Avrupa’nın yayılmacı ve sömürgeci büyük emperyalist devletleri arasında, Osmanlı Devleti’nin paylaşılarak tarihten silinmesi uğrunda onu çok sayıda paylaşım pazarlıklarına oturulmuş ve paylaşım antlaşmaları yapılmış ve bunlar “Türkiye’yi Bölmek İçin Yüz Plan” başlığı adı altında kitaplaştırılmıştır. (T.G. Djuvara – Şekip Emin, Türkiye’yi bölmek için Yüz Plan, Çev. Yakup Üstün, Damla Yayınevi, İstanbul, 1979)
06.07.2021 12:09
392 okunma
1. Napolyon'un ölümünün 200. yıldönümü münasebetiyle
Süleyman Kocabaş

I.NAPOLYON’UN ÖLÜMÜNÜN 200. YILDÖNÜMÜ  MÜNASEBETİYLE 

ÇAR I.ALEKSANDR’LA  ARASINDA İSTANBUL VE BOĞAZLAR’I  PAYLAŞIM PAZARLIĞI

 

          Avrupa’nın yayılmacı ve sömürgeci büyük emperyalist devletleri arasında, Osmanlı Devleti’nin paylaşılarak tarihten silinmesi uğrunda onu çok sayıda paylaşım pazarlıklarına oturulmuş ve paylaşım antlaşmaları  yapılmış ve bunlar “Türkiye’yi Bölmek İçin Yüz Plan” başlığı adı altında kitaplaştırılmıştır. (T.G.  Djuvara – Şekip Emin, Türkiye’yi bölmek için Yüz Plan, Çev. Yakup Üstün,  Damla Yayınevi, İstanbul, 1979)

      Fransız İmparatoru I. Napolyon’un  2021 yılında ölümünün 200 yıl dönümü münasebetiyle “büyük anma etkinlikleri” yapılması dünya programlarına  alınmıştır. Adı geçen imparatorun, siyasi ve askeri hayatı, bütün milletlerin geleneksel sosyal, siyasal ve coğrafi düzenlerini alt üst etmeye yönelik olmuş ve bu sebepten özellikle Avrupa’nın Büyük Devletleri (İngiltere, İtalya, Avusturya, Prusya,  Rusya vb.) onu kendilerinin “şeytanları” olarak  nitelendirmişler, bizim tarihimize ise unvanı, dıştan saldırıları (1798’de Mısır’ı işgali)  ve içten azınlıkları kışkırtıp onlara “milli devletler” kurdurtmak emelleri sebebiyle   “Türkiye’nin kabir kazıcısı imparatorlardan” olarak geçmiştir. Günümüzün anma etkinliklerinde bile, onun “Avrupa’nın şeytanı” olarak nitelendirilmesi (günümüzün  Fransız  Cumhurbaşkanı Macron bile bunu vurgulamıştır) kendisini göstermiş, anma etkinliklerine damgasını vurmaya devam eden bu “kötü hatırası” olmuştur.

       I.Napolyon’un , Fransız yayılmacılığı ve sömürgeciliğinden en büyük rakibi, Dünya’nın süper gücü oluşunu 1774 Küçük Kaynarca Antlaşmasından sonra Osmanlı Devletinden devralan  İngiltere olmuş, onu Kıta Avrupasında etkisiz hale getirmek  ve sömürgelerinden tasfiye ile buralara kendisi yerleşmek için “birinci hedef” onu gözüne kestirmiş,   bu uğurda  onu çökertmeye yönelik olarak  “en büyük ve kârlı sömürgesi” denilen Hindistan’a  1798’de Osmanlı eyaleti  Mısır üzerinden  “ Hint Seferi” ne çıkmıştır.  İngiltere-Osmanlı –Rusya- Avusturya  İttifakı  sayesinde Haziran 1799’da Suriye’de sahildeki     Akka kalesinde  Osmanlı Paşası Cezzar Ahmet Paşa’ya yenildikten sonra önce Mısır’a sonra ülkesine geri  dönmüş, ardından da Mısır’daki  General  Kleber komutasındaki Fransız  ordusu Osmanlı ve müttefiklerine yenilince  3 Eylül 1801’de Mısır’ı boşaltılmıştır.

     I.Napolyon, Avrupa’ya dönüşünde burada rahat durmamış, bu sefer de  nüfuzuna aldığı İtalya üzerinden  Avusturya’ya saldırarak, bu devleti Şubat 1801’de yenince,  kendisine Rusya yolu açılmıştır. Bu onu, Rusya üzerinden karadan Hindistan’a ulaşmak sevdasına kaptırmıştır. İngiltere, Rusya’nın da sömürgecilikte rakibi olduğu için İ.Napolyon’dan gelen teklife “evet” demiş, yalnız bunun için Osmanlı İmparatorluğunun Fransa ile arasında paylaşılması şartını ileri sürmüştür. Fransa da buna ”evet” deyince,  I.Napolyon ve Rus  Çarı I. Aleksandr 1807- 1808’de  Tilsit ve Efrut’ta bir araya gelerek  paylaşım pazarlıklarına başlamışlardır.

     Bu paylaşım pazarlıklarında, Akdeniz’i bir “Fransız gölü” halini getirmek  uğrunda bu denizin hitterlandındaki bütün Osmanlı toprakları Fransa’nın payına ayrılırken, Rusya’nın da emeli Karadeniz’i bir “Rus gölü” haline getirmek uğrunda onun Osmanlı hitterlandı topraklarından Rusya’ya da büyük bir pay ayrılıyordu.  

     Sıra, Osmanlı Devletinin  yönetim merkezi İstanbul ve hitterlandında bulunan Marmara denizi,  İstanbul   Çanakkale Boğazının paylaşımı konusuna gelince, iki imparator, büyük  stratejik ve jeopolitik önemleri sebebiyle buraların mutlaka kendilerine verilmesi isteklerinde diretince 1807’de  Tilsit’de başlayan görüşmeler bir ara kesilmiş, paylaşımı  tamlamak  için bu görüşmeler 1808’de  Efrut’da yeniden başlamıştı.

       Heyetler arasındaki bu zirve toplantısında da İstanbul ve Boğazlar pazarlığı yine çok çetin geçti. Çar II.Aleksandr, İstanbul ve Boğazların “İmparatorluğunun anahtarları” olarak gördüğünü, Bunlardan asla vazgeçmeyeceğini söylemişti. (Puryear Vernon J., Napoleon  and the  Dardanelle, The University of California, California, 1951, s. 281). I. Napolyon, Çar’ın ısrarlı tavırları karşısında iyice sinirlendi. Bir gün görüşmelerin gizli bir anında  özel sekreteri  Meneval’dan bir Türkiye haritası istedi. Haritayı Çar’ın önüne açarak, parmağını  İstanbul’un üzeri koyduktan sonra ona sertçe şunları söyledi: “İstanbul, İstanbul asla! O bir    dünya imparatorluğudur.” (Puryear, s. 168)

    I.Napolyon, gizli görüşmelerde İstanbul’un önemi ile ilgili olarak Çar’a daha başka, şunları söylemişti: “İstanbul, aynı zamanda Toulon, Korfu (Fransa’nın harp ve ticaret limanı  şehirleri) dünya ticaretinin de anahtarlarıdır.” (Puryear, s.326). “İstanbul’u hiç kimseye bırakmam. Ona hakim olmak dünyaya hakim olmaktır.” (Rene Piton, Karadeniz ve Boğazlar Meselesi, Çev. H. Nuri, İbrahim Hilmi Kitabevi, İstanbul, 1325, s. 19) “Avrupa’da Türklerin görüntüsüne daha fazla süre tahammül etmek mümkün değildir.  Siz onları, Asya içinde bile kovma hürriyetine sahipsiniz. Yalnız ben İstanbul’un  bir Avrupalı büyük devletin eline düşmesine asla tahammül edemem.” (G.F. Abbott, Turkey, Greece the Great Powers,  Robert Scott Roxburghe House Paternoster Row E.C., London , 1962, s. 65).

        I.Napolyon’un, İstanbul’u bir imparatorluğa bedel ve kurulacak bir dünya imparatorluğunun başkenti olacak yegane şehir olarak nitelendirmesi çok önemlidir. Kendisini de zaten, işin nihayetinde başkenti İstanbul olmak üzere, eski Roma İmparatorluğunu yeniden diriltmek emelinde idi. Onun, Türlerin Avrupa’dan ve hatta Asya’dan bile atılabilirler demesi, İstanbul söz konusu olursa, Büyük Devletler onun kime ait olacağı konusunda anlaşamazlarsa, burasının Büyük Devletlerin çıkarlarını dengelemek için mutlaka Türlerin elinde bulunması gerektiğini “erkenden” vurgulamak anlamına geliyordu. Zaten de  “Zayıf Osmanlı” yı 19. Asrın başlarından 1922’ye kadar yaşatan ve ondan sonra da   Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin doğmasına sebep olan İstanbul ve Boğazların stratejik önemi olmuş, bu haliyle bunlar için “Bunlar, İstanbul ve Boğazların hediyesidir” denilmiş, Osmanlı Sadrazamı  Mustafa Reşit Paşa’da yine daha “erkenden”, “Devlet-i Ȃliye (Osmanlı Devleti) İstanbul’u değil, İstanbul Devlet –i Ȃliye’yi koruyor” demişti.( Süleyman Kani İrtem, Boğazlar Meselesi, Boğazlar Meselesi, Akşam  Matbaası, İstanbul, 1936, s. 31)

    I.Napolyon da İngilizlerin elinde Saint Helene ardasında sürgün hayatını yaşarken yazdığı hatıralarında  Türkiye’yi İstanbul’un yaşattığına dair şunları yazmıştı. “Türk İmparatorluğunu  Rusya ile paylaşabilirdim. Mesele aramızda birkaç defa konuşuldu. İstanbul onu her defasında kurtardı. Bu başkent, büyük gaile (devletler arasında büyük problem), meselenin gerçekten mihenk taşı idi. Bu şehir, bir cevherdir.  Öyle bir cevherdir ki, bir imparatorluğa değer.  Ona sahip oyan dünyayı idare eder.” (Feridun Cemal Erkin, Türk –Sovyet İlişkileri ve Boğazlar Meselesi,  Başnur Matbaası, İstanbul, 1968, s. 24)

     Tilsit ve Efrut’taki I.Napolyon – Çar II. Aleksandr arasındaki Osmanlı’yı paylaşım pazarlıkları, Türkiye’nin yalnızca İstanbul ve Boğazlarda yaşatılması esas alınarak Erfurt’ta  12 Ekim 1808’de imzalanmıştı. (Ahmet Cevdet Paşa, Tarih-i Cevdet,  Üçdal Neşriyatı, İstanbul, 1983C. V, s. 2284) 27  6 2021

Süleyman KOCABAŞ
kocabassuleyman@gmail.com

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Süleyman Kocabaş
DİĞER YAZILARI
Tarih ve Günümüz Penceresinden Türkiye'nin Osmanlı'dan Günümüze İngiltere ve Amerika Süper Güçleri Ekseninde Dört Defa Bunların Yeni Dünya :Düzenlerine Adaptasyonu-Dizaynı Süreci
3.12.2021 08:47:00
Kemal Kılıçdaroğlu'nun ¨Helalleşeceğim¨ İsteğinden Ürkenler ve Korkanlar
19.11.2021 12:35:00
Altınordu, Türkistan Hanlıkları, Kafkasya Milletleri, Uzakdoğu ve Afrika Müslümanlarının Osmanlı Devleti'nden Yardım İstekleri
21.10.2021 20:41:00
Türkçe Yılı Münasebetiyle IV Türkçenin İdeolojik ve Siyasi Tercihlere Âlet Edilmesi
6.10.2021 22:06:00
Arapların Selçuklu ve Osmanlı Yönetimine Girmeleri
20.09.2021 19:10:00
Anavatan Anadolu Topraklarımıza Yönelik Dört Büyük Tehdit ve Tehlike
9.09.2021 20:17:00
Avrupa'da Zulüm Gören Yahudilerin Türkiye'ye Sığınmaları ve Toplu Göçleri
5.09.2021 16:57:00
"Sosyal Medya Yasası" ve Gazetelerin Magazin Ekleri-Televizyonların Magazin Programları Sendromları
26.08.2021 11:20:00
Balkan Milletleri Osmanlı Yönetimine Niçin ve Nasıl Girmişlerdi?
22.08.2021 14:06:00
Tarih Bizi Çağırıyor I
Dün Tarih Bizi Nasıl Çağırmıştı?
15.08.2021 11:19:00
"Dil Devrimi", "Uydurdukça Dil" İle Niçin ve Nasıl Başladı ve Atatürk Bundan Neden Vazgeçti?
2.08.2021 21:44:00
Türkçe Yılı Münasebetiyle III
26.07.2021 23:10:00
Türkçe Yılı Münasebetiyle 1
11.07.2021 23:29:00
İKTİDARI VE MUHALEFETİYLE TARİHTE VE GÜNÜMÜZDE KÖTÜ MUHALEFET ÖRNEKLERİ
3.06.2021 10:29:00
TARİHTEN DERSLER… TEK PARTİ DÖNEMİNDE DİN EĞİTİMİNİN DURDURULMASI
30.05.2021 04:35:00
1234
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya