Değerli okuyucu: Gençlik ve Spor Bakanımız 11.09.2020 tarihli bir TV. Konuşmasında, 1.000.000 kişiye yüzme öğretme hedeflerinin olduğunu bunu gerçekleştirmek için uğraşacağını ifade etti. Bu düşünce çok hayırlı ve Allah’ ın rızasını kazanmaya matuf bir düşünce. Ben de bu konuda destek olmak düşüncesiyle bu yazıyı kaleme alıyorum.
14.01.2021 06:40
1.234 okunma
YÜZME BİLMEYENİN BOĞULMASI KAÇINILMAZ MIDIR?
Mehmet Aktan

                Bu soruya: “Hayır!” cevabı verenin akıl sağlığının yerinde olmadığına hükmedilir. Ancak bu yazıyı okuduğunuzda yüzme bilmeyenin boğulmasının kaçınılmaz olmadığı konusunda sizin de olumlu düşünmeye başlayacağınıza inanıyorum.

                Değerli okuyucu: Gençlik ve Spor Bakanımız 11.09.2020 tarihli bir TV. Konuşmasında, 1.000.000 kişiye yüzme öğretme hedeflerinin olduğunu bunu gerçekleştirmek için uğraşacağını ifade etti. Bu düşünce çok hayırlı ve Allah’ ın rızasını kazanmaya matuf bir düşünce. Ben de bu konuda destek olmak düşüncesiyle bu yazıyı kaleme alıyorum.

Bir kaplıcalar şehri olan Sorgun’ da yaşıyorum. Bu nedenle çocukluğumdan beri kendi çabamla yüzme öğrendim ve geliştirdim. Son 20-25 yıldır da başkalarına da yüzme öğretiyorum.

                İnsanın, hiç yüzme bilmediği halde, ya da yüzme imkânı olmadığı halde, suda belli bir pozisyonda kalmayı başardığında boğulmayacağını fark ettim. Bu nedenle de, ilk önce söz konusu pozisyonu tarif edip, gösteriyorum. Bu pozisyon son derecede kolay ve basit bir pozisyon olduğu için, başaramayan neredeyse olmuyor. İnsanlar bunu başarabildiklerini hayret ve sevinçle karşılıyorlar. Devamında sırt üstü yüzmeyi 5-10 dak. gibi çok kısa zamanda ve kolayca öğrenebiliyorlar.

                Bu pozisyon Yüce Rabbimiz’ in insanoğluna bahşettiği eşsiz bir özellik. Bu özelliği keşfedip uygulama sahasına taşıması ise insanoğluna kalmış.

                İnsanoğlunun suda boğulmaması ve yüzme öğrenmesi için bu kritik bilgi ve tecrübeyi iyice öğrenip, anlayıp ve uyguladıktan sonra, sudan ve boğulmaktan korkması için hiçbir neden kalmamaktadır.  

                 Bu lütuf, tamamen Yaratan’ ın fizik alanında koyduğu kanunlarla alakalı, özgül ağırlıkla ilgili bir vakıa. Suyun özgül ağırlığı 1,00 gr. dır. Özgül ağırlığı 1,00 gr. dan az olan cisimler suya batmaz, fazla olanlar ise batarlar. İnsan vücudunun özgül ağırlığı total olarak 1,00 gr. dan biraz azdır. Vücut yağlı ve kilolu oldukça, total özgül ağırlık azalır. Bu halde suya batmaması daha da kolaylaşır. Bununla beraber, yağsız bir vücuda sahip olan zayıf insanlar da, aşağıda arz edeceğim vücut pozisyonunu gerçekleştirip o pozisyonda kalmaları halinde suya batmazlar. Yani boğulmazlar.

                Organlarımızın özgül ağırlığı, suyun özgül ağırlığından fazla (Bilhassa kemiklerin özgül ağırlığı suyunkinden kat kat fazla) olduğu halde, akciğerlerimizin özgül ağırlığı, soluk verdiğimiz zaman bile içinde her zaman bir miktar hava ihtiva etmesi nedeniyle lokal olarak 1.00 gr.dan çok azdır. Bu nedenle total özgül ağırlığımız suyun özgül ağırlığından daha az olmaktadır. Bunun sonucu olarak yaklaşık 1 dm3 lük bir vücut bölümümüz suyun dışında kalmaktadır. Akciğerlerimiz göğüs kafesinde olduğundan, göğüs kafesinin üzerinde bulunan başımızın yüz kısmını suyun dışında tutacak bir pozisyonda tutabildiğimiz takdirde, solunum yapma imkanına kavuşmuş oluyoruz.

ÖZETLE: ÖZGÜL AĞIRLIĞI SUDAN AZ OLDUĞU İÇİN BİR TAHTA PARÇASININ KÜÇÜK BİR KISMI DA OLSA NASIL SUYUN YÜZÜNDE KALIYOR ve BÖYLECE BATMIYORSA İNSAN DA TOTAL VÜCUT ÖZGÜL AĞIRLIĞI BAKIMINDAN SUDAN BİRAZCIK DAHA HAFİF OLDUĞUNDAN 1 DM 3 LÜK (1 LİTRE CİVARINDAKİ) BİR VÜCUT BÖLÜMÜ SUYA BATMAZ. SUYA BATMAYAN BU VÜCUT BÖLÜMÜMÜZ YÜZÜMÜZ OLURSA, AĞIZ VE BURNUMUZDAN SOLUNUMZ YAPABİLECEĞİMİZ İÇİN BOĞULMAYIZ.

                Bu pozisyonu tarif edersek: Solunum yapmaya yarayan burnumuz en üst düzeyde olacak şekilde, başımızı ısrarla geriye atıp tamamen suya bırakarak, yüzümüz suyun yüzünde ve su yüzeyine paralel olacak ve burnumuz vücudumuzun en tepe noktası olacak şekilde su seviyesinin dışında tutmaktır. VÜCUDUMUZUN BAŞKA HİÇBİR BÖLÜMÜNÜ SUYUN DIŞINDA TUTMAYA UĞRAŞMAMAMIZ GEREKİYOR. AKSİ HALDE; BİZE SOLUNUM YAPMA İMKÂNI VEREN BURNUMUZUN YERİNE, BİZE SOLUNUM İMKÂNI VERMEYEN BAŞKA HERHANGİ BİR UZVUMUZU SUYUN DIŞINDA TUTMAYA ÇALIŞARAK, SOLUNUM İMKANINI KENDİ ELİMİZLE ORTADAN KALDIRMIŞ OLURUZ.

AKLA ŞÖYLE BİR SORU GELEBİLİR: O HALDE BOĞULAN İNSAN NEDEN SUYUN DİBİNE BATIYOR?

CEVAP: BOĞULMUŞ İNSANIN AKCİĞERELERİNDEKİ HAVANIN YERİNE SU DOLMUŞ OLDUĞUNDAN, İNSANIN TOTAL ÖZGÜL AĞIRLIĞI SUYUN ÖZGÜL AĞIRLIĞINDAN FAZLALAŞMIŞ OLDUĞUNDAN SUYUN DİBİNE BATIYOR.

Bu biyolojik ve fiziki bir gerçektir. İnsandan insana değişmez. İnsandan insana değişecek olan; sadece suyun yüzünde kalacak vücut kısmının (Yüzümüzün) hacmidir. Kilolu insanlarda su yüzünde kalacak bölüm biraz daha fazla, zayıf insanlarda ise biraz daha azdır. Ama her hal-ü karda insanın solunum yapmaya yarayacak olan burnu ve ağzı su dışında kalır.

Anlatmaya çalıştığım pozisyon: YÜZÜMÜZ SUYUN DIŞINDA ve SU YÜZEYİNE PARALEL (Kulaklarımız suya gömülmüş vaziyette) GÖZLERİMİZ TAMAMEN YUKARIYA BAKACAK ŞEKİLDE, VÜCUDUMUZUN DİĞER BÖLÜMLERİ SUYUN İÇİNDE VE AŞAĞIYA SARKMIŞ VAZİYETTE OLACAKTIR. Çünkü vücudumuzun kollar ve bacaklar gibi diğer bölümlerinin özgül ağırlığı sudan fazladır, bu nedenle aşağı sarkar.

BU POZİSYONU GEREÇEKLEŞTİRDİKTEN SONRA AĞIZ VE BURNUMUZUN SUYA BATMASI SÖZ KONUSU DEĞİLDİR. Bu pozisyonda tamamen hareketsiz kalarak solunum yapıp hayatta kalabiliriz. Bu pozisyonu muhafaza etmek dışında parmağımızı bile oynatmamız gerekmiyor!

Bu biyolojik ve fiziki gerçeği bilip ayağınızın suya değdiği sığ yerlerde bir başka vukuflu kişinin refakatinde: Suyun içindeyken, dizlerinizi büküp çeneniz suya değecek şekilde aşağı eğilip, sunra da başınızı yüzünüz suya paralel olacak şekilde yavaşça geriye atıp, başınızın arkasını kulağınız da suya gömülecek şekilde suya gömdüğünüz zaman yüzünüzün suya batmadığını hayretle göreceksiniz. Bu pozisyonu uygulamaya çalışmanız halinde ne kadar kolay olduğunu görüp, panik yapmaya hiç gerek olmadığını anlayacaksınız.

Bu anlattıklarım bu pozisyonu ilk öğrenecekler içindir. İyici öğrenip pişirdikten sonra, sizi yukarıdan suya atsalar, ilk atıldığınızda epey bir miktar suya batarsınız. Ancak, su akabinde derhal sizi yukarı çıkarır, eliniz ayağınız bağlı bile olsa söz konusu pozisyonu vücut hareketleriyle gerçekleştirip hayatta kalarak uzun süre yardım bekleyebilirsiniz. İnsanı boğan su değil, bu gerçeği bilmemekten kaynaklanan paniktir.

                Bu hayat kurtaran bilgi, Yüce Allah’ ın insanoğluna bahşettiği eşsiz bir lütuftur. Ancak insanoğlunun bu lütfu keşfedip uygulamakda çok geç kaldığını ifade etmek istiyorum.

                Gördüğüm kadarıyla; insan, fizik ilmiyle insan ve suyun özgül ağırlığı konularında tamamen doğru ve isabetli tespitler yapmış bulunuyor. Ancak, yapılan bu tespitlerin insanoğlunu boğulmaktan kurtarabileceği konusuna yansıyan herhangi bir çalışmaya rastlayamadığımı ifade etmek istiyorum.

                Şimdiye kadar, kaplıca, gölet ve termallerde, 1000 i aşkın insana dua karşılığında yüzme öğrettim. Yüzme öğrettiklerimin arasında belden aşağısı tutmayan felçli bir kardeşimiz de vardır.

                Değerli okuyucu; Öyle zannediyorum ki, söz konusu harikulade fiziki tespitin Devlet’ imiz eliyle uygulama alanına taşınarak öncelikle Aziz Millet’ imizin sonra da tüm insanlığın istifadesine ve hizmetine sunulması bu konuda tarihi bir dönüm noktası olacaktır. Aslında bu, Allah’ ın insanoğluna yüklediği bir sorumluluk ve vebaldir. Böyle bir özelliği keşfedip, insanların istifadesine sunmamak, kendisiyle birlikte mezara götürmek, Müslümanlık ve insanlıkla bağdaşacak bir tutum değildir.

Burada maksadım, bilgi ve yeteneğimi afişe ederek, egomu tatmin etmek, isim yapmak, belki bir makam mevki, mansıp kazanmak asla değil! Sadece ve sadece, Allah’ ın bana nasip ettiği bu keşfi Aziz Millet’ imin ve Kerim Devlet’ imin hizmetine sunmak, her yıl boğularak vefat eden ortalama 1000 kişiden tek bir kişi bile olsa hayatta kalmasına vesile olmaktır. Çünkü inancımıza göre, bir kişiyi ölümden kurtaran tüm insanlığı kurtarmış gibidir. Aksi hal öte dünyada bu bilgiyi kendine saklayan kişiyi büyük azaba müstahak kılar.

                Değerli okuyucu;

                1-Hiç yüzme bilmeyen yahut söz gelimi eli kolu arkadan bağlanıp suya atılmış olduğu için yüzme imkânı olmayan insana, suda nasıl boğulmayabileceği 5 dakika içinde öğretilebilir.

                2- Bundan sonra, 10 Dakika içinde, sırtı üstü yüzme öğretilebilir.

                3- Bu aşamadan sonra insan ile yüzme arasındaki en büyük engel olan boğulma korkusu ortadan kalkmakta, bu nedenle, bir saat içinde kulaç atarak yüzme kolayca ve rahatlıkla öğretilebilmektedir.

Hamdolsun bu bilgi ve tecrübe, 25-30 yıl sonunda edinilmiş Allah vergisi bir bilgi, tecrübedir.  Ve inanıyorum ki bu bilgi ve tecrübe bana öğünmem ya da türlü menfaatler temin etmem için verilmedi. İnsanlara yararlı olmam onların hizmetine sunmam için nasip edildi.

                Ben de kendi çapımda insanlara bu yeteneğimi sunuyorum. Ne var ki bunun yeterli olmadığının farkındayım.

                Değerli okuyucu; inanıyorum ki, Ülkemiz bu Allah vergisi keşfi hayata geçirmesi halinde, bu konuda dünya çapında bir atılım gerçekleştirecek ve Aziz Milletimiz’ in istifadesinden sonra insanlığın da istifadesine sunulmuş olacaktır.

                Sahte tevazua gerek yok: Bunun dünya çapında bir buluş ve keşif olduğunu ifade edersem, abartmış olmam. Çünkü bu Allah’ ın izniyle hayat kurtaran bir bilgi ve tecrübedir. Nasıl ki biz başka insanların bilgi, tecrübe ve teknolojilerinden faydalanıyor, bu suretle hayatımızı kolaylaştırıyorsak başka insanların da bizimi bilgi ve tecrübelerimizden yararlanma hakkı vardır.   

                Bu bilgi ve tecrübeyi insanlığa sunmak karşılığında duadan başka bir şey istemiyorum. Vebalden kurtulmaktan, Millet’ ime Devlet’ ime, insanlığa hizmet etmekten başka bir amacım yok. Kendi çapımda yüzme öğretebildiğim insan sayısı 1000 i biraz geçebildi. Devlet’ imin güç ve imkanlarıyla bu sayı milyonları aşsın istiyorum.

                Bu yazımın muhataplarına ulaşması halinde vebalden kurtulmuş olacağıma inanıyorum. Çünkü aklıma yapacak başka bir şey gelmiyor. Artık takdir ve gereği elbette ilgili muhataplara aittir. Allah’ a emanet olunuz. 14.01.2021

 

 Av. Mehmet AKTAN

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahabergazete@gmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya