Son zamanlarda Fransızların adı Suriye’de ve Akdeniz’de ve dahi Ege’de Yunanistan’ın arkasında olarak sıkça duyulur halde.
01.08.2021 08:36
1 yorum
344 okunma
Fransızların İstanbul Merakı
İsmail Aydın

Son zamanlarda Fransızların adı Suriye’de ve Akdeniz’de ve dahi Ege’de Yunanistan’ın arkasında olarak sıkça duyulur halde.

Bizim köşede yayımlanan “Doğu Akdeniz ve Suriye Olaylarının Perde Arkası” isimli çalışmamızda, Rusya, İngiltere, ABD, İsrail ve Fransa’nın bölgedeki hedeflerini ortaya koymaya çalışmıştık. Rusya’nın hedefi, Petro’dan itibaren sıcak denizlere inmek; İngiltere’nin hedefi –Hindistan’ın sömürgesi olması sebebiyle- Hindistan’ın yol güvenliğini sağlamak;  ABD’nin hedefi küresel güç olarak varlığını idame ettirmek ve İsrail’in güvenliğini sağlamak; Siyonist İsrail’in hedefi Nil ile Fırat havzasını –kısa vadede Dicle ve Fırat’ın suyunu-  ele geçirmek; Fransa’nın hedefi ise Akdeniz’i bir Fransız gölü haline getirmekti. Söz konusu çalışmada da geçtiği üzere Napolyon Bonapart daha da ileri gidiyor, Rus çarı ile yaptığı görüşmede Osmanlı devleti topraklarını pazarlık konusu yapıyor ancak İstanbul’u isteyen çara karşı “Tek başına İstanbul bütün imparatorluğa değer” diyerek müzakere masasını deviriyordu. Napolyon böylece Fransızların hâkimi olduğu tek dünya devleti hayal ediyor ve onun başkenti olarak da İstanbul’u gördüğünü ortaya koyuyordu.

Fransızlar bu hedeflerini tarih boyu sürdüregelmişlerdir.(1) Türklerin önce Balkanlar’dan sonra da Anadolu’dan atılması için düzenlenen Haçlı seferlerinde, mesela Niğbolu’ya (1396) saldırırken bütün şan ve şerefin kendilerinde olması düşüncesiyle aktif rol almaları bunun en önemli göstergesidir.

İstanbul’un -IV. Haçlı seferinde- (1204) Latinler tarafından işgalinde Fransızların büyük rol oynadığı şüphesizdir. Katolik Latin işgalinde Ayasofya başta olmak üzere şehir üç gün süreyle yağmalanmış, Ortodoks Bizans imparatorluğu parçalanarak Latin imparatorlukları kurulmuştur. Oysa Haçlı seferlerinin ilan edilen asıl hedefi Türkleri Anadolu’dan atmak ve Kudüs’ü kurtarmaktı. Haçlı orduları Kudüs’e varmadan Anadolu’da yağmalar yapıyor, irili ufaklı devletler kuruyordu. Yani Kudüs bu işgal ve yağmalarda bir bahane idi.

BİZANS YENİDEN KURULUYOR

Nihayet Paleologos hanedanı (İmparator Mihail)  1261’de İstanbul’u Latinlerin elinden alarak Bizans İmparatorluğu’nu yeniden kurmuştur. Bu sırada Anadolu ve Rumeli’deki yerlerin çoğu elinden çıkmıştı. İmparatorluğun dayanacak ehemmiyetli bir ordusu yoktu; ordu denilen şey kısmen muhtelif milletlere mensup aylıklı ve serkeş kalabalıktan ibaretti.

Osmanlı ve diğer Anadolu beylikleri kuvvetlerinin devamlı surette ilerleyerek Anadolu’daki Bizans topraklarına yerleşmeleri, muntazam ordusu olmayan ve mevcut kuvveti de işe yaramayan imparatora hariçten yardımcı kuvvet arattırıyordu.

Bizans imparatorluğu işte böyle çalkantılı ve sıkıntılı bir dönem yaşarken İstanbul şehri 1305’de Lâtinler tarafından tekrar işgal edilmek tehlikesi geçirdi. Bu sırada sahnede yine bir Fransız kıralını görüyoruz: Güzel Filip lakaplı IV. Philippe idi bu kıral. (2) Papa V. Kleman, İstanbul’un işgali konusunda Fransa kıralı Güzel Filip ve Napoli kıralı Şarl dö Valva ile görüşmeler yapıyor; bundan başka Venediklileri de İstanbul’un fethine teşvik ediyordu. Papa Kleman, 1307’de Napoli kıralı Şarl’a, İstanbul’un zabtı için ısrarla mektup yazmış ve Venedikliler ile Şarl dö Valva arasında bir ittifak bile imzalamıştı.

Bizans İmparatorluğu, adalar cihetinden de müşkil durumda idi. Sakız adası Cenevizlilerin eline geçmişti. Güzel Filip Rodos adası ile ilgileniyordu. Rodos adası Menteşe Beyliği tarafından (1300) kısmen zaptedilmiş, diğer kısmında Rumlar tutunuyorlardı. Sen Jan şövalyeleri Papa ve Fransa kıralı Güzel Filip’in teşvikleriyle Rodos’a hücum ederek adayı almışlar ve buradaki Menteşe beyliği ile Rum hâkimiyetine son vermişlerdi. (1310)

İmparator ( II. Andronikos ve oğlu IX. Mihail), İstanbul’un zabtedilmesi korkusunu 1314’de Güzel Filip’in ölümüne kadar çekti. Daha sonra Papa da bu fikirden vazgeçerek başka Haçlı seferleriyle uğraştı. İşte bu sıralarda, Batı’dan gelecek bir yardımcısı olmayan Bizans (Rum) İmparatorluğuna karşı Uc beyi Osman Gazi adım adım ilerlemekte idi. Fransızların o gündür bu gündür hazmedemedikleri olay, işte Anadolu’daki bu Türk hâkimiyetinin gelişmesiydi; Konstantinopolis’in İstanbul olmasıydı. (Gelecek hafta, Fransız Hazımsızlığına Örnek).

 ____________:

  1. Kendisini küçük Napolyon olarak niteleyen Macron’un da hedefi aynıdır. Elinden gelse bizzat kendisi, mümkün olmazsa Yunanlılar eliyle Türkiye’yi Akdeniz’de, hani neredeyse bir kaşık suda boğacak.
  2. Yakışıklı olmasından dolayı Philippe güzel Philippe denmiş. 1285’de kıral olmuş, İngilizlerle on yıl savaşmış. Fransa’ya toprak kazandıramamış ama yapılan antlaşmaya kızı İsabelle’in İngiltere’nin gelecekteki kıralı II. Edward’la evlenmesini şart koşan bir hüküm koydurmuş. Bu evlilik 1308’de gerçekleşmiş. Philippe, 1306’da bütün Yahudileri Fransa’dan sürüp mülklerine el koymuş. Attan düşüp kısmî felç geçirmiş. Ölümünden bir gün önce koyduğu son verginin kaldırılmasını ve adına Haçlı seferi düzenlenmesini istemiş.
...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
1 yorum yapıldı
Sözde uygar
İşte bu sözde uygar sömürü ülkesinden idare hukukunu aldık bünyemize..Oysaki bin yıllı tarihimizde yönetim zaafımız mı vardı ki bu yola gittik. O tek dişi kalmış canavara ihtiyacımız mı vardı.Bunlar sorgulanması gereken konular...Anlaşılan iyice incelemeden hapları yutmuşuz
Yorum Ekleyen: Ahmet Günal     2.08.2021 09:22:39
İsmail Aydın
DİĞER YAZILARI

İSMAİL AYDIN KİMDİR?

İsmail Aydın, Hukukçu yazar. Anacığının anlatımına göre koç katımında doğmuş. Koç katımı, Yozgat’ta ekim ayının sonu ile kasım ayının başında olur. Dolayısıyla doğum günü belli değil ama Aydın, doğum günü olarak 29 Ekimi benimsiyor. Koç katımı, döl almak üzere erkek koyunun (Koç) dişi koyunlar arasına bırakılmasına denir.

Peki, hangi yılın koç katımı? O da belli değil. 1950 olabileceği gibi 1949’a da ihtimali var. Her nasılsa nüfusa 08.02.1953 D.lu olarak tescil edilmiş. Yaşı küçük diye ortaokula kabul edilmemiş, bu defa da mahkeme kararıyla, ay ve gün sabit kalmak üzere 1950 olarak tescil edilmiş. İsmail Aydın, doğum gününün bile doğru dürüst kayıt altına alınamayışını, okur-yazar olmayan tolumun  “hal-i pürmelâli” olarak niteliyor.

İsmail Aydın İlkokulu Sorgun’a bağlı Temrezli köyünde, ortaokul ve liseyi Yozgat’ta okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1977 yılında mezun oldu. Yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra Sorgun’da altı yıl avukatlık yaptı. Ekim 1986’da Diyarbakır / Bismil’de Noter oldu. Kastamonu/Tosya, Bolu ve Ankara’da çalıştı, 2015 Şubatında emekliye ayrıldı.

İsmail Aydın çilekeş Anadolu’nun yanık sesi olarak çıkıyor karşımıza. Türkiye’mizin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunuyor. Üzerine titrediği kesim Gençlik. Ağırlıklı olarak üzerinde durduğu sorun Eğitim.

İsmail Aydın, fakülte yıllarından itibaren yazı hayatının içinde oldu. İlk gençlik yıllarıyla beraber memleket meseleleriyle ilgilendi. Tartışmalı radyo ve televizyon programlarına katıldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı. Şubat 2013’ten beridir, internet ortamında yayın yapan Ana Haber Gazete’de yazmaya devam ediyor.

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nda 2013-2016 yılları arasında yayınlanan Kıssadan Hisseler Programı’nın yapım ve sunuculuğunu üstlendi. Türkiye Noterler Birliği’nin Meslekî Forum Sitesi’nde anılarını yazdı.

Ağustos / 2016’da “Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor?”, Kasım 2016’da “Yeniden Yükselişe Doğru”, Şubat 2017’de “Umut Ülke Türkiye”, Mayıs 2017’de “Bir Noterin Anıları”, Ağustos 2017’de “Kaybettiklerimiz”, Ocak 2018’de “Kıssadan Hisseler”, Mart 2018’de “Niçin Akif? Niçin Safahat?” isimli kitapları yayımlandı.

Yazı hayatını ve kitap çalışmalarını sürdüren İsmail Aydın evli ve dört çocuk babasıdır.

...

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2019    www.anahaberyorum.com          Programlama: Murat Kaya