Değerli okurlarım! Suriye Olayının Tarihi Arka Planı başlıklı incelememizde yer alan “İkiyüzlü Avusturya” başlıklı bölümün altında, kısmet olursa, “Malazgirt Ruhunun dirilişinin yaşandığı Bosna Direnişini ve bu cephede görevli Hekimoğlu Ali Paşa ile Bosna Gazilerinin kahramanlıklarını başka bir yazıyla paylaşmak arzusundayım” demiştim. Şükür Mevlâya. Sağlığımız elverdi, huzurlarınızdayım. Cümlenize Rabbimden sağlık ve âfiyetler dilerim. Bosna şehidlerini ve bütün şehidlerimizi, değerli komutanlarını ve kahraman gazilerimizi ve bütün atalarımızı rahmet, minnet ve şükranla anıyor, sözünü ettiğim Malazgirt ruhlu Bosna direnişini ilgilerinize sunuyorum.
23.01.2021 05:27
1 yorum
789 okunma
MALAZGİRT RUHUNUN BOSNA DİRENİŞİ
İsmail Aydın

 

                Değerli okurlarım! Suriye Olayının Tarihi Arka Planı başlıklı incelememizde yer alan “İkiyüzlü Avusturya” başlıklı bölümün altında, kısmet olursa, “Malazgirt Ruhunun dirilişinin yaşandığı Bosna Direnişini ve bu cephede görevli Hekimoğlu Ali Paşa ile Bosna Gazilerinin kahramanlıklarını başka bir yazıyla paylaşmak arzusundayım” demiştim. Şükür Mevlâya. Sağlığımız elverdi, huzurlarınızdayım. Cümlenize Rabbimden sağlık ve âfiyetler dilerim. Bosna şehidlerini ve bütün şehidlerimizi, değerli  komutanlarını ve kahraman gazilerimizi ve bütün atalarımızı rahmet, minnet ve şükranla anıyor, sözünü ettiğim Malazgirt ruhlu Bosna direnişini ilgilerinize sunuyorum.

                Değerli okurlarım! İncelememizde de gördüğünüz üzere iki tarihçimizin eserlerinden belge mahiyetinde alıntılar yaptım. Ne yazık ki her iki yazar da, kahraman atalarımızın giriştikleri mücadele öncesinde her zaman andıkları ve yardımını bekledikleri Yüce Allah’ın isminden fazla bahsetmiyorlardı. Osmanlı padişahları gazaya çıkmadan önce Eyüp Sultan kabrini ziyaret eder, zafer için Allah’dan yardım dilerlerdi.  Mesela Uzunçarşılı, kitabının, Hekimoğlu Ali Paşa ve Bosna Gazilerinin kahramanlıklarını anlattığı bölümünde, Ahval-i Gazevât-ı der diyâr-ı Bosna adlı matbu bir eser vardır, diyor, bu eserden alıntılar yapıyor fakat Hekimoğlu Ali Paşa’nın, “Allah’ın izniyle yakında yetişirim”  sözünden bahsetmiyordu. (Uzunçarşılı, ag.e. Cilt IV. Sayfa 274-277)

                               TARİH-İ BOSNA DER ZAMAN-I HEKİMOĞLU ALİ PAŞA

                Söz konusu kitap, Tosya Noteri olarak çalıştığım 1991-1997 yılları arasında elime geçmiş ve inceleme fırsatı bulmuştum.  O yıllarda Bosnalı Sırplar ve Hırvatlar, Birleşmiş Milletler gözetiminde Müslüman katliamı yapıyorlardı. Kitabın ismi, “Tarih-i Bosna der Zaman-ı Hekimoğlu Ali Paşa” idi. Kitabın yazarı, Bosna’nın Novi kasabasında doğmuş, Salta kazasında kadılık yapmış olan Ömer Bosnavî’dir. Ömer Efendinin eserini 1736-1739 tarihleri arasında cereyan etmiş olan Osmanlı-Avusturya savaşları sırasında yazdığı ancak 1740 yılında tamamladığı anlaşılıyor. Kitap, Fransızca, İngilizce ve Almanca çevirileri yapılarak Avrupa ülkelerinde yayınlanmıştır. Rahmetli Ahmet Taner Kışlalı’nın bakanlığı döneminde -1979- sadeleştirilerek Kültür Bakanlığı Yayınları arasında yayınlanmıştı. Kitap, kütüphane raflarında okuyucu bekliyor.

                Konuya ilişkin bir yazıyı, Ana Haber Yorum’da yayımlamıştım. Yazıyı hangi tarihte yayınladığımı hatırlıyamadığım gibi, bilgisayar kayıtlarımdan da silinmiş olduğunu gördüm. Notlarımı tarayarak,  Sevgili Gençler diye başlayan yazıyı önceki haline uygun olarak yeniden düzenledim. Tekrar sağlık dileklerimi ifade ederek ilgilerinize sunuyorum. (İ. Aydın)

                Değerli okurlarım, öncelikle şunu ifade etmek isterim. Tarihimizi ilgilendirdiği halde Avrupalıların eseri tercüme ederek kendi ülkelerinde yayınlamaları ne kadar dikkat çekici ise, kendi tarihimize yabancılar kadar ilgi ve alâka göstermiyor olmamız da o kadar üzüntü vericidir.

                Eseri orijinal haliyle okuyabilseydik hiç şüphesiz daha faydalı olurdu. Dilimizde yapılan tahribat maalesef eserle yeni nesillerin irtibatını kesip atmıştır. Sadeleştirilen esere önsöz yazan Kamil Su: “Eserde eş anlamlı sıfatların atıldığını, cümlelerin bölünerek kısaltıldığını, Âyet-i kerime ve hadisi şerif ve Arapça atasözlerinin Türkçe tercümelerinin” verildiğini ikrar etmiştir.

                 Yine de takdirle karşıladığımız bu çalışmayı Kamil Su şu cümlelerle takdim etmektedir:

                 “Eserin sadeleştirilmesi yapılmakla, onu kolayca okuyup anlamak olanağını (imkânını) bulacak genç kuşaklara eskiden nasıl bir güce sahip olduğumuz, milletçe kazandığımız zaferler, manevi değerlerimiz hakkında bilgi kazandırmış olacaktır. Bu, geçmişimize, milli değerlerimize sahip çıkmak, onları benimsetmek amacına yönelik yararlı bir hizmettir.”

                                                               HEP AYNI OYUN

                Osmanlı devleti İran Seferiyle meşgulken, bunu fırsat bilen Avusturya İmparatoru VI. Şarl, 1733 senesinde Rus Çariçesi Anna İvatavta ile gizlice anlaşır. Anlaşmaya göre Ruslar Osmanlıya kuzeyden saldıracak, Osmanlılar Rusları karşılamak üzere ordularını Rus cephesine sevkedecek, böylece Rumeli’de asker kalmayacak.  Savaş başlayınca, Avusturya iki tarafın arasını bulma –arabulucu- rolü oynayacak. Böylece, kendisinden Osmanlı devletine bir tehlike gelmeyeceğine, Osmanlı devlet adamlarını inandıracak. Osmanlı orduları tamamen Rus cephesine yığılınca da, hazırlıklarını tamamlayan Avusturya, çoktandır özlemini çektiği Bosna-Hersek işgalini gerçekleştirecek. Plan budur, hesap budur. Ama evdeki hesap çarşıya uymayacaktır.

                 “Nemçe’nin ahdi bozmıyacağına ben kefilim” diyen Sadrazam Kethüdası Osman Halise Efendi, hudut kumandanlarının kuvvet taleplerini reddederken Sadrazam Silâhdar Mehmet Paşa’yı da Avusturya’nın ahdi bozmayacağına inandırmıştır. Ama Avusturya, uyanık fikirli, tecrübeli Bosna Valisi Hekimoğlu Ali Paşa’yı kandıramamıştır. Ali Paşa, casusları vasıtasıyla aldığı haberleri değerlendirerek, Avusturya’nın maksadını anlamış, hazırlıklarını görmüş; bütün Bosna vilayeti kadı, müftü, eşraf ve tecrübeli serhat gazilerine haber yollayıp yanına getirterek vaziyeti anlatmış, ikaz etmiş, alınacak tedbirleri görüşmüş; Bosna’da “nefir-i âm” yani eli silah tutan bütün herkesi düşmanla mukabeleye davet etmiştir.

                Ali Paşa’nın bu faaliyeti bir devlet için istihbaratın önemini ortaya koymaktadır.

                               NEMÇELİLER (AVUSTURYA) SALDIRIYA GEÇİYOR

                Temmuz 1737’de düşman Nemçeliler, İzvornik tarafından taarruza geçer ve bu palangayı basarak içindekileri son ferdine kadar şehit ederler. Sonra Usturumca kalesini muhasara ederler. Kaledekiler fütur getirmezler, şiddetle mukabele ederler. Üç yıl süren savaşlarda genç kadınlar erkek kıyafetine girip cenge katılırlar. İhtiyar kadınlar sakalık, işçilik; Ebe kadınlar cerrahlık yaparlar. Çocuklar top mermisi taşımak suretiyle hizmet ederler. Usturumca muhasarası on beş gün sürer. Hekimoğlu’nun altı bin kişilik bir kuvvet sevkettiğini haber alan Nemçe kumandanı bu kuvveti karşılar ancak beş saatte perişan olur, birçok esir ve maktul bırakarak kaçar. Böylece Usturumca düşman istilâsından kurtulur.

                Ali Paşa, çadırlarını Travnik sahrasına kurdurmuştur. Kuzey Bosna-Gradiçka’dan Banaluka üzerine ünlü komutan Hilderberg Havzen kumandasında, öncüsü sekiz bin olan büyük bir düşman kuvvetinin gelmekte olduğunu öğrenir. Düşman kuvvetleri İnce karakol, Orta karakol ve Büyük karakol olarak birbirini takip etmektedir. Banaluka kalesindeki muhafızlar iptida İnce karakoldan başlıyarak bunları ânî baskınlarla bozguna uğratıp pek çoğunu öldürürler, kaçabilenler yüz bin kişilik asıl orduya can atarlar.

                               ALİ PAŞA’NIN SAVAŞ TAKTİKLERİ

                Düşmanın çokluğu karşısında Ali Paşa, Travnik’den kalkarak Banaluka’ya doğru gelmektedir. Bu sırada düşmanın yirmi bin kişilik bir kuvveti Puzin ve yirmi bin kişilik bir kuvveti de Çetin kalelerini muhasara etmiş ve seksen bin kişilik büyük kuvvet de Banaluka’yı kuşatmıştı.

                Bu muazzam kuvvetler karşısında herkes heyecan içinde kalmış fakat Hekimoğlu metanetini muhafaza etmişti. Pusular kurdurarak, gideceği güzergâh hakkında aldatıcı şayialar yayarak planını tatbike koymuştu. Düşman onu, doğru yoldan gelir diye beklediği için hendek ve tabyalarla Banaluka yolunu kapatmıştı. Bunu önceden haber alan Ali Paşa, doğru yoldan Banaluka’ya üç saatlik bir mesafe kalıncaya kadar gelir. Geceleyin yoldan ayrılır, evvelce tedarik ettirdiği salları indirterek gece içinde Banaluka (Verbas) nehrini geçip tahkimatı geride bırakır ve gelir düşman ordusunun karşısında durur. Düşman Ali Paşa kuvvetleri ile Verbas nehri arasında kalmıştır. Özet halinde verdiğim Bosna direnişini “Tarih-i Bosna der Zaman-ı Hekimoğlu Ali Paşa” isimli kitaptan naklediyorum:

                “Allah’ın takdiri ve değişmez hükmü olarak Doğu Seferleri meydana geldiği sırada, o yöne memur edilen orduya Bosna eyaletinden katılan askerlerin pek çoğu yerin uzaklığı, havasının ve suyunun uygun olmayışı yüzünden telef oldu… Hemen o aralık Osmanlı devleti ile barış halinde bulunan Moskof keferesinin antlaşmayı bozup Osmanlı topraklarına karşı saldırıya kalktığı haberleri İstanbul’a gelmeye başladı. Bunun üzerine, orduya katılmak için Bosna Eyaletinden beşbin seçkin yaya ve atlı… pek çok gözüpek savaş yiğitleri o yöne gönderildiler.

                               FIRSAT DÜŞKÜNÜ HİLECİ NEMÇELİ

                Bosna’nın askersiz kaldığını, bu sebeple Bosna halkının zayıf ve perişan duruma düşmüş olacağını sanan, her zaman hileyi huy ve alışkanlık haline getirmiş fırsat düşkünü Nemçe keferesi, Osmanlı devleti ile arasındaki bağları koparmaya kalkıştı. Aralarındaki antlaşmayı süresi dolmadan bozdu. Kötülük dolu yüreğinden ötedenberi fesat ve hıyanet kaynamakta olduğu için sürekli olarak gizli hazırlıklarda bulunmuştu. Hatta birkaç yıl önce Nemçeli ve Moskoflu, Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu kötü şartlar üzerinde fikir birliğine varmışlar, karşılıklı antlaşmalar yaparak fırsat doğmasını beklemeye başlamışlardı… Öte yandan İstanbul’daki elçileri, sürüp giden Doğu (İran) Seferleri ve kaderin cilvesi olarak zaman zaman meydana gelen yenilgiler, kargaşalıklar ve benzeri beklenmedik olaylardan ötürü, kısa akıllarınca, İslâm’ın yüceliğine uyuşukluk, bezginlik ve Osmanlı Devleti’nin kahredici gücüne gevşeklik ve noksanlık geldiği sonucuna varıyorlardı. Bu düşünceleri kapsayan mektupları ve açgözlülük kokan yazılarıyla, bağlı bulundukları kralları tahrik edip hırslandırmakta idiler. O kötü yaradılışlı krallar da gönüllerinde çöreklenmiş bulunan kötülükleri uygulamak için fırsat kolluyorlardı. Bu düşünce ile Nemçe (Avusturya) Çasarı tarafından yalnız Bosna’ya karşı yüz elli binden fazla erden oluşan bir ordu kurulup donatıldı.

                Biraz önce işaret olunduğu üzere Nemçeli ve Moskoflu, Osmanlı Devleti’ne karşı gizlice ittifak ettiler, birlik bağları kurdular. Hileciliklerinden ötürü bozguncu girişimlerine savaş hilesiyle başladılar. Fesadı ilk olarak koparmak amacıyla önce Rusya harekete geçti. Avusturya ise barış yanlısı ve tarafları uzlaştırmak için arabulucu kılığına büründü. Bir süre Osmanlı Devleti’ne herhangibir harekette bulunmadı. Böylece, Osmanlı dveleti’ini kendisine güvenilmesi, bu yüzden herhangibir kaygıya düşülmemesi fikrine inandırarak kandırmış oldu. Bunun üzerine İslâm orduları akın akın Rusya yönüne yöneldiler. Osmanlı ülkesinin öteki bölgeleri boşaldı. Avusturyalılar bunu anlar anlamaz fırsat budur diyerek, yer yer Osmanlı topraklarına saldırmaya başladılar. ( Ömer Bosnavi, a.g.e.Sayfa, 21-23)

                Gelecek hafta, Avusturya Banaluka’yı Kuşatıyor

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
1 yorum yapıldı
Tarih
İsmail bey tarihi yazılarınızla bizleri aydınlatıyorsunuz. Kalemine sağlık. Moskofu, Nemçelisi, Almanı, Fransızı hep aynı güvenilmez bir düşman her zaman temkinli olmalıyız. Allaha emanet olun.
Yorum Ekleyen: Rahmi ÜNALAN     27.01.2021 11:25:54
İsmail Aydın
DİĞER YAZILARI

İSMAİL AYDIN KİMDİR?

İsmail Aydın, Hukukçu yazar. Anacığının anlatımına göre koç katımında doğmuş. Koç katımı, Yozgat’ta ekim ayının sonu ile kasım ayının başında olur. Dolayısıyla doğum günü belli değil ama Aydın, doğum günü olarak 29 Ekimi benimsiyor. Koç katımı, döl almak üzere erkek koyunun (Koç) dişi koyunlar arasına bırakılmasına denir.

Peki, hangi yılın koç katımı? O da belli değil. 1950 olabileceği gibi 1949’a da ihtimali var. Her nasılsa nüfusa 08.02.1953 D.lu olarak tescil edilmiş. Yaşı küçük diye ortaokula kabul edilmemiş, bu defa da mahkeme kararıyla, ay ve gün sabit kalmak üzere 1950 olarak tescil edilmiş. İsmail Aydın, doğum gününün bile doğru dürüst kayıt altına alınamayışını, okur-yazar olmayan tolumun  “hal-i pürmelâli” olarak niteliyor.

İsmail Aydın İlkokulu Sorgun’a bağlı Temrezli köyünde, ortaokul ve liseyi Yozgat’ta okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1977 yılında mezun oldu. Yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra Sorgun’da altı yıl avukatlık yaptı. Ekim 1986’da Diyarbakır / Bismil’de Noter oldu. Kastamonu/Tosya, Bolu ve Ankara’da çalıştı, 2015 Şubatında emekliye ayrıldı.

İsmail Aydın çilekeş Anadolu’nun yanık sesi olarak çıkıyor karşımıza. Türkiye’mizin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunuyor. Üzerine titrediği kesim Gençlik. Ağırlıklı olarak üzerinde durduğu sorun Eğitim.

İsmail Aydın, fakülte yıllarından itibaren yazı hayatının içinde oldu. İlk gençlik yıllarıyla beraber memleket meseleleriyle ilgilendi. Tartışmalı radyo ve televizyon programlarına katıldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı. Şubat 2013’ten beridir, internet ortamında yayın yapan Ana Haber Gazete’de yazmaya devam ediyor.

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nda 2013-2016 yılları arasında yayınlanan Kıssadan Hisseler Programı’nın yapım ve sunuculuğunu üstlendi. Türkiye Noterler Birliği’nin Meslekî Forum Sitesi’nde anılarını yazdı.

Ağustos / 2016’da “Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor?”, Kasım 2016’da “Yeniden Yükselişe Doğru”, Şubat 2017’de “Umut Ülke Türkiye”, Mayıs 2017’de “Bir Noterin Anıları”, Ağustos 2017’de “Kaybettiklerimiz”, Ocak 2018’de “Kıssadan Hisseler”, Mart 2018’de “Niçin Akif? Niçin Safahat?” isimli kitapları yayımlandı.

Yazı hayatını ve kitap çalışmalarını sürdüren İsmail Aydın evli ve dört çocuk babasıdır.

...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahabergazete@gmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya