Düşman yeni savaşı böyle planlıyor: “Bir halkı tasfiye etmenin ilk adımı, onun belleğini silmektir. Kitaplarını, kültürünü, tarihini imha et. Sonra başka birilerinin yeni kitaplar yazmasını, yeni bir kültür imal etmesini, yeni bir tarih icat etmesini sağla. Çok geçmeden bu ulus şimdi ve geçmişte ne olduğunu unutmaya başlayacaktır. Bu unutuş, çevresindeki dünyada daha da hızlı gerçekleşecektir.”
08.01.2019 13.33
312 okunma
Türkiye’ye karşı “sessiz savaşta sessiz silahlar”
Hasan Erden

Türkiye’ye karşı “sessiz

savaşta sessiz

silahlar”

Düşman yeni savaşı böyle planlıyor: “Bir halkı tasfiye etmenin ilk adımı, onun belleğini silmektir. Kitaplarını, kültürünü, tarihini imha et. Sonra başka birilerinin yeni kitaplar yazmasını, yeni bir kültür imal etmesini, yeni bir tarih icat etmesini sağla. Çok geçmeden bu ulus şimdi ve geçmişte ne olduğunu unutmaya başlayacaktır. Bu unutuş, çevresindeki dünyada daha da hızlı gerçekleşecektir.”

Haçlı savaşında düşmanın

İslam’a karşı yer altı

oyunları!

 

ABD, 2000’li yılların başında Batı dünyasını da arkasına alarak başlattığı İslam’a karşı Haçlı savaşının ilk aşamasında Afganistan ve Irak işgallerinden sonra İslam coğrafyasında sinsi ve sessiz bir soğuk savaş başlattı. Bu soğuk savaşın temel amacı Müslümanların İslam anlayışlarını dönüştürmek, zihinlerini değiştirmek, düşüncelerini kontrol etmek, iradelerini teslim almak, toplumları ABD sömürgeciliğine tabi hale getirmekti.

Batılı Yazar Philip Schlesinger, Türkçe’ye “Medya, Devlet ve Ulus, Siyasal Şiddet ve Kollektif Kimlik” adıyla çevrilen kitabında, sömürgeci stratejilerinde halkları robotlaştırmanın yolunun ilk önce nereden başlaması gerektiğini şöyle anlatıyor:

“Bir halkı tasfiye etmenin ilk adımı, onun belleğini silmektir. Kitaplarını, kültürünü, tarihini imha et. Sonra başka birilerinin yeni kitaplar yazmasını, yeni bir kültür imal etmesini, yeni bir tarih icat etmesini sağla. Çok geçmeden bu ulus şimdi ve geçmişte ne olduğunu unutmaya başlayacaktır. Bu unutuş, çevresindeki dünyada daha da hızlı gerçekleşecektir.” [1]

ZİHİN SAVAŞI İLE MÜSLÜMANLAR

NASIL BİÇİMLENDİRİLİYOR?

İslam dünyasına karşı Haçlı Savaşını yöneten Pentagon’un lugatına “zihin harbi” kavramını sokan Aquino’ya göre, zihin harbi, dost ve düşman bütün halklara karşı verilen stratejik, psikolojik savaşın sürekli halidir. Aquino şöyle diyor:

“Yabancı kültürleri kendi ahlâk yapımızla yönlendiremezsek, o ahlâk sahipleri ile daha acımasız bir şiddetle savaşmak zorunda kalırız. Bu durumla karşılaşmamak için zihin harbiyle milletleri şekillendirmeliyiz”. [2]

Davit Ickei’nin, “Brilliant Book“ adlı kitabında, 1986 yılında bulunan ve “Sessiz bir savaş için sessiz silahlar“ isimli, ABD Donanması’nda yer alan bir belgeden söz ediliyor. Ickei, “Bu belge, beyin yıkama tekniklerini açıklamaktadır. Benim elimde bulunan versiyon, kitlesel zihin kontrolünün politikasını anlatmaktadır“ diyor.

Belgede bunun ekonomi, eğitim ve sosyal hayatta uygulanacak metotlarla nasıl başarılacağı, “Uzaktan Zihin Kontrolü”nün nasıl kullanılacağı şöyle anlatılıyor:

“Bu, bir generalin yerine, bir bilgisayar programcısının çalıştırıldığı, bir silahın yerine, bir bilgisayardan; barut tozu yerine veri işlenmesiyle sevk edilen; mermilerin yerine, durumları ateşleyen bir sistemdir. Bu aşikar gürültüler çıkartmaz, aşikar fiziksel yaralanmalara neden olmaz ve herhangi bir kişinin günlük sosyal hayatına alenen müdahale etmez. (…) Halk içgüdüsüyle bir şeylerin yanlış olduğunu hissedebilir, fakat sessiz silahın teknik özellikleri nedeniyle, duygularını makul bir şekilde izah edemez veya kendi zekasıyla problemi çözemez. Bu nedenle, nasıl yardım isteyeceğini ve buna karşı kendilerini savunmak için diğerleriyle nasıl birleşeceğini bilmez. Sessiz bir silah, tedricen uygulandığında, baskı (psikolojik baskıdan ekonomik baskıya kadar) çok artarak devam edemeyecek hale gelene kadar, halk bunun varlığına uyum sağlar.” [3]

CIA: “YENİ HARP SAHASI

İNSANLARIN ZİHNİDİR”

1978 yılında Walter Boward adlı yazar, Operation Mind Control (Beyin Kontrol Harekatı) adında yayınladığı kitabında şunları anlatıyor:

“CIA psikolojik silah stoklarını,  psişik silahların değişik tiplerini geliştirmeyi başararak artırmıştır. Şimdi bu kabiliyetleriyle yeni tip bir harbe girişmesi mümkündür. Bu harp görünmez, muharebe sahası ise insan zihnidir.” [4]

İNSANLARI ROBOT HALİNE GETİRMEK

İÇİN CIA’NİN KOBAY PROJESİ

CIA Eski direktörü Allen Dulles, Princeton Üniversitesi’nde 1953’te şöyle bir konuşma yapmıştır:

“Hedef, insan zihnindeki savaşı kazanmaktır. Bu savaşın ilk cephesi propaganda, depolitizasyon ve sansür ile kitlesel sindirmeyi sağlamaktır. İkinci cephe ise bireyin beyninde kazanılacaktır; hedef beyin yıkama, zihin kontrolü, ideolojiyi değiştirme ve bir çok Mançurya Kobayı (Manchurian Candidate) yaratabilmektir!” [5]

ZİHİN SAVAŞI ABD MÜTTEFİKİ OLAN

VE OLMAYAN TÜM ÜLKELERDE…

2005 yılı sonlarında, USA Today Gazetesi’nin yayınladığı bir habere göre Pentagon, `psikolojik savaşlar` için 400 milyon dolar ayırdı. Pentagon`un psikolojik savaş bütçesinde, “çeşitli ülkelerde basın-yayın organlarında Amerikan yanlısı mesajlar çıkmasını sağlamak” da bulunuyor. Psikolojik savaştan sorumlu bir askeri yetkiliye dayanılarak verilen habere göre, yabancı okuyucu ve izleyicilerin ABD politikalarını desteklemeleri` hedeflenecek.

Amerikan Özel Operasyonlar Komutanlığı’na bağlı psikolojik savaş uzmanlarınca hazırlanan program, ABD’nin müttefiki olan veya olmayan bütün ülkelerde uygulanacak. Pentagon, söz konusu kampanyayı üç firma üzerinden yürütecek. USA Today`e bilgi veren Psikolojik Operasyonlar Destek Birimi Başkan Yardımcısı Mike Furlong, `Ürün üzerinde elbette ‘Made in USA’ ibaresi yer almayacak, diyor. [6]

“MÜSLÜMANLARIN ÖNCE ZİHİNLERİNİ

VE KALPLERİNİ KAZANMALIYIZ!”

ABD Irak’ı işgal ederken Saddam’ın ordusundan hiçbir direnişle karşılaşmamıştı. Ama işgalden sonra Müslüman halk gruplarından cihad ve direniş eylemlerinde bulunanlar hayli çok olmuştu. Bu cihad ve direniş eylemleri, ABD ordusuna büyük kayıplar verdirmişti. Amerikan ordusunun hapishanelerde yaptığı dehşet verici işkence ve zulümler cihad ve direniş eylemlerini bir türlü durduramamıştı.

Bunun üzerine ABD Müslümanlara karşı savaşın yöntemini değiştirdi.

ABD’nin İslam’a karşı savaşının en ünlü isimlerinden Francis Fukuyama, “After the Neocons: America at the Crossroads” adlı kitabında, ABD’nin askeri güç kullanımının sonuç vermeyeceğini, bunun yerine Müslümanların, hangi mezhepten olursa olsun “kalbini ve zihnini” kazanacak bir politika izlenmesi gerektiğini savundu. Ünlü Amerikan gazetesi “The Washington Post” da, Irak'ta ABD’nin kurduğu askeri okulda savaş konseptinin değiştirildiği ve direnişçilere karşı zaferin kazanılması için “gerilla savaşına karşı kültürel savaş” taktiklerinin işlenmeye başladığı yolundaki 21 Şubat 2006 günkü haberiyle, Fukuyama’nın yeni tezinin uygulanmağa başlandığını duyurdu. [7]

Fukuyama’nın tezi o tarihlerden bu yana sadece Irak’ta değil, Türkiye’de ve tüm İslam coğrafyasında uygulanıyor. Medya ve basınla, haber ajanslarıyla, TV programlarıyla, filmlerle ve dizilerle, internetle vs. kitle iletişim araçlarıyla zihinler şekillendiriliyor, biçimlendiriliyor, kontrol ediliyor ve yönlendiriliyor.

Türkiye’nin ve Müslüman Türk milletinin gündemini, İslam dünyasının gündemini başkaları Haçlı savaşını gerçekleştirenler belirliyor.

Medya ve basının verdiği haberlerden ve olaylardan başka insanlarımızın gündeminde, Müslüman Türk milletinin ve İslam dünyasının gündeminde kendi tercih ettikleri ve kendi iradeleriyle belirledikleri ne vardır?

Müslümanın Müslümanca düşünebildiği ve değerlendirebildiği ne vardır?

Müslüman Türk milleti kendi değerleri ve ülkemizin çıkarları doğrultusunda hangi konularda karar verebiliyor, tercihde bulunabiliyor?

Televizyon ekranlarından ve basından yansıtılanlardan başka “doğru” olarak neyi savunabiliyor ve tercih edebiliyor insanlarımız?

ABD  MEDYA İLE HALKA

NASIL EVET DEDİRTİYOR?

Noam Chomsky’nin, “Medya Halka Nasıl Evet Dedirtir” diye bir kitabı vardır. Medyanın telkin ettiği “evet”lerden başka, kitlelerin “hayır” diyebildiği ve tepki gösterebildiği ne vardır?

Irak işgalinin gerçekleştirildiği dönemlerde, Türkiye’nin başında bulunan yöneticiler ve Genelkurmay başkanları, ABD’nin, hem Türkiye’de ve hem İslam dünyası coğrafyasında, kitlelerin Amerika’dan yana düşünmesi ve evet demesi için, medyaya ve basına çok yüksek miktarda harcamalarda ve bağışlarda bulunduğuna dair uyarıcı açıklamalarda bulunuyorlardı, rahatsızlıklarını ve tepkilerini ortaya koyuyorlardı.

Bugün, ABD’nin aynı şekilde medya kontrolü devam ettiği halde böyle uyarıda bulunan herhangi bir sorumlu çıkmıyor.

Aynı şekilde Müslüman Türk milletinin büyük bir çoğunluğunda da büyük bir tepkisizlik ve kanıksama hakimdir.

Benim değerlerime ve ülke çıkarlarıma uymuyor diye tepki gösterebilen ve hayır diyebilen kaç kişi vardır?

Müslüman Türk milleti ve İslam dünyası Müslümanları zihin savaşında, sessiz ve sinsi silahlarla vuruluyor, kimlikler, kişilikler ve ruhlar yok ediliyor. Zihinler ve iradeler rehin alınıyor.

Düşmanın bu zihin savaşından öncelikle Türkiye yöneticilerinin ve İslam dünyası idarecilerinin ne kadar haberleri vardır?

Eğer haberleri ve bilgileri varsa, düşmanın bu amansız saldırısına karşı tedbir olarak bir şeyler yapmaları lazım gelmez mi?

SONUÇ

Son Haçlı Savaşının mermi, bomba, füze kullanılmayan, sessiz ve gizli taraflarını hiç unutmamak gerekir. Türkiye’yi yönetenler sıcak savaş hazırlıkları konusunda gösterdikleri başarılarını soğuk savaş konusunda da göstermelidirler.

Zihinleri ve iradeleri rehin olmaktan kurtaracak, yenilgileri galibiyete ve zafere dönüştürebilecek bir uyanış ve diriliş hareketine büyük ihtiyaç vardır.

Osmanlı tarihinde 1596’da yenilgiden zafere dönüşen bir savaş vardır: Haçova Savaşı. Osmanlı ordusunun tüm muharip birlikleri bozguna uğramış ve dağılmıştır. Düşman, aşçıların ve hizmetlilerin bulunduğu çadırlara kadar ilerlemiştir. Böyle bir durumda Osmanlı ordusunun aşçıları ve hizmetlileri kepçelerle ve kazmalarla “Allah Allah!” diyerek bir direniş başlatırlar, Böyle bir çıkışı hiç beklemeyen düşman birliklerinde büyük bir şaşkınlık ve panik meydana gelir.  Bunu gören dağılmış Osmanlı muharip birlikleri toparlanır ve karşı saldırıya geçerler. Sonunda yenilgi ve hezimet, galibiyete ve zafere dönüşür.

Osmanlının yıkılışından sonra Milli Mücadele de bir “Haçova” olayı değil midir?

Atalarımızın bir sözü vardır: Bir nal, bir at kurtarır, bir at bir yiğit kurtarır, bir yiğit bir askeri birliği kurtarır, bir askeri birlik bir orduyu kurtarır ve bir ordu bir ülkeyi kurtarır…

Bilindiği gibi çoğunlukla yangınlar bir kıvılcımdan kaynaklanır.

Şimdi Türkiye’de gönülleri tutuşturacak bir kıvılcıma büyük ihtiyaç vardır. Tarihimizin pek çok karanlık dönemlerinde olduğu gibi, bugün de böyle bir kıvılcım çakamaz mı, çıkamaz mı?

Sevgiler, saygılar…

herden1950@hotmail.com

 

 



[1] Medya, Devlet ve Ulus, Siyasal Şiddet ve Kolektif Kimlik, Philip Schlesinger, çev.: Mehmet Küçük, Ayrıntı Yay., İst., 1994, s. 236’dan nakleden: Suat Parlar, Barbarlığın  En  Yüksek Aşaması ABD, s: 435

[2] Dr. Emre Özyılmaz,  “Bir Ülkeyi Ele Geçirmenin farklı Yöntemi”, http://www.baremdergisi.com/news_detail.php?id=7587

[3] Ömer Özkaya, CIA Belgeleriyle Zihin Kontrol Operasyonları, 4. Baskı, IQ Kültür Sanat  Yay., 2003, İst., s: 53-55

[4] A.g.e., s: 72

[5] Ümit Sayın, Derin Devletler, Gizli Projeler ve Kirli Gerçekler, Neden Kitap, 2006, İstanbul, s: 157

[6] 2005-12-15 Zaman, A ve Cihan Haber Ajansları.

[7] Uluç Gürkan, Star Gazetesi, 25/02/2006

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
...

sanalbasin.com üyesidir

© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya