Bu lakabı köylü takmıştı ona.
21.06.2021 11:54
2 yorum
891 okunma
“O ADAM BENİM BABAM…”
Kadir ÇALIŞICI

O “Koca Ahmet”ti... 

Bu lakabı köylü takmıştı ona.  

Bu hitap da, boğanın alnına takılan ''Maşallah'' kadar yakışmıştı.  

Dik duruşlu, pehlivan yapılıydı.  

Trafo sertliğindeki yapısıyla yüksek gerilim alanı yaratırdı çevresinde. Kaşlarının inip kalkışından, sesinin tınısından, gözünün ışığından anlardık ne istediğini. Sevgisi de öfkesi de sözlerinde değil gözlerindeydi. Gülümsediğinde bile gülüşü yüzüne dökülüp aydınlatmaz, gözleri içinde kalırdı. Hayat ona, tipilerin, fırtınaların acımasızca yonttuğu heybetli kayalıkların haşin görünümünü kazandırmıştı.  

Ekmeğini kazanmak için ömrünce toprakla göğüs göğüse çarpışmıştı. Sıkıntı ve meşakkatlerden şikayet ettiğini, zorluklar karşısında alnını kırıştırdığını hiç görmedik. Yenilgiyi, yanlışı yaşar ama “yenildim, yanlış yaptım” asla demezdi.  

Ta eskilerden kalma katıksız bir ciddiyet hiç eksik olmazdı yüzünden.  Sonradan görmüşler gibi değil, oturaklı bir eşraf edası vardı. Dudaklarındaki düğüm çözülüp yüreğini kimselere açmaz, acısını da, sevincini de kutsal bir sırmış gibi kendine saklar, hep içine gülüp içine ağlardı. Her türlü dünya nimetine tepeden bakan umumi bir doygunluk tavrıyla eğilip bükülmeden dosdoğru bakardı hayatın yüzüne.  

 

 Çocukluk yıllarımda yarı hayranlık ve yarı korkuyla efsane kahramanlarının cüssesini, devlerin ruhunu görürdüm onda. Büyük olsun küçük olsun, kimse laubalilik yapamazdı yanında. Bastığı her adımda kendisine hürmet celbettirirdi. Kapılar bile onun geliş gidişiyle, titreyerek açılır, titreyerek kapanırdı. 

 Sözlü öğüdünü hiç duymadım.  

Gözlerimizin içine baktı mı feleğimiz şaşardı. Gülüşlerimiz yüzündeki taş gibi sertliğe çarpar, anında dağılırdı. Aklın mantığın bütün itirazlarına rağmen, dilinin vermediği cevabı alabilmek için gözlerine bakardık. Ne kadar susarsa o kadar terletirdi.   Dövmeden korkutur, gülmeden severdi. Akranlarının köşebaşı yarenliklerine yüz vermez, çarşıda, pazarda ve kahvelerdeki  sululuklarına asla katılmazdı. Bilhassa biz gençler şakalaşabilmek için onun kalkıp gitmesini sabırsızlıkla beklerdik.  Kalbi ne kadar şefkat ateşinde erimişse de duruşu kemikleri kadar katıydı. Hayat yolculuğunda hep kendi kendinin yoldaşı olmuştu. Sadece bedeniyle değil duygularında da delikanlıydı. Kendi dünyası dışındaki dünyaların varlığını hiç kabullenemedi. Tek serveti için için kemirip durduğu gururuydu.   

 Sanki aramızda gözle görülmeyen bir duvar vardı. Kişiliğinin ardı meçhulümüzdü. Dünyamıza doğmuş, sürekli menzilimizin dışına çıkan aykırı bir yıldızdı sanki. Yüzümüze bakmadan tek heceli konuşurdu. Başbaşa kaldığımız zamanlar bir yanardağ sessizliğinin ürküntüsünü duyardım içimde. 

 

                Anam, ''Nasıl birşeyse çatal yürekli bir adam bu'' derdi. "Gösterilen yere değil, illa da kendi bildiği yöne gider. Burnu yere düşse eğilip almaz'' diye hayıflanırdı. Bazen da bize olan o sert ve haşin tutumuna kızar, ''Ha ara sıra da olsa yüzünde peydahlanan şu gülümsemen, çocuklarını görünce kara bulutlarda kaybolup gitmese olmaz mı be adam..?''  diye çıkışırdı. 

   Hakikatte babamın, bizi koşulsuz sevmek gibi bir mahkumiyeti vardı.  

Bir muska gibi kalbinde sımsıkı saklı bu sevgi, yedi kat muşambaya sarılı yatağına sığmayan koskoca bir ırmaktı. Öyle bir ırmak ki, sert ve aşılmaz bir duvarın ardından akar, kendinden doğup yine kendi içine dökülürdü.  

Biz bu sevgi ırmağını göremesek de gürül gürül aktığını hep bilirdik. Uğultusunu işitir, serinliğini hisseder, susadığımızda da içerdik 

Dedem Çanakkale'ye gidip de şehit düştüğünde henüz on iki yaşında imiş.  

''Savaşın zulmü bitincedir'' diye boşa dememişler.  

Hepsi çok küçük yaşta üç kardeşi, bir de dul anasıyla, her yıl daha yokuş, her yıl daha sarp, kalakalmışlar hayatın acımasız girdabında. O yüzden yılların yıllara aktardığı dertlerle çok erken yürümüş hayata.    

Ailemizin çifti çubuğu, tarlası tapanı çok olmasına çoktu. 

Ne fayda evin direği olmayınca… 

Yıllarca süren yokluklar, yoksunluklar ve yıkıntılar onun çocuk omuzlarına binmiş. 

Bu yüzden de mektep medrese görememiş. 

*  

Fırtınalı okul yıllarında… 

Gizli mihrakların bir baş, bir göz işaretiyle insanların katledildiği, kahvelerin,  işyerlerinin, otobüslerin ve durakların taranıp kanlı baskınlar yapıldığı yıllar… 

Aklın, izanın başlardan çıkıp gittiği, kim kimi niçin öldürüyor hiç düşünmeden çılgınca bir cinnet ateşinin yurdu sardığı yıllar… 

Hergün 40-50 genç kara toprağa veriliyordu. 

Eh biz de, vatan millet diyerek o katil namluların ucunda mücadele veriyorduk. 

Bir gün ablam beni karşısına aldı: 

-Bak kardeşim, dedi, babam yaşlandı. Ne zorluklarla seni okuttuğunu biliyorsun. Hele şimdilerde tek merakı sensin; akşam sabah seni düşünüyor. Bir mektup bile atmıyorsun. Sana bir şey olacak, ölüm haberin gelecek diye ödü kopuyor. Babama bir şey olursa vebalin olur, unutma! 

Sonraları sol yanına inme indi; yarı felç oldu. 

Şimdilerde babam her aklıma düştüğünde…  

Ablamın sözlerini hatırlayıp gözyaşlarına boğuluyorum. 

Acaba bilmeden istemeden babama zulüm mü ettim, diye... 

 

Onunkisi bize adanmış bir hayattı. 

Şu an düşünüyorum da;

Bunca çile, bunca meşakkate rağmen, başı dik yaşamanın onurunu akıtmış içimize.
 

*
 

 Babam “Koca Ahmet”e  de....

Bütün göçmüş babalara da rahmet olsun!

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
2 yorum yapıldı
Amin
Amin.Yerli ve mili öze dönüş gayreti kaybettiklerimizin güncelleşmesi duası ile yüreginize saglık
Yorum Ekleyen: Ali ilkbahar     27.06.2021 13:42:37
Benim Babam da...
Yazınızın %90'ında benim babamı okur gibi oldum. Gönlünüze elinize sağlık. Hepsine Allah rahmet eylesin.
Yorum Ekleyen: HÜSEYİN AYAZ     23.06.2021 13:55:14
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya