Nedense Osmanlı tarihinde son dönem hariç Yahudilerin etkisinden fazlaca bahsedilmez.
31.12.2020 05:22
1.241 okunma
KANUNİ ve YAHUDİLERİN FİLİSTİN’E İLK YERLEŞİMİ
İlhan Akkurt

Nedense Osmanlı tarihinde son dönem hariç Yahudilerin etkisinden fazlaca bahsedilmez. Oysa Osmanlının en azametli döneminde Kanuni Sultan Süleyman ve Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa döneminde, Kanuni’nin üzerinde, belki de Sokullu’dan daha fazla bir Yahudi etkisi vardı. Tabi  sarayda bir cariye iken I. Hanım sultan seviyesine (Haseki) yükselen, Polonyalı Yahudi bir ailenin kızı olan Hürrem Sultan’ın rolü de bu etkide önemli yer tutar. Yine Kanuni’nin Hekim Başı Moses Hamon da bir Yahudi idi. Sokullu, 1565’te Sadrazam Semiz Ali Paşa’nın ölümünden sonra sadrazamlığa getirildi. Kanuni 1566’da ölümünden sonra da oğlu II. Selim zamanında da vazifesini sürdürdü.

Buraya kadar ki yazdıklarımız işi bir özetidir. Şimdi asıl konuya gelelim. Önce zamanın 3 önemli bankeri olan Dona Gracia’yı tanıyalım. Filistin’de 130 yıllarındaki Roma sürgününden sonra dünyanın dört bir yanına dağılan Yahudiler, daha çok bankacılık, ticaret ve doktorluk gibi toprağa bağlı olmayan yükte hafif pahada ağır işler yaptıklarından, yerli halklardan çok daha fazla, hatta krallardan bile daha  zengin olmuşlardır. Bu durumları kralların ve yerli halkların tepkilerine sebep olup, sıklıkla mallarına el konularak, katledilmelerine ve tekrar sürülmelerine sebep olmuştur. Bu kadın Endülüs’teki engizisyon zulmünden Portekiz’e sığınan Yahudi bir ailenin kızıdır. Yahudiler engizisyon baskısıyla Hristiyan olmuş gibi yapıyorlardı. Bunlara Converso-dönme ya da Marrano deniyordu. Dışı Hristiyan içi Yahudi. D. Gracia 17 yaşında, son derece zengin bir banker olan dayısı Francisko Mendes’le evlendiriliyor. Kısa zamanda kocasının ölümüyle bütün servet ve işler Dona Gracia’ya kalıyor. Kocası Portekiz kralıyla Hindistan üzerinden baharat ticareti yapıyordu. Ayni işe devam ettiler. Fakat Portekiz’de de engizisyon baskısı artınca buradan, önce Belcika’nın Antwerp şehrine, sonra Venediğe ve en sonunda Osmanlıya servetiyle beraber göç ediyor. Bu kaçışlar sadece engizisyon zulmünden değil ayni zamanında devrin krallarının servetine el koyma girişimlerindendir. Bu dönemde Rothschild ve Rockefeller gibi aileler yoktu.

1553’te önce D.Gracia İstanbul’a geliyor. Sonra kızıyla evlendirdiği yeğeni Jozef Nasi’nin de İstanbul’a gelmesini sağlıyor. Kızıyla evli olan Jozef Nasi, 1555’de Yahudi düşmanı Cardinal Giovanni Caraffa, IV. Paul adıyla Papa olduğunda, İtalya Yahudiler için bir cehenneme dönmüştü. Bir yıl sonra Jozef Nasi yanında Dona Gracia’nın kızı Reyna ve 800 kadar Portekiz marrano’su ile İstanbul’a geldi. Tabi Kanuni ile bu ilişkilerini önce baş hekim Moses Hamon’la kuruyor. Daha sonra Sadrazam Rüstem Paşa ile sürdürüyor. Rüstem Paşa J. Nasi’ye “Paranız önemli değil bize istihbaratınız lazım” der. Çünkü bu aileler Avrupa’da bir çok kralla samimi dostlar ve nerde ne dönüyor önce bunların haberi oluyor. Josef Nasi çok geniş bir çevreye sahipti. Dostları arasında İngiltere Kralı VIII. Henry, Portekiz Kralı Manoel, Fransa Kralı II. François, Habsburg kralı V. Charles ve müstakbel Alman kralı Maximillan vardı.1  Bu durum Kanuni için bulunmaz bir fırsattı. Damadı ve işlerinin ceosu olan Jozef Nasi’nin saray ve Kanuni ile yakın temasa geçmesiyle doğrudan padişahla görüşür oldular. Nasi, imparatorluklara borç para veriyordu, geniş sinagog ve bankerlik ağıyla Avrupa avucunun içindeydi. Kanuni, Nasi’nin bu imkanlarından istifade etmek için onu önce Frenk Beyi ilan etmişti. Bu unvan onun saraya girişini kolaylaştırmıştı.  Bu ara Nasi özellikle II. Selim’le de son derece yakın ilişkideydi. II. Selim’le Manisa’da şehzadeliği sırasında devamlı görüşüyor ve Hürrem Sultan’la beraber tahta geçmesini sağlıyor. O an Avrupa’da Kutsal Roma Cermen İmparatoru Şarlken vardı. 

Dona Gracia ve Jozef Nasi’nin bu yıllardaki en büyük projesi ise Filistin’deki Tiberias (Taberiye) şehrinde bağımsız bir Yahudi yerleşimi kurma girişimiydi. 1558-1560 arasında Kanuni’nin izniyle, Ölü Deniz kıyısındaki Tiberias bölgesinde toprak satın almaya  başladılar. Kudüs, Hebron ve Safed’le birlikte Yahudilerin dört kutsal kentinden biri olan antik Tiberias (Taberiye), o zamanlar tamamen harabe halindeydi. Saraydan 1561’de yılda 1000 cruzados karşılığında Tiberias ve civardaki sekiz köyün Jozef Nasi’nin yönetimine verilmesini sağlamıştı. Kanuni J. Nasi’ye Tiberiye Lordu ünvanını verdi. Tabi Kanuni Avrupa’da zulüm altında inleyen bu insanlara merhamet etmişti. İşte bu yüzden  Dona Gracia, İsrail’in kuruluşunu, Theodor Herzl’den 350 sene evvel tasarlamış ve Tiberias’ı alarak gerçekleştirme noktasına gelmişti. Bu yüzden Dona Gracia, Yahudilerin gözünde ilk Theodol Herzl’dir.3  

Josef Nasi, II. Selim ile II. Beyazit arasındaki taht kavgasında II. Selim’i desteklemiş ve II. Selim  Kanuni’nin ölümünden padişah olduğunda,  Ege Denizi’ndeki ‘Naksos ve Kiklad Adaları’nın (Andros, Paris, Antiaros, Milo, Sira ve Santorini’den oluşan) Dükü’  ilan edilmişti. Ancak İstanbul’dan ayrılmadan düklüğü sürdürmüş politika, ticaret ve bankerlikle uğraşmaya devam etmiştir. Onlar Yahudilerin Filistin’de ki bu bölgelere yerleşmesini paralarıyla teşvik etmelerine karşılık Yahudiler bu bölgeyi beğenmeyerek Kıbrıs’ı istemeleri üzerine II. Selim’i, Venediklerin elindeki Kıbrıs’ı, Sokullu’nun karşı çıkmasına rağmen feth etmeye ikna ederek 1570-1571’de Osmanlıların eline geçmişti.  Bunun üzerine Haçlılar, Kutsal İttifak donanması kurarak, Osmanlı donanmasını 4 Ekim 1571’de İnebahtı denilen yerde denize gömmüştü. Bütün bunlar olurken Sokullu Mehmet Paşa dönen dolabın farkındaydı ve bu işe hep muhalif olmuştu. Sokullu’nun hedefi İspanya ve Kuzey Afrika’ydı. Bu ekip Hürrem Sultanla beraber gerek Kanuni ve gerekse II. Selim üzerinde etkileri büyüktü. Ancak Sokullu yılmadı ve 1573’de Venedik ile Osmanlı Devleti arasında imzalanan barış antlaşması ile iki ülke arasındaki ilişkiler tekrar iyileşince Nasi’nin Venedik düşmanlığı göze batmaya başladı. Tarihin cilvesi, 1574’de hamisi II. Selim de ölünce, Jozef Nasi’ye Kuruçeşme’deki sarayına çekilmekten başka yol kalmadı. Böylece hem Nasi’nin devlet üzerinde etkileri hem de Yahudilerin bu girişimleri Sokullu’nun ferasetiyle önlenmiş oldu. Bu arada Nasi’nin sarayda üstlendiği görevler Venedik’le iyi ilişkilerden yana olan Sokollu Mehmed Paşa tarafından bir başka Yahudi’ye, ‘Allaman Oğlu’ diye tanınan Solomon ben Nathan Eşkenazi’ye devredilmişti. Gücü giderek azalan Jozef Nasi’nin 1579’da ölmesi üzerine o sırada tahtta olan III. Murad eski dönemin bu hatırlı ailesine pek yüz vermemiş  ve tüm servetine el koyarak bu defteri kapatmıştır.4

1-https://www.avlaremoz.com/2016/03/31/dona-gracia-mendes-ve-josef-nasinin-uzun-yolculugu-ayse-hur/
2-https://www.hurriyet.com.tr/kelebek/hayat/kanuninin-yahudi-bankeri-yetenekli-dona-gracianin-gizemli-hikayesi-40221069
3-https://www.avlaremoz.com/2016/03/31/dona-gracia-mendes-ve-josef-nasinin-uzun-yolculugu-ayse-hur/

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya