Geleneğimizde dostluğun kadim bir tadı vardır. Allaha şükür, bir kez daha en değerli dostumuza, Ramazana kavuşmaya ömrümüz yetti. İki dostun bir araya gelmesinin verdiği sevinç başka nerede bulunabilir? Hoş geldin en güzel dostumuz, ey şehri Ramazan! Sana bir kez daha ulaşmanın nurlu iklimini yaşıyoruz.
17.05.2019 12.03
2.280 okunma
Ramazan Paylaşmaktır
Ali Akça

Geleneğimizde dostluğun kadim bir tadı vardır. Allaha şükür, bir kez daha en değerli dostumuza, Ramazana kavuşmaya ömrümüz yetti. İki dostun bir araya gelmesinin verdiği sevinç başka nerede bulunabilir? Hoş geldin en güzel dostumuz, ey şehri Ramazan! Sana bir kez daha ulaşmanın nurlu iklimini yaşıyoruz.  

Dünyadaki baş döndürücü teknolojik değişim sonucunda, her yılın bir öncekini arattığı bir dönemde şevkle yaşayacağımız oruçlu günlerimiz bizi aynı havada bulacak mı, bilinmez. Geleneğin ve modernliğin birleştiği bugün ona ulaşmamıza dua ederken; aramızda olmayanları hatırlayınca içimizi hüzünlü bir titreşim kaplıyor.

Şimdi aç kalmak moda oldu ve tüm sağlık kitaplarında öneriliyor. Şüphesiz oruç tutmak “aç kalmak” değildir. Kolay olmamakla birlikte olabildiğince dünya düşüncelerinden sıyrılmaktır. Tutacağımız oruç, gösterişsiz ve sevabın en çok kazanılacağı bir ibadet olsun isteriz. Evlerde, restoranlarda, sokaklarda oruçlulara her detayı incelikle düşünülmüş mütevazı iftarlar veririz. Ancak, son çeyrek asırda kimi zaman sınırı aşıp gösteriş, görkem, lüks, şaşaa ve şatafatlı protokol iftarları ön plana çıktı. Lüks iftar yarışları başladı. Üstelik bunu gücü, makamı, durumu iyi olanlar kendi aralarında yaptılar. Böylece iyilik yapmayı, tövbe edip günahlardan bağışlanmayı, cehennemden azat olunmayı dileyerek sevap kazanmayı arzu ettiler.

Ülkemizde en sevilen ibadetin başında ramazan gelir. Kur’an-ı kerim bu ayda indiği için, bin aydan daha kıymetli olan Kadir Gecesi bu ayın içinde barındığı için bol bol Kur’an okur, okuturuz. Bu ayda, her gece, Cehenneme girmesi gereken binlerce Müslümanın bağışlandığına inanırız. Yardımlarımızla, zekâtımızla, fitremizle, tutulan oruçlar, verilen mütevazı iftarlar ve sahurlarla sorumluluğumuzu yerine getiririz. Dua eder cennete kavuşmayı dileriz.

Sevgili Peygamberimiz buyurdu ki: “Ramazanın birinci gecesi, Allah müminlere rahmet eder; rahmet ile baktığı kuluna hiç azap etmez. Ramazanın son günü, oruç tutan müminlerin hepsini af eder.” Ramazanın uzun ve mutlu yaşamın öncüsü olduğunu düşünebilmeliyiz. Orucu bütün organlarla yapmalı ve özellikle dilimizi kötü sözlerden ve gıybetten korumalıyız. Oruç, nefsi kontrol altına almanın, onu bastırmanın, onun kötülüklerine karşı korunmanın yollarını açan, onunla mücadelenin araçlarını sağlayan harika bir yaşam biçimidir. Kendimizi ve başkalarını affetmeyi öğretir, kaygı ve tansiyonu, zararlı stresi azaltır.

Evlerin kapısı her zaman misafirlere açabilmeliyiz. İnsan kendine, ailesine komşusuna, dost ve arkadaşına vakit ayırmalıdır. Biriktirdiklerimizle değil, dostlarla var oluruz. Yoksa sahip olduklarımız bir gün biz dokunamadan kaybolup gider. Eğer bunu yapamıyorsak sahip olduklarımızın ne anlamı vardır? Ancak şunu da vurgulama gerekir ki; şimdi kimse kimseye çat kapı iftarlara cesaret edip gidemiyor. Komşunun komşudan ramazan süresince haberi bile olmuyor.

Kendisine ayrılan ömrün sınırlı olduğunun ve bir gün bunun sona ereceğinin bilincinde olmak insanı anlamlı yaşayış konusunda endişelendirir. İnsanın kendi sorumluluk doğrultusunda gösterdiği çaba hayatın özüdür. Bu nedenle, oruç kendisiyle buluştuğu ve başka uğraşları bırakıp kendi iç dünyasına yolculuğa çıktığı, kendini daha iyi tanımasına, olgunlaştırmasına fırsat veren bir zamandır. Kalbin içi aşk için temizlenir saf ve berrak hale getirilir. İnsan en büyük düşmanı olan nefsiyle mücadeleye girer. Başkalarına her alanda saygı gösterirken kötülükten uzak durma gayreti içinde olur.

Oruç esnasında aç kalan vücut bir müddet sonra karaciğerdeki glikoza yönelip onu tüketir. Sonra vücuttaki enerji kaynağı yağları yakar ve kilo vermemize, kolesterol seviyemizi düşürmemize ve diyabet riskini azaltmamıza yardımcı olur. Yağı tüketip kan şekerine dönüştürür. İftar ve sahurda dengeli bir rejimle, protein, tuz ve su gibi belli besinleri almak önemlidir.

Oruç sırasında yeniden dengelenen vücut daha önemli fonksiyonlarına odaklanıp enfeksiyonlarla savaşıp hastalıklardan iyileşmeyi kolaylaştırır. Ramazan ayı ilerledikçe kalın bağırsak, böbrek ve deri toksinlerinden arınmaya başlar. Organlar maksimum kapasitesine döner. Hafıza ve yoğunlaşma yeniden güçlenip enerji artar. Şafak vaktinden gün doğumuna kadar olan dönemde enerji veren gıda ve sıvılar alınmalıdır. Oruç kasları korurken kişinin kilo vermesine de yardımcı olur.

Bazı uzmanlar bir süre aç kalınca vücudun kötü hücrelerini yiyerek temizlendiğini; az yemenin ve aç kalmanın ömrü uzattığını ileri sürmüşlerdir. Prof. Dr. Ahmet Aydın açlıktan şöyle bahsetmektedir: “Açlık sırasında yağların yıkımı sonucu oluşan keton cisimleri beyinin enerji ihtiyacını karşılar. Ve kan şekerimiz düşmez. Açlık sırasında bir stres hormonu olan adrenalin de artmaktadır. Adrenalin artışı zihnimizi açmakta ve bizi çalışmaya, faaliyet yapmaya teşvik etmektedir. Mesela ders çalışmada en verimli zaman sabahın erken saatleridir. Fasılalı açlığın ayrıca egzersizlere karşı toleransımızı artırdığı ve yaşlanmayı da geciktirdiğine dair güçlü kanıtlar vardır. Açlık stres, hastalık ve yaşlanmaya karşı koruyucu olan genlerin daha iyi çalışmasını sağlar. Açlık DNA tamirine izin vererek kansere karşı koruma sağlar. En ideal açlık süresi sahursuz Ramazan orucu gibi 20-22 saattir. Fasılalı açlık yaşam süresini uzatmaktadır.”

Ramazan önerileri kısa ve özdür: “Sadece iftar yemeği yiyin. Sahurda yemek yemeyin sadece su için. Böylece hem uykunuz fazla bölünmemiş olur hem de açlık süresi uzar. Bu sırada isterseniz domates, biber, salatalık ve yeşil yapraklı sebzeleri ve otları tüketebilirsiniz. Sıcak ortamlardan ve aşırı faaliyetlerden kaçınarak su kaybını minimale indirin.”

Son dönemde, çoğumuz rahatına düşkün ve kendi nefsimizin konforuna hiç olmadığı düzeyde esir düştük. Önce kendimizden, ailemizden ve dostlarımızdan iyice koptuk. Dürüstlükten ve adaletten uzaklaştık. Modern hayat ve mal-makam sevdası toplumun fertlerini birbirine düşürerek ayak kaydırma vefasızlığını tetikledi. Yeterince gaflete duçar olduk, vazgeçemeyeceğimiz bağımlılıklarımız oluştu. Ramazandan şimdi derin hikmetleriyle bizi kurtarmasını bekliyoruz. Tut bizi oruç, özgürleştir varlığımızı ve bizi yeniden kendimize ve Rabbimize kavuştur Ramazan diyoruz.

Dostlukları pekiştirelim! İçimizdeki boşluk bu ramazanın gelişiyle biraz daha azalsın, komşumuzdan haberdar olalım! Sağlığımız, huzur, sevgi ve mutluluğumuz paylaştıkça daha fazla çoğalacaktır. Zaten Ramazan gerçekten insana dokunma ve varlığının bir kısmını gerekli ölçüde doğrudan paylaşmak değil midir? Ramazan ayında çok daha mutlu olmamızın nedeninin paylaşmak olduğunu hissederiz.

Allah’ın kolaylaştırdığından daha kolay, zorlaştırdığından daha zor bir iş yoktur. Ancak, insan inanmadığı işi yaparken an be an ölür. Bilinçaltımız bizim ağzımızdan çıkacakları gerçekleştirmeye hazırdır. Adalet ve dürüstlük ilkelerinin en çok kaybolduğu bu dönemde bizi iyilik kurtaracaktır.

Dualarımızın kabulünü, hayırlı ve verimli bir Ramazan diliyorum.

Ali AKÇA

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Ali Akça
DİĞER YAZILARI

Ali AKÇA, Uludağ İşletme Fakültesi'nden 1982 yılında mezun oldu. Fransa'nın Montpellier kentinde, Paul Valéry Universitési'nde 1982-84 yılları arasında dil eğitimi için bulundu ve muhtelif araştırmalar yaptı. 1984-1986 yıllarında yedek subay olarak askerliğini tamamladı. 1986 yılında Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı’nda göreve başladı.  Fransa'nın Rouen Universitési'nde 1992-94 yıllarında İşletme Yüksek Lisansını tamamladı. 2002-2006 yılları arasında T.C. Kuveyt Büyükelçiliği’nde Ekonomi Müşavirliği görevinde bulundu. Halen, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nda görevini sürdürmektedir.

 

YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya