Geçen hafta iş için Ürgüp’e gittik.Ürgüp Adliyesinde öğleyin görülecek işimize kadar kadim dostumuz Rıza beyle şehri gezdik.İşimiz bittikten sonda da gezmeye ve ziyaretlere devam ettik.
06.10.2018 15.54
301 okunma
“..eşekli kütüphaneci”
Av. Sabri Turhan

Geçen hafta iş için Ürgüp’e gittik.Ürgüp Adliyesinde öğleyin görülecek işimize  kadar kadim dostumuz Rıza beyle şehri gezdik.İşimiz bittikten sonda da gezmeye ve ziyaretlere  devam ettik.

 

Ürgüp,tarihi geçmişi olan bir şehir.Peri Bacaları ayrı bir konu.Kapadokya’ya girerken zaten, başında şapkalı adamlara benzeyen oyulmuş taşlar sizi karşılıyor.Bir de Ürgüp’te kayalara oyulmuş evler var.

 

Bizim Fethiye tarafında kaya mezarları vardır.Onları andırıyor.Ama onlar kadar küçük değil.Kayayı keserle ve çekiçle oymuşlar.Dışarıdan  bakılınca oyulan yer, küçük bir oda gibi ama,onun arkası var Daha içeriye ,kayanın derinliklerine bakınca, iki- üç odalı evler bunlar.

 

Ürgüp’te şehre tepeden bakan bir Temenni Tepesi var.Buradan şehre nazır çay içmek bir harika. Temenni Tepesi’nin  hemen yanında  kayaları oya ola yapılmış 4 katlı bir bina var.Geriden  kaya mezarı gibi  görünüyor.Ama burayı gezerken, 4 kat ev gezmesi yaptık.Her katta ikişer üçer oda var.4 katın sahibi de bir kişi .Kalabalık bir  aileyi  barındırmaya müsait.İçinde mutfak,tahıl ambarı,depolar, mutfak, hatta su kuyusu bile var.Orijinalliği bozulmasın diye merdivenler bile taşı oya oya yapılmış. Fayans ve karo değil.Yani eski hali korunmuş.Şehirde elektrik olmasına  rağmen, merdivenler gaz lamları ile aydınlatılıyor.Bu evlerin bir başka özelliği de; bir evden diğer eve küçük ve gizli kapılardan rahatlıkla geçilmiyor olması.Yani bir baskında evde bulanlar anında kaybolabiliyor.Diyorlar ki,böyle korunaklı bir belde olması sebebiyle İsa Peygamberin  havarilerinin 5’i  Roma baskınlarında kaçıp Ürgüp’e, buraya gelmiş.

 

Ürgüp’ün folklorik özelliği de var.”Cemalim Cemalin algın Cemalim” türküsü  müzikte Ürgüp’ün simgesidir.Ürgüp’ün Karlık  köyünden Cemal isimli bir delikanlı kalleşçe öldürülür.Geriye karısı Şerife ile oğlu Mustafa kalır.Kadın, sonradan evlenmesine rağmen  Cemali unutamaz.”Şen olasın Ürgüp şehri dumanın tütmez/Kıratın  acemi, konağı tutmaz/Oğlun daha çok küçük yerini tutmaz/Cemalim Cemalim, algın Cemalim/ al kanlar içinde kaldın Cemalim” türküsünü yakar.Türkü çok uzundur.Hatta orada bize anlatanlar ,Cemali vuranların ailesi  hatırlı kimseler olduğu için onlar  türkünün aleyhlerine olan kısımlarını  mahkeme kararı ile çıkartmışlar.Türkü gene de 8 kıta..

 

Ben Ürgüp’e vardığım zaman herkesin duyduğu şeyleri değil başka şeyleri merak ettim.İstanbul’da iken duyduğum bir olayı yerinde görmek,O’nun yaptıkları  hakkında yaşayanlara bir şeyler sormak istedim.Bu;Eşekli Kütüphaneci Mustafa  Güzelgöz idi.

 

 Mustafa  l943 yılında Ürgüp’e yani kendi memleketine kütüphane  memuru olarak atanmış.Dairede yani kütüphanede  onlarca kitap var ama, kitap okuyan  yok.Bir gün böyle, üç gün böyle, her gün böyle..Kitap okuyan yok.Genç Mustafa buna üzülmüş.Kitap okumayı teşvik etmek  istemiş.Ama kitap okuyan  gene yok..

 

Bir gün Mustafa Güzelgöz, bir eşek almış.Eşeğin sırtına  kitap koyacak şekilde raflar yaptırmış.Buralara  koyup, köy köy kitap okuyacak adam aramaya gitmiş .Bu şekilde  Mustafa Güzelgöz bütün köyleri dolaşmış,gittiği  yerlerde çocukları ve gençleri hedef almış.Bir köye uğrayıp, oradaki gençlere ve çocuklara kitap vermiş.Çocuklar zamanla kitapları zevkle okumaya, gelecek hafta Mustafa  Amca acaba hangi kitabı getirecek diye merak etmeye başlamışlar..Böyle böyle eşekle köye kitap götüren Mustafa, olmuş “eşekli kütüphaneci”.Zamanla kitap okuyanlar çoğalmış.Kütüphaneye gelenler de..

 

Eşekli Kütüphaneci bakmış ki, kitap okumaya gelen kadın yok..

 

Eşekli Kütüphaneci  buna da bir çare(belki kurnazlık) düşünmüş.Singer ve Zenith firmalarına birer mektup yazarak,kendisine  dikiş makinesi  göndermelerini ,reklamlarını bedava yapacağını ve kütüphanenin kapısına firmaların isimlerini  yazacağın söylemiş.Birisi 9 adet, diğerin de l adet dikiş makinası göndermiş.Eşekli kütüphanecide  bir  sevinç  bir sevinç..

 

Hemen şehrin kadınlarına haber salmış, ilanlar yaptırmış:”Kimin kumaşı ve bezi, astarı varsa bedava makina var.İplikler ve düğmeler de benden..Herkes kütüphaneye biçki dikiş kursuna gelsin”demiş. Kadınlar ve kızlar akın akın kütüphaneye gelmeye başlamış.Ama gelenler 20 kişi ise, l0 makine var.İlk gelen  kadınları makinelerin  başına oturtuyormuş  eşekli kütüphaneci..Diğer 10’una diyormuş ki; ”bacılar, bunlar işini bitirene kadar  gelin sizinle kitap okuyalım.Ben okuma bilmeyenlere okuma yazma da öğretirim..”  Kadınlar  kendilerine  sıra gelene kadar kadar okuyorlarmış İşini  bitirenlere de “haydi ! Şimdi de  kitap okuyun”  diyormuş.Böyle böyle Eşekli Kütüphaneci  Mustafa bir akım meydana getirmiş şehirde..

 

Eşekli Kütüphaneci’nin  kütüphanesini de gezdik.Yüzlerce binlerce kitap var..Oradaki genç memurlar kendilerini sanki onun mirasçısı  gibi görüyorlar.Eşekli Kütüphaneci  deyince gözlerinin içi gülüyor. Bu arada Eşekli Kütüphaneci  demek, kimseyi  rahatsız etmiyor.Kütüphanedekiler bile   böyle diyor.

 

Şehri gezerken,Eşekli Kütüphaneci’nin oğlu Murat  Güzelgöz ile tanıştık.İşyerinde O’nu ziyaret ettik. Babasından kitaplarda yazmayan ve sağda solda  söylenmeyen  başka bilgiler de aldık.

 

Ben, Eşekli  Kütüphanecinin  İstanbul’da iki heykelinin  olduğunu biliyordum.Birisi Maltepe Üniversitesinin  bahçesinde .Bunu gördüm.Bir eşeğe binmiş adam.Elinde gaz lambası.Manalı bir tablo...Diğeri Heykel de Kartal Belediyesi’nin  bahçesinde .Kartal Belediyesi ayrıca merhum gazeteci Tayfun Talipoğlu’nun bir arkadaşı  ile birlikte yazdığı ve Eşekli Kütüphaneciyi anlatan “Eşekle Gelen Aydınlık” isimli bir kitabını bastırmış.Bu kitabı görmemiştim.  Murat bey bu kitabı gösterdi bize. Kütüphanede Eşekli Kütüphaneci hakkında yazılmış  çok kitap vardı ama  bu yoktu.Kitabın ismi tam da Maltepe Üniversitesindeki heykele  uygun.Bir eşek, eşiğin sırtında bir adam,adamın elinde bir gaz lambası.. Ve aydınlık yayma gayreti..Heykel de, kitap da ismi ile müsemma..

 

Murat bey bize ,bir gün babası ile giderlerken, bir gencin önlerine atıldığını ,”Mustafa amca elimi öpeyim deyip eğildiğini,sonra; “Sen, benim hayatımı kurtardın ”dediğinde,babasının;”  ben sana ne yaptım evladım” dediğini ve ardından gencin;”Sen, bana oku diye bir kitap vermiştin.Ben o kitabı okurken kız kaçırmanın suç olduğunu,kız kaçıran birisinin 7-8 yıl mapus damında yattığını öğrendim.Köyde bir kız vardı. Ben onu kaçırmak istiyordum.Senin kitabı okuyunca bundan vazgeçtim “demiş.

 

Böyle verimli bir adam hakkında tahkikat açılmış. Suç: “ görevinden başka işlerle  uğraşmak.” İnsanları aydınlatan bir adama reva mı bu? Ama olmuş..Bazılarının çekemediği adamı, Ürgüp bağrına basmış. Herkes onu tanıyor.Ve seviyor.. ”Şen olasın Ürgüp şehri.”

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya