Devlet büyüklerine mektup yazmak, kadim bir gelenek olmasa da yaygın bir alışkanlıktır. Her devirde kendinde bir güç hissedenler ve bir bilgi birikimi olduğunu sananlar, devlet büyüklerine mektup yazmış, fikirlerini ulaştırmaya çalışmıştır.
11.05.2021 03:03
622 okunma
Devlet büyüklerine ariza yazmak...
Av. Sabri Turhan

Devlet büyüklerine mektup yazmak, kadim bir gelenek olmasa da yaygın  bir alışkanlıktır. Her devirde kendinde bir güç hissedenler ve bir bilgi birikimi olduğunu sananlar, devlet büyüklerine mektup yazmış, fikirlerini ulaştırmaya çalışmıştır. 

Bazen kargacık–burgacık el yazıları ile metnin ve zarfın üzerinde muhatabının ismi de yazılı bu arizalar, devlet kademesinde makes  bulmuş, yöneticilere ışık tutmuştur. 

Zamanla, mektup yazanların statüsü, bulundukları mevkiler, mektupların üslubunu ve şeklini de değiştirmiştir. Mektuplarında üslubu değiştirenler  umumiyetle askeriye ve ilmiye sınıfına dahil olanlardır. İlmiye sınıfı işin ilmini yaptıklarından, her şeyin en iyisini kendilerinin bildiği havası ile işe koyulmuş, askeriye ise, gücün kendilerinde olduğundan hareketle konuyu eğilmiştir. 

Askeriyede bazı şahıslar, zamanla ayrı bir baş çekme, kendilerini sivillerden üstün görme sevdasına düşmüştür. Osmanlıdaki çekişmelerin hepsinin temelinde bu vardır. Öyle ki, askeriyedeki bazı eşhas, sivilleri “başı bozuk takımı” olarak görmüştür. Zaman zaman onlarda “başı bozuk takımı”nı yola getirmek hissi depreşmiştir. 

İşte bu aşamada, o samimi mektuplar, (şikayet hakkını kullanma bakımından haklı sayılsa bile) bildiri veya muhtıra haline gelmiştir. Burada eylemin şekli tartışılır olmuştur. 

Devlet ricaline, işlerin nasıl düzeltileceğini anlatan o kargacık-burgacık el yazıları, matbaada basılmış, başlığında muhatabının isminin yazılmadığı, sadece “Kamuoyuna Duyuru”  yazan metinlere dönüşmüştür. 

Yani stil değişmiştir. Üslup da.. Üsluptaki; ”.şu şu işleri şöyle yaparsak daha iyi olur” yerine, kısaca;  ”mevcut durumdan dönmezseniz, akıbetiniz kötü olur “ tehdidine evrilmiştir  yazılar.. 

27 Mayıs öncesindeki yazışmalara, konuşmalara bakın,12 Mart’tan ve 12 Eylül‘den öncekilere bakın, durum budur. Hatta onlardan sonrakilere de.. Ayrıca her ihtilalin ülkeyi 10’ar yıl geri götürdüğünü de hesap edin.. 

Şunu belirtmek gerekir ki, bu ülkede yaşayan herkesin devlet görevlilerine; ülkenin daha iyi idaresi için görüş bildirmeye hakkı vardır. Bunlar, askeriye olsun, ilmiye olsun, köyde çift süren Mehmet Amca olsun fark etmez. Devlette halen çalışıyor olması ile emekli asker olması arasında da bir fark yoktur. Yalnız halen emekli olmamışların ast oldukları, üstlerine karşı devlet memurları kanunu ve yönetmeliğini gözeterek hareket etmeleri daha iyi olur. 

Burada asıl olan üsluptur.. 

Tebliğler ve teklifler; ilmi, mukayeseli, çözüm yollarını gösterir tarzda olmalıdır. Bir bildiri yayınlayıp ”..yapacaksanız yapın. Yoksa çekin gidin!” anlamında yazılanlar, teklif değildir. Bunlar, olsa olsa, yazanları tatmin eden gösterilerdir.  

Şimdi burada biraz duralım.. Geçmişe, daha geçmişe bakalım.. 

Devlet büyüklerine mektup yazanların en meşhuru Koçibey’dir. Koçibey, müthiş ikna gücü olan, teklif ettiği konulara hakim bir gözlemcidir. 

Padişah olduktan sonra sünnet olan, yani küçük yaşta 1 numara olana 4.Murat ile temas kurmuş, O’na ulaşmış, görüşlerini Sultan’a aktarmıştır Koçibey. Ve anası Kösem Sultan’ın vesayetindeki Padişah’a; devletin iyi idare edilmediğini, daha iyi olması için nelerin nasıl yapılması gerektiğini bir bir izah etmiştir. Daha sonra Koçibey Risaleleri adı altında kitap haline getirilen teklifler ve tebliğler Padişah’ın çok hoşuna gitmiş, bir kaç kere de padişah ile Koçibey, yüz yüze görüşmüştür. 

Koçibey Risaleleri’nde; Tımar ve Zeamet sisteminin bozulduğu; bugünkü halinin eskiden nasıl olduğu; Yavuz ve Kanuni devrinde nasıl olduğu mukayeseli olarak anlatılmıştır. Koçibey ayrıca devlette çöreklenen kötülükleri misalleri ile anlatmıştır. İlmiye sınıfının bozulduğunu ,ehliyetsiz kişilere görev verildiğini, memurların azil endişesinden uzak bir şekilde çalışması gerektiğini ve atanan ehil bir memurun uzun süre o görevde kalmasının devlete faydalı olacağını savunmuştur Risalelerde.. 

Bunları ve diğer aksaklıkları anlatan Koçibey, çözüm yollarını da göstermiştir. O, çözüm için “Kanun-u Kadim’e dönülmelidir” demiştir. Kanun-u Kadim, Yavuz ve Kanuni  dönemindeki uygulamalardır. 

Bütün bunları ve dahasını okuyan, birkaç kere de şifahi olarak Koçibey’i dinleyen 4 Murat, reşit olup ve 20 yaşına geldiğinde nasıl bir kumpasın içine düşürüldüğünü anladı. Görklü kaftanını sırtına giydi, o ağır gürzü eline aldı (aynı filmdeki gibi) ”Geel  bakalım zorba başı !..” diyerek, sağ elindeki gürzü sol avucunun içine  vurdu. 

Yani padişah devleti düzeltmeye ahdetmişti.. 

O 4.Murat ki, Osmanlı Padişahları içinde en sinirli olandı. Yavuz’dan bile sinirli idi. İşte Koçibey, meramını böyle bir kişiye bile anlatabildi..  

Ama devletteki aksaklıkları görmüş sinirli padişah 27 yaşında öldü. İşler yarım kaldı. O’ndan sonra yerine kardeşi İbrahim Padişah  oldu. Genç Padişah da Koçibey’den  risale yazmasını, kendisine  ışık tutmasını istedi. Koçibey, O’na  da Risale- 2 dediğimiz teklifleri ve tebliğleri yazdı. Risale- 2’de de 1’de olduğu  gibi devletin nasıl yönetilmesi halinde durumun daha iyi olacağı anlatıldı.  

Koçibey Risaleleri, gerçeklerin ve devlet yönetme sanatının kağıda dökülmüş halidir. Bunların kıymetini bilen Almanlar, risaleleri Almancaya, Ruslar da Rusçaya tercüme ederek ibret aldılar. 

Koçibey, devrindeki ve kendisinden sonraki ilim adamlarını da etkiledi. Mesela Katip Çelebi devletin nasıl yönetileceğini anlatan kitaplarında O da Kanun-u Kadim’e dönülmesi gerektiğini savundu. Koçebey’in, öldüğünde küçük bir çocuk olan ünlü tarihçi Naima’yı da kitapları ile etkilediği söylenir. 

Evet.. Kaldığımız yere dönersek, ”..memleketin daha iyi nasıl yönetileceğini “ izah  etmemiz lazım. Daha iyiyi anlatmamız lazım. ”Böyle olmaz” demenin yetmeyeceğini bilmek gerekir. Bunun için fikri olanların bir samimiyet gösterisinde bulunmaları gerekir En azından husumetten dolayı konuşmuş olmadığı gösterilmelidir. Husumetle işe girişilirse, karşı yanın da kontr vaziyete geçeceği bellidir. 

Üsluplar düzelirse, anlaşma kolay olur. Ve bundan ülke kazanır. 

Bayramınızı en derin duygularla kutlarım .  

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya