1960 sonrası hatıralarımda kaldığı kadarıyla paylaşmak istiyorum. Özellikle köylerden şehirlere doğru bu yıllarda bir göç hamlesi başladı. Gidenler neden gidiyordu? Konuyla ilgili araştırmalar var mıydı? Bu gidişin sonu nereye varır? Bu yazıda kısaca bunları irdelemeye çalışacağım.
17.07.2021 03:14
478 okunma
Köylü Köyünü Neden Terk Etti
Abdurrahman Zeynal

1960 sonrası hatıralarımda kaldığı kadarıyla paylaşmak istiyorum. Özellikle köylerden şehirlere doğru bu yıllarda bir göç hamlesi başladı. Gidenler neden gidiyordu? Konuyla ilgili araştırmalar var mıydı? Bu gidişin sonu nereye varır? Bu yazıda kısaca bunları irdelemeye çalışacağım.

Birinci sebep olarak 1950 sonrasında ilk ve ortaokulların hızla açılması sonucunda köy çocukları bu okullara devam ederek diplomalarını almıştı. Türkiye'de kurum ve kuruluşlar yurt sathına dağılınca buralarda istihdam edilecek insana ihtiyaç duyuldu. İşte bu ihtiyacı bu okullarda okumuş olan gençler doldurdu. Bunların özelliği okumaya başlayan gençlerdi. İlk ve Ortaokulu bitirenler devlet dairelerinde çok kolay iş buldu. Hele askerliğini yapmışsa istediği yerde torpilsiz işçi veya memur oldu.  Böylece genç nüfus artık kasabalı ve şehirli olmaya başlamıştı.

İkinci önemli sebep köyün iç dinamiklerinden kaynaklanan sosyal hayattı. Sosyal hayatın olumsuz etkileri çoğaldıkça Köyden göç edenler gurubu oluşmaya başladı. Bunlar komşularıyla, tarla, çayır veya hayvanları yüzünden kavga çıkan ve birbirine düşman ailelerden oluşuyordu. Özellikle kırsal kesimde bu durum kan davalarına dönüşüyor, hasımlardan biri diğerini köyden sürüp çıkarıyordu.

Üçüncü bir sebep köyde doğup büyümüş ama tarlası, çayırı, hayvanları olmayanlar oluşturuyordu. Bunlar kurtuluşu büyük şehirlere göçmekte buldular. Özellikle İstanbul, Ankara, Bursa, İzmir bunlar için kurtuluş mekanlarıydı. Zaten köyde geriye bırakacağı hiçbir malı olmayan bu insanlar trene atlayıp doğru büyük şehirlere gittiler. Her gidiş köydeki nüfusu azalttı.

Dördüncü gurupta ise Avrupa'ya giden işçilerdi. Özellikle 1965 sonrası binlerce genç delikanlı valizi kaptığı gibi Almanya, Fransa gibi devletlerin topraklarında hayat kavgasına başladılar. Kısa süre sonra cepleri parayla tanıştı. Mark, Frang artık güçlerine güç katıyor, yazları geldikleri köylerinde zenginliği temsil ediyorlardı. Bunları gören gençler 1980'lere kadar acı vatan dedikleri Batı Avrupa'da iş buldular. Çalıştılar. Önceleri köylerine geldiklerinde köyde satlık tarla ve çayırları aldılar. Ancak 1980'lere doğru bu tercihlerini değiştirip büyük şehirlerde apartman dairesi alarak yöntemi değiştirdiler.

Dördüncü sebep 1983 sonrasıydı. Özallı yıllardan başlayarak günümüzde zirveye ulaşan zihniyetti. Bu zihniyete göre artık köylerde oturmak akıl dışıydı. Şehre gitmek, apartmanlara kapıcı olmak, tarla ve çayırda çalışmaktan iyiydi. Bu dönemde gençlere köylüler bile kız vermemeye başladılar. Kızlar gençlere "köyü bırak, şehre göç et, bir yerde asgari ücretle işe başlarsan seninle evlenirim" demeye başladılar. Evlenemeyen gençler ana ve babalarını zorlayarak şehre göç etmeyi başardılar. Bu durum köyde üretimi durma noktasına getirirken şehirlerde iş bulamama sorununu artırdı. Böylece 1930'larda köy nüfusu %85'lerin üzerinde iken 2021 yılında bu oran %10'ların altına düştü.

Beşinci olarak tarım ve hayvancılık sahasında gerçekleşti. Yurt dışından kontrolsüz yapılan hububat alımları, hayvan ithalatları yanında girdi fiyatlarının artması, buna karşılık köylünün ürettiği ürünlerin değerinin azalması sonucunda köylüler Tarım Satış Kooperatiflerine, Ziraat Bankasına borçlandılar. Zamanla köylüler bu kurumlara olan borçlarını ödeyemeyince tarlalarını ve hayvanlarını satarak şehirlere göçmenin yollarını aradılar. Ayrıca "Toprak Mahsulleri Ofisinin" köylünün üretti ürünleri almada gösterdiği tavır ve davranışlarda göç olayına sebebiyet vermiştir.

Sonuç olarak geleneksel köy kültürü özellikle 1970 sonrası büyük değişime uğradı. Ağalık ve Beylik kültürü yok olurken marabalık, ortakçılık da hayat sahnesinden silinmiş oldu. Çünkü artık marabanın veya ortakçının oğlu öğretmen, mühendis ve doktor olmuştu. Ataerkil aile özelliği taşıyan toplumsal yapı nedeniyle şehre kasabaya yerleşen oğlu sonraları kızları ana ve babalarını da gittikleri yere götürerek ataerkil olma özelliklerini korumaya çalıştılar. Lakin bu büyük aile yapıları da 1990 sonrası biterek yerini çekirdek aileye bıraktı. Köyden gelen ana ve babalar artık şehrin sokaklarında yalnız kalmaya başlamıştı. Bu ise yeni ve acı bir sosyal yaraya sebep olmuştu.

Gelinen noktada erkekler evlenemiyor, kız anaları ise kızını vermek için yeni şartlar koyuyordu. Kız babası: "olunuz limon satsın kızımı şehirde yaşatsın" diyerek yeni bir zihniyetin haberini veriyordu.

a.zeynal@hotmail.com

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya