ve ayrımcılık ortaya koyan kanun teklifinin başlığı dahi son derece sakıncalıdır. Anayasanın eşitlik ilkesi gereğince herkesin şartlı ceza indiriminden istifade etmesi gereklidir. İçerik itibarıyla bir af niteliğinde bulunan ceza indiriminin bazı kesimlerden esirgenmek istenmesi; “hükümlü ve tutukluların topluma yeniden kazandırılması, toplumsal barış, birlikte yaşama ve uzlaşmayı sağlama” amacıyla açık bir çelişki içindedir.

Teklif yasasının amacının “2006-2016 yılları arasında Fetöcü hakim ve savcıların yaptığı tahribatı gidermek” olarak açıklarken, bazı kesimleri istisna tutmak affın sosyal amaçlarıyla bağdaşmadığı gibi bazıların kesimleri affedilemez suçlular olarak ilan etmek; toplumsal ayrışmayı tahrik ve teşvik eden bir yaklaşım olur. Teklifin lafzı“şartlı ceza indirimi” olduğuna göre tüm suçluların tahliyesinden değil takdir ve tayin edilen cezadan 5 yıllık bir indirimin öngörülüyor olması peşin hükümlü endişeleri boşa çıkarmaktadır.

Yasa teklifinin 19 Mayıs 2018 tarihinden önce işlenen suçları kapsaması, bu tarihten sonra işlenen suçları istisna tutması yerinde bir yaklaşım değildir. Yasanın yürürlüğe giriş tarihinin veya kanun teklifinin T.B.M.M. ‘ye verildiği tarihin milat alınması, hukuk devleti ilkesine daha uygundur. Sübjektif niyet, kanaat veya kıymetlendirmelere göre değil, hukukun ve kamu yönetiminin genel ilkelerine göre milat belirlenmesi gereklidir.

“Tutuklu ve mahkum sayısı itibarıyla ceza evlerinin fiziki yetersizliğinin sosyal barışı tehdit edebilecek nitelikte olduğu” yönündeki gerekçe (s:2/3.p) hukuk devleti ilkesine aykırıdır. Cezaevlerindeki aşırı doluluk/taşkınlığın nedenleri ve çözümleri üzerinde ayrıca durmak gerektir. Ancak ceza evleri aşırı dolu bunu boşaltalım mantığı ile af kanunları çıkarılması öncelikle hukuk güvenliği ve devletin saygınlığını yok eden bir yaklaşımdır.

Ayrıca İnfaz kurumları suçluyu eğitmeli, ıslahı öncelemelidir. Suçlu üreten kurum olmaktan çıkarılmalıdır.

Diğer taraftan kanunun çıkarılışın temel amacı sosyal barışı sağlamaksa öncelikle kişiler arasında işlenen adi suç diye tarif ettiğimiz suçlara ilişkin değil, devletin aleyhine işlenen suçlar için AF’ın düşünülmesi ve çıkarılması, sosyal hukuk devleti ilkesine daha uygun olacağıdır.   

 

Sonuç;

  • Kamu düzeni, devlete ve hukuka olan güveni ortadan kaldıran en önemli nedenlerin başında, birçok sebep gerekçe gösterilerek oldukça sık çıkarılmış bulunan af kanunları gelmektedir. Çıkarılan sürekli aflar bir taraftan suçluları ve suç işlemeyi tasarlayanları cesaretlendirmekte, diğer yandan mazlum ve mağdurların uğradığı kayıplar daha bir derinleştirerek ve ihkakı hak arayışlarına zemin hazırlamaktadır.
  • Sürekli çıkarılan af kanunları, toplumsal düzen ve barışı ciddi manada tehdit etmekte hukuk (devlet/kamu) otoritesini zaafa uğratmaktadır.
  • Salıverme için özel koşullar ve milatlar belirlenmesi ise mahkumlar arasında eşitsizliklere yol açmakta ve zaman zaman yargının (Anayasa Mahkemesi’nin) müdahalesini gerekli kılmaktadır.
  • Bu gün, yaygın ve yanlış yargı uygulamaları, buna bağlı olarak oluşan toplumsal talebin siyaseti zorlaması sonucu af kanunu gündeme gelmiş olup, cezaevlerindeki binlerce hükümlü veya sanık ile aileleri bir af beklentisine düşürülmüştür. Bu beklenti ve talebin demokrasiyle yönetilen tüm ülkelerde siyasi bir karşılığının da olacağı yadsınamaz bir gerçekliktir. Türkiye de yaygın yargı uygulamalarını hukuk ve adalet eksinine oturtamadığı müddetçe de af konusunu da gündemden düşmeyecektir.
  • Bu nedenle çıkarılması teklif edilen cezalarda indirim öngören yasanın bu ilkeler doğrultusunda değerlendirilmesi oldukça önemlidir. Toplumsal anlamda gerçek bir barış ve birlikte yaşama arzu ve iradesini ortaya koyacak ve geçmişte meydana gelmiş bulunan tahribatları ortadan kaldırmaya yardımcı olacak, ancak sık, istisnasız bir af talebi desteklenmelidir. Bu kapsamda sağlanacak ceza indiriminin devlet vatandaş kucaklaşmasına katkı sağlayacağı ve pozitif siyasi sonuçlarının da olacağı kanaatindeyiz.

 

NOT:

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
...
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya