En üstün özelliklerle donatılmış; yaratıkların en şereflisi "eşref-i mahlûkat" olan İNSAN (Tin, 4), biri maddi "beden", diğeri manevi "ruh" olmak üzere iki farklı yapının bileşiminden oluşur. İnsanın bu iki farklı yapısına dinî ıstılahta "halk ve hulk" yapısı denir.
10.01.2021 10:22
618 okunma
İNSANDA BEDEN-RUH İLİM-İMAN İLİŞKİSİ
Kemal Cengiz

         En üstün özelliklerle donatılmış; yaratıkların en şereflisi "eşref-i mahlûkat" olan İNSAN (Tin, 4), biri maddi "beden", diğeri manevi "ruh" olmak üzere iki farklı yapının bileşiminden oluşur. İnsanın bu iki farklı yapısına dinî ıstılahta "halk ve hulk" yapısı denir. 

         Hz. Mevlana bu gerçeği, "Tenimin canımla alakası ne ise, bedenimin ruhumla alakası o'dur" sözüyle ifade eder.

         İnsanda esas değerli olan ise RUH yapısıdır. Ruh bedenden ayrılınca beden çürüyüp kokmaya başlar.  Ruh ise, Allah'ın nurundan bir parça olarak (Sad, 72) ölümsüzdür.  Bunun için İnsan eti ve kemiği ile değil, bilgisi ve inancı ile üstünlük kazanmaktadır. Bu gerçeği Yüce Allah kitabında, "Allah sizden inananları ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltir" (Mücadele, 11) ayetiyle haber vermektedir.

         Ruh-beden ilişkisinde ise, Hz. Mevlana'nın anılan sözünde işaret ettiği gibi bedenimiz can gücüyle hareket ederek aktivitelerini nasıl icra ediyorsa beynimiz de düşünme faaliyetlerini, enerjisini ruhumuzdan alan akıl ile yerine getirir. İnsanın sorumluluğunda esas olan, akıl-ruh ilişkisiyle oluşan sağlıklı düşünce olduğu için bu nimetten mahrum olan akıl sağlığı bozuk insanlar, dini mükellefiyetlerden sorumlu tutulmamıştır.

         Bu ortak ilişkide ruhun merkezi kalp; düşüncenin merkezi beyindir.  İman, aklımızla kabullenerek ruhumuza yerleştirdiğimiz İlahi gerçeklerdir. İlim ise, aklımızla kavradığımız bilgilerdir. Bu bilgilerin ruh ile HİKMET ilişkisi kurulursa imanı kuvvetlendirir. Bu manada gerçeği yakalamış olan İslam Büyükleri, "İlim, iman etmeyi gerektirir" demişlerdir. İmana götürmeyen kuru bilgi, sahibine ağır sorumluluk yükler. Hayat Rehberimiz olan Kur'an-ı Kerim'de Yüce Allah'ın "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri bunları hakkıyla düşünüp anlar." (Zümer, 9) ikazını, sadece bilenlerin bilmeyenlere göre üstünlüğü ve ilmin değeri olarak anlamak eksik bir anlayıştır. Bu İlahi ikazda, bilenlerin bilmeyenlere göre sorumluluğunun daha ağır olacağı anlamı da vardır.

İnsanı imana götürmeyen "kuru bilgi" kafada kalsa da ruha ağırlık verdiği için bedende yüktür. Bu gerçeği, İslam ve İstiklal şairimiz Merhum Mehmet Akif ERSOY mısralarında şöyle dile getirir:

         "İmandır o cevher ki, ilahi ne büyüktür?
         İmansız olan paslı yürek sinede yüktür! (Tevhid)
         Ne irfandır ahlaka yükseklik veren, ne vicdandır;
         Fazilet hissi insanlarda Allah korkusundandır".

         Kur'an-ı Kerim'de insanın yücelişinin ve yükselişinin bu iki gerçek değerle mümkün olduğuna işaret edilerek "Allah, içinizden iman edenleri yükseltir ve ilim sahiplerine de dereceler verir" (Mücadele, 11) buyurulmaktadır.. 

         İslam Büyüklerimiz de,  insanın manevi değerlerle yükselişi için gerekli olan bu iki değer için (ilim-İman), "zü-l cenahayn / çift kanatlı" olmak tabirini kullanmışlardır. Bu ifade ile tek kanatla uçmanın mümkün olamayacağı gibi ilim ve imandan sadece biriyle de Müslümanın yükselemeyeceğine işaret etmişlerdir.

         Müftü olarak aktif görevde iken cami kürsülerinde, şimdi emekli olduktan sonra da yazılı medya sayfa ve satırlarında her zaman dile getirdiğim şu gerçeği bir kez daha tekrar etmek isterim:

         İslam Âlemi olarak bizim en büyük handikapımız, dini bilenlerimiz yeterince dünyayı tanımıyor; dünyayı bilenlerimiz de yeterince dini bilmiyor. Her iki cenahta da "eksik olan değerler" tamamlandığında, İslam Âlemi olarak ancak o zaman şahlanıp kanatlanacağız.

         Bu YÜKSELİŞ DENEMELERİ de Allah'a şükür görülmeye başlanmıştır.

         Kemal CENGİZ
         Emekli Müftü

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Kemal Cengiz
DİĞER YAZILARI

Kemal CENGİZ
Emekli Müftü

Memleketi olan Ankara/Çamlıdare Ahatlar köyünde 1951 yılında doğdu. İlköğrenimi yıllarında Hafızlık ve Medrese Usulü Arapça tahsili yaptı. 1974 yılında Ankara Merkez (Tevfik İleri) İmam-Hatip Okulu'nu bitirdi. Aynı yıl girdiği İzmir Yüksek İslam Enstitüsü'nden 1978'de BİRİNCİLİKLE mezun oldu.

Dini Yüksek Tahsilini yaparken aynı zamanda İmam-Hatip olarak göreve başladı. Mezuniyetini takiben yurdun çeşitli il ve ilçelerinde Vaiz, İlçe Müftüsü ve İl Müftü Yardımcılığı görevlerinde bulundu. Toplam 43 yıl görevden sora 2016 yılında "yaş haddinden" emekli oldu.

KELÂM-I KEMÂL adıyla özlü sözlerini içeren bir kitabı yayımlandı. Dini, milli, ahlaki ve sosyal konularda çeşitli gazete ve dergilerde çok sayıda çıkan yazılarına devam etmektedir. Bu yazılarından aldığı derece ve ödülleri ile TAKDİR belgeleri bulunmaktadır. 2007 yılında Diyanet İşleri Başkanlığınca Türkiye çapında açılan "Hutbe Yarışmasında" BİRİNCİLİK ödülü bulunmaktadır.

Dini Yüksek İhtisas Eğitimi (İstanbulh-Haseki) yanında Uzmanlık derecesinde Arapça, orta derecede İngilizce biraz Farsça, biraz da Almanca bilmektedir.

Evli, iki oğulu  ve beş torunu bulunmaktadır.

...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahabergazete@gmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya