Aziz dostlar, bu köşe yazımızda sizlere tarih ve günümüz penceresinden bakarak sesleneceğiz ve yazacağız. Bugünkü konumuz, ülkemizin ve milletimizin geleceği için oldukça büyük ve hayati öneme sahip bir konudur. Büyük bir ilgi ve dikkatle okuyacağınızı umarız.
03.06.2021 10:29
702 okunma
İKTİDARI VE MUHALEFETİYLE TARİHTE VE GÜNÜMÜZDE KÖTÜ MUHALEFET ÖRNEKLERİ
Süleyman Kocabaş

Aziz dostlar, bu köşe yazımızda sizlere tarih ve günümüz penceresinden bakarak sesleneceğiz ve yazacağız. Bugünkü konumuz, ülkemizin ve milletimizin geleceği için oldukça büyük ve hayati öneme sahip bir konudur. Büyük bir ilgi ve dikkatle okuyacağınızı umarız.

Tarihten günümüzde iktidarları ve muhalefetleriyle ülkemizi büyük felaketlere sürükleyen kötü muhalefet  örneklerinden  bahsedeceğiz. Yazılarımızı takip edenler bilirler, bunlardan zaten zaman zaman bahsetmiştik. Gelişmelerin önemine binaen konuya yeniden değineceğiz.

Meşrutiyet veya demokrasiyle idare edilen ülkeler içinde, iktidarlarıyla ve muhalefetleriyle  oldukça radikal ve yakışıksız  söylemleri ve eylemleriyle bunlardan en çok zarar gören ülkelerin en başında Türkiye’miz gelmiştir. Bu kötü örneklerden birincisi bize,  Meşrutiyet döneminde (1908 – 1918) bir imparatorluk kaybettirmiş, Cumhuriyet dönemindeki diğer üçü ise, 1950 -1980 zaman diliminde üç uğursuz darbeye sebep olmuştur. Uğursuz olmuşlardır, çünkü bunlarla demokratikleşme sürecimiz kesintiye uğramış, ekonomik  gelişmemize ise büyük darbe vurulmuş, bu olup bitenler sonucu ülkemiz, bölgemizde ve dünyada süper güç olmaktan alıkonulmuştur.

Bizde, “en kötü iktidar ve muhalefet  örnekleri” 1908–1918 zaman diliminde yaşanmış, öyle ki, iktidar partisi İttihat ve Terakki Partisi ile ana muhalefet partisi Hürriyet ve İtilaf Partisi arasında yaşanan kötü muhalefet örnekleri, oldukça radikal ve kötü muhalefet söylemleri ve eylemleri Osmanlı Devleti’nin tasfiyesinde rol oynayan önemli sebepler arasında yer almıştır. Öyle ki, bu iki parti iktidara oynamak uğrunda birbirlerini güç durumlarda bırakmaya yönelik, İmparatorluğun azınlık unsurlarını hükümete karşı isyanlara kışkırtmalarının yanında (bunu daha çok İtilafçılar yapmıştır), İttihatçılar ise daha da ileri giderek, İtilafçı yanlısı hükümetleri yıkabilmek için Osmanlı’nın yenileceğini bile bile düşmanları ile harbe kışkırtmışlar, bize Balkanları bütünüyle kaybettirecek 1912 Balkan Harbi bu sebepten çıkmış ve üstelik de harp içinde bile kötü siyasi muhalefet örneklerinden olarak, İttihatçı bir komutanın verdiği emri İtilafçı bir subayın dinlememesi veya İtilafçı bir subayın verdiği emri ise İttihatçı bir subayın yerine getirmemesi sonucu 150 yılda kazandığımız Balkanları 15 günde kaybettik.İki parti arasında yaşanan bu çok kötü muhalefet örneği, Bulgar ordusunu İstanbul’un son savunma hattı Çatalca İstihkamlarına kadar getirdi. (Belgelere  dayalı olarak geniş bilgi için benim şu iki kitaplarıma bakınız: Kendi İtiraflarıyla Jön Türkler Nerede Yanıldı?, s. 9 – 576) ve Bilinmeyen Tarihimiz, s. 9 – 205).

Demokrasimizi kesinti ve ekonomimizi geriliğe uğratan günümüzdeki üç kötü siyasi muhalefet örnekleri ise şunlar olmuştur: 1950-1960 zaman diliminde  iktidar partisi Demokrat Parti’nin Başbakanı Adnan Menderes ile Cumhurbaşkanı Celal Bayar’la ana muhalefet partisi CHP ve genel başkanı İsmet İnönü arasında yaşanan oldukça kırıcı ve yıkıcı kötü muhalefet örnekleri, radikal söylemleri  ve eylemleri  olmuş, ana muhalefet  tarağından “istibdat değil, hürriyet isteriz” argümanı üzerine kurgulanan bu savaş, en sonunda Ordu’nun dolduruşa getirilmesi sonucu 27 Mayıs 1960 darbesine sebep olmuştur. (Belgelere dayalı olarak geniş bilgi için benim şu kitabıma bakınız: 27 Mayıs 1960 Darbesinin İçyüzü Menderes Nasıl Devrildi? 1950 – 1960, s. 9 – 550)

Diğer iki kötü örnek ise şunlardır: 1965–1971 zaman diliminde iktidar partisi (Adalet Partisi) genel başkanı ve Başbakan Süleyman Demirel ile ana muhalefet partisi CHP ve lideri İnönü, 1977-1980 zaman diliminde ise yerine göre koalisyon hükümetleriyle birisi iktidar, diğeri ana muhalefet  AP lideri Demirel ile CHP lideri Bülent Ecevit arasında yaşanan kötü muhalefet örnekleri olmuştur. Genelde bu kötü örnekler kendisini, 68 Kuşağının ortaya çıkmasıyla başlayan ve her yeri kasıp kavurur hale gelen “Anarşinin önlenmesi” argümanı etrafında cereyan etmiş, iktidarıyla ve muhalefetiyle, bu olayları “iktidar olmak” çirkin hesaplarına  âlet eden partiler, bunların önlenmesine yönelik “ortak akıl ve politikalar”la  kararlara varamadıkları için bunlardan,”ülke bölünecek, komünizm ve irtica gelecek” korkusu ve endişesiyle dolduruşa getirilen TSK tarafından “bunları önlemek için” denilen 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 Darbeleri yapılmış, bunlarla ülkemiz yeniden “güdük kalmak”a mahkum  edilmiştir. (Belgelere dayalı olarak benim şu kitabıma bakınız: (Türkiye’de Politikada Şiddetin Perde Arkası 1876–1996, s. 9–450).

Uzatmayalım, günümüze gelindiğinde ise, tarihimizde yaşanan 5’incisi, iktidarıyla ve muhalefetiyle kötü siyasi muhalefet örneklerinin en radikal, yıkıcı ve kırıcı söylemleri ve eylemleriyle günümüzde, tarihten dersler alınmaksızın yeniden yaşanmaya başlanmıştır. Yaklaşık 20 yıldan beri iktidarda bulunan AK Parti Genel Başkanı ve başbakan, şimdi cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ile ana muhalefet  partisi CHP ve lideri Kemal Kılıçdaroğlu yanında, onunla “Millet İttifakı” adı altında “Seçim İttifakı” kuran diğer küçük partilerin toplumumuzun ve demokrasimizin kaldıramayacağı kötü muhalefet örneklerinden kısaca bahsetmek istiyoruz.

Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’ın kendisine muhalefet partilerinin yıkıcı ve kırıcı kötü muhalefet örneklerine bakarak “Türkiye’de muhalefet sorunu var” demesi yerden göğe kadar haklılık arz etmektedir. Tarihimizde zaten bunu, Başbakan Adnan Menderes de ana muhalifi İnönü’nün  kırıcı ve yıkıcı muhalefeti (üst üste üç seçimi kaybetmesini hazmedemedi ve muhalefetini  artırdı) sonucu söylemiş, bunun ülkeyi büyük bir felakete doğru sürüklemekte olduğundan bahsetmişti ama, kendisi de en sonunda İnönü’ye karşı bir alternatif olarak yıkıcı ve kırıcı iktidar muhalefeti propagandasına  başvurması, onun tam bir çifte standardı oldu. Menderes, bu yola başvurmasa idi belki de darbe olmazdı.

Günümüzde de Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın muhalefet partilerine karşı iktidar muhalefet üslubu Başbakan Menderes’in yanlış üslubuna benzemekte ve iktidarın bu radikal söylemleriyle de ülkede sanki “Bir de iktidar sorunu var” çağrışımı akla gelmektedir. Sayın Erdoğan’ı, yaptığı büyük atılımlarıyla severiz. Onu sevmemiz demek, hatalarını da görmemezlikten gelmemiz anlamına gelmez. “Dost acı söyler, doğru söyler” demişler. Halife Hz. Ömer ne demiş: “Benim hatalarımı bilip de baha söylemeyenler benim dostum değildir”. Bütün siyasi liderlerimizi, hiçbir art niyetimiz olmaksızın bu açıdan tenkide alıyoruz.

Muhalefet  partilerimiz, zaten yıllardır seçimleri kazanamamaları sonucu iyice hırçınlaşmaları ve “bekara avrat boşamak kolaydır” misali, iktidar partisine alabildiğine, ülkemizin kaldıramayacağı kırıcı ve yıkıcı propagandalar yapmaya devam etmektedirler. Özellikle kendisinin iktidar olması ve üstelik de “Bütün milletimizi  temsil eden Cumhurbaşkanı olmak” sıfatıyla da Sayın Erdoğan’ın bunlara kızarak kendisinin de radikal muhalefet örnekleri sergilememesi gerekir. Bence, bu cümleden olarak İyi Parti lideri Sayın Meral Akşener’in Rize gezisi sırasında karşılaştığı halkın tepkisiyle ilgili olarak Erdoğan’ın şunları söylemesi şık olmamış, zaten kendisini iyice yıpratmak isteyen muhalefet partilerinin eline “altın” bir fırsat daha vermiştir: “Gelin hanıma çok ileri gittiğinden memleketim Rize’de ona  bir ders verdiler. Daha neler olacak daha neler. Bunlar daha iyi günler…”

AK Parti sözcülerinin ifade ettikleri üzere, Akşener’in Erdoğan’ı İsrail Başbakanı Netenyahu’ya benzetip sinirleri iyice gerdiği bir sırada, onun, Erdoğan’ın memleketi Rize’ye gitmesi, “oylarını artırmaya yönelik” olarak, “olay çıksın, bunu kullanalım”  için gitti ise bu da muhalefetin daha da büyük bir ayıbı ve kötü muhalefet örneği olarak karşımıza çıkmaktadır. Hele, son günlerde ortaya çıkan ve “kurgulandığı” anlaşılan “Mafya Lideri  Sedat Peker Olayı”na ne demeli? Anlaşılan, Amerikan Başkanı Joe Bıden’in, “Muhalefeti  kullanarak Erdoğan’ı devirmek” girişimleri”nin kolu Birleşik Arap Emirliklerine kadar uzanmış demektir. Çünkü Peker, “iktidar aleyhine  olaylar yaratacak” denilen kaset senaryolarını buradan yayınlamaya devam etmektedir.  

Rize gezisine tepki günlerine  denk gelen günlerde (26 Mayıs 2021), Ayasofya camiinde bir hafızlık töreninde bir vaizin kürsüden “Geçmişte Ayasofya’yı müzeye çeviren Atatürk’ü kastediyor” görüşüyle, bundan “iktidardan aldığı cesaretle” denilerek, “kafirler ve hainler” diye bahsetmesi de Türkiye’de bir de “vaizlik sorunu”nun olabileceğini ortaya koymuştur. Artık olmuş bitmiş, milletimizin  arzusu doğrultusunda  camiye çevrilmekle meselesi  çözüm bulmuş  bir Ayasofya işini, mazisinden bahisle yeniden deşelemenin hiç kimseye ve ülkeye bir faydası olmaz. Hükümet, bundan da büyük zarar görmüş, kendisine hücum için muhalefetin eline diğer bir “altın” fırsat daha verilmiştir. Yahya Kemal ve Mehmet Akif’in yazdıkları ve söylediklerine göre, Türkiye’nin bir de “Vaizlik Sorunu” olup, onlara göre, “eğitilmemiş ve donanımlı olmayan vaizlerimizi dinleyenler, dinimizi gerçek anlamda öğrenemezler ve hatta bunları dinleyenler dinden bile soğurlar” gerçeği de dikkate alınırsa, bu kuruma da bir çekidüzen verilmesi gerekir düşüncesi kendisini göstermektedir.2 Haziran 2021  

Tarihçi  Yazar
kocabassuleyman@gmail.com

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Süleyman Kocabaş
DİĞER YAZILARI
Tarih ve Günümüz Penceresinden Türkiye'nin Osmanlı'dan Günümüze İngiltere ve Amerika Süper Güçleri Ekseninde Dört Defa Bunların Yeni Dünya :Düzenlerine Adaptasyonu-Dizaynı Süreci
3.12.2021 08:47:00
Kemal Kılıçdaroğlu'nun ¨Helalleşeceğim¨ İsteğinden Ürkenler ve Korkanlar
19.11.2021 12:35:00
Altınordu, Türkistan Hanlıkları, Kafkasya Milletleri, Uzakdoğu ve Afrika Müslümanlarının Osmanlı Devleti'nden Yardım İstekleri
21.10.2021 20:41:00
Türkçe Yılı Münasebetiyle IV Türkçenin İdeolojik ve Siyasi Tercihlere Âlet Edilmesi
6.10.2021 22:06:00
Arapların Selçuklu ve Osmanlı Yönetimine Girmeleri
20.09.2021 19:10:00
Anavatan Anadolu Topraklarımıza Yönelik Dört Büyük Tehdit ve Tehlike
9.09.2021 20:17:00
Avrupa'da Zulüm Gören Yahudilerin Türkiye'ye Sığınmaları ve Toplu Göçleri
5.09.2021 16:57:00
"Sosyal Medya Yasası" ve Gazetelerin Magazin Ekleri-Televizyonların Magazin Programları Sendromları
26.08.2021 11:20:00
Balkan Milletleri Osmanlı Yönetimine Niçin ve Nasıl Girmişlerdi?
22.08.2021 14:06:00
Tarih Bizi Çağırıyor I
Dün Tarih Bizi Nasıl Çağırmıştı?
15.08.2021 11:19:00
"Dil Devrimi", "Uydurdukça Dil" İle Niçin ve Nasıl Başladı ve Atatürk Bundan Neden Vazgeçti?
2.08.2021 21:44:00
Türkçe Yılı Münasebetiyle III
26.07.2021 23:10:00
Türkçe Yılı Münasebetiyle 1
11.07.2021 23:29:00
1. Napolyon'un ölümünün 200. yıldönümü münasebetiyle
6.07.2021 00:09:00
TARİHTEN DERSLER… TEK PARTİ DÖNEMİNDE DİN EĞİTİMİNİN DURDURULMASI
30.05.2021 04:35:00
1234
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya