Hz. Muhammed A.S'ın göğe yükselerek Allah'ın huzuruna kabul edilmesi olayına Miraç denilmiştir. Hicretten 1 yıl veya 17 ay önce gerçekleşmiştir Recep ayının 27. Gecesinde vuku bulmuştur. Miraç olayının 2 aşaması vardır.
10.03.2021 04:39
1 yorum
1.643 okunma
HAYATIMIZ VE MİRAÇ
Ali Kerrar Ulu

Hz. Muhammed a.s.'ın göğe yükselerek Allahın huzuruna kabul edilmesi olayına Miraç denilmiştir. Hicretten 1 yıl veya 17 ay önce gerçekleşmiştir. Recep ayının 27. gecesinde vuku bulmuştur. Miraç olayının iki aşaması vardır.

1.  Aşamada  Hz. Peygamber (a.s)ın Mescidi haramdan Kudüs deki Mescidi Aksaya götürülmesi olayıdır. Bu olay ayetle tescillenmiştir. İsra suresinin 1. Ayetinde şöyle buyrulur <<O yüceler yücesi Allah ki rububiyyet ve uluhiyyetine işaret eden ayetlerinden bir kısmını kendisine göstermek üzere, bir gece kulunu Mescidi Haramdan alıp Mescidi Aksaya götürdü. Hiç şüphesiz O, işitendir görendir>> (İSRA-1)

Her türlü noksanlıktan münezzeh olan Allah Hz. Ademden ahir zamanına kadar tevhit inancını ayakta tutmak ve insanlara rehberlik yapmak için gönderdiği peygamberler silsilesinin son halkası Hz. Muhammet'tir. Onu, son elçi olarak karşılaşacağı zorlukları yenmek ve kiyamete kadar gelecek insanlara hükmedecek olan Allahın emir ve yasaklarını azim ve irade ile dimdik ayakta kalarak anlatması ve bildirmesi için muhteşem mucizeler ve ayetler ile yüz yüze getirdi. Ahiret hayatının bin bir halinden ikisi olan cennet ve cehennemin ahvalini gösterdi. Mescidi Haramdan Mescidi Aksaya getirilişi ve oralardaki gördükleri ve yaşadıkları Allah'ın ayetlerindendi.

Hadislerde verilen bilgilere göre Hz. Peygamber Burak isimli bir bineğe  bindirerek Kudüs deki Mescidi Aksaya getirildi.Burada Hz.  İbrahim,Hz. Musa , Hz. İsa  ve  diğer peygamberler tarafından karşılandı. Onlara imam olarak namaz kıldırdı.

Hz. Peygamber a.s..  Beytül Makdis'de kurulan bir miraçla ve yanında Cebrail olduğu halde göğe yükselmeye başladı. Göğün  1. katında Hz. Adem, 2. katında iki teyze oğlu Hz. Yahya ve İsa a.s. 3. katta Hz. Yusuf, 4. katta Hz. İdris, 5. katta Hz. Harun, 6. katta Hz. Musa ve 7. katta İbrahim A.S. ile görüştü.

Hz. Peygamberin Cebrail ile birlikteliği Sidre–i Münteha'da son buldu. Cebrail ben bundan daha ötesine çıkamam dedi. Rasulullah A.S. Refref adlı bir binekle yükselişini sürdürdü. Cennet ve nimetlerini, Cehennem ve orada azap çekenlerin halini gördü. Sonunda Allahın huzuruna vardı. Amma Allah ile yüz yüze gelmedi. Çünkü Allah'ı hiç bir göz göremez. Ebu Zer Rasulullaha Rabbini gördün mü? diye sordu. O da <<O bir nur Nasıl göreyim>> dedi.  Hz. Ayşe (RA), her kim Muhammet A.S, Rabbini gördü derse yalan söylemiştir. Zira Allah'ı <<Gözler onu göremez O gözleri görür O, Latiftir. Her şeyden haberdardır>>  (Enam -103) Ayetini okudu.

Miraç da Cennet ve Cehennem de gösterildi. Peygamberimiz şöyle buyurdu. Beyt-i Mamura girdim iki rekat namaz kıldım. Ona her gün 70000 melek girer. Kiyamete kadar geri de dönmezler. Sonra baktım bir ağaç var ki bir yaprağı bir ümmeti bürür. Bunun kökünden bir kaynak akıyor iki kola ayrılıyordu. Ey Cibril bu nedir? dedim. O da << Şu Rahmet nehri , şu da Allahın sana verdiği Kevser dir.>> dedi. Sonra Kevserin akış istikametini tuttum ve nihayet Cennete girdim. Birde ne bakayım orada hiçbir gözün görmediği, kulağın işitmediği İnsanın kalbine gelmeyen şeyler var. Burada Yüce Allah bana 5 vakit namazı Farz kıldı. Bakara suresinin son iki ayeti verildi. Ümmetimden Allah'a şirk koşmayanların büyük günahları mağfiret olunmuştur. Müjdelerini verdi.

Rasulullah'a Cehennemden Manzaralar da gösterildi. Şöyle ki bakırdan tırnakları ile kendi gözlerini ve bağırlarını tırmalayan bir topluluk görmüştüm. Onların kim olduğunu sorduğumda <<Bunlar giybet etmek suretiyle insanların etlerini yiyen ve onların şereflerine saldıran kimselerdir>> cevabını almıştım. Karınları yılanlar ile dolu ve o kadar şişkin insanları gördüğümde onların kim olduğunu sordum. Onların Faiz yiyen insanlar olduğu bilgisi verilmişti. Bunlara benzer daha pek çok cehennemliklerle karşılaştığını bildirmiştir.

İSRA  ve MİRAC olayını Rasulullah nasıl yaşadı bu konuda İslam alimleri ihtilaf etmişlerdir. Kimi uyurken rüya halinde olmuştur, kimi uyanıkken ruh halinde olmuştur. Çoğunluk ise hem ruh, hem de bedenle uyanıkken olmuştur görüşündedirler. Meşhur alim, Müfessir Mevdudi Tefhim-il Kuran da şöyle der <<Ayette kulunu bir gece götüren sözleri bunun sadece bir görüntü vaya rüya olmadığını, bilakis Allahın Peygamberine ayetlerini gösterdiği fiziksel ve bedensel bir yolculuk olduğunu gösterir. Bunu herkes böyle kabul etmelidir. İnsanın çok sınırlı güçleri ile Aya ulaşmayı başardığı zamanda Allahın sonsuz ve sınırsız gücü ve kuvveti ile Rasulüne kısa bir zaman içinde bu yolculuğu yaptırabileceğini inkar etmek çok saçmalıktır>> der. Molla cami Apdurrahman Kuddise Sırrıhu da <<Miraç'ın Arşa kadar ruh ve cesetle birlikte gerçekleştiğini kabul etmiştir.

Rasulullah o gece çok az bir zaman diliminde Miraç olayını yaşadı ve Mekke ye döndü. Evine geldi. Yaşadıklarını ailesi Ümmühan'a anlattı. Bu yaşadıklarımı anlatmak için Kabeye gideceyim dedi. Ümmühan bu yaşadıklarını reddederler bana göre anlatmamalısın. Amma Rasulullah evinden çıktı. Kabeye doğru yürüdü. Ebucehil ile karşılaştı ona durumu anlattı oda güldü. Kureyşlileri toplayacağım, onlara da anlat dedi. Ebu cehil halkı çağırdı. Rasulullah onlara yaşadıklarını ve gördüklerini anlattı. Oradakiler ellerini birbirine vurarak yüksek seda ile gülerek kabul etmediklerini gösterdiler. Hz. Ebubekir'e sordular o da, Ben onun daha nice mucizelerini gördüm ve görüyorum. O söylemişse doğrudur dedi. Onlar: <<Onu bu konuda da mı tastik ediyorsun?>> dediler. O da:<<Ben Onu bundan daha ötesinde tastik ediyorum, sabah akşam gökten getirdiği haberleri yani Peygamberliğini tastik ediyorum>> dedi. Bunun üzerine kendisine sıddık ünvanı verildi.. O günden itibaren Ebubekiri Sıddık olarak anıldı. Kudüs deki Mescidi Aksanın durumunu sordular. Allah-Taala da Mescidi  Aksanın halini Peygamberimizin önüne getirdi. Sordukları sorulara dosdoğru cevaplar verdi şaşırıp kaldılar. Müşrikler Kudüs den Mekke ye doğru gelen kervanların halini sordular Rasulullah da kervanlarının sayılarını ve oradakilerin hallerini anlattı. Falancanın kervanı ile karşılaştım. Revha’da idi. Bir deve kaybetmişler arıyorlardı. Sonra sayılarını, yüklerini ve görünüşlerini sordular. Bu defa da kervan olduğu gibi Hz. Peygambere gösterildi sorduklarının hepsine cevap verdi. Ve buyurdu ki: içlerinde falan ve falan önde, boz renkte bir deve üzerinde dikilmiş iki harar olduğu halde falan gün güneşin doğması ile beraber gelirler>> dedi. Kervan geldiğinde Rasulullah'ın söylediklerinin hepsi doğrulandı. Böyle olduğu halde gene de iman etmediler.

Miraç, Kur'an'i bir hakikattir ve asla şüpheye yer yoktur ama yıllar önce olan bu hakikat nuru bizim hayatımızda nasıl parlamalıdır? Eğer biz Miraç'ı çağında yaşanıp orada kalan bir hakikat olarak bırakırsak kendimize yazık eder, kendimizi mahrum ederiz. Peki Mirac hayatımızda nasıl yer etmeli ve bu nur hayatımızın karanlık olan yerlerinde nasıl parlamalı?

Düşüneceğiz elbette. Hayatımızda doğruları yüceltmek ve yanlışları düzeltmek için düşüneceğiz. Öncelikle Miraçla bize farz olan namazımız hayatımızda nerde ve nasıl duruyor. "Namaz dinin direğidir..." diyen Allah Rasulü sallallahü aleyhi ve sellemin uyarısındaki direğimiz sağlam mı? Yine namazımı kılarken Allah'ın emrettiği şekilde dosdoğru kılabiliyor muyuz? Yine kılarken, Allah Rasulünün "Namaz müminin Miracıdır" müjdesini doğru anlayarak kimin huzuruna çıktığımızın bilincinde, aşkında ve şevkinde kılabiliyor muyuz? Böyle kılanlara ne mutlu, kılmayıp ta kılmaya karar verenlere de ne mutlu.

Diğer yandan hayatımızın kolay ve basit bir şekilde işleyiverdiğimiz gıybet günahını nereye koyacağız? Dedikoduyu tv programlarına, iletişim guruplarına varana kadar sosyalleştirmekten ne zaman sıyrılacağız? Diğer türlü Mirac'ı hayatımıza taşımak nasıl mümkün olur? Yine nasıl mümkün olur, Allah'a ve Rasülüne harb ilan etmek olan faizi hayatımızdan kovamazsak? Elbette bütün bunlar bir kararı bir tercihi gerektirir ve Allah'ın yardımını gerektirir. İşte bunun için yine Miraç hediyesi olan Amenerrasulü diye bilinen ayetlerle yakaracağız Rabbimize ve "Allah'ım taşıyamayacağımız yükü bizim üstümüze yükleme, bizi affet, bizi bağışla ve bize yardım et. Sen bizim Mevlamızsın.." diyeceğiz. İşte o zaman Allah'ın izniyle hayatımızda Miracın nuru parlayacak ve hayatımızın karanlıklarını aydınlatacaktır.

Çarşambayı Perşembeye bağlayan gece Miraç Kandilidir mübarek ve kutsal bir gecedir. Bu duygularla hayır ve hasenatlar ile ibadet ve taatlar ile  ihya etmeye çalışalım. Allah günahlarımızı affetsin. Cennet'teki makamımızı yükseltsin, geceniz mübarek olsun. Virüs afeti  ve benzeri musibetlerden tüm Müslümanları korusun.

Ali Kerrar Ulu

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
1 yorum yapıldı
saygılar değerli Hocam
Yozgat İmam Hatip Okulu Öğrencilerinizden Ben Hocam Yazınızı okudum Allah Razı olsun bizlere Milli ve manevi şuuru aşılayan sizlere minnet şükran borçluyuz. Selam ve saygılarımızla ellerinizden öperiz...Allah'a Emanet olun..Rabbim sağlıklı ömürler versin.
Yorum Ekleyen: Ahmet Sargın     9.03.2021 13:44:52
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahabergazete@gmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya